magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Nisan 2013 Pazartesi

Sağlıkta Yeni Trend “Bardak Çektirme”

Ünlülerin yaptığı her hareket bir trend halini alıyor. Gün içerisinde tercih ettikleri kıyafetlerden tutunda yemek yeme alışkanlıklarına, spor tercihlerinden sağlıkları için yaptıkları uygulamalara kadar…


Bunlardan bir tanesi de Jennifer Aniston’un katıldığı bir galaya sırtında bardak izleri ile gelmesi ile “Sağlıkta yeni bir trend” halini aldı.

Doğu kültüründe yüzyıllardan bu yana bir tedavi yöntemi olarak kullanılan bardak çektirme ısıtılan bardakların sırta yapıştırılmasının ardından hızla çekilmesi ile uygulanan bir yöntemdir.

Bu yöntem doğu kültüründe kanın dolaşımın hızlanması ile özellikle soğuk algınlığına çok iyi geldiğine inanılmaktadır. Fakat Hollywood dünyasında şifasından çok sırt bölgesinde yarattığı görünümü ile güzellik trendi haline gelmeyi başardı.

Sezon boyunca gerek makyajı, gerek üzerilerinde ki kıyafetleri şık olan bayanların sırt bölgelerinde bardak izleri gördüğünüzde şaşkınlığınızı gizleyin ve bunun artık trend bir görünüm olduğunu unutmayın!

“Bardak Çektirme” trendine bir çoğumuzun uyum sağlamakta zorluk çekeceğini düşünüyorum.
Sizler bu trendi beklemeye alıp tercihinizi güzelliğiniz ve görüntünüz için farklı trendler aramaktan yana kullanmak istiyorsanız eğer; Parfüm, kozmetik, cilt bakımı, vücut bakımı, kişisel bakım, sağlık, fitness kategorileri ile oldukça geniş bir hizmet yelpazesi olan Evoria Indirim kodu’na göz atabilirsiniz. Sitede sağlığınıza, görüntünüze ve havanıza yepyeni trendler katabileceğiniz yüzlerce seçenek indirimlerle sizleri bekliyor.

Bakım ürünlerinin yanı sıra daha kapsamlı online alışveriş siteleri arayışındaysanız eğer Hepsiburada Hediye Çeki‘nde de A’ dan Z’ye günlük hayatta ihtiyaç duyabileceğiniz her türlü ürünü uygun ödeme kolaylıkları ve indirimli fiyatlarla bulabilirsiniz.

Sağlığınıza, güzelliğinize kısacası hayatınıza katacağınız yepyeni trendler sadece bir “tık” ötenizde. Üstelik indirimlerle..

Bu konuk makale indirimhediyeceki.com’a aittir.

2 Ekim 2012 Salı

Sık yapılan giyim yanlışları

Evden çıkarken son kez aynaya baktığınızda çok şık olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz, peki gerçekten öyle mi? Moda uzmanları kadınların sık sık düştüğü giyim hatalarını sıralıyor…

Sadece tayt giymek

Taytlar birkaç sezondur çok moda ama eğer bacaklarına yeterince güvenmiyorsanız, asla taytı tek başına giymeyin. Uzun tunikler ve topuklu çizmelerle çok daha çekici görüneceğiniz kesin…

Yerine göre giyinmemek

Şık bir partiye salaş bir pantolonla, bir sokak festivaline gece kıyafetiyle katılamazsınız. Bu en basit görgü kuralıdır. Eğer rahatlığınızın ön planda olacağı bir aktiviteye katılıyorsanız, kıyafetinizi buna göre seçmeye özen gösterin.

Şık da olsa beyaz çizme

Modanın çılgın çocuğu Galliano bile, beyaz; topuklu çizmelerin bir kadını bayağılaştırmaktan başka bir işe yaramadığını söylüyor. Siz onu dinleyin ve eğer böyle bir çizmeniz varsa, hemen ondan vazgeçmenin yollarını arayın.

Vücutla orantısız aksesuar kullanmak

Eğer gereğinden fazla kiloluysanız, küçük bir sırt çantası yerine daha büyük omuz çantalarını tercih edin. Böylece fazla kilolarınızı da kamufle edebilirsiniz.

Yaşına göre giyinmemek

Eğer yaşınız 30 ve üzeriyse kamuflaj desenli kıyafetlerinizi hemen gardırobunuzun derinliklerine gömün ya da yeğeninize verin. Çünkü onlar gerçekten gençler için.

Tek bir aksesuarla şık olacağını sanmak

Şıklık bir bütündür ve bunu asla tek bir aksesuarla sağlayamazsınız diyor Vakko un tasarımcısı Zac Posen. Eğer her tarafınız dökülüyorsa, sadece çok trendy bir çanta veya ayakkabı giyerek kendinizi asla kurtaramazsınız. Tümüyle salaş ve özensiz olmak mı? Bu bile bazen daha iyi!

Her türlü abartı

Eğer kış aylarını karın aylarca erimediği bir yerde geçirmiyorsanız, asla böyle bir bota ihtiyacınız olmayacak. Özellikle de metropollerde! Havanın her daim değiştiği bahar aylarında daha makul kıyafetler giyerek komik görünme ihtimalini sıfırlayabilirsiniz.

Tonları tutturamamak

Renk uyumu konusunda takıntılı olabilirsiniz ama eğer tonları tutturamayacaksınız, boş verin gitsin! Hem de bütün modacılar renk uyumunun çok demode olduğunu söylediği bugünlerde!

Kilolu olduğu halde beyaz pantolon giymek

Dünyanın en riskli kıyafeti beyaz pantolonu giymeden önce eminiz çok düşünüyorsunuz. İşte size biraz daha düşünmenizi sağlayacak bir fotoğraf! Pantolonunuz önden gayet şık görünebilir ama ya arkadan?
Vücuduna göre değil, trendlere göre giyinmek

Bir moda kurbanı gibi görünmek istemiyorsanız, kıyafet alışverişi yaparken çok iyi düşünün. Kabinde giydiğiniz parçaların her birini ayrı ayrı inceleyin, vücuduna yakışıp yakışmadığına bakın ve öyle satın alın. Popo kısmı taşlanmış jean pantolonlar moda olsa da bunun ancak çok formda birine yakışacağını unutmayın.

7 Eylül 2012 Cuma

Tarihten günümüze takım elbise

Milenium çağının da en çok tercih edilecek kıyafeti olan takım elbisenin tarihçesi..

1940-50′ler: Christian Dior'un, 1947 'de tanıttığı Corolle koleksiyonunda, göğüste tepeden inen tek sıra düğmelere, volanlı eteğe sahip ceketi ve dümdüz, dar, siyah eteğiyle dikkat çeken, metrelerce yün kullanılarak imal edilen Bar gibi takımlar, gelecek on yılın görünümünü belirledi. Abartıdan tiksindiğini söyleyen Chanel'in dönüşü muhteşem oldu. Ancak, Chanel'in II. Dünya Savaşı sırasında Alman bir subay ile yaşadığı ilişkiyi affetmeyen Fransız basını, onu fena halde aşağılıyordu. Chanel, Amerikalı dergi editörleri ve mağaza sahiplerinin verdiği destekle, bugün klâsikler arasında andığımız çizgisini, kısa bir zaman içinde uluslararası moda dünyasına kabul ettirmeyi başardı.Bu arada Dior, Balenciaga ve Givenchy gibi isimler de kendi tayyör ve takım çizgilerini yaratmışlardı.

1960-70′ler: Yves Saint Laurent, el örgüsü dik yaka kazaklarla tamamladığı deri takımlarla, sokak şıklığını podyumlara taşıdı. Andre Courreges'nin diz üstü etekleriyle büyük sansasyon yarattı. Bir kadının dizlerinin, bedeninin en çirkin bölgesi olduğunu iddia eden Chanel, neredeyse bir on yılını, "kadınlardan nefret ettikleri için kadınların dizlerini sergileyen böylesi çirkin tasarımları piyasaya süren 'sadist' erkek modacılarla" savaşmaya vakfetti. Mary Quant 1965 yılında mini eteği dünyaya tanıttarak moda tarihine geçti. Kraliçe'nin elinden OBE ödülünü almaya Buckingham Sarayı'na gittiğinde, Quant'ın üzerinde yine bir mini etek vardı. Yves Saint Laurent, 1966 sonbahar-kış koleksiyonunda, büyük sükse yapan Le Cimoking'i, dünyaya takdim etti. Erkek smokini, altında etekle tamamlanarak 20′li yıllardan beri giyiliyordu. Le Smoking ise, erkeklerin smokinini, kadınların üzerine geçiriyordu. 1969, yine Saint Laurent için zaferlerle doluydu; Saharienne isimli safari takımlarını piyasaya sürdü. 70′li yıllarda, takım elbiseler kadınlar tarafından reddedildi. Ken Taka da Japon iş kıyafetlerini, Batı formlarıyla birleştirip yepyeni bir tarz yarattı. 1977 yılında, Woody Allen'ın "Annie Hall"u, Hollywood'u olduğu gibi, moda dünyasını da salladı. Annie Hall'u canlandıran Diane Keaton, karşı cinsten ve kesinlikle farklı beden ölçülerine sahip birinin gardırobundan çalınmış intibaı uyandıran, Ralph Lauren marka giysileriyle büyük olay yarattı.

1980-90′ler: İlk kez 1975 yılında sade renklere prim veren tarzıyla "âlem"e yumuşak iniş yapan Giorgio Armani, Richard Gere'nin başrolü oynadığı "Amerikan Jigolo" filmi için hazırladığı gardıropla olay yarattı. Kısa zamanda, "sessiz iktidar"ın temsilcisi olan bej renkli Armani takımlar, bütün yöneticilerin ve saygınlık arzulayan şehirlilerin üzerindeydi. Ronald Reagan'ın eşi Nancy, Carter'ın mülayim eşinin tersine, kuvvetli bir görünüme sahip olmasını sağlayan Galanos ve Adolfo imzalı takımları tercih ediyordu.

Gerisi de zaten tarih… Günümüzde kadının toplumdaki yerini tartışmaktan ziyade, insanlığın gidişatından bahsediyoruz. Gerek tekstilde, gerek kozmetikte, her açıdan moda, her geçen gün biraz daha androjenik bir durum arzediyor. Kadınların takım elbiseyi erkeklerden çalmalarının üzerinden neredeyse üç asır geçti. Bu aralar "iktidar"ın pantolon giymekle elde edilmediğini bilen erkekler, kadınların gardırobunun en "feminen" parçası eteğe göz dikmiş durumdalar…

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Şimdi H&M KIDS'de 'Okula Dönüş' Zamanı!


Sonbahar kapımızı çalarken okula dönüş hazırlıklarına başlamanın tam zamanı. Şimdi hem oyun, hem de eğlence için çok sevimli çocuk kıyafetlerimiz var. Bu sezon H&M KIDS ekoseleri, tüvit kumaşları ve enteresan detaylarıyla İngiltere’den ilham aldı!

Bizler H&M olarak, çocuk kıyafetlerimizde standartlarımızı yüksek tutuyoruz. H&M KIDS ürünlerinin çocukların istedikleri gibi hareket etmelerine dayanıklı olması, hem de oyun saatinin daha sakin anları için yeterince yumuşak olması gerekiyor. Kullanışlı olduğu kadar, çocuğunuzun cildine karşı nazik, çevreye karşı da duyarlı olması lazım. Bu nedenle de popüler basic ürünlerimizin çoğu organik pamuktan üretiliyor.

H&M’den çocuk kıyafeti alırken güvende hissedebilirsiniz. Ürünlerin her biri çocuklar için güvenli olduğundan emin olmak üzere bir takım testlerden geçiriliyor. Örneğin tüm dış giysilerimiz kazaları engellemek amacıyla ayrılabilir kapüşonlara ve sımsıkı tutturulmuş düğmelere sahip.

H&M KIDS’le Okula Dönüş’ü ve sonbaharın gelişini yeni bir kampanyayla kutluyoruz! 15–26 Ağustos tarihleri arasında yapacağınız her 20 TL’lik alışverişe, 27 Ağustos – 9 Eylül 2012 tarihleri arasında tüm koleksiyonlarda kullanabileceğiniz 10 TL’lik hediye kartı H&M mağazalarında sizleri bekliyor.



Hangi etkinlik için olursa olsun, yeni favorilerinizi seçmek çok kolay. H&M hem çocuklara, hem de yetişkinlere neşeli bir sonbahar diliyor!

H&M’in kampanya ve yeniliklerinden haberdar olmak için sitesini ve sosyal ağ hesaplarını takip edebilirsiniz:

http://www.hm.com/tr/
http://www.facebook.com/hm
https://twitter.com/hmturkiye
http://www.youtube.com/user/hennesandmauritz

Bir bumads advertorial içeriğidir.

12 Ağustos 2012 Pazar

Sevişirken aklınız nerede?

Sevişirken aklınız nerede?Son zamanlarda seks sizin için yapılması gereken bir işe dönüştüyse, sevişirken elinizi çenenize koyup, “Acaba yarın ne giysem?” diye düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz!

Kadınlar artık o kadar çok meşgul ki, bütün her şeyi planlamaları gerekiyor. Bazen seksi bile! O yüzden, sevişirken, bazen yeterince odaklanamayan ve o ana kendini kaptırıp gidecekken, çok alakasız bir şeyi düşünerek konsantrasyon güçlüğü yaşayan kadınlar var. Ayrıca akşama kadar çalışan bir kadının, eve geldiğinde tek düşündüğü şey çoğu zaman seks değil, kendini en yakın kanepeye atmak ve derin bir uyku çekmek oluyor.

Çünkü yorgunluk ve stres onu başka bir şeyi düşünmekten alıkoyuyor. Tamam, abartmayalım; her kadın çok yorulmuyor olabilir. Ama yapılmasını gereken rutin işler ve stres, bir kadının kafasını yeterince meşgul edebilir. Hatta bazen, yarın ne giyeceğini bilmemek bile, bir kadın için büyük bir sorun olabilir!

Aslında böyle basit göründüğüne bakmayın çünkü bu ilgisizliğin altında ciddi problemler yatabiliyor. Sevişme sırasında günlük hayatı, rutin işleri devamlı olarak düşünen ve cinsel beraberliğe ilgisiz davranan kadınlarda bazı nedenler etkili olabiliyor.

Organik anlamda sorun yaşayan, örneğin hormonsal eksikliği olan kadınlarda zihinsel ve dolayısıyla vajinal uyarılmada bir azalma meydana geldiğini belirten Hattat Hastanesi Cinsel Wellness Kliniği Direktörü Dr. Ece Hattat, “Bu durumda kadın cinselliğe odaklanamaz ve baka düşünceler içinde olabilir. Günlük işlere daldığını düşünen kadın, hormonsal bir eksiklik yaşıyor olabileceğini fark etmez. İş, aile, çocuk, okul, ilişkisi gibi sebeplerle yoğun stres yaşayan kadınlarda da cinsel uyarılma azalabilir. Bu anlamda stres, hem cinsel isteği yöneten hormonları azaltarak, hem de psikolojik etkiyle cinselliğe odaklanmayı güçleştirerek, cinsel tatmini azaltır.”diyor.

Kadınlar, kendilerini bazen olumsuz duygulara da kaptırabiliyor. Örneğin partneri erken boşalma yaşayan kadınlar, “Sadece kendini tatmin etmek istiyor!” diye ve partneri sertleşme sorunu yaşayan kadınlar, “Kilo aldım”, “Partnerimi tatmin edemiyorum”,”Eskiden olduğu gibi çekici değilim” gibi düşünceler içinde olabiliyor.

Dr. Ece Hattat tüm bu saydıklarımızın dışında, kadınların cinsel mitler nedeniyle de cinsellik sırasında olumsuz mesajlara odaklanabileceğini söylüyor: “Bu şekilde seks yapmak doğru değil!”, “Kendimi rahat bırakırsam benim ahlaksız olduğumu düşünecek”, “Cinsel aktiviteyi ben yönetmeliyim” gibi düşünceler, kadınları tatminkar bir cinsellikten uzaklaştırıyor.

Kadınlarda cinselliğin duygusal yakınlık kısmı çok önemli.”Eşim duygusal yakınlık göstermiyor”,”Sadece seks istediğinde beni umursuyor”, “Kulağıma romantik bir şeyler söyleseydi” tarzı düşünceler oluşabiliyor. Cinsel isteksizlik, cinsel uyarılma sorunları, orgazm problemleri veya ağrı hastalıkları yaşayan kadınlar ise, “Hiçbir şey hissetmiyorum”,”Galiba orgazma hiç ulaşamayacağım”,”Ne zaman bitecek?”, “Canım yanıyor!” gibi düşünceler, var olan cinsel problemleri daha da arttırıyor.”

“Kendini röntgenleyen kadınlar var”

Sevişme sırasında, “kendini gözetleme” denilen bir tablo da ortaya çıkabiliyor. Bu sırada kadın veya erkek, sürekli kendini takip etme, cinselliği sanki dışarıdan biri gibi gözetleme eğiliminde oluyor. Zevk almadığını, orgazm olmadığını, sıradaki pozisyonu düşünerek kendini ve partnerini izleyen kadınlar, cinselliğe kendini tam olarak veremiyor. Haliyle konsantrasyonları bozuluyor, cinsel uyarılma ve orgazm ihtimali azalıyor. Doktor Ece Hattat’a göre, tüm bu sorunların üstesinden gelme yolları ise şöyle: Kadınların kendi cinsellikleriyle ilgili duygu ve düşüncelerini farkında olmaları, partnerlerinin istek ve arzularını anlayabilmeleri ve cinsellik konusunda iletişimden kaçınmamaları.

Elele

5 Temmuz 2012 Perşembe

Kariyer estetiğiyle görünümünüzü yenileyin

İşe başlamada kişinin dış görünümü iş kariyerini belirlemede etkili olduğu yapılan çalışmalar güzel kişilerin daha çabuk işe alındığını ve aynı oranda eş kıdemlerinden daha çabuk terfi edebildiğini göstermiştir.

İşte yeni bir işe başlamadan, kendinizi daha rahat ve özgüvenli hissetmek isteyen genç hanım ya da beyler için 25 yaşlarda başlayabilen iş estetiği 40′lı yaşlarda pik yaptığını görüyoruz.

Yeni işe başlayacak gençler imkanları elverdiği ölçüde kendilerini rahatsız eden, kötü burun şekli için rhinoplasti ya da konuşmalarını engelleyen nefes problemleri de varsa özellikle bu durum konuşmalarında daha da sıkıntı veriyorsa septorhinoplasti operasyonlarına adaydırlar.

Kulak kepçeleri açık olan bireyler işe başlamadan kulak estetiğini yaptırmaları kariyerlerinde onları başarılı kılmaktadır. Bir de bedenleriyle uyuşmayacak kadar iri memeler genç kadını duruş postürünü de bozabilir. Bu sebeple yeni iş öncesi ideal ölçülerde göğüse sahip olmak özgüvenlerini tazeleyecektir. Bazen de çok küçük memeler genç hanımlarda ciddi sıkıntı yaratabilir ki, bu problemde iş yaşantısı önce giderilmelidir. Ya da genç bir erkeğin jinekomasti şikâyetini düzelttirmek istemesi de görülebilir.

Birde cerrahi olmayan bazı işlemler vardır ki; lazer epilasyonla tüylerden arınma, problemli ciltlerin tedavi edilmesi gibi işlemler gençlere yeni işe başlamadan en fazla talep ettikleri işlemlerdir.

İş yaşamında 2. estetik dönemini 30-35 yaşlarında, özellikle hem kariyer hem çocuk yaparım diyen bayanlarda yaşıyoruz. Nasıl mı; özelikle doğum sonrası oluşan göbek, bölgesel yağ fazlalıkları ve sarkan memelerin toparlanma işlemleri oluyor. Bu bölgelerin alınan yağları da yüze konarak yaşlanmalara şimdiden dur demek mümkün olacaktır. Hafif kırışıkların başladığı bu dönemde botoks da iyi bir yardımcıdır.

İş yaşantısında olan orta yaş genç hanımlar ise; kariyeri ve güzelliği birlikte yaşamak istedikler takdirde 40′lı yaşlarda onları biraz daha invazif dediğimiz cerrahi işlemler bekler. Ancak 30 yaşlarda yaptıkları yatırımlar işlemlerin hep küçük olmasını sağlayacaktır.

Elmacık kemikleri ve yanaklardaki boşluklar oluşur ve dudaklar incelir, düşmekte olan üst göz kapakları-şiş alt göz kapakları ve sarkmaya başlayan gıdı ve boyun artık toparlanmalıdır. Ciltte ince kırışıklar oluşur. Yüzün harmonisi de önemlidir.

Birbiri ile uyumlu alın, burun ve çene şekli sağlanmalıdır. İhtiyaca göre bunlarında şekillendirilmesi gerekir. Duruş postürü içinde gerekli vücut şekillendirme estetikleri ki abdominoplasti dediğimiz karın germeleri en fazla bu dönemde görüyoruz.

İş hayatında dorukta olan kişinin çalışana her yönü ile örnek olan durum ve davranışları bedenini diri tutması ile olan 50′li yaşlardaki özentileri de kaçınılmaz olacaktır. 50 li yaş civarındaki bayanlarda yüz germe işlemleri ve beraberinde dolgu botoks uygulamaları, çıkan karınların ya da sarkan memelerin toparlanması sizi star yapacaktır.

40 yaş sonrası yüze yapılan her gençleştirme işleminde özellikle boyun-dekolte ve ellerde unutulmamalıdır. Yüz-boyun-dekolte ve eller yaşı bir bütün olarak yansıttığı içinde özellikle lazer uygulamaları ile cildin yenilenmesi de her zaman bu bölgelerin cerrahi işlemleri tamamlayacaktır.

Op. Dr. Yakup Avşar

Vücut şeklinize yakışan tarz hangisi?

Her gün ayna karşısına geçip, ne giyeceğinize karar veremiyor musunuz? Vücut şeklinize en uygun giysilerin hangileri olduğunu biliyor musunuz? İster toplu, ister hamile, ister minyon olun, size uygun bir stil mutlaka var. İşte farklı vücut şekillerine uygun giyim önerileri…

Kıvrımlı bir vücuda sahipseniz…
Toplu kadınlar genellikle bol giysiler ve gösterişsiz renklerle vücutlarını saklamak eğilimindedir. Ancak bunun yerine üzerinize oturan, göğüs ve kalçalarınızı saran giysileri tercih etmekte fayda var. Vücudunuz kıvrımlıysa, sezonun trendleri tam size göre.

Özellikle de 50’lerin tarzındaki geniş etekler ve üzerinize oturan üstler. Vücudunuzun beğendiğiniz yanlarını öne çıkarmak için aksesusarlardan da yararlanabilirsiniz. Mesela dikkati ince belinize çekmek için, kontrast renklerde şık bir kemeri, gözden kaçmayacak parlak ayakkabılarla tamamlayabilirsiniz. Unutmayın, bol kesimli giysiler sizi daha da hımbıl gösterir. Üzerinize oturan tok kumaşlar daha şık durur.

Mutlaka bulunması gerekenler:
- Poponuzu kaldırıp, bacaklarınızı uzun gösterecek size uygun yapılmış bir pantalon
- üzerinize oturan bir palto
- Korse şeklindeki üstler. Belinizi de ortaya çıkarmada birebirdir.
- Rahat, yüksek topuklu bir ayakkabı, hem uzun gösterir, hem de yürürken salınmanızı sağlar.
- 50’lerin seksi havasını yakalamak için V yaka ince bir kazak
- Vücudunuza oturan ve düz inen bir etek.

Vücudunuz uzun ve inceyse…
Bu vücut tipine sahip kadınlar hemen her şeyi giyebilirler. Üstte taşınması zor pek çok trend, bu vücut tipinde harika durur. Bu nedenle maceracı olup, değişik kombinasyonları rahatlıkla deneyebilirsiniz. Mesela sezonun dar jeanleri, aşırı cafcaflı baskılar ve üste yapışan jarse elbiseleri tam size göre. Peki nelerden kaçınmanız gerekiyor? Eğer göğsünüz küçükse, düşük kesimli üstlerden uzak duruyorsunuz. Ayrıca baldır hizasında biten kısa paçalı pantalonlar ve dirseğin biraz altında biten kol boyuna da dikkar. Bunlar çok kısaymışsınız gibi bir etki yaratabilir.

Mutlaka bulunması gerekenler:
- Dar pantalonlar. Bunları topuklular, ya da babetlerle giyin.
- İnce ve üzerinize yapışan uzun elbiseler
- Uzun olan gövde boyunu daha kısa göstermek için yatay çizgili üstler
- Yüksek topuklu çizmeler
- Jean veya şık pantalonlarla giyebileceğiniz jarse üstler
- Kemerli bir trençkot

Minyonsanız…
Bu tip bir vücuda sahip olanlar için en önemli şey, giysilerinizin üzerinize oturmasıdır. Tek renk giyinmek ve koyu renkleri seçmek modern bir görünüm ve bütünlük sağlar. Minyonlara en çok kısa etekler yakışır. Bu nedenle bacakları ortaya çıkarmanın zamanı. Uygun çoraplar ve ayakkabılar boyunuzun da daha uzun görünmesini sağlar. Farklı renk ve tarzları birarada kullanmak dikkati böleceğinden, sade modeller, tepeden tırnağa tek bir renk kullanımı ihtiyacınız olan bütünlüğü sağlar.

Mutlaka bulunması gerekenler:
- Diz üzeri etekler
- Üzerinize oturan kazaklar
- Pantalonlarla giymek üzere az topuklu botlar
- Üzerinize uygun boru paça pantalonlar. Daha uzun görünmenizi de sağlarlar.
- Diz hizasında biten paltolar
- İnce bantlı açık ayakkabılarla giyeceğeniz ince, diz üstü 20’li ve 30’lu yılları hatırlatan elbiseler

Armut modeli…
Armut olarak tanımlanan vücut şekli, gerek Beyoncé, gerekse Jennifer Lopez sayesinde beğeni toplayan bir vücut tipi ve üstü ince ama basen ve poposu olan kadınları tarif etmekte kullanılıyor. Armut vücut şekline sahipseniz, kabarık eteklerden ziyade, üzerinize oturan ve düz inen etekleri tercih edin, özellikle çok yüksek topuklu çizme ve ayakkabılarla. Göğsünüzü ortaya çıkarmak için korse tipi üstler, oturuk ceketler veya önü açık bırakılmış bir bluzun içine giyeceğiniz balkonet tarzı sütyenler giyebilirsiniz. Evaze eteklerle boyundan bağlı elbiseler, yaz akşamları ve düğün gibi olaylar için yerinde bir seçim olacaktır. Ama fazla parıltılı kumaşlardan uzak durmakta fayda var, zira bunlara ışığı yansıtarak kıvrımlarınıza fazladan dikkat çeker.

Mutlaka bulunması gerekenler:
- Boru paça pantalonlar harika durur ama bel kısmında esneme yapıp açılmamasına dikkat edin.
- Alt ve üst dengesini sağlamak için göğüslerinizi kaldıran balkonet tarzı sütyenler
- Koyu renk bir etek ki bunu her şeyle giyebilirsiniz.
- Anvelop elbiseler. Her beden üst ve altlar için uygun.
- Gene geniş kalçalarla dar üstleri dengelemek için çizgili üstler
- Sizi ince gösterecek ince çizgili bir takım.

Hamileyseniz…
Hamileyseniz, bol tünik ve elbiselerin altına saklanmyın. İyice açılıp saçılın da demiyoruz ama karnınızın şişkinliğini hafifçe belli eden giysiler şık duracaktır. Çapraz kesimler ve anvelop elbiseler gece giymek için uygundur. Ayrıca hamileliğin ileri safhalarında da giyilebilirler. Kısa üstlere fazla yanaşmayın. Bunun yerine karnınızı kapatacak ama saklmayacak uzunca üstleri tercih edin. Vücudunuza oturan bir şeyler giydiğinizde de, açık yakalı üstler giymeyin.

Mutlaka bulunması gerekenler:
- Esnek kumaştan kazak tarzı bir elbise
- Hamileler için hazırlanmış kotlardan. İki tane edinseniz fena olmaz.
- Anvelop üst ve elbiseler
- Pijamayı andıran bol paçalı beli lastikli pantalonlar
- Robadan elbiseler. Bunları elbise olarak ya da tünik gibi pantalon üzerinde kullanabilirsiniz.
- Babet ayakkabılar, hem rahatlık, hem de şıklık için.

Gebelikte cinsel hayat sona ermeli mi?

Hamilelik, kadınların hayatlarındaki en karmaşık dönemlerin başında gelmektedir. Yoğun bir değişimin yaşandığı bu dönemde, çevreden gelen doğru ya da yanlış birçok yönlendirmeye maruz kalırlar. Birçok konuda olduğu gibi cinsel hayat konusunda da asılsız bilgilendirmeler anne adaylarını gereksiz korku ve endişelere itmektedir.

Hamilelik bir hastalık değil, hayatın fizyolojik bir dönemidir. Dolayısıyla anne adaylarına hasta muamelesi yapılması gereksizdir. Ancak bu dönem hem anne adayı için, hem de bebek için bazı risklerin bizi beklediğini de unutmamak gerekir. Bu risklerin arttığı dönemlerde müdahalelerde bulunmak, sorunu çözmek, ardından da sağlıklı hamilelik sürecini takip etmek en doğrusu olacaktır.

Bu mantık doğrultusunda hamilelikte cinsel hayatın sona erdirilmesi yerinde bir karar olmayacaktır. Bebeğin yerleştiği rahim boşluğu ile cinsel ilişkiye girilen vajina aynı organ değildir. Vajina ile rahim arasında anatomik ve kimyasal bariyerler mevcuttur. Bu nedenlerle cinsel ilişki sırasında bebeğe zarar vermek söz konusu olamaz. Yapılan araştırmalar sağlıklı anne adaylarında cinsel ilişkinin düşük, erken doğum, gebelik zehirlenmesi, su kesesinin erken açılması gibi sorunlara yol açmadığını göstermiştir. Benzer şekilde yaygın bir inanışın aksine hamilelik sırasında yaşanan orgazm da anne ve bebeğe zarar vermemektedir.

Ancak vajinal kanaması olan hamileler, kanama nedeni ortaya konulana kadar cinsel ilişkiden sakınmalıdır. Yapılan kontrollerde düşük riski yüksek saptanan, sularının geldiği izlenen hamileler için de cinsel ilişki riskli olacaktır. Rahim kasılmalarına ya da rahim ağzı yetersizliklerine bağlı gelişen erken doğum tehdidi durumunda da cinsel ilişkiye ara verilmelidir.

Koşuyolu Kadın Hastalıkları Merkezi
Prof. Dr. Özay Oral

Diyeti selülit tipinize göre yapın

Her selülit aynı değil, bilmeden yapılan diyetler bir işe yaramıyor. Selülit tipinizi bulun ve incelmeye başlayın. Her cins selülite diyet uygulamanın çok sakıncalı ve faydasız olduğunu belirten uzmanlar, üç selülit tipini tanımladı ve kurtulma yollarını açıkladı…

Kadınların selülitlerini tanımadan tedavi etmeye çalıştıklarını açıklayan uzmanlar şöyle konuştu: “Önce selülitin tipi bilinmeli; tedavi ardından gelmelidir. Kadınlar, her cins selülite diyet uyguluyor. Ancak bu diyetlerin hiçbir faydası olmuyor.”

Sizin selülitiniz hangi tip?

Ne tür selülite sahip olduğunuzu bulmak için aşağıdaki soruları “evet” veya “hayır” diye cevaplandırın…

1. tip selülit:
- Kilo fazlanız var mı?
- Kilo probleminiz her zaman var mıydı?
- Selülitiniz yumuşak, kaygan ve koyu bir muhallebi görünümünde mi?
- Kolayca parmaklarınızın arasında sıkıştırabiliyor musunuz?
- Selülitiniz vücudunuzun alt ve üst kısımlarına eşit dağılmış durumda mı?
- Stresli biri misiniz?

2. tip selülit:
- Bacaklarınız kalın, şiş ve varisli mi?
- Kramp giriyor mu?
- Reglinizden önce şişkinlik hissediyor musunuz?
- Yazın ayaklarınız daha fazla mı şişiyor?
- Bacaklarınız, ayak bilekleriniz ve baldırlarınız kalın mı?
- Vücudunuzun alt kısmı, üstüne nazaran daha sıkı ve soğuk mu?
- Parmağınızı baldırınıza bastırınca deri çöküyor ve bir süre öyle mi kalıyor?

3. tip selülit:
- Selülitleriniz sert mi, bastırınca acıyor mu?
- Daha çok baldırlarınızda ve dizlerinizin arka kısmında toplanmış vaziyette mi?
- Deriniz beyaz, kuru ve hassas mı?
- Zayıfladığınızda üst kısmınızdan mı kilo veriyorsunuz?
- Uzun zamandır var olan selülitlerinizden ne yaparsanız yapın kurtulamıyor musunuz?
- Selülitlerinizin görünümü ayın muayyen günlerine göre değişmiyor mu?
- Hareketli bir insan mısınız?

Değerlendirme
Olumlu cevaplarınızın çoğu “1. tip”e aitse selülitleriniz “yağlı”, “2. tip”e aitse “süzme”, “3. tip”e aitse “lifli” cins.

1. tip selülitin tedavisi
Diyetle geçecek tek selülit tipi bu… Diyet ile vücudunuzda ensülin salgılanmasının düzenlenmesi gerekiyor.
Kahvaltı: Yağsız çökelek, 1 yumurta, katı peynir, tavuk eti, kepekli ekmek.

Sabah 10 ve akşam 5: Aç olmasanız da kahve veya çay ve kahvaltı listesinden bir çeşit yiyecek.

Öğle ve akşam yemeği: Karışık salata veya patatessiz bir çorba. Yağsız et, tavuk, balık, kahvaltıda yenmemişse yumurta, yeşil sebze yenilebilir. Sabah kahvaltısı listesinden 1 çeşit ya da muhallebi. 1 dilim kepek ekmeği veya sadece haftada 1 kere az pilav, mercimek, haşlanmış patates yiyebilirsiniz.

Tavsiyeler: Kızarmış ve beyaz şekerli besinlerden uzak durun. Spor yapın, özellikle uzun ve hızlı yürüyüş.

Aşağıdaki mineralleri bol bol almaya özen gösterin:

Çinko: Deniz ürünleri, süt, sarımsak, bezelye.

Bakır: Tavuk, yumurta, kabuklu deniz mahsulleri, mantar, pırasa, sarımsak, bezelye, limon, armut, avokado.

Selenyum: Et, balık, yumurta, ıspanak, mantar, pırasa.

C Vitamini: Maydanoz, kivi, portakal, limon, çilek.

E vitamini: Kırmızı biber, lahana, rezene.

2. tip selülitin tedavisi
En çok görülen selülit tipi. Temel bir lenf ve kan dolaşımı sisteminden kaynaklanıyor. Bacaklarda kramplar, örümcek ağı gibi kılcal damarlar, morartılar görülüyor. Vücut sürekli su topluyor. Stres ve hormon değişiklikleri, durumu daha da kötüleştiriyor.

Beslenme: Selülitlerden kurtulmak için diyet yapmayın; faydası olmaz. Az tuz ve az sekerli maddeler yiyin. Bol bol üzüm, portakal, greyfurt, karnabahar yiyin, C ve E vitamini alın. Azar azar, bol su için.

Spor: Yürüyüş, yüzme, golf ve bisiklet gibi sporlar yapın ama tenis ve hızlı aerobik yapmayın.

Tedavi: Lenflerin boşaltılması, bitki özleriyle tedavi, masaj ve kremlerle kan dolaşımını düzeltilmesi, mezoterapi, hormonların kontrol edilmesi ve düzenlenmesi.

Tavsiyeler: Çorapla ve yüksek ökçeli ayakkabı giymeyin, bacak bacak üzerine atmayın, alkol ve sigaradan uzak durun.

3. tip selülitin tedavisi
Çok kilolu değilseniz diyet yapmanın yararı olmaz.

Beslenme: Vücudunuza bol miktarda amino asit, kolajen ve yeni deri altı lifleri sağlayacak protein gerekli. Et, balık ve tavuk yiyin. C ve E vitaminleri, karoten, çinko ve selenyum alın. Her gün bol bol su için. Deri ve kaslarınızı kuvvetlendirecek her tür sporu yapın.

Tedavi: Uzmanların hazırlayacağı özel mezoterapi kokteyli, özel kremli masaj.

15 adımda parlak bir zekâ

Hiç kafanızı bomboş hissettiğiniz oluyor mu? Veya beyninizin durduğunu, çalışmadığını hissettiniz? Eğer sık sık kafanızı bomboş hissettiğiniz oluyorsa bu 15 öneriyi ciddiye almanızı şiddetle öneriyoruz.

James Thorton’a göre bunun nedeni yaşlandıkça hafıza gerilemesi değil. Sadece bilişsel zekâmızı geliştirme ihtiyacından doğan bir uyarı…

Bu yüzden düşünmeye biraz ara verip daha iyi düşünmek ve yaratıcı zekanızı geliştirmek için yapmanız gereken 15 tavsiye sunuyor…

Zekânızı parlatan öneriler

1. Doğru zamanlama yapın

Çoğu yetişkin insan sabahları, çoğu geç insan ise öğleden sonra daha net düşünür. En iyi düşünme zamanınızı belirleyin ve en zor beyin çalışmalarınız için o zamanı rezerve edin.

2. İyi bir eğitim alın fakat abartmayın

Psikolog Dean Keith Simonton, okula gitmenin yaratıcılık üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğunu söyler. Ardından artan bir şekilde, mezuniyete odaklanma yaratıcılığı düşürür. “Etkili yazmada psikiyatrist olarak büyük bir yazar olmazsınız.”

3. Konfüçyüs’ü dinleyin

Bir numara “hafıza yardımı” hafıza araştırmacılarının kendileri tarafından kullanılır: Not edin. Bir Çin atasözü “en zayıf mürekkep en güçlü hafızadan daha kalıcıdır”.

4. Kahve için

Araştırmalar bir fincan kahvede bulunan kafein miktarının konsantre olmanıza yardımcı olacağını gösteriyor. Fakat kaygıya meyilli iseniz; bu bir işe yaramayabilir.

5. Var olanlar için yeni hafızaları sağlama bağlayın

Michigan Üniversitesi Bilişsel Araştırmacı Denise Park, “Var olan hafızanızın yeni bilgilere uyum sağlayan bir darağacı olarak düşünün. Yeni bilgileri ayrılan alanın dışında bırakmayın. Özel olarak, hafıza kaybı için ilaç var mıdır diye sordunuz. Hafıza kaybı için herhangi bir reçeteli ilaç olup olmadığını bilmiyorum” diyor.

6. Uygulama yapın

Yeni becerileri öğrenme ve sürekli uygulama yapma beynin internal organizasyonunu değiştirmek için ortaya çıkar. Bir çalışma, periyodik eğitim dönemlerinin 70 yaşlarında olan gönüllülerin, 7 yaşlarındayken sahip olduklarından daha iyi bilişsel ve hafıza becerilerine yardımcı olduğunu gösteriyor. “uygulama gerçekten işe yarar” der National Institute on Aging”te emeritus psikolog Len Giambra.

7. Fikirlerinize bir şans verin

Çoğumuz gerçekleri çabucak değerlendirme ve çabucak “gitme veya gitmeme” kararı vermede kabiliyetlerimiz için ödüllendiriliriz. Yaratıcılık daha fazla acele etme ve heyecan ister.

8. Entelektüel bir iş ve zeki bir eş seçin

Polonya”dan merak uyandırıcı çalışmalar, kariyerleri entelektüel bir egzersiz isteyen kişilerin yaşamlarında yüksek bilişsel seviyeye sahip olduklarını sunuyor. Ve zeki biri ile evlenme başarınızın devamını sağlar.

9. Yenilikçi olun

Yaratıcılık, genellikle bir alandan diğer bir alana adapte olma çözümleri için beceriyi özetler.

10. Leonardo’dan öğrenin

Yazar Michael Gelb, yeni kitabında Leonardo Da Vinci gibi nasıl düşünülür, en büyük Rönesans adamında işe yarayan bazı beyin geliştirme stratejilerini sunuyor. Ormanı öğrenme ve ters elinizle resim çizme gibi konuları da içeriyor.

11. Dikkatinizi verin

Sadece toplantıdan birkaç saniye sonra bir kişinin adını unuttuğunuz oluyor mu? Problem hafıza değil, konsantrasyondur. Yaşlanırken, bilinçli olarak hafıza bankamıza kendi kendimize bilgi koymamız gerektiğini hatırlamalıyız.

12. Mozart dinleyin

Wolfgang”ın müziğine maruz kalan bir beyin daha kompleks bağlantılar geliştiriyor. Bu da daha fazla bilgi için daha hızlı, entegre olmuş erişime izin veriyor.

13. Vücut egzersizi yapın

Uzmanlar, aerobik antrenmanın okul performansından sinir iletim hızına kadar her şeyi geliştirdiğine inanıyorlar. Egzersiz gerçekten yapılmasını mantıklı kılan birçok yarara sahip.

14. Yeni şeyler deneyin

Yaşamının sonuna yakın, empresyonist ressam Henri Matisse, fırçaları harika kâğıt kesikleri serileri yaratmak için kullandığı makas ile değiştirerek sanatını tekrardan canlandırdı. Yaratıcı Davranışlar Dergisi editörü Psikolog Dean Keith Simonton, bu gibi deneyimlerin yaratıcılığın başarılı niteliği olarak ortaya çıktığını ifade ediyor. Yaratıcı ve yaratıcı olmayan kişilerin karşılaştırıldığı bir çalışmada temel farkın birinin yeni şeyler öğrenme konusunda daha açık olduğunu diğerinin ise olmadığını gösterdi.

15. Dikkat dağılma olayını sonlandırın

Alakasız uyarıcılar tarafından bombardımana tutulursanız, odaklanmanız çok zor olur. Kesinlikle bir şeyi yapmalıysanız ( örneğin bir raporu tamamlama) telefonun fişini çekebileceğiniz ve konsantre olabileceğiniz bir otel odası kiralamayı deneyin.

Tutkularınızın peşinden gitmeyi sakın unutmayın! Son günlerde bir Hollandalı psikolog satranç ustalarını satranç büyük ustalarından neyin ayırdığını bulmaya çalışıyor. Her gruba IQ, hafıza, boyutsal akıl yürütme gibi maddeleri içeren bir test uyguladı. Onlar arasında test farklılığı bulamadı. Tek farklılık büyük ustaların satrancı daha çok sevmeleriydi. Ona karşı daha tutkulu ve daha çok bağlıydılar. Tutku, yaratıcılığın anahtarı olabilir.

Modanın gerisinde kalmayın

Minicik etekler, uçuşan kumaşlar, sıcak renkler, geçmişin izlerini yaşatacak nostaljik detaylar… Hepsi en çok karşılaşacağımız tercihler olacak. Eğer modanın gerisinde kalmak istemiyorsanız yeni trendlere bir göz atın.

Renkler:
Yazın sıcaklığı ve enerjisinin modaya yansıması renklerin çeşitliliğiyle kendini gösteriyor. Bu yaz, pembenin saltanatı yaşanacak. Özellikle uçuk pembenin giyimden çanta ve ayakkabıya kadar kendini göstermesi, tüm modacılarından koleksiyonlarında fark edildi. Lavanta, kanarya sarısı, mercan ve elma yeşili de sıklıkla rastlanacak olan renkler.

Güzelliğiniz yansıyacak seksi elbiseler:
Vücut hatlarını ortaya çıkaran seksi, straplez elbiseler… Daracık etekler kadınsılığı hissettirmeden etrafa yayacak. Kışın kalın kazaklar, paltolar ardına gizlenen vücutlar, üste oturan kesimlerle özgürlüklerini ilan ediyorlar. Ceketlerle tamamlanan çiçek desenli etekler, güçlü ve gösterişli kadınları yansıtacak.

50′ler:
Rengarenk kapri pantolonlar düğmeler ve fiyonklarla süsleniyor. Yuvarlak hatlı eleklerse dönemin hamın hanım görüntüsünü geri getiriyor. Kolları bilek üstünde kalan kuplu ceketler, hem etekler hem de kapri pantolonlarla beraber kullanılacak kilit parça olacak. Kalçaya takılan kemerler ve kurdelelerle yaratılacak masum hava, çiçekli desenlerle sevimli ve hareketli bir havaya bürünüyor.

Tüy gibi hafif kumaşlar, ince kumaşlar:
İncecik, tüy kadar hafif kumaşlar, doğal tonlarda vücutlarla birleşecek. İpekli jarseler, pamuklular ve viskonlar bu tiril tiril havayı yakalıyor. Bej ve krem tonlarında tercih edilecek kumaşlar, özellikle V yakalı üstlerde kendini gösteriyor. 50lerin yansımalarından biri olan hırkalar da yokmuş hissi verecek kadar ince ve zarif olacak.

Çiçekler:
Rengarenk çiçekler kumaşların üstünde göz alıyor. Elbiseler, çantalar, bikiniler, tokalar, ayakkabılar… Kısaca bu yaz her yerde çiçek var. Emprime elbiselerin bu yazki hakimiyeti tartışılmaz…

Kadınların erkeklerde sevmediği 11 şey

Ter kokusu, beyaz çorap, jöle, dağınıklık, sırt tüyleri ve daha birçok şey kadınlar için çok itici hatta nefret edilesi durumlar… İşte kadınların nefret ettiği ve erkeklerin özellikle dikkat etmesi gereken noktalar…

Bira göbeği
‘Bira göbeği’ demeyin. Çünkü kadınlar çok itici buluyor.

Anne kuzusu olmak
Kadınlar, her başı sıkıştığında kendisini annesinin kollarına atan erkeklerden kesinlikle hoşlanmıyor.

Sakal ve bıyık
Kirli sakal diye tabir edilen sakaldan kadınlar hiç hoşlanmaz. Her gün traş olan erkeğe bütün kadınlar bayılır.

Aşırı bol pantolonlar
Aşırı bol bir pantolon, erkeğin fiziğini kötü gösterir. Çok dar olanlar da iticidir. Ortasını bulmanız şart.

Dağınıklık
Erkek dağıtır, kadın toplar mantığı kadınları çileden çıkartır. Sevgilisini elinde tutmak isteyen erkek tertipli ve düzenli olmalıdır.

Beyaz çorap
Özellikle siyah pantolon ve klasik ayakkabıların içine giyilen beyaz çorap, kadınlara çok itici gelir. Hatta bazı kadınlar sırf bu yüzden erkeklerden uzaklaşabilirler.

Sırt tüyleri
Bu bölgelerdeki tüyler elinizde olmasa da, kadınlar sırttaki kıldan hoşlanmaz.

Kirli ayakkabılar
Aman ayakkabınızın her zaman boyalı ve cilalı olmasına dikkat edin.

Jöle
Kafasını jöle kutusuna sokmuş erkekler, kadınlara itici gelir.

Süslü altın yüzük
Özellikle küçük parmağa takılan bu yüzükler, beyaz çorapla birleşince tam bir facia olur. Bunu yapan erkekler, güzel kadın bulma şanslarını en baştan kaybetmiş olurlar.

Takma diş
Ağzından her an fırlayacakmış gibi duran takma dişler güzelim bir rüyayı bitirebilir.

Kırkınızdan sonra da genç görünün

Güzellik ve plastik cerrahi uzmanları 40′ından sonra bir kaç kilo almaktan korkulmaması gerektiğini, hafif bir yağlanmanın yüzdeki kırışıklara iyi geleceğini belirtiyor.

ABD'de bir grup plastik cerrahı, 186 ikiz üzerinde yaptıkları araştırmada, aynı genetik özellikleri taşıyan ikizlerin yaşam biçimleri arasındaki farklılıkların yaşlanma üzerindeki etkilerini belirlemeye çalıştılar.

Cleveland'deki "Case Western Reserve" Üniversitesi'nden Dr.Bahman Guyuron başkanlığındaki ekip, ikizlerin fotoğraflarını analiz ederek, yaşam biçimleri, beslenme alışkanlıkları, öz geçmişlerine ait sorulara verdikleri yanıtları incelediler.

Araştırma sonunda ekip, daha genç bir yüz görünümünü korumada, en etkili unsurun kısaca BMI olarak bilinen beden kitle indeksi olduğu sonucuna vardı.

Ancak bu araştırmada yüz esas alınarak, bedenin uğradığı değişiklikler incelenmedi.

Buna göre, 40 yaş altındaki ikizlerden kilo fazlası olması yüzünden BMI ölçüsü 4 puan yüksek olan, ikizinden daha yaşlı gösteriyor.

Ancak durum 40′ından sonra ise tersine dönüyor. Bu kez bir kaç kilo fazlası olan daha genç görünüyor.

Araştırma ekibi, 40 yaş sonrasında bir kaç kilonun eklediği yağların yüzdeki kırışıklara iyi geldiğini belirtiyor.

Araştırma ekibi yaş ilerledikçe bu durumun daha belirgin hale geldiğini savunuyor.

Araştırmaya göre, 55 yaş üzerindeki ikizlerde BMI farkı 4 yerine 8 puan daha yüksek olan daha genç görünen bir yüze sahip oluyor.

Ekip şefi Dr. Guyuron, yüzüm daha genç görünsün diye kilo alınmasını önermediklerini de vurgularken, yüz daha genç görünürken bu kez alınan kilolar özellikle bel çevresinde toplandığında hem sağlık hem de görünüm açısından olumsuz sonuçlar yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Kilo unsuru bir yana, genç bir yüze sahip olmanın bir sırrı da sağlıklı yaşamaya çalışmak.

Araştırma sigara içenlerin ve güneşin zararlı ışınlarından korumayanların ikizinden daha yaşlı göründüğünü ortaya koyuyor.

Ayrıca boşanan ikizin evli ya da bekâr olandan da en az 2 yaş daha yaşlı görünen bir yüzü olduğu görülüyor.

Dr. Guyuron ve ekibi ayrıca antidepresan kullananları da uyarıyor, araştırmada bu tür ilaçların yüz kaslarında bir gevşemeye yol açarak yüzün sarkmasına yol açtığı kaydediliyor.

Sonuç olarak araştırma, ikiziniz olsa da olmasa da, genç bir yüz görünümünü korumak için sigara içmemenizi, güneşin zararlı ışınlarından korunmanızı ve antidepresan almanıza yol açacak ilişkilerden kaçınmanızı öneriyor.

28 Haziran 2012 Perşembe

Sosyal olup olmadığınızı test edin

İnsanların iç dünyalarını ve insanlarla ilişkilerini değerlendirmek için bazı sosyallik testleri yapılır. İşte size kendinizi sınamak için bir fırsat...

Testin sonuç kısmına bakmadan cevaplarınızı verin. Cevapları geçmişinize göre değil de şu an içinde bulunduğunuz durumunuza göre vermeniz sağlıklı sonuçlara ulaşmanıza yardımcı olacaktır.

1. Sevgiliniz hafta sonu şehir dışına çıkmak zorunda. Siz ne yaparsınız?
A) Arkadaşlarımla buluşurum.
B) Evde takılırım.

2. Yolda tanıdık birini gördünüz ama nerden ve kim olduğunu hatırlamıyorsunuz…
A) Hemen yanına gidip sorarım
B) Acaba kimdi diye düşünerek uzaklaşırım.

3. Yolculuklara çıkarken genelde hangisini tercih edersiniz?
A) Uçak ya da otobüs
B) Araba

4. Yakın bir arkadaşınız sizin hiç tanımadığınız arkadaşlarıyla buluşmaya giderken sizi de davet etti. Cevabınız?
A) Hemen hazırlanmaya başlarım.
B) Bir bahane uydurup katılmam.

5. Tatil için sizce hangisi daha cazip?
A) Amsterdam ya da İspanya olabilir
B) Sakin ve tropik bir ada

6. Komşularınızla aranız nasıl?
A) Çok şanslıyım kafa dengi komşularım var.
B) Hiç birini tanımam.

7. Sevgiliniz eve arkadaşlarını davet ediyor.
A) Onlarla tanışmak için sabırsızlanıyordum, eminim bana bayılacaklar.
B) Merhaba der arka odaya geçip onları yalnız bırakırım.

8. Tanımadığınız insanların olduğu bir ortamda genelde…
A) İnsanlarla tanışmak için sohbet açmaya çalışırım.
B) Suskunlaşırım, bana bir şey sorulmasını beklerim.

9. Eviniz genelde…
A) Bütün arkadaşlarınızın uğrak noktası, kalabalık ve kahkahaların duyulduğu bir ev.
B) Sakin, bir sığınak gibi.

10. Arkadaşlarınız sizi tek kelimeyle ifade edecek olsa ne derlerdi?
A) Neşeli
B) Sakin

Sonuçlarınızı aşağıdaki kriterlere göre değerlendirebilirsiniz:

A’lar çoğunluktaysa
Siz her ortamda kendiniz olabiliyorsunuz. Çok sosyalsiniz, neşeli ve eğlenceli bir tarzınız var, çevrenize ışık saçıyorsunuz. İnsanlar sürekli çevrenizde. Özgüveniniz taktir edilmeye değer.

B’ler çoğunluktaysa
Sakin ve ciddi birisiniz. Çevrenizde soğuk bir izlenim uyandırıyor olabilirsiniz. İnsanlar size yaklaşmaya çekiniyor. Belki yalnız kalmak istiyorsunuz, belki de içten içe siz de sosyal olmak istiyorsunuz. Biraz kendinize güvenin, herkes iyi kötü insan ve sizden çok da farklı değiller.

Eğitim düzeyi arttıkça eş sayısı da artıyor

Değişen sosyal yaşam erkekler kadar kadınlarımızı da duygusallıktan ve romantiklikten uzaklaştırmışa benziyor. Yapılan araştırmalar, halkının eğitim düzeyi arttıkça eş sayısının da artış gösterdiğini ortaya koyuyor.

Türkiye'de sevgililerin seks alışkanlıklarını öğrenmek için çeşitli illerde toplam bin 800 kişi üzerinde yapılan araştırmaya 16-55 yaş grubundan, A'dan E'ye kadar olan sosyo-ekonomik gruplardan sevgililer katılmış.
Araştırma sonuçlarına göre Türkiyeli çiftlerin yüzde 73′ü, okullarında cinsel eğitim almamış. Eğitim almış olanlar ise bunun sadece üreme sağlığıyla ilgili olduğunu; eğitimin içinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar, korunma yöntemleri, cinselliğe bakış açışı, ergenlikle birlikte insan yaşamında meydana gelen değişiklikler gibi konularda herhangi bir bilgi kırıntısı içermediğini söylemişler.

İlk deneyim yaşı 18
Ancak diğer soruların yanıtlarına bakınca Türklerin cinsel eğitimi zaten okulda almak istemedikleri de ortaya çıkıyor. Yüzde 54′ümüz bu bilgileri doktorlardan ve sağlık personelinden almak istiyoruz. Kadınlar cinsel bilgileri annelerinden; erkeklerse arkadaşlarından almak istiyorlar. Türkiye'deki çiftlerin ilk tam cinsel ilişki yaşı 18.

Kadınlar ilk cinsel deneyimlerini 20, erkeklerse 17 yaşında geçiriyorlar
'Bugüne dek kaç partneriniz oldu?' sorusuna, araştırmaya katılan erkeklerin ortalaması '12′ diye yanıt vermiş; kadın ortalamasında bu sayı sadece 2. Çiftlerin bugüne dek birlikte oldukları partner sayısı, eğitim seviyesi düştükçe azalıyor. Üniversite mezunu erkeklerin 12 partneri olduysa, ortaokul mezunlarının 10, liselilerin dokuz ve ilkokul mezunlarının 5 partneri olmuş.

Ölüm benden uzak dur
Türkiye'deki âşıkların en çok korktukları konulardan biri cinsel yolla bulaşan bir hastalık nedeniyle ölüm. Türklerin yüzde 66′sı, dünyadaki çağdaşları gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklardan endişe ediyor.

Erkekler yüzde 70'lik oranla, yüzde 61 oranına sahip kadınlardan daha endişeli görünüyorlar. Bu konuda en yüksek endişeyi yaşayanlar, 21-24 yaş arası, A sosyoekonomik gruba dahil olanlar. Ancak buna rağmen Türk çiftler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda pek önlem almıyor.

Kadınların yüzde 33′ü korunurken; erkeklerde bu oran yüzde 55. Araştırmaya katılan evlilerin yüzde 39′u önlem alırken; yüzde 58′i hiç korunmuyor.

Bekâr sevgililerin yüzde 62′si cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda tedbirli. Evli olmayıp da beraber yaşayan sevgililerin yüzde 64′ü bu konuyu ciddiye alıyor.

Araştırmada önlem alanlara, korunma yöntemleri de sorulmuş. Bunların yüzde 50′si partnerlerine sadık kaldıklarım söylemişler. Yüzde 34′ü prezervatif kullanıyor; yüzde 19′u ise yeni bir kişiyle beraber olduğu zaman korunuyor. Prezervatif kullananlar arasında, ancak bir test yaptırdıktan sonra korunmayı bırakacaklarını söyleyenlerin oranı sadece yüzde 5.

Yarın seni tanımam
Türkiye'deki çiftler, dünyadaki çağdaşları gibi tek gecelik ilişkilere meyilli. Yüzde 37′miz tek gecelik ilişkiler yaşıyoruz. Erkek partnerler, bu konuda kadınlardan daha hızlı. Erkeklerin yüzde 60′ı tek gecelik ilişki yaşadığını kabul ederken; kadınlarda bu oran sadece yüzde 8.^

Tek gecelik ilişkiler ülkemizde 50-55 yaş grubuyla, eğitim seviyesi düşük olan grupta ortalamanın da üzerine çıkıyor. Türkiye'deki çiftlerin yüzde 46′sı ilk cinsel ilişkisini evlenince yaşıyor.

Tanışır tanışmaz ilişkiye giren çiftlerin oranı yüzde 12. İlk hafta yatağa girenlerin oranı yüzde 12, ilk ay içinde mutlaka birlikte olanların oranıysa yüzde 10.

Kalıcı makyaj yapma rehberi

Kalıcı makyaj veya daha doğru ismiyle “mikro-pigment uygulaması” mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması işlemidir.

Alerjik olmayan renkler, özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermez. Kalıcı makyajın dövme ile karıştırılmaması gerekir ama aynı şekilde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümünü korur.

Daha çok kozmetik-dövme sayılabilecek bu işlem sayesinde kaş, göz çizgisi veya dudaklarda doğal cilt renginizle uyumlu etkiler yaratılabileceği gibi bazı ufak kusurlar kapatılabilir veya şekil bozuklukları giderilebilir. Böylece daha düzgün, bakımlı ve genç bir görünüm kazanmak işten bile değildir! Bu uygulamayı mankenler, aktörler, aktrisler ve gösteri işinde çalışan birçok ünlü görünümlerini belirginleştirmek için kullanmıştır.

Elde edilen estetik değerin dışında; bu yöntemle stres, zaman ve para anlamında kazanılanlar göz önüne alındığında, bu yönteme neden “geleceğin makyajı” adının verildiği oldukça açık!

Kalıcı makyaj nasıl yapılır?

Kalıcı makyaj parlak ve yüzeysel görünen normal makyaja oranla daha doğal görünür. Bunun yanı sıra makyajı tazeleme, yenileme, ekleme gibi dertler ortadan kalktığı gibi zaman ve para tasarrufu da sağlar. Bu nedenle hemen herkese uygun olmasına rağmen, özellikle bu yöntemi kullanması tavsiye edilenler aşağıda liste halinde verilmiştir:

- Zamanı kısıtlı, çalışan kadınlar,
- Seyrek, çok açık renk ya da yarım kaşları olan kadınlar,
- Hassas gözleri olan kadınlar,
- Seyrek kirpikleri olan kadınlar,
- Lens kullanan kadınlar,
- Göz bozukluğu olan kadınlar,
- Kozmetik ürünlerine alerjisi olan kadınlar,
- Artrit hastalığı veya titreyen elleri olan kadınlar,
- Genellikle stresli veya ağır işleri olan kadınlar,
- Atletler, sporcular,
- Profesyonel hayatta sürekli iyi görünmek zorunda olanlar,
- Hastalık, kemoterapi gibi tedavilerden sorunları olan kadınlar,
- Yüzlerinde bulunan asimetrik hatlardan kurtulmak isteyenler,
- Dağılmayan makyajın avantajını kullanmak isteyen kadınlar.

Kalıcı makyaj kimlere tavsiye edilir?

Çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. Kişinin ağrı duyarlılığı ve uygulayıcının el hafifliğine göre farklılıklar gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. Bölgede oluşabilecek rahatsızlıkları en aza indirmek ve bölgeyi uyuşturmak için yüzeysel anestezi ve yağlar kullanılabileceği gibi, bir doktor ya da dişçi gözetiminde lokal anestezi de yapılabilir.

İşlemin uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna, elastikiyetine ve cildin genel durumuna göre değişebilir. Ortalama süre 2-3 saat kadardır. Bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. Taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir.

Dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. Yine aynı nedenle ciltteki travma da çok daha çabuk iyileşir. Uygulama sonrasında çoğu kişi normal hayata derhal devam edebilir.

Uygulamanın tam anlamıyla kalıcı olması bazı şeylere dikkat edilmesini gerektirir. Güneşin UV ışınlarına fazla maruz kalmak ya da solaryum seansları, cildin fazla kuru olması, bazı uyuşturucular ve sigara kalıcılığı olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir.

Alfa-hidroksi, retin-a ve glikolik asit, kalıcı makyaj uygulanan bölgelerden uzak tutulması gereken maddelerdir. Aksi halde etki azalabileceğinden belli sürelerde ekstra bakım gerekebilir. Göz kapaklarına güneş korumalı krem kullanmak, eyeliner uygulanmış gözlerde güneş gözlüğü takmak, dudaklara koruyucu sürmek gibi bazı önlemler makyajın kalıcılığını artıracaktır. .

Kalıcı makyaj güvenli mi?

Gereken özen gösterilir ve temizliğe önem verilirse güvenlidir. Kullanılan pigmentlerin (renklerin) tümü doğaldır. Kullanılan malzemenin tek kullanımlık steril malzemeler olması gerekir. Böylece ortamdan herhangi bir hastalığın bulaşma riski sıfırlanır.

Kalıcı makyaj yaptırmadan önce, cilt renginin alt tonlarındaki farklılıkları ortaya çıkaracak olan bir test uygulanabilir. Bu test sayesinde kişinin alerjik olup olmadığı da anlaşılarak herhangi bir alerjik reaksiyon riski elimine edilir. Her seansta tek kullanımlık cerrah eldivenleri kullanılmalıdır.

Uygulama öncesi tüm temizlik gerekleri yerine getirilmişse riskler hemen hemen sıfırlanmıştır. Dikkat edilmesi gerekenler ana başlıklar halinde şunlardır:

- Tüm iğneler, her yeni müşteri için yeni ve steril olmalıdır.
- Kullanılacak diğer aksam, ekipman ve malzemenin de steril olması ve hijyen kuralları içinde kullanılması şarttır.
- Kullanılan cerrahi eldivenin her müşteri için yenilenmesi ve uygulama sırasında gerekli görüldüğü zamanlarda değiştirilmesi gerekir.
- Teknisyenin temiz, düzenli ve çevre temizlik kural ve şartlarından haberdar olması lazımdır.
- Her müşteriye yeni bir çarşaf veya örtü kullanılmalıdır.
- Uygulama yapılan oda temiz ve steril olmalıdır.

Yanlış kozmetikler sivilce yapabilir

Ergenliğin başlıca cilt problemlerinden biri olan sivilceler, yağ bezlerinin fazla çalışmasının yanı sıra, yanlış kozmetik seçimi nedeniyle de oluşabiliyor...

Güneşin kurutucu etkisi yazın akneyi aklımızdan çıkarsa da, içinde bulunduğumuz kış mevsimi aknelerle daha sık karşılaşmamıza neden oluyor. Herkesin hayatında bir dönem yaşadığı bu sorun hakkındaki merak edilen sorularımı La Roche Posay Cilt Bakım Ürünleri'nin danışman dermatoloğu Uzman Doktor Elif Ebru Filiz yanıtladı.

Yağlı cildin özellikleri nelerdir?

Yağlı cilde ergenlik döneminde ve ergenlik sonrası dönemde sıklıkla rastlanır. Bu ciltlerde deride kalınlaşma, özellikle burun ve alın bölgesinde parlama ve akne gibi cilt sorunları gözlenir. Bazı kişlilerde gözenekler oldukça belirgindir. Aknelenme orta yaşlara gelince azalsa da, cilt yağlılığı devam ederek rahatsızlık verebilir. Fakat yaş ilerledikçe ciltteki yağ salgısı da azalır. Özellikle de menopoz döneminden sonra bu azalma belirginleşir.

Akne nedir?

Sivilce olarak da bilinen akne, yağ bezlerinin bir hastalığı olarak özetleneblir. Normalde yağ bezlerinin salgıladığı yağ tüy-yağ kanalı aracılığıyla dışarı atılır, fakat çeşitli sebeplerle yağ bezleri tarafından fazlaca salgılanan yağ bu kanalı tıkar. Bu tıkanma sonucunda da akne oluşur.

Ciltte akne ve yağlanma görülmesinin sebepleri nelerdir?

Hastalarımın beni ziyaret etmelerinin birinci sebebinin akne olduğunu söyleyebilirim. Genetik olarak yağlı cilde sahip bir ırk olduğumuzdan dolayı sadece ergenlik döneminde değil ergenlik sonrasında da sıklıkla yaşanan yağlı cilt sorunları ile karşılaşıyorum.

Kozmetik seçiminde nelere dikkat edilmeli?

Ergenlik dönemindeki hormonal değişiklikler haricinde ergenlik sonrası dönemde de cilt bozukluklarının gözlemlenmesinin sebebi genetik, ırksal, ve psikolojik faktörlerdir. Bunun dışında kapalı, klimalı ortamlar da akneye elverişli ortamlardır. Bazı ilaçlar ve kozmetikler de akneye sebep olabilir.

Cilt hem hassas hem de yağlı olabilir mi?

Kullanılan kozmetik ürünlerin ciltle uyumlu, toleransı yüksek ve siyah noktaya sebep olmayan ürünler olmasına dikkat edilmelidir.

Hassas ve akneli ciltler için nasıl bir bakım önerirsiniz?


Hasassiyet bir cilt problemidir ve tüm cilt tiplerinde görülebilir. Yağlı ciltlerde özellikle iltihaplı akne vakalarında aşırı hassasiyet oluşabilir. Bunun dışında yanlış uygulanan bakımlar da yağlı ciltlerde hassasiyet yaratabilir. Akne tedavisi uzun bir süreçtir ve bu süreç içerisinde cildin toleransı da azalabilir. Cildin fizyolojisine uygun yüksek toleranslı ve aynı zamanda etkili ürünler kullanmak yapılacak en doğru şeydir.
Cilt bozukluklarının ana sebeplerinden biri de tıkanmış gözeneklerdir. Pürüzsüz görünüm için cilt ölü hücrelerden arındırılarak gözenekler derinlemesine temizlenmelidir. Bunu genellikle soyucu özellikteki içeriklerle gerçekleştirebiliyoruz.

26 Haziran 2012 Salı

Diyetsiz kilo vermek için sakinleşmeyi öğrenin

Bir çok insan kendi çabasıyla ya da diyetisyen kontrolünde kilo vermeye çalışıyor. Ancak kilo sorunu yaşayanların çoğunun nedeni tamamen duygusal... Duygularınızı kontrol edebilirseniz diyet yapmadan kilo verebilirsiniz. 

Uzmanlar, stres ya da yaşam sorunları ile yeme arasında bir ilişki olduğuna dikkat çekerek, bu kişilerin tüm problemlere karşı tek bir savunma mekanizması "Ye" yi geliştirdiğini vurguluyor.

Stresliyken Atıştırmak Çocukluktan Miras

Uzmanlara göre, insanların yatıştırıcı olarak yiyecekleri tercih etmesi çok da şaşırtıcı değil. Uzmanlar, "Bebeklik döneminizden çocukluk çağınıza doğru ne zaman mutsuz olsanız, birisi sizi mutlaka bir bisküvi ya da çikolata ile yatıştırmaya çalışmıştır. Bu nedenle yemekler ve duygular ayrılmaz bir çift gibi oldular. Bunun yanı sıra yiyecekler beynimizin kimyasını da olumlu etkiler, küçük bir çiğneme hareketi bile mutluluk hormonunuzu yükseltir ve acınızı dindirir" diyor.

Stres Sürekli Açlığa Neden Olur

Uzmanlar sürekli açlığı ve stresin etkisini şu şekilde açıklıyor; "En önemlisi üzüntülüyken ortaya çıkan stres, alık hissine neden olarak şişmanlamanıza neden olabiliyor. Kronik stres sorunu yaşayanlar ise, iş yerinde sınırlarınızı zorlar, diğer ağrıları tetikler, hormonlarınızı yükseltir ve yağ depolamanıza neden olur. Buna bağlı olarak vücudunuzdaki adrenalin yükselerek kana karışır, pankreas insülin salgılar."

Atıştırmanın Etkisi Kısa Sürüyor

Yemenin rahatlatıcı etkisinin sadece böcek ısırması kadar uzun sürdüğünü vurgulayan uzmanlar, bu davranışın açlık hissini daha da güçlendirdiğini kaydediyor.

Stresliyken Yememek İçin Ne Yapılabilir?

- Stresliyken yemekten önce bisiklet çevirin ya da step yaparak stresinizi azaltmaya çalışın. Sonrasında kendinizi favori yemeğinizle ödüllendirin. Göreceksiniz daha az yiyeceksiniz.
- Sabah, öğle, akşam gibi ana öğünlerde yemeğinizi yiyin. Yemek tutkusu olanlar
Bazen yemek bir tutkudur, bazıları buna engel olamaz ve hep yemek ister. Uzmanlara göre, özellikle duygusal yapıya sahip yemeyi seven kişiler yakınların desteği ve hayata karşı umutları arttırılarak bu alışkanlıklarını bırakabilir.

Diyetsiz Kilo Vermek İçin Önemli Şart

Bunun için ilk önce kişi neden yediğini bilmelidir. Bunu çözdükten sonra diyet yapmadan tüm kilolarından kurtulabilir. Niçin acıktığınızdan emin değilseniz ufak teste göz atın!

a) Sıkıdığınızda
b) Sinirlendiğinizde
c) Mutlu olduğunuzda
d) Uzun süre aç kaldığınızda

Test sonucunda diyet yapmadan kilo vermek için şu yolları deneyebilirsiniz...

- Önce ne kadar sık beslendiğinizi ve yediklerinizi bir haftalık programa yazın. Daha sonra kendinize haftalık beslenme programı hazırlayın.
- Yürüyüş, koşu, egzersiz gibi faaliyetlerle stresinizi azaltın.
- Yemekte ne yiyeceğinizi planlayın.
- Basit ve lezzetli tariflerden yararlanın.
- Alışveriş listesi markete gitmeden önce oluşturun ve sadık kalın.
- Sıkıldığınızda çok yemek isterseniz tercihiniz mevsim sebze ve meyveleri olsun.
- Bazı kişiler için yemek bir aşktır. Bu nedenle yemenizi önleyecek bir arkadaş ya da sevgili edinebilirsiniz.
- Yeni hobiler edinin. Bir çok kişi boş zamanı fazla olduğu için çok yer. Örneğin TV programı izlerken yemek yemeyin.
- Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmek için çalışın. Kariyerinizde başarılı olmanız sizin yemenizi önler.
- Başarılarınızdan dolayı kendinizi yemekle ödüllendirmek yerine konser ya da filme bilet alın.
- Diyet yapmadan kilo vermek için acılarını bir kenara bıraınk, sakinleşmeyi öğrenin.

Erkekler için kadınlara dair tespitler

Bir erkek bu durumların ne kadar uzun sürmesini istiyorsa, o kadar uzun süre hareket etmemeli ve nefes almamalıdır.


İYİ: 
Bir kadın yerden göğe kadar haklı olduğu bir konuda bir erkekle tartışmaya girmişse, erkek artık saçmaladığını bilsin çenesini kapasın diye kadın bu kelimeyi söyler... Bu arada bir erkek, kadının "nasıl görünüyorum?" sorusuna cevap olarak asla "İYİ" dememelidir, yoksa kadının yerden göğe kadar haklı olduğu bir diğer tartışma başlar...

5 DAKİKA: 
Bir kadının "5 DAKİKA"sı yarım saate eşittir. Tabi bir erkeğin 5 dakikasının da tv'deki maçın ne zaman biteceğine eşit olduğunu düşünürsek, durum gayet adil ...

HİÇ: 
Bir erkek saatlerdir karşısında somurtan kadına en sonunda "neyin var?" diye sormayı akıl ederse alacağı cevap budur. "HİÇ" cevabını alan erkek anlamalı ki az sonra kadının yerden göğe kadar haklı olduğu bir kavga başlayacak, ve bu kavga en az "5 DAKİKA" sürücek...

PEKİ (Tek kaşını kaldırarak): 
İşte kadının bu lafının ardından erkeğin bir soru daha sorması büyük cesaret işidir... Çünkü bunun ardından kadın "HİÇ" yüzünden sinirlenecek ve bir tartışmaya daha başlayacaksınız, kadının yerden göğe kadar haklı olduğu bu tartışmanın sonunda da, kadın "İYİ" diye bağırarak odadan çıkıp gidecek...

PEKİ (Normal bir yüz ifadesiyle): 
Bunun anlamı "pes ediyorum" ya da "aman ne halin varsa gör"... ama kaşlardan birinin havaya kalkması an meselesi, hemen ardından "HİÇ" yüzünden kavga çıkacak. Kadın "55 DAKİKA" sonra "İYİ" diye bağırarak odadan gidince herşey normale dönecek...

PEKİ (Her iki kaş da havada): 
Siz öldünüz.... "5 GÜN" boyunca sevişmeyi unutun hatta yemeği, ütülenmiş gömlekleri bile...

DERİN BİR İÇ ÇEKİŞ: 
Bu tabi ki bir kelime değil, bu erkeklerin en yanlış anladıkları bir kadın tepkisidir... Derin derin iç çeken bir kadının aklından şu geçmektedir: "Aaah ah bende de akıl olsa "HİÇ" yüzünden senin gibi bir aptalla tartışır mıyım?"

KISA BİR İÇ ÇEKİŞ: 
Bu da bir kelime değil ama erkeğin kadınlarda doğru anladığı bir tepki. "KISA BİR İÇ ÇEKİŞ", kadının o an için halinden memnun olduğunu gösterir.... Bir erkek bu durumun ne kadar uzun sürmesini istiyorsa, o kadar uzun süre hareket etmemeli ve nefes almamalıdır.

Aldatmayı haber veren işaretler

Erkeklerin aldatacaklarını haber veren bazı önemli işaretler olduğunu biliyor musunuz? Uzmanlar, erkeklerin sevgililerini / eşlerini aldatacaklarını haber veren bazı önemli işaretler olduğu konusunda hanımları uyarıyor. İşte o işaretler…

Ünlü yazarlar Elizabeth Landers ve Vicky Mainzer’in yüzlerce çift üzerinde yaptığı araştırmada ortaya tek bir sonuç çıkıyor; “Aldatan bütün erkekler aldatma sürecinde aynı senaryoyu bire-bir gözler önüne seriyor.”

Landers bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Bir erkek aldatma yolunu seçtiği zaman diğer kocaların / sevgililerin kullandığı metotları kullanıyor. Onların sözcüklerini, cümlelerini, açıklamalarını alıp kendisine uyguluyor.”

Şimdi size aktaracağımız bazı işaretler beraber olduğunuz erkeğin sizi yüzde yüz aldattığını / aldatacağını göstermez. Fakat bunları beraberliğinizin kötüye gittiğinin işareti olarak algılamanızı öneriyoruz.

‘Ben bunu asla yapmam!’

İşte tehlikeli bir cümle! Landers erkeğin bu rahatlatıcı sözlerle ‘sevgi dolu ve sadık’ bir eş portresi çizdiğini söylüyor.

Ne yapmalı?
Bu zararsız cümle sadakat ve bağlılık konusunda bir sohbet başlatmak için iyi bir başlangıç olabilir. Size ‘Ben bunu asla yapmam’ dediğinde ona ‘Ben de. Fakat eğer bir gün içimizden biri birisine ilgi duyarsa bunu birbirimize anlatabilir miyiz?’ şeklinde bir soru sorabilirsiniz.

‘Bir psikologa görünsen iyi olacak’

Landers ve Mainzer kitaplarını hazırlarken yaptıkları röportajlarda konuştukları erkeklerin neredeyse hepsinin eşlerine depresyonda olduklarını söylediklerini belirtiyor ve konuyla ilgili şunları söylüyor: ‘Kadınları depresyona iten gücün kendileri olduklarının farkında bile değiller. Böyle bir şey söyleterek onu başkalarına iten kişinin siz olduğunu düşünmenizi sağlıyorlar’.

Ne yapmalı?
Eşinizden böyle bir yorum duyarsanız duymazlıktan gelmeyin. Ona ‘Kendimi çok yorgun ve stres altında hissediyorum. Neden bana depresyondasın diyorsun?’ deyin ve profesyonel yardım almanız konusunda ısrar ediyorsa birlikte bir evlilik terapistine gidebileceğinizi söyleyin.

‘Beni anlamıyorsun’

Böyle bir cümle kuran bir erkek ayrı yönlere doğru ilerlediğinizi ima eder. Bu cümleyi duyan kadın erkeğe sert bir yanıt verirse tartışma erkeğin tarafına döner. Landers bu konuyla ilgili bakın neler söylüyor; ‘Sizin mantıksız ve sevimsiz konuşmalarınız yüzünden ev dışında zaman geçirdiğini söyleyecek böylelikle sizi suçlayarak daha az suçluluk hissedecektir’.

Ne yapmalı?
Landers ile Mainzer şöyle konuşuyor: ‘Yaşasın! Sizinle konuşuyor! Hem de hisleri hakkında. Tek yapmanız gereken tepki vermeden onu dinlemeye çalışmak. Bunun da ötesinde onu daha çok konuşmaya teşvik etmek’.

‘Sana sürekli söyledim ama dinlemedin’

Çalışan bir kadındınız fakat bebeğiniz olunca bir süre onunla evde vakit geçirmeye karar verdiniz. Çalışmaya alışık olduğunuzdan sürekli evin içinde olmak sizi sıkmaya başladı. Bu arada eşiniz de sürekli ‘spora git, kursa git’ gibi önerilerde bulunuyordu. Siz evde oturmaya devam ettiniz. Sonuç; boşandınız’

Bu konuda eşinizin asıl söylemek istediği şey; ‘Ben açık fikirli bir insanım ve eşimin sıkıcı bir ev kadını olmasını istemiyorum’. Eşinizin önceden verdiği bazı işaretleri görme şansınız olsaydı onun gerçek hislerine göre hareket edebilirdiniz öyle değil mi?

Landers onun gerçekten ne söylemeye çalıştığını anlamak için kendisini anlatmasını istemeniz gerektiğinin altını çiziyor. ‘Ona sorular sorun. Böylelikle kafasından geçenleri anlayabilirsiniz.’