Kadın Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın Sağlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2014 Çarşamba

On Temel Güzellik İlkesi

Kremleri ve kozmetik ürünleri hangi sırayla uyguladığınız, bu ürünlerin niteliği kadar önemli olabilir. Bu yüzden bir dermatologa ve makyaj sanatçısına neyi ne zaman ve neden kullanmamız gerektiğini sorduk.

Cilt Bakımının Olmazsa Olmazları

Onarım özelliği olan aktif içerikli ürünleri koruma özelliği olan daha ağır ürünlerden önce uygulayın. Bu “aktif” içeriklerden bazıları antioksidan, alfa hidroksi asitler, peptidler, vitaminler ve pigment açıcılardır. Bunlar, cildin dış katmanına nüfuz edebilecek kadar küçük moleküller barındırır ve daha alt katmanlara geçerek cildi nemlendirir, parlatır, yumuşatır ve güçlendirir.

Dr. Ava Shamban, nemlendirici ve güneş kremleri gibi daha ağır ürünlerin bir sonraki aşamada sürümesi gerektiğini çünkü UV ışınlarını dışarıda, nemi ise içeride tutarak koruyucu bir işlev gördüğünü söylüyor. “Eğer güneş kremiyle antioksidan serumu üst üste sürmek gibi bir hata yaparsanız, hücreler halihazırda sıklaştırılmış olduğu için serum cildinize nüfuz etmeyecektir,” diyor Shamban.

Kozmetiğin Olmazsa Olmazları

Kozmetikleri doğru sırayla uygulamak, doğal bir görüntü elde etmenizi sağlar ve hata yapmanızı önleyerek makyaj yapmanızı kolaylaştırır. Müşterileri arasında Megan Fox ve Fergie de yer alan makyaj sanatçısı Tonya Crooks, “Makyaj yapmanın sırrı dokudadır, örneğin toz pudranın üstüne krem fondöten sürmemek gerekir,” diyor. Toz pudrayı krem allıktan önce sürmek, cildinizin lekeli gibi görünmesine yol açar çünkü allığı cilde yaymak zor olacaktır. Ruj, mutlaka dudak parlatıcısından önce sürülmelidir, böylelikle istediğiniz parlaklığı elde edebilirsiniz.

On Temel Güzellik İlkesi

Burada adı geçen ürünlerin hepsi olsa olsa bir moda defilesinde kullanılabilir ama yine de ihtiyaç duyulabileceğini düşünerek sabah temizliğinizden sonra uygulayacağınız doğru sıralamayı belirtmeyi uygun bulduk.

1. Cildinizi canlandırmak için nemlendirici buğu ya da akne veya sivilceler için jel kullanıyorsanız ilk önce onları uygulayın. Buğu, ölü cilt hücrelerinin üst katmanını (keratinli tabaka) yumuşatır ve suda çözünen ürünlerin cildin daha alt katmanlarına nüfuz etmesine yardımcı olur.

2. İkinci sırada suda çözünen jel ile serumlardaki aktif içerikler var. Bunların arasında antioksidan serumlar, peptidler, C ve E vitaminleri ve pigment açıcılar yer alıyor.

3. Cildin kaybettiği suyu geri kazandıracak nemlendiriciler ile cildi yumuşatıcı kremler de üçüncü sırada uygulanmalı. Önemli bir nokta; nemlendirici daha önce sürülen malzemelerin etkisini yok eder.

4. Şimdi güneşten korunma ürünlerinin zamanı. Gözleriniz güneş kremlerinin içerdiği malzemelere karşı hassassa, tahriş etmeyecek biçimde formüle edilmiş olan bir göz kremi kullanın. UVA ve UVB ışınlarından korunmak için, yüzünüzün geri kalan bölümlerine ve boynunuza da geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanın.

5. Güneş kreminin cildinize nüfuz etmesi için beş on dakika bekledikten sonra fondöten sürün. Eğer nemlendirici güneş kreminin şeffaflığını tercih ediyorsanız, fondöten yerine onu da sürebilirsiniz.

6. Fondötenin yapamadığını kapatıcı yapar. Kapatıcının göz altı halkaları ve kırmızı noktalar gibi kusurları örtmesinde ince telli bir makyaj fırçası oldukça işe yarar.

7. Bir sonraki aşamada ise yarı saydam pudra ile toz allık var. (Yüzünüzün nemli görünmesi hoşunuza gidiyorsa, pudra yerine krem allık kullanın). Bu aşamada yanaklara renk vermek, göz makyajınıza yüklenmenizi önler. “Makyajı solgun bir yüze yapıyorsanız, ölçüyü kolayca kaçırabilirsiniz,” diyor Crooks, “Sonra da allık sürdüğünüzde makyajınız gözünüze fazlasıyla abartılı gelebilir.”

8. Sekizinci sırada ise kaş kalemi, göz farı ve eyeliner var. Crooks, saç renginizden bir ton daha açık kaş kalemlerini tercih etmeniz gerektiğini söylüyor. Eğer kaşınız için kalem kullanıyorsanız, ucu yeterince sivriltilmiş ve sert olmalı, böylelikle kaşlarınızı belirginleştirebilirsiniz.

9. Bu aşamada maskara, daha önce uygulamış olduğunuz iyi işçiliğe gölge düşürmemek için oldukça dikkatlice uygulanmalı.

10. Dudak kalemi, parlatıcı ve ruj, sonuncu olmakla birlikte en önemli aşamalardan biri. Çatlamış ya da kuru dudaklar, krem ya da losyon yardımıyla nemlendirilmeli ve dolgunlaştırılmalı. Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız, daha sonra onu sürün, arkasından da ruju ve en son olarak da dudak makyajınızı dudak parlatıcısıyla tamamlayabilirsiniz.

27 Şubat 2014 Perşembe

'Saçını Süpürge Eden Kadın' Obez Oluyor!

Kadının kilolu olması 1900’lü yılardan önce bereket ve bolluk sembolü idi. Zayıflık fakir halk için normaldi, erkek için kadınının kilosu önemli bir gösterişti. Bugüne baktığımızda ise tabi ki kilolu olmak sağlık açısından uygun değil ancak incecik bir fotomodel gibi görünme baskısı da aynı şekilde kadına zarar verir hale geldi. 

Erkekler çoğu zaman ancak sağlıkları söz konusu olduğunda diyet disiplini içinde oluyorlar. Kadınlar ise görselliğin çok fazla konuşulduğu bir dünyada hem kadın hem de erkekler tarafından acımasız eleştiriye maruz kalabiliyorlar. Üstelik kadınların kilo vermesi ve bunu koruması erkeklerden daha zor. İki cinsiyet arasında bedenen, ruhen ve sosyal açıdan farklar olduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kadın ve erkeklerin farklı şekilde kilo alıp verme nedenlerini şu şekilde sıralıyor:

Östrojen Hormonu Nedeniyle Kadın Bedeni Daha Yağlı

Kadınlık hormonu olan östrojen nedeniyle kadın daha yağlıdır, kas oranı erkeğe göre daha düşüktür ve bu yüzden metabolizma da daha yavaştır. Bu yüzden kadın daha çabuk kilo alır.

Adet dönemi, hamilelik, emzirme ve menapoz bedeni kontrol etmeyi zorlaştırıyor

Kadınların hormon değişimlerinin ilk adet göreme tarihinden itibaren kadını yoğun şekilde etkilediğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Her ay bireye göre değişmekle birlikte kadının duygu durumu, iştahı, bedenindeki ödem adet görme günlerinde değişiklik göstererek kadını zorlar. Hamilelik, emzirme, menapoz gibi dönemler yine kadının hormonal değişimlere uğradığı, bedenini kontrol etmekte zorlandığı ve kilo almaya eğilimli olduğu zamanlar olarak karşımıza çıkar” diyor.

Kadınlar duygusal olarak erkeklere göre daha hassas bu yüzden fizyolojik açlık ile psikolojik açlığın birbirine karıştığı, terk edilme, yalnızlık, üzüntü, stres, kayıplar, aldatılma gibi duygular kadında daha yüksek etki yaratıp yemeğe yönelmesine sebep olabiliyor.

Ev Hanımları Daha Kilolu

İş hayatı, erkek arkadaşları, spor zamanı gibi kendine özgü zamanı ve sosyal çevresini erkek daha rahat hatta bazen bencilce yönetebiliyor. Oysa kadın her zaman bu kadar özgür davranamıyor. Çalışan kadın için de çalışmayan kadın için de ev ve çocuk sorumluğu ile eşe odaklı yaşamak çoğunlukla daha önde geliyor. Bununla birlikte, kilolu olma durumu eğitim seviyesi düştükçe, yaş ilerledikçe artıyor. Ev hanımlarının da çalışan kadınlara göre daha kilolu olduğu biliniyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, ‘saçını süpürge eden kadın’ın kilo alma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor.

Kendine öncelik veremeyen başkalarına öncelik veren, bir anlamda kendi değerine sahip çıkamayan kadın değersizlik duygusu ve bilinçaltı oyunları ile aslında tam tersini istese de yediklerini kontrol edemiyor. Araştırmalara göre kendini birinci sıraya koyamayan başkaları için yaşayan bireylerin obez olma eğilimi daha yüksek.

Eş, eşin ailesi, çocuklar, ev, alışveriş, yemek, temizlik eğer varsa çalışma hayatı kadının ilk akla gelen sorumlukların oluşturuyor. Bunların hepsini başarıyla yöneten kadına bir de fotomodel ölçülerinde ince olması stresi yüklendiğinde durum pek de adil görünmüyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Aslında sağlık açısından herkesin incecik olması gerekmiyor. Bedenen sağlıklı olan iyi beslenen dengeli bir yaşam süren bir bireyin 3-4 kg fazlasının olması stres haline gelmemeli,” diyor.

58 Yaşındaki Kadın, 28 Yaşındaki Kilosunu Hedeflememeli

Kilo fazlalığı olan kadının bu durumu çözerken esnek bir bakış açısında olması, kendisi hakkındaki değerlendirmeyi gerçekçi yapması ve hedefi doğru belirlemesi gerekiyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, doğru değerlendirmeyi yapmak için kadınların dikkat etmesi gereken konuları şu sözlerle açıklıyor:

“58 yaşında bir kadının 28 yaşındaki kilosunu hedeflemesi veya son 5 yılda 60–65 kg aralığında iken 1 aylık sıkı bir diyetle 58 kiloyu hedeflemesi doğru yaklaşımlar olmaz. Bu durum sağlığı olumsuz etkiler bireyin duygu durumunu bozar. Uygulanacak beslenme modeli bireyin hem ruhunu hem bedenini tatmin etmeli aksi takdirde kamp hayatı gibi geçen diyet dönemi bitince verilen tüm kilolar geri geliyor. Ruhu beslemek sevilen besinleri de yiyebilmek bir anlamda içimizdeki çocuğu da memnun etmek önemli.”






25 Şubat 2014 Salı

Kadınların korkularını giderin


Kıskanç kız arkadaşınızla ilişkiniz bazı nedenlerle geri gidebilir. İşte ilişkinizi nasıl yumuşatabileceğinize dair sizlere öneriler.

1. Uzun Bacaklı İş Arkadaşları 
Niçin üzülür:
Seksi ofis arkadaşlarınız gününün yarısını alabilir. Kız arkadaşınız işyeri flörtüne kalkışacağınız endişeleri taşıyabilir.

Korkularını giderin:
Gösterin ve anlatın. Kız arkadaşınızı ofisinizde gezdirin ve iş arkadaşlarınızla tanıştırınız. Masanıza oturduğunuzda kendi fotoğrafını görsün. Böylece iş arkadaşlarınızla flört edebileceği düşüncesi biter ve işteyken bile onu düşündüğünüzü gösterir.

2. Lise Arkadaşlarınızla Buluşma 
Neden üzülür:
Kız arkadaşınızla lise yıllarından beri tanışıyorsanız gizli sırlarınızı biliyor demektir. Arkadaşlarınızla dışarı çıktığınızda nereye gittiğiniz konusunda şüpheleri vardır.

Korkularını giderin:
Bir arkadaşınızı maskot olarak anlatın. Romantik olarak değinmeyin. Arkadaşlarınızla buluştuğunuz akşamlarda oyun partilerinize onu da davet edin. Ortamı gördükten sonra aklına takılan sorular olabilir.

3. Kayınvalide 
Niçin üzülür:
Annenizin söyledikleri ya da yaptıkları karşısında kırılmış olabilir.

Korkularını giderin:
Kız arkadaşınızla veya eşinizle birlikte hafta sonuna çıkın, annenizin olumlu ve olumsuz yönlerini anlatın. Bu konuda üzülmemesini söyleyin ve anı yaşayın.

4. İnternete Girmek 
Niçin üzülür:
Arkadaşlık sitelerine üyeliğiniz ve arkadaşlarınızla ilgili konuşmalarınız onun sizi kıskanmasına ve kırılmasına neden olabilir. Hatta bir hareminiz olduğunu bile düşünebilir.

Korkularını giderin:
Sizin dijital dünyasına girmesine izin verin. Arkadaş listenizi inceledikten sonra bu konudaki korkuları azalacaktır. Ayrıca, kendi sosyal networkünü oluşturmasını sağlayın ve onu arkadaş listenizin ilk başına koyun.

5. Jimnastik Tanrıçası 
Neden üzülür:
Jimnastik hocanız çok seksi ve düzgün hatlara sahip olabilir. Bu sebeple kıskanması mümkün. Ona üzülmesinin yanlış olduğunu söyleseniz de kız arkadaşınız daha iyi bilir.
Korkularını giderin:
Spor salonuna onunla gidin ve hocanızla tanıştırın. Siz de hocanızın size göre olmadığını kabul edin ve ona karşı duygusal birşeyler hissetmemeye çalışın.

21 Şubat 2014 Cuma

Kadınların meme kanseri riskine önlemleri

Meme kanserine yakalanma riskinin yaş ilerledikçe arttığı bildirildi.

 "Füsun Sayek Kültür ve Sanat Etkinlikleri" için Hatay’a gelen Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Genel Sekreteri Prof. Dr. Şuayib Yalçın, yaptığı açıklamada, kadınlarda kanser ölümleri arasında meme kanserinin ilk sırada yer aldığını söyledi.

Yaş ilerledikçe meme kanserine yakalanma riskinin artığını ifade eden Yalçın, şöyle devam etti: "Her yıl dünyada 1 milyondan fazla, Türkiye’de de yaklaşık 150 bin kişi meme kanserine yakalanıyor. Ayrıca yılda toplam 7 milyon 600 bin kadını kanser nedeniyle kaybediyoruz. 40-49 yaş arasında her 66 kadından 1’inde, 50-59 yaş arasında da her 40 kadından 1’inde meme kanserine yakalanma riski var. Bu risk yaş ilerledikçe daha da artmakta. Avrupa’da meme kanserinin daha yaygın olmasının nedeni de bu. Türkiye’de kadınların çalışma hayatına girmesi,doğurganlığın azalması nedeniyle gelecekte kansere yakalananların sayısında bir artış bekleniyor.

Şu an Avrupa’da 8, Türkiye’de de her 12 kadından 1’inin meme kanserine yakalanma riski var. Ancak Türkiye’de kadınların yaşam standartlarıyla ilgili bir takım önlemler alınmazsa bu risk artabilir ve Avrupa’nın önüne geçebiliriz."

Kadınların meme kanseri riskine karşı alışkanlıklarına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, "Türkiye’de nüfus hızla yaşlanıyor. Yaşlanma meme kanserine yakalanma riskini de beraberinde getiriyor. Bu hastalığa karşı riski azaltmak için beslenme alışkanlıkları ve sporla kadınlarımızı daha sağlıklı yaşlandırmalıyız" diye konuştu.

- "KENDİ KENDİNE MUAYENE" -

Kadınların meme kanseri konusunda çok bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Yalçın, "20’li yaşlardan itibaren her kadının kendi kendine muayene yapması gerekiyor. Çok basit olan erken tanı yöntemiyle kadınlar baş belası olarak düşünülen meme kanserinden korunabilirler. Ancak bazı kadınlar, kendi kendine muayenede eline kitle gelmesine rağmen, utandıkları için hekime başvurmuyor. Bu da hastalığın tüm vücuda yayılmasına, tedavi için çok geç kalınmasına neden olabiliyor" dedi.

Yalçın, kadınların 40’lı yaşlardan itibaren de yılda bir kez mamografi çektirmesi gerektiğini kaydetti. Yalçın 12 ilde kurulan Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezlerinde (KETEM) mamografinin ücretsiz çekildiğini, ayrıca kurum olarak da çeşitli kampanyalar düzenlediklerini belirterek, kadınların takibi elden bırakmaması gerektiğini söyledi.

- "ERKEKLER DE RİSK ALTINDA" -

Meme kanserinin sadece kadınlara özgü bir hastalık olmadığını belirten Yalçın, erkeklerin de bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi. Erkeklerden meme kanserinin daha tehlikeli olduğuna dikkati çeken Yalçın, "erkeklerde meme dokusu olmadığı için hastalık tüm vücuda daha hızlı yayılır. Bu nedenle kadınların aksine erkeklerde geri dönüşü zor sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Meme kanseri konusunda erkeklerin de kadınlar kadar dikkatli olması, kendi kendine muayene yapmaları önemli" görüşünü ifade etti.

Makyaj burcunuza göre nasıl yapılır?

Burçların hayatımızdaki yeri malum. Doğumumuzdan başlayarak hayatımızın her evresini etkileyen burçlar, güzelliğin en önemli tamamlayıcısı olan makyajda da kendini gösteriyor.

Güzellik uzmanları her zaman kadınları kişilikleri, yüz tipleri ve bulundukları ortama göre makyaj uygulamalarını öneriyor. İşte bu sebeble astrolojide yer alan toprak, hava, ateş ve su guplarından yola çıkılarak uygulanan makyaj stillerinden biri de sizin için....

Ateş grubu iddialı 

Koç, Aslan ve Yay bu grubun temsilcileri. Ateş grubu kadınları, dikkat çekmeyi ve çekiciliklerini ön plana çıkarmayı seviyorlar. Fark edilmek en büyük tutkuları. Makyajlarında da dikkat çekici çizgileri ve renkleri kullanmaları gerekiyor. Ateş grubu kadınlarının rengi kırmızı ve siyah. Gözlerde siyah far ve kalem kullanmaları öneriliyor. Eye-liner, göz makyajının vazgeçilmez ürünü. Gölgelemelerde beyaz farlar çok işlerine yarıyor. Rujda ve allıkta kırmızı tonları tercih ederlerse içlerindeki dikkat çekme isteğini tatmin edebilirler.

Su grubu sezgisel

Yengeç, Akrep ve Balık bu grubun burçları. Grubun rengi yeşil. Sezgilerin ve içgüdülerin temsilcisi su grubu, yeşilin her tonunu kullanabiliyor. Özellikle nil yeşili kullandıklarında daha gizemli mesajlar verebilirler. Göz makyajında vazgeçemeyecekleri, kahverengi kalemler ve beyaz farlarla yapılmış gölgeler. Çocuksu tenlerine şeftali rengi allık kullanmaları gerekiyor. Ruj seçiminde ise pembenin bütün tonları, ayrıca oranj, su grubu kadınlarının kullanması gereken renkler.
                   
Hava grubu bağımsız 

Hava grubunun burçları olan İkizler, Terazi ve Kova, özgürlüğün ve bağımsızlığın temsilcileri. Hava grubu kadınlarının rengi, mavi ve pembe. Gözlerde maviden laciverte kadar her tonu rahatlıkla kullanabiliyorlar. Yanaklarda ise pembe allık ciltlerine ışıltı katıyor. Ruj seçiminde de yine pembe ve tonları ağırlık kazanıyor.

Toprak grubu sakin 

Toprak grubu kadınları sakin ve evcimen tabiyatlı. Boğa, Başak ve Oğlak bu gruptan. Abartıyı sevmiyor ve sadeliği tercih ediyorlar. Makyajda da sade ve göze çarpmayan renkleri uygulamaları gerekiyor. Kahverengi, toprak grubunun rengi. Yüzün her kısmında kahverengiyi rahatlıkla kullanabilirler. Farlar, allıklar, rujlar hep bu rengin hakimiyetinde. Pastel tonlardan seçecekleri makyaj malzemeleri kullanmaları öneriliyor. Açık tenliler, şeftali tonlarını da makyajlarında uygulayabiliyorlar.





19 Şubat 2014 Çarşamba

Bir kadını sinir eden şeyler

Kadınların bazı konularda sizden çok dana hassas olduklarını biliyorsunuz. Yazımızda, bir kadını çılgına çevirecek hareketleri bulacaksınız.

Kadınların çoğu, erkeklerin bazı sinir bozucu hareketleriyle başa çıkabiliyor. Bu davranışların başında, toplum içinde arkadaşlarıyla garip şekillerde tokalaşması veya güneş tutulması sıklığında çarşaflarını değiştirmesi geliyor. Ama bunlardan daha sinsi bazı hareketler var ki, işte onlar kadınları gerçekten çıldırtabiliyor. Hiç beklemediğiniz bir tavırla karşılaşmamak için kesinlikle yapmamanız gereken şeylerin ne olduğunu okumanızı tavsiye ediyoruz.

Maç esnasında onu tamamen unutmak

Söz konusu olan Avrupa Şampiyonası olsa bile, bir kadına orada değilmiş gibi davranmak affedilir bir hareket değil. Psikoterapist Profesör Doktor Tina Tessina, "Bir kadının maç esnasında unutuluyor olması, maçın ondan daha önemli olduğu izlenimini yaratır" diyor. Bunun yerine, üzgün olduğunuzu söyleyip devre arasında konuşmayı teklif edebilirsiniz. Kesin bir zaman belirlemek hem onu dışlamadığınızın bir göstergesi olur hem de geniş geniş ve içiniz rahat bir şekilde televizyonun karşısında yayılmanızı sağlar.

Son ana kadar onunla hiç program yapmamak

Bir plan yapmak için beklediğiniz şey kız arkadaşınızın araması mı? Tessina'ya göre, eğer aynı günün gecesinde bize bir şeyler yapmayı önerirseniz, daha iyi bir program önerisi almadığınızı ve onu cepte düşündüğünüzü sanabilir. Spontan olmak bazı durumlarda çok hoş olabilir ama birkaç gün öncesinden sormak kesinlikle daha kibar ve daha rahatlatıcıdır.

Tek kelimelik cevaplar vermek

Kadınların tercih ettikleri iletişim şekli genelde sözlüdür. Bazen çok konuştuklarından şikayet etseniz de sinirlendiklerinde ağızlarını bıçak açmaz. When Your Perfect Partner Goes Perfectfy Wrong (Mükemmel Eşiniz Harikaysa) kitabının yazarı Mary Jo Fay, "Erkekler tek kelimelik cevaplar verdiğinde, kadınlar bir sorun olduğunu düşünüyor" diyor. Sizden bir yazar kadar düzgün cümleler kurmanızı veya durmadan onlarla konuşmanızı beklemiyorlar. Sadece size gününüzün nasıl geçtiğini sormaları, sizinle aralarındaki bağı kuvvetlendirmek istemelerinden kaynaklanıyor.

Arkadaşlarını dışlamak

Fay, "Bir kadının sizi kız arkadaşlarıyla birlikte dışarı çağırması, size ne kadar değer verdiğinin bir göstergesidir" diyor. Eğer böyle bir daveti kulak arkası eder veya sessiz kalırsanız, hayatlarındaki önemli insanları tanımayı pek umursamadığınızı düşünebilirler. Onlarla ciddi konular hakkında konuşmak zorunda değilsiniz. Sadece ilgili küçük sohbetler de yeterli olabilir. Ve eğer onları her seferinde güldürebilirseniz sizi sevecek ve onaylayacaklardır.

Sıkı biçimli kalçalarınız olsun!

Sıkı ve biçimle kalçalara sahip olabilmek için; bol miktarda su tüketmeli, beslenmenize özen göstermeli, aşırı tuz tüketiminden ve sürekli oturmaktan kaçınmalısınız hiç kuşkusuz. Ancak, kalçalarınızı düzgün bir şekle sokabilmenin ilk kuralı, bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmaktan geçiyor. 

TOPUK HAREKETİ
Vücudunuz dik, ayakta durun. Kollarınızı ensenizde birleştirin. Sağ bacağınızı arkaya doğru kırın ve topuğunuzla kalçanıza değmeğe çalışın. Bu sırada vücudunuzun üst kısmı dik durmalı. Egzersizi önce yavaş, sonra hızlı hareketlerle 30 kez uygulayın. Hareketi diğer bacağınızla da tekrarlayın.

TWİST
Ayaklarınız bitişik halde ayakta durun. Kollarınızı göğsünüzün önünde birleştirin. Bacaklarınızı bükün, kalçanızı arkaya doğru çıkarın ve dizlerinizi birbirine yapıştırın. Şimdi, dizlerinizle sağ yöne doğru twist yapın. Bu hareketi uygularken kalçanızı bilinçli olarak kasın. Ardından aynı işlemi sol tarafa doğru uygulayın, kalçanızı kasın. Hareketi önce yavaş, ardından hızlı bir tempoyla uygulayın. Egzersizi 20 kez tekrarlayın.

DOĞRULMA
Bacaklarınızı dizlerinizden kırın, kollarınızı öne doğru uzatın. Kalçanızı, sanki bir yere oturmak istiyormuş gibi arkaya doğru çıkarın. Bavula temas etmeden durun ve bacaklarınızla yeniden doğrulun. Egzersizi uygularken vücudunuzun üst kısmı daima dik olmalı. Egzersizi 20 kez tekrarlayın.

DİZÜSTÜ EĞİLME
Dik durun. Sandalyenin başını sıkıca kavrayın. Sağ bacağınızı hafifçe bükün. Sol bacağınızı arkaya doğru gerdikten sonra 5 kez yukarıya doğru alçalıp yükselin. Bu sırada vücudunuzu dik tutun. Sol ayağınızı zemine yerleştirin. Şimdi her iki bacağınızla bükülme hareketi uygulayın. Egzersizi 3 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin.

YÜKSEĞE BASINÇ
Yere sırtüstü uzanın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Sağ bacağınızı göğsünüze doğru yaklaştırın. Sol bacağınızı 90 derecelik bir açıyla kırarak ayağınızı zemine yerleştirin. Kalçanızı, sol bacağınızdan güç alarak, zemine değdirmeden yavaşça yukarı doğru kaldırın ve indirin. Egzersizi uygularken karnınızı iyice kasın.

Doğum öncesi psikolojik destek

Hamilelik her kadının hayatında bir dönüm noktası. Hamile olduğunu öğrenen her kadın yeni bir döneme giriyor. Bu dönemde yaşanan fiziksel değişikliklerin yanında bir de psikolojik değişiklikler ekleniyor. Bütün duyguları aynı anda yaşayan anne adayı, kendine destek arıyor.

Bu dönemde tüm duyguların bir arada yaşanması son derece normaldir. Çünkü anne hem hamileliği hem de kendini keşfetmeye başlamıştır. Kendini farklı ve değişen bir bedende gözlemlerken, hamileliğin getirdiği fiziksel sorunları yaşarken, bir taraftan da bebekle ilgili aklında oluşan bir çok soruyla da baş etmeye çalışmaktadır. Bu durumda annenin yapması gereken tek şey; hamilelik durumunu kabullenip, tüm bu yaşanan duyguların bu döneme has olduğunu düşünmesidir. Ayrıca, bebeğin içerde kendisine bağlı yaşadığını hissetmeli, arkasına yaslanarak bunun keyfini çıkartmalıdır.

İnsanlar bilmedikleri konularda daha çok telaşlanır, acemilik çeker ve sorun yaşarlar.
Bu nedenle hamilelikte ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır. Bilgiyi doğru kaynaktan almak kadar bilginin veriliş tarzı da önemlidir. Kontrolü kaybetmemek ve daha az sorun yaşamak için, mutlaka annenin rahat edeceği bir doktorla bu dönemi geçirmesi en iyi seçimdir. Çünkü anne adayı dokuz ay boyunca, fiziksel değişimin getirdiği rahatsızlıkların yanında, endişe, korku, telaş, kaygı ve huzursuzluğu da yaşamaktadır.

Doktor dışında, daha çok bilgi alabileceği kitaplardan, internetten ve hamilelik kurslarından da faydalanabilir. Böylece daha fazla bilginin verdiği güç ve bilinçlilikle daha az telaş ve acemilik yaşanacaktır. Anne adayı, hamilelikte yaşadığı psikolojik problemler haricinde, doğum konusundaki olumsuz düşüncelerini de bu şekilde aydınlığa kavuşturabilir.

Fiziksel olarak yaşanılan her türlü rahatsızlıklar ve problemler anneyi hamilelikten soğutmamalı, doğacak bebeğin mutluluğu ve bu problemlerin kısa süre sonra biteceği düşünülmelidir. Bebeğe iyi bir anne olup olamama kaygısı, iyi bir gelecek verememe korkusu, sağlıklı bir doğum gerçekleştirememe endişesi annenin aklını sürekli meşgul edecektir. Oysa bu düşünceleri uykularını kaçıracak kadar büyütmek yersizdir. Çünkü, doğum sonrasında bebeğini kucağına alan annenin düşünceleri tamamen değişecek, ona dokunmanın verdiği heyecanla bu endişeler silinecektir.

Anne adayının eşi ve ailesi ile olan ilişkisi de bu dönemde çok büyük rol oynamaktadır.
Dolayısıyla yeni anne korkularını, kaygılarını, sorunlarını özellikle eşi ile paylaşmalıdır. Anne ve baba, ebeveyn olma sorumluluklarını birlikte üzerlerine almalıdırlar. Eşinin bu desteği ile anne duygusal olarak beslenir ve kendine güven duyar hale gelir. Annenin sağlıklı psikolojik durumu, bebeği de olumlu yönde etkileyecektir. Eş desteğinin yanında aile ve arkadaş desteği de önemlidir. Bazı problemleri eş yerine, bir anne ya da hamilelik konusunda deneyimli bir arkadaş yardımı ile çözmek daha kolay olabilmektedir.

Sağlıklı çocuk yetiştirmek hamilelik döneminde başlayan bir süreçtir. Anne adayı kendi duygularını doğru tanıdıkça, bebeğine daha sağlıklı bir anne modeli oluşturacaktır. Eğer duygularını tanımaktan kaçınır, onları görmezden gelirse, destek almaz ise gerginlik ve stres dolu bir dönem yaşanması ve bunun bebeği de etkilemesi kaçınılmaz olacaktır.

Anne tüm bu duyguları yaşarken biraz daha sakinleşmek için, basit bir spor ya da bir hobi ile uğraşabilir. Bunlar; yüzme, yürüyüş, resim yapma, boncuklarla uğraşma, dikiş dikme, yeni yemek tarifleri deneme gibi uğraşlar olabilir. Eğer çalışıyorsa ve sağlıklı bir hamilelik geçiriyorsa iş yerine doktor kontrolünde devam edebilir. Bu şekilde kendini meşgul ederek, hamilelik endişeleri ile daha az yüz yüze gelecek ve daha az kaygı duyacaktır. Önemli olan dokuz ay süresince, stresten uzak, sakin ve huzurlu günler yaşamaktır.

Hamile olmasalar bile kadınların bakımlı olma çabaları onları rahatlatmakta ve psikolojilerini olumlu yönde etkilemektedir.
Dolayısıyla, anne adayları kendilerini daha iyi hissetmeleri açısından; el-ayak bakımı, saç şekillerinde değişiklik, bir kaç giysi ve aksesuvar alışverişi, farklı renkte makyaj malzemeleri ile kendilerini olumlu yönde motive edebilirler. Bu konuda dikkat edilmesi gereken konu, yapılan bakım uygulamalarının hijyen ve sağlıklı ürünler çerçevesinde olmasıdır. Bunların haricinde; düzenli uyuma, dengeli beslenme, arada ılık duş alma ve masaj yaptırma gibi şeyler de hamilelik dönemini rahat geçirmek için gözardı edilmemelidir.

Özetle, bilinmesi gereken tek şey; hamile bir kadının çok hassas olduğudur. Üzerinde durulmaması gereken çok basit bir konuyu büyütebilir, küçük bir olayda saatlerce gözyaşı dökebilir, olmadık şeylere sinirlenebilirler. Hamile anne bunun her ne kadar farkında olsa da, kendini tutamadığı da ayrı bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki; hamilelik, doğum ve arkasından gelen annelik, her kadının yaşamak isteyeceği ve bilinçli bir şekilde yaklaşılırsa, büyük mutlulukları beraberinde getiren, kadınlara verilmiş en güzel armağandır.






12 Şubat 2014 Çarşamba

Bir kadını sinir eden şeyler

Kadınların bazı konularda sizden çok dana hassas olduklarını biliyorsunuz. Yazımızda, bir kadını çılgına çevirecek hareketleri bulacaksınız.

Kadınların çoğu, erkeklerin bazı sinir bozucu hareketleriyle başa çıkabiliyor. Bu davranışların başında, toplum içinde arkadaşlarıyla garip şekillerde tokalaşması veya güneş tutulması sıklığında çarşaflarını değiştirmesi geliyor. Ama bunlardan daha sinsi bazı hareketler var ki, işte onlar kadınları gerçekten çıldırtabiliyor. Hiç beklemediğiniz bir tavırla karşılaşmamak için kesinlikle yapmamanız gereken şeylerin ne olduğunu okumanızı tavsiye ediyoruz.

Maç esnasında onu tamamen unutmak

Söz konusu olan Avrupa Şampiyonası olsa bile, bir kadına orada değilmiş gibi davranmak affedilir bir hareket değil. Psikoterapist Profesör Doktor Tina Tessina, "Bir kadının maç esnasında unutuluyor olması, maçın ondan daha önemli olduğu izlenimini yaratır" diyor. Bunun yerine, üzgün olduğunuzu söyleyip devre arasında konuşmayı teklif edebilirsiniz. Kesin bir zaman belirlemek hem onu dışlamadığınızın bir göstergesi olur hem de geniş geniş ve içiniz rahat bir şekilde televizyonun karşısında yayılmanızı sağlar.

Son ana kadar onunla hiç program yapmamak

Bir plan yapmak için beklediğiniz şey kız arkadaşınızın araması mı? Tessina'ya göre, eğer aynı günün gecesinde bize bir şeyler yapmayı önerirseniz, daha iyi bir program önerisi almadığınızı ve onu cepte düşündüğünüzü sanabilir. Spontan olmak bazı durumlarda çok hoş olabilir ama birkaç gün öncesinden sormak kesinlikle daha kibar ve daha rahatlatıcıdır.

Tek kelimelik cevaplar vermek

Kadınların tercih ettikleri iletişim şekli genelde sözlüdür. Bazen çok konuştuklarından şikayet etseniz de sinirlendiklerinde ağızlarını bıçak açmaz. When Your Perfect Partner Goes Perfectfy Wrong (Mükemmel Eşiniz Harikaysa) kitabının yazarı Mary Jo Fay, "Erkekler tek kelimelik cevaplar verdiğinde, kadınlar bir sorun olduğunu düşünüyor" diyor. Sizden bir yazar kadar düzgün cümleler kurmanızı veya durmadan onlarla konuşmanızı beklemiyorlar. Sadece size gününüzün nasıl geçtiğini sormaları, sizinle aralarındaki bağı kuvvetlendirmek istemelerinden kaynaklanıyor.

Arkadaşlarını dışlamak

Fay, "Bir kadının sizi kız arkadaşlarıyla birlikte dışarı çağırması, size ne kadar değer verdiğinin bir göstergesidir" diyor. Eğer böyle bir daveti kulak arkası eder veya sessiz kalırsanız, hayatlarındaki önemli insanları tanımayı pek umursamadığınızı düşünebilirler. Onlarla ciddi konular hakkında konuşmak zorunda değilsiniz. Sadece ilgili küçük sohbetler de yeterli olabilir. Ve eğer onları her seferinde güldürebilirseniz sizi sevecek ve onaylayacaklardır.

Kendimizi kandırdığımız büyük yalanlar

Gerçekle yüzleşmemek için kendinizi kandırıyor olabilir misiniz? İşte insanın kendine söylediği 12 büyük yalan...

12 büyük yalan       
Gerçeklerle yüzleşmekten korktuğunuz için kendi kendinizi kandırıyor olabilir misiniz? İşte 12 büyük yalan…  

“Her şey güzel olacak”
Kilo verirsem…üniversiteyi kazanırsam… bir sevgili bulursam… bu cümlelerin sonuna onlarca şey eklenebilir. Ama mutluluğu ertelemek ve bir şeylere bağlamak ne derece doğru sizce? Yaşadığınız anın tadını çıkarmayı öğrenmeli ve pembe yalanlardan vazgeçmelisiniz!

‘Kimsenin beni onaylamasına ihtiyacım yok’
En ufak bir eleştiri ile karşılaştığında hemen bu yalana mı sığınıyorsunuz?Herkesin onaylanmaya  takdir görmeye ihtiyacı vardır. Kimseye danışmadan, sürekli kendi bildiklerini yapan bir insan kendisini geliştiremez.

“Beni seviyor ama bağlanmaktan korkuyor”
Aşkın gözü kördür diye boşuna dememişler. Sen de bu yalanla kendini avutuyorsan, şu gerçeği size üzülerek hatırlatalım. Gerçekten seven bir erkek bağlanmaktan korkmaz. Hem gelecekte sizinle olmak konusunda tereddütleri olan birisiyle neden birliktesiniz ki? İlişkinizi gözden geçirseniz hiç de fena olmaz.

“Biraz bronzlaşmaktan zarar gelmez”
Evet biliyoruz bronz bir ten harika duruyor. Ama cilt kırışıklıkları ve bazı kanser türleri açısından güneşin zararları artık kanıtlandı. Siz de kendinizi kandırmayın ve güzelleşeceğim diye sağlığınızı riske atmayın!

“Yalan söylediğimi kimse anlamaz”
Başkalarının size yalan söylemesi hoşunuza gider miydi? Onların bunu anlamayacağını düşünseniz bile, kendinize olan saygıyı yitirmemek için her zaman doğruyu söylemelisiniz. İçinde bulunduğunuz zor durumdan kurtulmak için söylenilen yalan geçici bir çözümden başka yarar sağlamaz .

“Tabii ki gelirim”
Size yapılan her teklife  “tabii ki” gelirim deyip buluşma günü geldiğinde yeni bir yalan uydurmak zorunda mı kalıyorsunuz? Öyleyse neden en başından “kusura bakmayın başka bir planım var” demiyorsun?

“Hayır diyemiyorum”
İşte koca bir yalan daha! İnsanları kırmamak adına onların her istediklerini kabul etmek yerine biraz pratik yapmalısınız. Şimdi bir kağıt ve kalem alıp hayır diyememe nedenlerinizi yazın bir kenara. Sonrada cesaretinizi toplamak için neler yapabileceğinizi düşünün…

“Çok şanssızım”
Bu yalan talihinizi kapatmaktan başka bir işe yaramıyor. Çünkü şansa fazlaca inanmak, bir süre sonra kişinin kendine olan inancını azaltabiliyor.

“Bağımlı değilim”
Sigara, alışveriş,dedikodu… kötü alışkanlıklarınızın olduğunu biliyor ama bunlardan bir türlü vazgeçemiyorsanız, “istediğim zaman bırakabilirim” yalanını kendinize söylüyor olabilirsiniz.

“Güzel olsaydım her şey daha kolay olabilirdi”
Fiziksel açıdan güzel olan insanların hayatlarında her şey yolunda mı sanıyorsunuz? Aksine onların çok daha fazla sıkıntısı var. Kendisine her yaklaşana şüpheyle bakmak ve kimseye güvenememek de başlıca sorunları. Sahip olduğunuz güzelliklerin değerini bilin.

“Yardıma ihtiyacım yok”
Gerçek şu ki herkesin birbirine ihtiyacı var! Çünkü her şeyin doğrusunu bilmemiz ve en iyisini yapmamız mümkün değil. Sizinde mutlaka takıldığınız, içinden çıkamadığınız sorunlar olacaktır. Bu gibi durumlarda “kendim halledebilirim” yalanından sıyrılarak, başkalarının yardım tekliflerini kabul etmeyi deneyin. Böylesi çok daha kolay olacaktır.

“Zamanım yok”
Meşgulüm, meşgulsün, meşgul… Sürekli bir şeyler yapmaktan bahsediyor ama bir türlü faaliyete geçiremiyorsanız “zamanım yok” cümlesi sizin için süper bir bahane. Peki gerçekten zamanınız yok mu?

7 Şubat 2014 Cuma

Doğum öncesi psikolojik destek

Hamilelik her kadının hayatında bir dönüm noktası. Hamile olduğunu öğrenen her kadın yeni bir döneme giriyor. Bu dönemde yaşanan fiziksel değişikliklerin yanında bir de psikolojik değişiklikler ekleniyor. Bütün duyguları aynı anda yaşayan anne adayı, kendine destek arıyor.

Bu dönemde tüm duyguların bir arada yaşanması son derece normaldir. Çünkü anne hem hamileliği hem de kendini keşfetmeye başlamıştır. Kendini farklı ve değişen bir bedende gözlemlerken, hamileliğin getirdiği fiziksel sorunları yaşarken, bir taraftan da bebekle ilgili aklında oluşan bir çok soruyla da baş etmeye çalışmaktadır. Bu durumda annenin yapması gereken tek şey; hamilelik durumunu kabullenip, tüm bu yaşanan duyguların bu döneme has olduğunu düşünmesidir. Ayrıca, bebeğin içerde kendisine bağlı yaşadığını hissetmeli, arkasına yaslanarak bunun keyfini çıkartmalıdır.

İnsanlar bilmedikleri konularda daha çok telaşlanır, acemilik çeker ve sorun yaşarlar.
Bu nedenle hamilelikte ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır. Bilgiyi doğru kaynaktan almak kadar bilginin veriliş tarzı da önemlidir. Kontrolü kaybetmemek ve daha az sorun yaşamak için, mutlaka annenin rahat edeceği bir doktorla bu dönemi geçirmesi en iyi seçimdir. Çünkü anne adayı dokuz ay boyunca, fiziksel değişimin getirdiği rahatsızlıkların yanında, endişe, korku, telaş, kaygı ve huzursuzluğu da yaşamaktadır.

Doktor dışında, daha çok bilgi alabileceği kitaplardan, internetten ve hamilelik kurslarından da faydalanabilir. Böylece daha fazla bilginin verdiği güç ve bilinçlilikle daha az telaş ve acemilik yaşanacaktır. Anne adayı, hamilelikte yaşadığı psikolojik problemler haricinde, doğum konusundaki olumsuz düşüncelerini de bu şekilde aydınlığa kavuşturabilir.

Fiziksel olarak yaşanılan her türlü rahatsızlıklar ve problemler anneyi hamilelikten soğutmamalı, doğacak bebeğin mutluluğu ve bu problemlerin kısa süre sonra biteceği düşünülmelidir. Bebeğe iyi bir anne olup olamama kaygısı, iyi bir gelecek verememe korkusu, sağlıklı bir doğum gerçekleştirememe endişesi annenin aklını sürekli meşgul edecektir. Oysa bu düşünceleri uykularını kaçıracak kadar büyütmek yersizdir. Çünkü, doğum sonrasında bebeğini kucağına alan annenin düşünceleri tamamen değişecek, ona dokunmanın verdiği heyecanla bu endişeler silinecektir.

Anne adayının eşi ve ailesi ile olan ilişkisi de bu dönemde çok büyük rol oynamaktadır.
Dolayısıyla yeni anne korkularını, kaygılarını, sorunlarını özellikle eşi ile paylaşmalıdır. Anne ve baba, ebeveyn olma sorumluluklarını birlikte üzerlerine almalıdırlar. Eşinin bu desteği ile anne duygusal olarak beslenir ve kendine güven duyar hale gelir. Annenin sağlıklı psikolojik durumu, bebeği de olumlu yönde etkileyecektir. Eş desteğinin yanında aile ve arkadaş desteği de önemlidir. Bazı problemleri eş yerine, bir anne ya da hamilelik konusunda deneyimli bir arkadaş yardımı ile çözmek daha kolay olabilmektedir.

Sağlıklı çocuk yetiştirmek hamilelik döneminde başlayan bir süreçtir. Anne adayı kendi duygularını doğru tanıdıkça, bebeğine daha sağlıklı bir anne modeli oluşturacaktır. Eğer duygularını tanımaktan kaçınır, onları görmezden gelirse, destek almaz ise gerginlik ve stres dolu bir dönem yaşanması ve bunun bebeği de etkilemesi kaçınılmaz olacaktır.

Anne tüm bu duyguları yaşarken biraz daha sakinleşmek için, basit bir spor ya da bir hobi ile uğraşabilir. Bunlar; yüzme, yürüyüş, resim yapma, boncuklarla uğraşma, dikiş dikme, yeni yemek tarifleri deneme gibi uğraşlar olabilir. Eğer çalışıyorsa ve sağlıklı bir hamilelik geçiriyorsa iş yerine doktor kontrolünde devam edebilir. Bu şekilde kendini meşgul ederek, hamilelik endişeleri ile daha az yüz yüze gelecek ve daha az kaygı duyacaktır. Önemli olan dokuz ay süresince, stresten uzak, sakin ve huzurlu günler yaşamaktır.

Hamile olmasalar bile kadınların bakımlı olma çabaları onları rahatlatmakta ve psikolojilerini olumlu yönde etkilemektedir.
Dolayısıyla, anne adayları kendilerini daha iyi hissetmeleri açısından; el-ayak bakımı, saç şekillerinde değişiklik, bir kaç giysi ve aksesuvar alışverişi, farklı renkte makyaj malzemeleri ile kendilerini olumlu yönde motive edebilirler. Bu konuda dikkat edilmesi gereken konu, yapılan bakım uygulamalarının hijyen ve sağlıklı ürünler çerçevesinde olmasıdır. Bunların haricinde; düzenli uyuma, dengeli beslenme, arada ılık duş alma ve masaj yaptırma gibi şeyler de hamilelik dönemini rahat geçirmek için gözardı edilmemelidir.

Özetle, bilinmesi gereken tek şey; hamile bir kadının çok hassas olduğudur. Üzerinde durulmaması gereken çok basit bir konuyu büyütebilir, küçük bir olayda saatlerce gözyaşı dökebilir, olmadık şeylere sinirlenebilirler. Hamile anne bunun her ne kadar farkında olsa da, kendini tutamadığı da ayrı bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki; hamilelik, doğum ve arkasından gelen annelik, her kadının yaşamak isteyeceği ve bilinçli bir şekilde yaklaşılırsa, büyük mutlulukları beraberinde getiren, kadınlara verilmiş en güzel armağandır.






20 Ocak 2014 Pazartesi

Sıkı biçimli kalçalarınız olsun!

Sıkı ve biçimle kalçalara sahip olabilmek için; bol miktarda su tüketmeli, beslenmenize özen göstermeli, aşırı tuz tüketiminden ve sürekli oturmaktan kaçınmalısınız hiç kuşkusuz. Ancak, kalçalarınızı düzgün bir şekle sokabilmenin ilk kuralı, bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmaktan geçiyor. 

TOPUK HAREKETİ
Vücudunuz dik, ayakta durun. Kollarınızı ensenizde birleştirin. Sağ bacağınızı arkaya doğru kırın ve topuğunuzla kalçanıza değmeğe çalışın. Bu sırada vücudunuzun üst kısmı dik durmalı. Egzersizi önce yavaş, sonra hızlı hareketlerle 30 kez uygulayın. Hareketi diğer bacağınızla da tekrarlayın.

TWİST
Ayaklarınız bitişik halde ayakta durun. Kollarınızı göğsünüzün önünde birleştirin. Bacaklarınızı bükün, kalçanızı arkaya doğru çıkarın ve dizlerinizi birbirine yapıştırın. Şimdi, dizlerinizle sağ yöne doğru twist yapın. Bu hareketi uygularken kalçanızı bilinçli olarak kasın. Ardından aynı işlemi sol tarafa doğru uygulayın, kalçanızı kasın. Hareketi önce yavaş, ardından hızlı bir tempoyla uygulayın. Egzersizi 20 kez tekrarlayın.

DOĞRULMA
Bacaklarınızı dizlerinizden kırın, kollarınızı öne doğru uzatın. Kalçanızı, sanki bir yere oturmak istiyormuş gibi arkaya doğru çıkarın. Bavula temas etmeden durun ve bacaklarınızla yeniden doğrulun. Egzersizi uygularken vücudunuzun üst kısmı daima dik olmalı. Egzersizi 20 kez tekrarlayın.

DİZÜSTÜ EĞİLME
Dik durun. Sandalyenin başını sıkıca kavrayın. Sağ bacağınızı hafifçe bükün. Sol bacağınızı arkaya doğru gerdikten sonra 5 kez yukarıya doğru alçalıp yükselin. Bu sırada vücudunuzu dik tutun. Sol ayağınızı zemine yerleştirin. Şimdi her iki bacağınızla bükülme hareketi uygulayın. Egzersizi 3 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin.

YÜKSEĞE BASINÇ
Yere sırtüstü uzanın. Ellerinizi başınızın arkasında birleştirin. Sağ bacağınızı göğsünüze doğru yaklaştırın. Sol bacağınızı 90 derecelik bir açıyla kırarak ayağınızı zemine yerleştirin. Kalçanızı, sol bacağınızdan güç alarak, zemine değdirmeden yavaşça yukarı doğru kaldırın ve indirin. Egzersizi uygularken karnınızı iyice kasın.






16 Ocak 2014 Perşembe

Artık saçlarınız dökülse de dert değil


Saç dökülmesinin sebepleri genellikle aşırı stres, vücuttaki hormonal değişiklikler ve ya çeşitli tıbbi tedavilerdir. Bu durum genellikle aniden ortaya çıkar ve birçok kadında 6 ay içinde düzelir, çok az kadında kronik bir problem haline gelir. 

Çok endişeli ve sinirsel olarak zayıf kadınlarda saç dökülmesi kelliğe kadar varabilir. Neyse ki kadınlarda erkelerin aksine telojen dönemi geçici olabiliyor ve genellikle saçlar yeniden büyümeye başlıyor. Herkesin yaşamının yüzde 15’lik bir kısmında telojen (saç büyümesi siklusunda dinlenme safhası) yaşanıyor. Aşırı stres ve sinirsel hastalıklar bunun tetikleyicisi oluyor. Yaklaşık 3 ay boyunca kadınlarda saç dökülmesi aşırı derecede artıyor. Yeni saçlar büyüyene kadar saçlar oldukça azalabiliyor. Yetişkinlerin birçoğu bu saç dökülmesi sorununu yaşamıştır. Saçlarını tararken, taraklarında kalan bir dolu saça üzüntüyle bakmıştır. Bu dönemler genellikle çok stresli oldukları dönemler rast gelir.

Kadınlarda görülen saç dökülmesinin bir diğer çeşidi de hormonlardan kaynaklanan genetik saç dökülmesi. Annelerinden ya da babalarından geçen genler yüzünden tıpkı irsi bir hastalık gibi yaşanıyor. Kadınlarda genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkıyor ve maalesef telojen dönemi gibi kendiliğinden geçmiyor.

Araştırmalar kadınların yüzde 13’ünün menopoz öncesi ve ya sonrası dönemlerde bu tür saç dökülmeleriyle karşılaştıklarını gösteriyor, 65 yaş üzeri kadınlarda ise bu genetik dökülmeler yüzde 75’lere kadar çıkıyor.

Genetik saç kelleşmesi
Genetik olan bu saç dökülmeleri kadınların ver erkeklerin vücudunda bulunan ve ailelerinden gelen ortak genler yüzünden ortaya çıkıyor. Bu genleri vücudunda daha fazla toplamış insanlar daha çok saç dökülmesi problemi yaşıyor ve bu sorun kelliğe kadar varabiliyor.

Kadınlarda saç dökülmesinin bir diğer nedeni de, aloepsi denilen ve toplumun sadece yüzde 2’sinde görülen bir durum. Bu durumda saç hücreleri kandaki akyuvarlar tarafından saldırıya uğraması. Bu durumda saçlar yavaş yavaş zayıflıyor ve zamanla saç büyümesi tamamen duruyor.

Saç dökülmesine karşı herkesin bir yöntemi vardır. Fakat şunu aklınızdan çıkarmayın, duyduğunuz her tedavi işe yaramaz hatta az olan saçlarınızı da kaybedebilirsiniz. Kellikle yaşamaya alışın demiyoruz, fakat yanlış tedavilerden kaçının. Kellikle baş etmek için kozmetik çözümlere başvurabilirsiniz ya da saç ektirme gibi tıbbi yöntemleri deneyebilirsiniz.

Saç dökülmesi günümüzde ilaçla tedavi edilebilir durumda. Kan basıncınızı düzenleyecek ve sizi stresin yan etkilerinden kurtararak saç büyümesini hızlandırabilecek ilaçlar ve kremler mevcut. Bunun için öncelikle bir doktora başvurmalısınız. Bunun yanında bir de cerrahi gerektiren yöntemler var.

Cerrahi operasyonlarla saç dökülmesi tamamen durdurulabiliyor hatta saçların büyümesi hızlandırılabiliyor. Ama yine de bunlar ciddi şekilde düşünülmesi gereken yöntemler.

Saç nakli
Bunun için vücudunuzun herhangi bir yerinden saç kökleri alınarak, kelleşen bölgelere ekiliyor. Bazen bu yöntem için iğne kullanılıyor. Bir çok kadın bu yöntemle hemen bütün sorunlarının bitmesini istiyor fakat böyle bir şey mümkün değil, yapay köklerin ekilmesinde sağlanan başarı kadınların istediği kadar büyük değil.

Kafa derisini küçültme
Bu yöntemde kelleşen bölgeleri yok etme mantığı var. Kafanızda hala saç olan bölgeleri esneterek kel bölgeleri azaltılmaya çalışılıyor.

Unutulmaması gerekenler
• Kadınlarda saç dökülmeleri genellikle geçici nedenlerden kaynaklanır. Bu yüzden genel sağlığınızı kontrol edin ve sabırlı olun.
• Ailenize bir göz atın ve kelleşme riskinizi öğrenin.
• Mucizevi ilaçlardan çok fazla medet ummayın. Unutmayın ki kadınların kelleşmesinin henüz bir çaresi bulunamadı.
• Birçok kadında kozmetik ürünleri, kullandıkları şapkalar kelliğe ve saç dökülmesine yol açabiliyor. Sizinkileri iyi seçin.

6 Ocak 2014 Pazartesi

Harika bir cilt için kanıtlanmış 11 ipucu

Yıllara meydan okuyan taze ve canlı bir cilde sahip olmak için bilmeniz gerekenleri araştırdık. Sizce de kendinizi şımartmanın zamanı gelmedi mi? İşte kanıtlanmış 11 öneri.

Cildinizi bir tabloyu saklar gibi muhafaza etmek kolay bir iş değil. Kırışıklıklar, güneşin zararlı ışınları, kuruluk, tahriş ve istenmeyen tüylere karşı sürekli savaşmalısınız. İyi haber hayat boyunca 1000 kere yeni cilt katmanı üretiyor olmanız. Böylece cildinizin pürüzsüz ve parlak olabilmesi için elinize birçok şans geçmiş oluyor.

Size yardımcı olmak için yapılan son araştırmaları inceledik, birçok dermatoloji uzmanı ile görüştük. Sonuç olarak ortaya 11 mükemmel ipucu çıktı:

1) BOŞVER GİTSİN

Eğer kullandığınız bakım ürünleri cildinize iyi gelmiyorsa boş yere para harcıyorsunuz demektir. "Bir ürünün aktif bileşenlerinin yararlarına kendini hapsederek o nemlendiricinin peşinden koşma" diyor Amerikan Kozmetik Dermatoloji ve Estetik Cerrahi Uzmanları Birliği Başkanı Ranella Hirsch. Yumuşak ve esnek bir cilt için, hiyaluronik asit veya gliserin içeren losyon kullanmalısınız.

2) KIRMIZIDAN YANA OL

Yakın zamanda İngilizler tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günde beş çorba kaşığı domates püresi yiyen denekler, yemeyenlere oranla daha hafif güneş yanıklarına maruz kaldı. Araştırmacılara göre domateste bulunan doğal ve güçlü bir antioksidan olan likopen, kalkan görevi yaparak bizi güneşten koruyor (ipucu: Domatesleri pişirmek vücut tarafından besleyici maddelerin daha kolay emilmesini sağlar). Favori domatesli yemeğinizden yemeniz için güzel bir neden daha sunuyoruz ancak bu, SPF korumalı kreminizi bırakabileceğiniz anlamına gelmiyor.

3) SAKİNLEŞTİRİCİ HAP AL

Daha fazla endişelenmeniz anlamına gelmiyor ancak stres gerçekten cilt rengini bozabiliyor. İngiltere'deki Manchester Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, denekleri, birçoğumuz için yapılması çok zor olan bir stres testine tabi tutmuş: Seyirci önünde konuşma yapmak. Konuşma öncesinde ve sonrasında, katılımcıların kalçalarından deri örnekleri alınmış ve hücresel faaliyetler karşılaştırılmış. Gergin ciltteki bağışıklık sistemi düzenleyici hücrelerde, yüzde 16,4 oranında düşüş saptanmış. Diğer bir araştırmada ise stresin akneleri kötüleştirdiği kanıtlandı. Eğer çok baskı altında hissediyorsanız, cildinize daha çok özen göstermelisiniz.

4) KIZARTMALARI UNUT

Bir grup araştırmacı, 12 hafta boyunca akneli cilde sahip 23 kişiyi yüksek protein-düşük glisemik indeks diyetine tabi tuttu. Sonucu tahmin edin bakalım. Ciltlerindeki akne sorunu çok daha iyiye gitti. Deneklerin yüzde 22'sinde daha az lekelenme görüldü. Yüksek-karbonhidrat diyeti uygulayanlarda ise bu oran yüzde 14'te kaldı (Bonus: Düşük-karbonhidrat diyeti uygulayanların hepsi kilo verdi!). Araştırmacılar kilo kaybının mı yoksa diyetsel değişikliğin mi buna yardımcı olduğunu kesin söyleyemese de, görünen o ki beslenme, cilt yapısında çok önemli bir rol oynuyor. Yağsız proteinden bol bol tüketirken, yüksek glisemik indeksli besinleri azaltın (örneğin nişastalı kızartmalar ve şekerlemeler).

5) DUŞ EN YAKIN ARKADAŞIN OLSUN

"Terlediğimiz zaman vücut daha fazla sebum (yağlı gözenek-tıkayıcı salgı) üretir", diyor Dermatoloji Uzmanı Audrey Kunin. Öğle vakti yapılan bir antrenmandan sonra sakın duştan kaçmaya çalışmayın. Bakteriler ter ve yağdan beslenmeye bayılır. Eğer duş almazsanız onlara eşsiz bir ziyafet sunmuş olursunuz. Terlemeye neden olan her etkinlikten sonra kendinizi soğuk su ve yağ temizleyici glikolik ya da salisilik asit içeren bir duş jeline teslim edin. Biz Fa'nın "White Tea and Bamboo" duş jelini öneriyoruz.

6) BOŞA PARA HARCAMA

Mükemmel Cildin Yeni Bilimi kitabının yazarı Fotobiyoloji Uzmanı Daniel B.Yarosh'a göre: "Süslü püslü bileşenlerden oluşan pahalı yüz temizleyicilerine servet harcamaya gerek yok. Onlar bir dakikadan daha az süre cildinde kalıyor ve bu kadar kısa süre içinde doğru düzgün çalışmaları mümkün değil." Bazı fiyatı yüksek temizleyiciler, cilt yüzeyinde tahrişe neden olabiliyor. İşe ucuz yüz temizleyicilerini deneyerek başlayın. Her ikisinin de kir, yağ ve ölü deri hücrelerini cildin doğal yağ dengesini bozmadan temizlediğini göreceksiniz.

7) DUDAKLARINI KORU

UV ışınlarına karşı koruyucu içeren dudak kreminden bahsediyoruz, koyu kırmızı ve yapış yapış dudak parlatıcısından değil. Dudaklar, göz çevresi ve göğsün üst bölümü gibi vücuttaki en ince deri tabakasına sahiptir. Dolayısıyla ekstra korumaya ihtiyaç duyar. Amerikan Dermatolojik Cerrahi Birliği'nin yaptığı bir araştırmada katılımcıların sadece yüzde 47'sinin UV koruyucu içeren dudak kremi kullandığını saptamış. Bu kötü haber çünkü Teksas Üniversitesi Güneybatı Tıp Merkezi Dermatoloji uzmanlarından Erin Welch'e göre dudaklardan kaynaklanan cilt kanseri tipi yayılma riski en yüksek olanı. Blistex gibi UV koruyucu içeren bir dudak kremi kullanarak dudaklarınızı korumalısınız.

8) ÇITIRDAT

Organik ürünler satan bir markete giderek alışveriş sepetini araştırmalarla cildi koruyup yeniden yapılandırdığı kanıtlanmış meyve ve sebzelerle doldurabilirsiniz. Her gün A ve C vitaminleri (her ikisi de antioksidan özelliği taşır) içeren yiyecekleri tüketmeye çalışın. Özellikle seçmenizi tavsiye ettiklerimiz: Lifli yeşillikler, turunçgiller (özellikle portakal), böğürtlen, çilek, dolmalık renkli biberler.

9) ŞİMDİDEN YAŞLANMA KARŞITI ÜRÜN KULLAN!

İlk kaz ayaklarının göz çevresinde oluşmasını beklemeden küçük bir tüp yaşlanma karşıtı bakım ürünü edinin. "Hamile ve emziren kadınlar hariç, 20'li yaşlarındaki hemen hemen her kadın lokal olarak retinoid kullanıyor olmalı" diyor New York'taki Mount Sinai Tıp Okulu Dermatoloji Uzmanı Doçent Francesca Fusco. Nedenini ise söyle anlatıyor: Retinoidler, A vitamini içeren bileşenler, cildi güneşin zararlarından korur ve yaşlanma belirtilerini önler. Hirsch'e göre "Bunlar cilt yenilenmesini, cansız gözenek tıkayıcı hücrelerin dökülmesini sağlayarak hızlandırıyor ve kırışıklıkları önlemek için kolajen yapımını arttırıyor". Doktorunuzdan retinoid içeren bir ürün vermesini isteyin ya da reçetesiz satılan Roc Retinol Actif Pure Kırışık Önleyici, Nemlendirici Gece Bakım ürününü deneyebilirsiniz.

10) SOYA SÜTÜ İÇ

Kırışıklıklardan şikâyetçiyseniz, süt başınıza daha fazla bela açabilir. Yapılan üç büyük araştırma sonuçlarına göre fazla süt tüketen ergenlik çağındaki gençlerin akne problemlerinin arttığı saptanmış. İnek sütünde doğal olarak üreyen hormonların suçlu olabileceğini söyleyen araştırmacılar, 20'li ve 30'lu yaşlardaki kadınların da aynı şekilde bu hormonlara duyarlı olduklarını sözlerine ekliyor.
"Eğer süt içmeyi çok seviyorsanız ve sivilce probleminiz varsa sütü azaltmanın faydasını görürsünüz" diyor bu konudaki araştırmaların öncülüğünü yapan Onkoloji Uzmanı Clement Adebamowo. Sözlerine şu cümleyi ekliyor: "Soya sütü gibi alternatif süt çeşitlerini tüketin."

11) TÜYLERLE SAVAŞ

Tüylerden acısız kurtulma vaatleri internette dolasan para tuzağı e-postalar ne kadar mantıklı geliyorsa, o kadar inandırıcı olabiliyor. Ancak yapılan araştırmalara göre Eflornitin hidroklorid, reçete ile satılan Vaniqa adıyla satışa sunulmuş kremin, çene ve üst dudak bölgesindeki tüyleri yüzde 60 oranında azalttığı kanıtlanmış. Farklı iki araştırmada ise lazer yöntemiyle beraber uygulandığında tek başına kullanımına oranla daha etkili olduğu kanıtlanmış.

Göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz

Göğüslerinizin formunu korumak ...bu egzersizlerle mümkün!

Çok sık kilo alıp vermekten ya da spor yapmamaktan göğüsler sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Göğüslerin zaman geçtikçe formlarını kaybettikleri ve bu durumun, özellikle vücut görünümüne çok önem verenler için, oldukça sıkıcı olduğu kesin. Aslında vücut şeklimiz günlük yaşantımıza bağlı olarak belirleniyor. Çok sık kilo alıp vermekten, yanlış egzersizlerden ya da spor yapmamaktan dolayı, kimi kişilerde göğüsler erkenden sarkıp esnekliğini kaybedebiliyor. Bu kişiler çoğunlukla dolgulu sutyen kullanmadan bir şey giyemez, hiçbir kıyafeti kendilerine yakıştıramaz oluyor...

Eğer siz de, bu tür problemlerle karşı karşıysanız Coliseum Spor Merkezi'nde Fitness eğitmenliği yapan Elif Hotaman'ın önerdiği hareketlerle bu durumu biraz da olsa düzeltebilirsiniz.. Eğer hala bu tür sorunlarla karşılaşmadıysanız da bunu mümkün olduğunca geciktirebilir, bu egzersilerle göğüslerinizin formunu uzun yıllar koruyabilirsiniz.

Şınav çekin
Şekildeki gibi elleriniz ve dizlerinizin üzerinde durun. Dirsekleriniz yana doğru bakmalı. Kollarınızı dirseklerinizden büküp aşağı yukarı doğru inip çıkarak şınav çekin. Bu hareketi 12 kez tekrarlayın. Hareketler sırasında düzenli olarak nefes alıp vermeyi unutmayın. Bu hareketle göğüs ve arka kol kaslarını çalıştırmış olacaksınız. Bunun dışında ön omuz kaslarınız da aktif hale gelecek. Şınav, özellikle kuvvetsiz olanlar ve yeni başlayanlar için oldukça iyi bir başlangıç hareketi aynı zamanda...

Daire çizin
Yere dümdüz, sırtüstü uzanın. Bacaklarınız dizlerinizden bükük şekilde dursun. İki elinize dambıl ya da 1 er litrelik su şişeleri alın. Şimdi dambıl fly hareketini yapmaya başlayabilirsiniz. Bunun için, Kollarınız gergin bir şekildeyken havada yukarıdan aşağıya büyük daireler çizin. 12 kez tekrarlayacağınız bu hareket göğsünüzün tam açılmasını sağlıyor ve sarkmaları önlüyor.

Açıp kapayın
Yerde, dizlerinizin üzerinde durun. Gövdeniz mümkün olduğunca dik olsun. Ellerinize yine ağırlıklar alın ve kollarınızı dirseklerden bükük şekilde ortada birleştirin. İki kolunuzu da yanlara doğru açın. Ardından ilk pozisyonunuza dönün. Bu açıp kapama hareketini aynı şekilde 12 kez tekrarlayın.

Ve biraz zorlanın
Son egzersizimiz tam şınav çekme. Kollar tamamen gergin olsun. Tüm vücut ağırlığınız kollarınızın üzerinde. Yine düzenli nefes alış verişine dikkat ederek şınav çekin. Fakat karnınızın yere değmemesine dikkat etmelisiniz. Bunun için 4 -5 cm. bir alçalma yapmanız yeterli. Başta zorlansanızda 12 kez yapmayı ihmal etmeyin. Bu sayıyı gün geçtikçe daha da artırabilirsiniz. Bu hareketin tüm göğüs kaslarınızın çalışmasını sağladığını da ekleyelim.

4 Ocak 2014 Cumartesi

Kanserle gelen güzelleşme korkutucu

Kozmetik ürünlerinin neredeyse hepsinde kansere yol açan maddelerin bulunduğu öne sürüldü. Diğer iddialar da çok korkunç.

Takvim, yıllardır tartışılan 'Kozmetik ürünler kanser yapar mı?' sorusunu uzmanlarına sordu, ürkütücü yanıtlar aldı. Tüy dökücü kremlerin bazılarında 'kemoterapi ilaçlarının seyreltilmiş halinin' bulunduğunu, uzun süre kullanılan kozmetiklerin kanser riskini arttırdığını okuyunca çok şaşıracaksınız.

Hemen hemen tüm kadınlar, daha da güzel görünmek uğruna çareyi kozmetik ürünlerde buluyor. Ancak kadınlar bu ürünlere masum bir istekle başvursa da kozmetik ürünlerin sanıldığı kadar masum olmadığı söyleniyor. Yıllardan beri tartışılan "Kozmetik ürünler sağlığa zararlı mı?" tartışmaları yeni bir boyut kazandı. Hayvan haklarını koruyan derneklerin ayaklanmasıyla son yıllarda kozmetik firmaları, ürünlerini hayvanlar üzerinde denemeyi bıraktı!

YENİ DENEKLER KADINLAR MI? 
Firmalar, yeni deneklerin ise kadınların olmasına karar verdi! En azından Amerikalılar tarafından ortaya atılan son iddialar bu yöndeydi. Amerika'daki EWG isimli bir sivil toplum örgütünün hazırladığı raporda yer alan bu iddia, ortalığı karıştırdı. Buna göre; şampuanlardan yüz kremlerine, rimellerden rujlara kadar birçok kozmetik ürününün yüzde 99.7'si denenmemiş ürünler içeriyor. Rapordaki bir diğer ürkütücü iddiaya göre de; bu ürünlerin çoğunda kansere neden olan maddeler bulunuyor.

KEMOTERAPİ İLACINDAN FARKSIZ 
Araştırmaya göre; makyaj malzemelerindeki kömür katranı, fenilediamin, benzen ve formaldehit gibi kimyasallar uzun süreli kullanımlarda kanser riskini arttırıyor. Kozmetik ürünlerin neden olduğu kanser türleri arasında ise ilk sıralarda; rahim, yumurtalık ve cilt kanseri geliyor. Amerika'nın önde gelen sağlık örgütlerinin de destek verdiği "Güvenli Kozmetikler Kampanyası"nın sonuçlarına göre de; kozmetik ürünlerde kullanılan 10 bin 500 kimyasalın yüzde 89'u sağlık açısından güvenilirlik taşımıyor. Amerikalılar'a göre; kozmetik ürünlerin denetimsizliğindeki en büyük nedeni ise bu ürünlerin ilaçtan sayılmaması oluşturuyor. Örneğin; iddialara göre tüy dökücü kremlerin formülünde kanseri tedavi edici ilaçların yani kemoterapi ilaçlarının seyreltilmiş hali bulunuyor. Ancak yine de bu sağlık açısından riskli kremler bilinçli bir denetimden geçirilmiyor.

PETROL İÇEREN PARFÜMLER 
Bir diğer iddiaya göre de; parfümlerin yüzde 95'i sentetik petrolden üretiliyor ve firmalar denetimsizlik yüzünden parfümlerindeki diğer kimyasalları açıklamak zorunda kalmıyor. Bütün bu iddialar da; kadınların ve erkeklerin sırf daha güzel görünmek uğruna nasıl bir tehlikenin içerisinde bulunduğunu gözler önüne seriyor.

2 Ocak 2014 Perşembe

Yüz kırışmışsa buruşmuşsa ne yapılır?

Fazla kilolar, egzersiz yapmadan aşırı zayıflama ve hamilelik gibi sebeplerle karın kasları zaman içinde bozulup sarkıyor. Kadınlar kadar erkeklerin de yaşadığı bu sorun, estetik görünümün bozulmasının yanında, vücudun ağırlık dengesini bozması açısından bel ve sırt ağrılarına sebep olduğu için sağlığı olumsuz etkiliyor.

Genç yaşlarda yapılacak egzersizlerle karın kaslarını toparlamak mümkün. Ancak yaş ilerledikçe deri elastikiyetini kaybettiği için andominoplasti denilen karın gerdirme ameliyatını yapmadan düz bir karına sahip olma imkanı yok. Bu yüzden vücudunun bozulmasını istemeyen hanımların fazla kilo almamak ve aldığı kiloları verip eski görünümüne kavuşabilmesi için hamilelik sırasında ve sonrasında düzenli egzersiz yapması gerekiyor. Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Plastik Cerrahi Klinik Şefi Prof. Dr. Necmettin Kutlu, orta yaşlardan sonra sarkan karın derisi ve kasları için karın germe ameliyatından başka çare kalmayacağını belirtiyor.

Sırt ve bel kaslarının karını bir korse gibi sardığını belirten Prof. Dr. Necmettin Kutlu, karın kaslarında bir gevşeme olduğu takdirde omurgayı taşıma yükünün sadece sırt kaslarına kaldığını, bunun da bel ağrılarına sebep olduğunu söylüyor. Kutlu'ya göre, ağrılarından dolayı aylarca fizik tedavi gören kişiler, kalıcı bir kilo verme sürecine girmediği için pek fayda görmüyor. Bu arada kullanılan ilaçların yan tesirleri yüzünden başta mide olmak üzere diğer organlarda da sorun oluşuyor. Karın bölgesini dik tutan ve destekleyen kaslar hamilelikte yüzde 400 oranında esniyor. Doğum sonrası egzersiz yapılmazsa kaslar toparlanamıyor. Karın germe ameliyatıyla fıtıklaşmış olan kaslar sağlamlaştırılıp onarılıyor ve kas kuvveti yeniden kazandırılıyor. Karın kasları ile sırt kasları arasındaki denge yeniden sağlanınca karın bölgesi o korseye yeniden sahip oluyor. Prof. Dr. Kutlu, karın gerdirmenin estetik değil sağlıkla ilgili bir uygulama olduğunu vurguluyor.

Karın veya yüzde sarkan deri için ameliyatsız çözüm bulmanın zor olduğunu ifade eden Prof. Dr. Necmettin Kutlu şu bilgileri veriyor: "Deri bakımına sağlıklı iken başlamak lazım. Bir kere sarkıp kırıştıktan sonra yapacak bir şey yok. Yüz kırışmışsa buruşmuşsa istediği kadar dolgu maddesi uygulatsın, kozmetik kullansın, botoks yaptırsın, cerrahi müdahaleden başka çaresi yoktur. "

Yağ alma abartılmamalı
Bölgesel yağların alınarak vücuda şekil verilmesi işlemi olan liposuction ameliyatı da fazla kilosu olanların zayıf görünmek için yaptırmayı istediği bir ameliyat; ancak Prof. Dr. Necmettin Kutlu, bu işlemin asla bir zayıflatma ameliyatı olmadığını söylüyor. Kişinin layıkıyla diyet ve egzersiz yaptığı halde veremediği vücutta kitleleşmiş yağlı bölgelerde 'tıraşlama' yapılabileceğini ifade eden Kutlu'ya göre, liposuction kesinlikle abartılmamalı, çok kilolu bir kişi aşırı yağ aldırmaya yönlenmemeli...

Prof. Dr. Necmettin Kutlu: Hastalarımızın yüzde 30'u erkek
Erkeklerin de karın yağlarını aldırdığını, göğüslerini küçülttüğünü belirten Prof. Dr. Necmettin Kutlu şöyle konuşuyor: "Hastalarımızın yüzde 65-70 kadarı hanımlar ama erkeklerin oranı da azımsanamayacak sayıda. Erkekler daha çok karın yağlarını aldırmak ve göğüslerini küçültmek için başvuruyor. Göz çevresi torbalarının alınması 10 yaş gençleştiriyor. Göz çevresi kırışıklıkları, kaş kaldırtma, yüz derisinin aşırı sarkması, boyunda, gıdıda düzeltme yapıyoruz."

Her altı kadindan birinin derdi bu!


Her 6 kadından birinde vajinal bölgede aniden başlayan ağrı, yanma, batma ve kaşıntı ile kendini gösteren nedeni kesin olarak belirlenemeyen ''Vulvadini'' hastalığı görüldüğü belirtildi. 

Hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 2. Başkanı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ali Baloğlu, antidepresanlar ve ağrı kesici kremlerin kullanılabileceğini kaydetti.

Doç. Dr. Ali Baloğlu, tıpta 'Vulvadini' diye bilinen hastalığın vajina ve çevresinde görülen, zamanla kronikleşen bir hastalık olarak tanımlandığını vurgulayarak, "Dünya genelinde hastalığın görülme sıklığı yüzde 16-18'dir. Her 6 kadından biri, yaşamının bir döneminde, vajinal bölgede ağrı, yanma, batma ve kaşıntı şikayetleriyle hekime başvurmaktadır. Birçok kadın ise bu durumu saklamakta ve hekime başvurmamaktadır" dedi.

TAMAMEN YOK ETMEK MÜMKÜN DEĞİL
Vulvadini hastalığında şikayetlerin yeri ve derecesinin gün içerisinde dalgalanmalar gösterdiğini ifade eden Baloğlu, ağrıların kalıcı, dönemsel, yaygın ya da bölgesel olabileceğini söyledi. Baloğlu, Vulvadini'ye etki eden birçok faktörün olduğunu ancak kanıtlanmış bir neden bulunamadığını belirterek, vajinal bölgedeki sinirlerde zedelenme, mantar enfeksiyonlarına karşı aşırı hassasiyet, ped ve tuvalet kağıdı gibi çevresel faktörlere karşı alerji, idrar ve bölgedeki kasların yapısının en önemli etkenler olduğunu kaydetti. Hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavinin bulunmadığını ancak dönemsel olarak şikayetlerin giderilmesini sağlayan tedavilerin yapılabildiğini ifade eden Baloğlu, tedavide özellikle sakinleştirici özelliği olan antidepresanların kullanıldığını söyledi.

Baloğlu, antidepresanların hastalığa bağlı gelişen psikolojik bozuklukları önlediğini, sinir ve kas sisteminde rahatlama sağladığı için ağrılı bölgede gevşemeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Antidepresanlar, bu ve benzeri nedenlerden dolayı diğer krem ya da ağrı kesicilerden daha etkilidir. Bununla birlikte çeşitli ağrı kesici kremler, mantar ve enfeksiyon tedavisinde kullanılan antibiyotikler, adalelerin rahatlaması için fizik tedavi uygulamaları ve psikolojik davranışsal terapi yöntemleri uygulanmalıdır. Tedaviler, tek tek değil bir arada uygulanmalıdır. Bu yöntemlerle hastalığın tedavisindeki başarı oranı yüzde 60'ı geçmemektedir."

CERRAHİ TEDAVİ MÜMKÜN
Baloğlu, bu yöntemlerden sonuç alınamadığı durumlarda cerrahi yöntemin de bir seçenek olduğunu ifade ederek, "Ağrılı bölge ameliyatla çıkartılıyor ancak bu yöntemde de hastaların yüzde 10'unda bir süre sonra hastalık tekrarlıyor" diye konuştu.

Cerrahi müdahale sonrasında fiziksel bir deformasyonun da söz konusu olduğunu dile getiren Baloğlu, operasyon sonrasında hastaya psikolojik destek verilmesi gerektiğini söyledi. Baloğlu, hastalığın kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine, sosyal yaşamdan, iş hayatından koparabildiğine ve cinsel yaşamdan uzaklaştırabildiğine dikkati çekerek, bu ve benzeri kısıtlamaların kadında güven kaybına yol açabildiğini kaydetti. Vulvadini hastalığına bağlı olarak cinsel yaşamında sorun yaşayan, bu nedenle eşinden uzaklaşan birçok kadının aile düzeninin bozulduğunu belirten Baloğlu, aktif yaşamdan kopan kadının bir süre sonra içine kapanmaya başlayabileceğini, öz güvenini yitirebileceğini söyledi.

ÖNERİLER
Vulvadini hastalığından korunmak için genital bölgenin çok sık yıkanmaması, temizlikte sabun kullanılmaması, bölgenin yıkandıktan sonra iyice kurulanması gerektiğini anlatan Baloğlu, şu önerilerde bulundu:
"- Parfümlü tuvalet malzemeleri kullanmayın,
- Genital bölgeye asla sprey ya da parfüm sıkmayın,
- Çamaşırlarınızı yıkarken daha önceden bilmediğiniz deterjanları kullanmayın,
- Yüzde 100 pamuklu iç çamaşırı tercih edin,
- Tayt giymekten kaçının,
- Sürtünmeye neden olacak bisiklete binme gibi aktivitelerden mümkün olduğunca uzak durun,
- Gece yatarken mümkünse iç çamaşırı ve pijama altı giymeyin."