Diyet zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Diyet zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2014 Perşembe

'Saçını Süpürge Eden Kadın' Obez Oluyor!

Kadının kilolu olması 1900’lü yılardan önce bereket ve bolluk sembolü idi. Zayıflık fakir halk için normaldi, erkek için kadınının kilosu önemli bir gösterişti. Bugüne baktığımızda ise tabi ki kilolu olmak sağlık açısından uygun değil ancak incecik bir fotomodel gibi görünme baskısı da aynı şekilde kadına zarar verir hale geldi. 

Erkekler çoğu zaman ancak sağlıkları söz konusu olduğunda diyet disiplini içinde oluyorlar. Kadınlar ise görselliğin çok fazla konuşulduğu bir dünyada hem kadın hem de erkekler tarafından acımasız eleştiriye maruz kalabiliyorlar. Üstelik kadınların kilo vermesi ve bunu koruması erkeklerden daha zor. İki cinsiyet arasında bedenen, ruhen ve sosyal açıdan farklar olduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kadın ve erkeklerin farklı şekilde kilo alıp verme nedenlerini şu şekilde sıralıyor:

Östrojen Hormonu Nedeniyle Kadın Bedeni Daha Yağlı

Kadınlık hormonu olan östrojen nedeniyle kadın daha yağlıdır, kas oranı erkeğe göre daha düşüktür ve bu yüzden metabolizma da daha yavaştır. Bu yüzden kadın daha çabuk kilo alır.

Adet dönemi, hamilelik, emzirme ve menapoz bedeni kontrol etmeyi zorlaştırıyor

Kadınların hormon değişimlerinin ilk adet göreme tarihinden itibaren kadını yoğun şekilde etkilediğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Her ay bireye göre değişmekle birlikte kadının duygu durumu, iştahı, bedenindeki ödem adet görme günlerinde değişiklik göstererek kadını zorlar. Hamilelik, emzirme, menapoz gibi dönemler yine kadının hormonal değişimlere uğradığı, bedenini kontrol etmekte zorlandığı ve kilo almaya eğilimli olduğu zamanlar olarak karşımıza çıkar” diyor.

Kadınlar duygusal olarak erkeklere göre daha hassas bu yüzden fizyolojik açlık ile psikolojik açlığın birbirine karıştığı, terk edilme, yalnızlık, üzüntü, stres, kayıplar, aldatılma gibi duygular kadında daha yüksek etki yaratıp yemeğe yönelmesine sebep olabiliyor.

Ev Hanımları Daha Kilolu

İş hayatı, erkek arkadaşları, spor zamanı gibi kendine özgü zamanı ve sosyal çevresini erkek daha rahat hatta bazen bencilce yönetebiliyor. Oysa kadın her zaman bu kadar özgür davranamıyor. Çalışan kadın için de çalışmayan kadın için de ev ve çocuk sorumluğu ile eşe odaklı yaşamak çoğunlukla daha önde geliyor. Bununla birlikte, kilolu olma durumu eğitim seviyesi düştükçe, yaş ilerledikçe artıyor. Ev hanımlarının da çalışan kadınlara göre daha kilolu olduğu biliniyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, ‘saçını süpürge eden kadın’ın kilo alma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor.

Kendine öncelik veremeyen başkalarına öncelik veren, bir anlamda kendi değerine sahip çıkamayan kadın değersizlik duygusu ve bilinçaltı oyunları ile aslında tam tersini istese de yediklerini kontrol edemiyor. Araştırmalara göre kendini birinci sıraya koyamayan başkaları için yaşayan bireylerin obez olma eğilimi daha yüksek.

Eş, eşin ailesi, çocuklar, ev, alışveriş, yemek, temizlik eğer varsa çalışma hayatı kadının ilk akla gelen sorumlukların oluşturuyor. Bunların hepsini başarıyla yöneten kadına bir de fotomodel ölçülerinde ince olması stresi yüklendiğinde durum pek de adil görünmüyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Aslında sağlık açısından herkesin incecik olması gerekmiyor. Bedenen sağlıklı olan iyi beslenen dengeli bir yaşam süren bir bireyin 3-4 kg fazlasının olması stres haline gelmemeli,” diyor.

58 Yaşındaki Kadın, 28 Yaşındaki Kilosunu Hedeflememeli

Kilo fazlalığı olan kadının bu durumu çözerken esnek bir bakış açısında olması, kendisi hakkındaki değerlendirmeyi gerçekçi yapması ve hedefi doğru belirlemesi gerekiyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, doğru değerlendirmeyi yapmak için kadınların dikkat etmesi gereken konuları şu sözlerle açıklıyor:

“58 yaşında bir kadının 28 yaşındaki kilosunu hedeflemesi veya son 5 yılda 60–65 kg aralığında iken 1 aylık sıkı bir diyetle 58 kiloyu hedeflemesi doğru yaklaşımlar olmaz. Bu durum sağlığı olumsuz etkiler bireyin duygu durumunu bozar. Uygulanacak beslenme modeli bireyin hem ruhunu hem bedenini tatmin etmeli aksi takdirde kamp hayatı gibi geçen diyet dönemi bitince verilen tüm kilolar geri geliyor. Ruhu beslemek sevilen besinleri de yiyebilmek bir anlamda içimizdeki çocuğu da memnun etmek önemli.”






26 Şubat 2014 Çarşamba

Göbeğinizden kurtulmaya ne dersiniz?

Göbeğiniz oturduğunuzda akordeon misali kat kat katlanıyorsa ve bu durum sizi rahatsız ediyorsa, ondan kurtulmak için diyet ya da egzersiz tek başlarına yeterli olmayacaktır. İşte göbek eritmenin sırları...


İnce bir vücuda sahip olduğu halde göbeğinden yakınanlara veya ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar göbeklerini bir türlü eritemeyenlere sıkça rastlarsınız. Hatta bazıları, televizyonlarda reklamı yapılan ilginç görünümlü karın çalıştıran aletlerden satın bile almıştır, ama tabii bunların istenilen randımanı veremediklerini anlamaları da uzun sürmez.

Aslında 'göbek problemi', kulaktan dolma diyet ve egzersiz yöntemleriyle çözümlenemeyecek kadar önemli bir sorun. Bu konuda uzman önerileri doğrultusunda hareket etmek ve sabır göstermek, 'sıkı ve düz bir karna sahip olmanın' anahtarı. İstenilen ölçülerde, düzgün ve orantılı bir vücuda sahip olmak ve göbeğinizden kurtulmak için şunlara dikkat etmeniz gerekiyor:

Beslenme:
Düz bir karın istiyorsanız, dikkat etmeniz gereken en önemli nokta 'beslenme' konusudur. Yağlardan kurtulmak için öncelikle kan şekeri seviyesini kontrol altına almanız gerekiyor. Bu da en iyi günde 4-6 öğünle sağlanır. Tabii 6 öğün deyince aklınıza, masalar dolusu yemek gelmesin. Bir öğün, sebzeli bir omlet de olabilir, meyve doğradığınız bir mısır gevreği de, ya da yarım fincan pilavla bir parça tavuk ve bolca salata veya bir elma. Temel olarak üç ana ve üç ara öğün tüketebilirsiniz. Burada amaç, az ama sık yemektir. Böylece ihtiyacınız kadar protein ve karbonhidrat ve az miktarda da yağ tüketmiş olursunuz. Oranlar
Alınan kalorilerin yüzde 80'inin karbonhidratlardan gelmesi halinde, sıkı ve düz bir karna sahip olmak pek mümkün olmuyor. Oranlar değişebilir, ama kalorilerin yüzde 55'inden fazlasının karbonhidrattan alınması, vücuttaki yağdan kurtulmada pek yardımcı olmaz. Vücut tolere edebiliyorsa, az miktarda karbonhidrat alarak diyet yapılabilir. Önemli olan, yüzde 55 sınırını aşmamaktır 

Zamanlama
Bünyeye giren yağ miktarı azaldıkça, vücut bir tür alarma geçerek, alınan yağı depolamaya çalışır. Bu nedenle gün içinde her 2-3 saatte bir, bir şeyler yenilmesi öneriliyor. Bu, vücuttaki yağı yakmaya yardımcı olur.

Kalori
Yukarıda belirtilenlerin hepsini uyguladığı halde, yine de düz bir karna sahip olamayanlar, kilolarını sabit tutmak için günde kaç kalori alacaklarını öğrenmeleri gerekiyor. Bunu da biraz uğraşıp deneme yoluyla öğrenebilirsiniz. Ayrıca, tükettiğiniz toplam kaloriyi, kaç gram protein, karbonhidrat ve yağı tükettiğinizi de belirleyip yazmalısınız. 

Kalori azaltma
Kiloyu sabit tutmak için alınması gereken günlük kalori miktarı bulunduktan sonra, alınan kalori miktarının 200 kalori kadar azaltılması gerekiyor. Hedef, yiyebildiğiniz kadar yiyip, yine de yağ yakmaya devam etmek ama bu arada da kas kaybına uğramamaktır. Olabildiğince az yemeyi hedeflerseniz, elde edeceğiniz tek şey metabolizmanızı yavaşlatmak ve kas dokusundan kaybetmek olacaktır. İlk hafta sonra verdiğiniz, kilodan çok, vücutta birikmiş su olacaktır. Esas ondan sonra kilo vermeye başlarsınız. 

Tutarlılık
Haftanın 6 günü bu program uygulanıp, haftada bir gün istenilen bir besinden bir porsiyon tüketilebilir. Ancak burada önemli olan şey abartmamaktır. Çünkü abartmanız halinde kan şekeri seviyesi tekrar yükselebilir ki, bu da yağ yakmanızı durdurur.

Ağırlık çalışması
Haftada 2-3 kez yapılacak 35 dakikalık (bir saate de çıkılabilir) ağırlık çalışması, hem vücuttaki kas kütlesini, hem de metabolizma hızını arttırır; çünkü kas, yağdan daha çok kalori yakar. Bu şekilde günde fazladan 30 ila 50 kalori yakabilirsiniz. Ağırlık çalışmasına karın egzersizlerini de dahil etmelisiniz. Böylece bir yandan vücudunuzdaki yağ miktarını azaltırken, diğer yandan da karnınızı sıkılaştırmış olursunuz. Kardiyovasküler egzersizler: Haftada 3 ila 5 gün, 30-40 dakikalık orta yoğunlukta kardiyo egzersizleri (yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet vs) yapılması da önerilenler arasında. Başlangıç seviyesindekiler, egzersizin yoğunluğunu kademeli olarak arttırmalılar. Eğer zaten belli bir seviyedeyseniz, haftanın iki günü daha yoğun program uygulayabilirsiniz. Bunu düzenli uygular, yediklerinize dikkat eder ve bu rutini her 3-4 haftada bir değiştirirseniz, düz bir karna sahip olabilirsiniz.






19 Şubat 2014 Çarşamba

10 bitkiyle sağlıklı zayıflama teknikleri


Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

Atkuyruğu bitkisi

İdrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz

Metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı

Zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen

Vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

Kekik

Sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikâyet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi

Tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye

Sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere

Vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki

Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu

Bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

12 Şubat 2014 Çarşamba

10 bitkiyle sağlıklı zayıflama teknikleri

Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

Atkuyruğu bitkisi

İdrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz

Metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı

Zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

Fesleğen

Vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

Kekik

Sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikâyet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi

Tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Biberiye

Sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Tere

Vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Sinameki

Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

Balık otu

Bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.




Göbekler neden yağlanır ne yapalım?

Kadınlarda ve erkeklerde sorun olan göbek yağlanması göbek bölgesinden neden yağlanma olur işte cevapları

Son zamanlarda göbek bölgesi yağlanması kalça basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik oturarak çalışma ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Oya Yüksek, Göbek bölgesi yağlanması hakkında şöyle devam etti.


İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?
Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel ve karın  bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?
2007 yılında Diyabet Merkezi'nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş  öğün başına 400 kal bir program uygulamışlardır. Ve Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücuttaki yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözükmüştür. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak. avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır.

Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?
1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma kuvvetlendirme hareketlerinin yapılması.
2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal-gün kısıtlamak.

1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih edilmeli ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.
2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.
3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilirler.






7 Şubat 2014 Cuma

'Saçını Süpürge Eden Kadın' Obez Oluyor!

Kadının kilolu olması 1900’lü yılardan önce bereket ve bolluk sembolü idi. Zayıflık fakir halk için normaldi, erkek için kadınının kilosu önemli bir gösterişti. Bugüne baktığımızda ise tabi ki kilolu olmak sağlık açısından uygun değil ancak incecik bir fotomodel gibi görünme baskısı da aynı şekilde kadına zarar verir hale geldi. 

Erkekler çoğu zaman ancak sağlıkları söz konusu olduğunda diyet disiplini içinde oluyorlar. Kadınlar ise görselliğin çok fazla konuşulduğu bir dünyada hem kadın hem de erkekler tarafından acımasız eleştiriye maruz kalabiliyorlar. Üstelik kadınların kilo vermesi ve bunu koruması erkeklerden daha zor. İki cinsiyet arasında bedenen, ruhen ve sosyal açıdan farklar olduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kadın ve erkeklerin farklı şekilde kilo alıp verme nedenlerini şu şekilde sıralıyor:

Östrojen Hormonu Nedeniyle Kadın Bedeni Daha Yağlı

Kadınlık hormonu olan östrojen nedeniyle kadın daha yağlıdır, kas oranı erkeğe göre daha düşüktür ve bu yüzden metabolizma da daha yavaştır. Bu yüzden kadın daha çabuk kilo alır.

Adet dönemi, hamilelik, emzirme ve menapoz bedeni kontrol etmeyi zorlaştırıyor

Kadınların hormon değişimlerinin ilk adet göreme tarihinden itibaren kadını yoğun şekilde etkilediğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Her ay bireye göre değişmekle birlikte kadının duygu durumu, iştahı, bedenindeki ödem adet görme günlerinde değişiklik göstererek kadını zorlar. Hamilelik, emzirme, menapoz gibi dönemler yine kadının hormonal değişimlere uğradığı, bedenini kontrol etmekte zorlandığı ve kilo almaya eğilimli olduğu zamanlar olarak karşımıza çıkar” diyor.

Kadınlar duygusal olarak erkeklere göre daha hassas bu yüzden fizyolojik açlık ile psikolojik açlığın birbirine karıştığı, terk edilme, yalnızlık, üzüntü, stres, kayıplar, aldatılma gibi duygular kadında daha yüksek etki yaratıp yemeğe yönelmesine sebep olabiliyor.

Ev Hanımları Daha Kilolu

İş hayatı, erkek arkadaşları, spor zamanı gibi kendine özgü zamanı ve sosyal çevresini erkek daha rahat hatta bazen bencilce yönetebiliyor. Oysa kadın her zaman bu kadar özgür davranamıyor. Çalışan kadın için de çalışmayan kadın için de ev ve çocuk sorumluğu ile eşe odaklı yaşamak çoğunlukla daha önde geliyor. Bununla birlikte, kilolu olma durumu eğitim seviyesi düştükçe, yaş ilerledikçe artıyor. Ev hanımlarının da çalışan kadınlara göre daha kilolu olduğu biliniyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, ‘saçını süpürge eden kadın’ın kilo alma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor.

Kendine öncelik veremeyen başkalarına öncelik veren, bir anlamda kendi değerine sahip çıkamayan kadın değersizlik duygusu ve bilinçaltı oyunları ile aslında tam tersini istese de yediklerini kontrol edemiyor. Araştırmalara göre kendini birinci sıraya koyamayan başkaları için yaşayan bireylerin obez olma eğilimi daha yüksek.

Eş, eşin ailesi, çocuklar, ev, alışveriş, yemek, temizlik eğer varsa çalışma hayatı kadının ilk akla gelen sorumlukların oluşturuyor. Bunların hepsini başarıyla yöneten kadına bir de fotomodel ölçülerinde ince olması stresi yüklendiğinde durum pek de adil görünmüyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Aslında sağlık açısından herkesin incecik olması gerekmiyor. Bedenen sağlıklı olan iyi beslenen dengeli bir yaşam süren bir bireyin 3-4 kg fazlasının olması stres haline gelmemeli,” diyor.

58 Yaşındaki Kadın, 28 Yaşındaki Kilosunu Hedeflememeli

Kilo fazlalığı olan kadının bu durumu çözerken esnek bir bakış açısında olması, kendisi hakkındaki değerlendirmeyi gerçekçi yapması ve hedefi doğru belirlemesi gerekiyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, doğru değerlendirmeyi yapmak için kadınların dikkat etmesi gereken konuları şu sözlerle açıklıyor:

“58 yaşında bir kadının 28 yaşındaki kilosunu hedeflemesi veya son 5 yılda 60–65 kg aralığında iken 1 aylık sıkı bir diyetle 58 kiloyu hedeflemesi doğru yaklaşımlar olmaz. Bu durum sağlığı olumsuz etkiler bireyin duygu durumunu bozar. Uygulanacak beslenme modeli bireyin hem ruhunu hem bedenini tatmin etmeli aksi takdirde kamp hayatı gibi geçen diyet dönemi bitince verilen tüm kilolar geri geliyor. Ruhu beslemek sevilen besinleri de yiyebilmek bir anlamda içimizdeki çocuğu da memnun etmek önemli.”

24 Ocak 2014 Cuma

Göbekler neden yağlanır ne yapalım?

Kadınlarda ve erkeklerde sorun olan göbek yağlanması göbek bölgesinden neden yağlanma olur işte cevapları

Son zamanlarda göbek bölgesi yağlanması kalça basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik oturarak çalışma ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Oya Yüksek, Göbek bölgesi yağlanması hakkında şöyle devam etti.


İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?
Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel ve karın  bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?
2007 yılında Diyabet Merkezi'nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş  öğün başına 400 kal bir program uygulamışlardır. Ve Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücuttaki yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözükmüştür. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak. avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır.

Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?
1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma kuvvetlendirme hareketlerinin yapılması.
2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal-gün kısıtlamak.

1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih edilmeli ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.
2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.
3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilirler.

6 Ocak 2014 Pazartesi

Light yazan her şeyi yemeyin

Kilo problemi yaşayan insanların düştükleri diğer bir tuzağın adı da 'Light Ürünler' adı altında toplanan, sözde şişmanlatmayan gıdalardır. Acaba bu ürünleri kullanmak doğru mu?

Şişmanlığın son yıllarda hızla artması ile birlikte gıda sektöründe büyük bir yer tutmaya başlayan light ürün tüketimi de, şişmanlıkla doğru orantılı olarak artmıştır. Gerek tüketim olarak, gerekse çeşitlilik anlamında gerçekten de dev bir pazar haline gelmeye başlamıştır.

Tüketiciye, medyada yayınlanan reklamlar ve diğer pazarlama stratejileriyle bu ürünlerin kalorisiz ya da çok az kalorili olduğu fikri empoze edilmiştir. Oysa çoğunun muadili olan ürünle aralarındaki kalori farkı çok fazla olmadığı gibi besleyici değeri yönünden tezat farklar bulunmaktadır. En önemli tehlikelerinden biri ise, yapay tatlandırıcılar kullanılan bu ürünlerin fazla kalori alımından çok, acıkma hissini hızlandırıyor olmasıdır. Bunun neticesinde de, bırakın zayıflamayı normal kilonuzu bile korumanız güçleşecektir. Diğer ikinci bir tehlike ise hiç kalori almayacağımızı ya da az kalori alacağımızı düşünerek bu tip ürünleri normallerine göre en az iki kat daha fazla tüketiyor olmamızdır. İnsanlar bir tane normal bisküvi yemektense, iki tane light bisküvi yemeyi tercih ediyorlar. Peki neden? Bunu tercih ediyorlar çünkü iki tane bisküvi alarak hem gözlerini hem de duygusal açlıklarını gideriyorlar. Ve bunun sonucunda da kilo almayacaklarına inandıkları için içleri rahat oluyor.

Ambalajları okumak imkansız
Market raflarındaki bu tip ürünlerin ambalajlarını dikkatle inceleyin, okuyun ve light olmayanları ile mukayese edin. Diğerlerine göre daha göz alıcı ambalajlar içerisinde ve muhakkak elinizin hemen uzanabileceği bir yerlerde olacaklardır. Adı üstünde light olan ve normallerine göre daha az kalori içeren bu ürünlerin açıklama bilgilerini dikkatlice okuyun. Zorlandınız değil mi? Çoğu kere yanınızda bir büyüteçle dolaşmanız gerekecektir. Light yazısı kutunun ya da ambalajın tamamını kapsarken, bu ürünün neler içerdiğini okumak isterseniz gerçekten de çoğu kere bir büyütece ihtiyacınız olacaktır. Oldu, okumayı başardınız diyelim. Bu göz alıcı ürünlerin kalori değerlerinin bazen dayatıldığı gibi mucize oranlarda az olmadıklarını da göreceksiniz. Kaldı ki yüzlerce kez tekrarlayacağım gibi bir ürünün kalori ve yağ miktarından çok, içerisindeki kimyasallar ve katkı maddelerinden dolayı açlık hissi artıyor ve devamlı bir şeyler tüketmek kısırdöngüsüne giriyorsunuz.

Hadi mucize oranda az kalorili olanlardan bir tane buldunuz diyelim. Hadi mucize bir şekilde bu ambalajın içindekiler bölümünü de okuyabildiniz diyelim. Karbondioksit, renklendirici maddeler, tatlandırıcılar gibi hiç de besin hissi vermeyen bir dolu şeyle karşılaştınız değil mi? Havadan oksijen alıp karbondioksit vermeye çalışırken, gönüllü olarak karbondioksit gazı mı alıyoruz bedenimize biz? Renklendiriciler; eskiden beri bu yuvarlak ifadeden çok şüphelenirim ben.

Bedenin beslenme açısından birkaç temel şeye ihtiyacı vardır; su, gıdalar, gıdalarla alınan vitamin ve mineraller. Yani su içmek ve beslenmek, bedenin varlığını sürdürebilmesi için temel ihtiyaçlarsa, zaten bunları tüketiyor olacağımız aşikardır.

Bol light ürün çeşidi
Light sektörün en büyük pazarlama aracı da ambalajlama ve renklendirme üzerine kurulu. Doğal olanı al, şekillendir, renklendir, oyna, sür market raflarına. Biz de doğal doğal alıyoruz, şişmanlayıp şekilleniyoruz, utanıyoruz kırmızı oluyoruz, kilomuza laf ediliyor sinirden morarıyoruz, moralimiz bozuluyor beyazlıyoruz, ciddi ciddi de renkleniyoruz yani. Sonra sektör kendi kendine, ‘’Allah allah, ikinci bir sektör daha çıktı haberimiz yok, hadi bir el atalım arkadaşlar’’ demiş oluyor. İçimizde; gözünü, kulağını damak zevkini, felç ettikleri ikinci bir kişi daha yarattıklarından bu defa da ona yükleniyorlar. Light ürünler mucizesi başlıyor elbette. Light light, bol bol kullanılınca hiç şişmanlamayacağımızı, hep zayıf kalacağımızı sanmamızı istiyorlar. Hatta daha ileri gidip şişman olanlarımızın da böyle zayıflayacağını ilan ediyorlar. Bir yere kadar direnebiliyoruz belki, ama bunu uzmanlar falan da önermeye başlayınca elimiz kolumuz bağlanıyor.

Hatta ülkemizde zayıflama konusunda uzman bilinen insanları bile light gıda reklamlarında görmeye başladık son aylarda. O zaman kimse bize dönüp de niye aldanıyorsunuz diyemez değil mi? O diyemeyen kimselerden biri olmak istemiyorum ben. Aksine bu tuzağa düşmeyelim demek istiyorum. Gerekirse gerçekten de bir büyüteçle çıkalım alışverişlerimize ve light yazan her şeyi iyice okumadan, hatmetmeden atmayalım alışveriş sepetimize. Biz de bu yolla ilk cevabımızı vermiş olalım sistemin yanıltıcı stratejilerine.

Söz konusu bu bilgilere bir de insanların bilinçsiz tüketimi eklenince istenilen sonuçlara ulaşmak neredeyse imkansız bir hal almaktadır.

Yağı, şekeri, tuzu azaltılmış ve en az %25 düşük kalorili gıdaların light kapsamında bilinmesidir, yaygın olan. Light ve kepeği birlikte değerlendirmekse son derece yanlış bir düşünce olacaktır. Kepek; buğdayın, çavdarın ve arpanın çevresini saran kabuktur. Bağırsaklarda emilmediği için de nerdeyse kalori değeri yoktur. Ancak herhangi bir ürünle kullanıldığında farklı değerlendirilmesi gerekir.

Doğal ekmek ne demek?
Neden diğer ürünlerden değil de sadece kepekli ürünlerden örnek verdiğimi açıklamam gerekirse, cevap son derece basittir aslında. Türkiye; ekmek tüketiminde dünya sıralamasında birinci sıraya oturan bir ülkedir. Yani ekmek temel beslenme aracımızdır. O nedenle sadece bu konuda örnek vermek istedim. Bütün ürünleri tek tek ele alıp canınızı sıkmak değil amacım. Ama mademki ekmek Türk insanının beslenme alışkanlığında Dünya sıralamasında bile ilk sırada yer alıyor o zaman gerçekten de en önemli ürünümüz demektir. Kısaca toparlamak gerekirse, kepekli olmuş ya da olmamış ekmeğin kalori değeri olarak da, çeşitlilik anlamında da çok da bir farkı yoktur birbirlerinden. Ama doğal olanı almak istiyorum gibi bir bilinçle hareket ediliyorsa elbette ki tam kepek veya tam çavdar ekmeği gibi sağlıklı olanı tercih etmek doğru olacaktır.

Light kavramıyla ilgili son gözlemimi de şöyle dile getirebilirim. Gerçekten fazla kilolarından ciddi rahatsızlık duyan ve bilinçsizce kulaktan duyma bilgilerle çözüm arayan kişilerin, çalışma ortamlarında bir çekmecelerini, her türlü light ürünler, meyve ve bitkisel poşet çaylarla doldurduklarını gördüm. Diğer taraftan ise; ikinci bir çekmecede kesinlikle bir kaçamak çikolatası, kekler, pastalar ya da albenili bir şekerleme vardır muhakkak. Bu da, bu tür davranışlarda bulunan insanların kendi içlerinde ciddi çelişkiler ve ruhsal sıkıntılar yaşadıklarını göstermektedir.

Kimse bu sorunların sadece kendi başına geldiğini, yetersiz ya da farklı olduğunu düşünmesin. Göz ve damak tadımızla bu kadar oynanmasının sonucunda bize hissettirdikleri duygularla, başka türlü bir sonuca ulaşmak çok mümkün değildi zaten. Ve bir gün bu çekmecelerin hiçbirine ihtiyacınız kalmayacağına emin olun lütfen.

Şişmanlığın çözümüne giden ilk yol; davranışlarımızı ve yeme alışkanlıklarımızı değiştirebilecek, hislerimizi kontrol ederek, bizi etkileyen dış etkenlerden koruyabilecek olan yeteneklerimizin keşfedilmesi ve konuyla ilgili bilgi düzeyi yüksek bir insan olarak tutarlı ve kararlı olmamız gerekliliğidir.

Kısaca şöyle ifade etmek isterim; 

Zayıflamak için ihtiyacınız olan güç; aklınızda, kendinizi kontrol edebilme noktanız olan beyninizde, kararlı oluşunuzda ve doğru beslenme alışkanlığı kazanma gayretinizde varolacaktır...

Halil KARGULU






30 Aralık 2013 Pazartesi

Bitkisel çaylar zayıflatmaz mı?

Doğa mucizesi olan bazı bitkileri o kadar yanlış kullanmaya başladık ki "bitkisel tedavi" artık tedavi olmaktan çıktı. Önüne gelen herkes, her türlü "otu, çöpü, sapı, kökü" ilaç gibi öneriyor.

Çoğunun iyi niyetle yapıldığından hiç kuşku duymadığım bu bilimsel onaydan uzak tavsiyeler bazen tehlikeli olabiliyor. Nerede, nasıl yapıldığı kaç kişi üzerinde uygulandığı bilimsel olup olmadığı belli olmayan ön görüler insanlara onaylanmış güvenli sağlık bilgileri gibi anlatılınca fayda yerine zarar veriyor.

Biz de her yıl eskiden başımıza gelen olaylardan ders almadan yeni bir veya birkaç kötü örneği yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu bazen zayıflama tozlarıyla hayatını kaybeden Kahramanmaraşlı dondurmacı Ahmet Bey, bazen zayıflatıcı yosun kapsülleriyle genç yaşta öbür dünyaya göç eden basın camiasından bir arkadaş bazen de genç bir yavrumuz olabiliyor.

ÇAYLA, OTLA, ÇÖPLE KİLO VERİLMEZ! 

Mesela son yıllarda zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, prostatı iyileştirmek amacıyla kullanılan sebze suları böbrek iltihaplanması veya adet düzensizliklerini önlemek amacıyla kullanılan bitki karışımlarına bağlı karaciğer hastalıklarına çok sık rastlanmaya başlandı.

Karaciğer uzmanı doktor arkadaşlarımız (gastroenterologlar) infial içindeler. Söylediklerine göre bitkisel desteklerin veya ürünlerin yanlış kullanılmasına bağlı karaciğer hastalıklarında müthiş bir artış var. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı toksik kimyasalların karaciğer hücrelerine ciddi zararlar verdiğini söylüyorlar. Özellikle zayıflama çayları olarak satılan ürünlerden çok şikáyetçiler.

DOĞAL OLAN HER ŞEY ZARARSIZ DEĞİLDİR

Doğal olan her şeyin yararlı olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Doğada da birçok bitki zararlı veya zehirli kimyasallar içerebiliyor. Ayrıca düşük dozlarıyla faydalı olabilen bu bitkisel kimyasallar fazla miktarlarda ya da uzun sürelerle kullanıldıklarında zararlı olabiliyorlar. Bu nedenle bitkisel destekleri kullanırken de dikkatli olmakta onlara da ilaç muamelesi yapmakta fayda var.

Tıbbi bitkileri bile doğru kullanmak beceri istiyor. Eğer dikkat edilmezse bu doğal mucizeler bile bazen zararlı toksik maddelere dönüşebiliyor. İster ekinezya, sarıkantoron, zerdeçal, ister ginseng, deve dikeni, meyan kökü, ısırgan kullanın, bilgisizlik her zaman sorun yaratabiliyor. Bitkisel bir tedavi önerisi ya da koruyucu mucizesi ile karşılaştığınızda biraz "mütereddit" ve "ihtiyatlı" yaklaşmakta fayda var.

25 Aralık 2013 Çarşamba

Yağ yakıcı besinlerle zayıflayın

Bazı besinlerden ne kadar kıssanız da kilo veremiyor olabilirsiniz, ama bazı besinlerde yağ yakma özelliklerinden dolayı kilo kaybetmenize yardımcı oluyor.

Vücuttan en zor atılan, kilo vermeyi en zorlaştıran şeyler yağlardır. Kendinize uymayan diyet programları yüzünden ya da yanlış yemekleri yediğiniz için yağ yakamıyor olabilirsiniz. Ama bunun da doğal bir çözümü var. Bazı yağ yakıcı besinler sayesinde vücudunuzdan bir türlü atamadığınız kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. İşte o besinler;

Suyosunu: Düşük kalorili suyosunu için adeta ilaç tanımlamasını yapmak kesinlikle yanlış değil: içindeki vitamin ve minerallerle tiroid bezlerinin çalışmasını düzene sokuyor, metabolizmayı hızlandırıyor ve tüketilen besinler kolay yakılmasına yardımcı oluyor.

Ananas: Ananastaki bazı enzimler, balık ve kırmızı etteki proteinin daha kolay parçalanmasına yardımcı oluyor. Böylece protein, hücreler içinde daha kolay emilebiliyor, vücut bu proteinlerden daha fazla yarar sağlıyor. Ananas aynı zamanda vücudun enerjisini artırarak daha fazla yağ yakılmasını da sağlıyor.

Elma: Elmanın sağlımıza pek çok faydası olduğunu artık herkes biliyor. Bu faydaların arasında özellikle bir tanesi kilo vermenize yardımcı olabilir. Hangisi mi? Tabii ki iştah kapatması. Elmadaki pektin sizi uzun süre tok tutar ve gereksiz atıştırmaları önler. Üstelik bir tanesi ile doymazsanız bir ikincisini yemekte hiç sakınca yok!

Enginar: Enginarda bulunan “cynarin” isimli madde vücuttaki toksinlerin atımını kolaylaştırıyor. Karaciğerin dostu olarak bilinen bu sebze bol magnezyum içeriyor ve yağ yakımını hızlandırıyor. Ayrıca bağırsakların çalışmasını da düzene sokuyor.

Fasulye: Yağ oranı düşük ve protein açısından zengin fasulyenin her türü, zayıflamak isteyenlerin listesinde mutlaka bulunmalı. Tok tuttuğu için atıştırmayı da önleyen fasulye, Kolesterolü düzenliyor, metabolizmayı hızlandırıyor, yağ yakımın kolaylaştırıyor. Tüm bu özelliklerin, nohut ve mercimekte de bulunduğunu hatırlatalım…

Kırmızı acı biber: Bibere acı tadın veren “capsaicin” maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını artırıyor. Vücut yükselen ısıyı düşürmek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuyor ve böylece yağ yakımı kolaylaşıyor. Zerdeçal da, vücutta kırmızıbibere benzer etkiye sahip.

Yabanmersini: C vitamini bombası yabanmersini aynı zamanda çok güçlü bir antioksidan. Ona koyu rengini veren madde serbest radikalleri yok ederek, toksinlerin dışarıya atılmasını kolaylaştırıyor. Yabanmersini yağ hücrelerinin çözülmesine de yardımcı oluyor.

Rezene: Çok güçlü bir aromaya sahip bu bitkinin içindeki uçucu yağlar metabolizmayı hızlandırıyor, enzim oluşumunu artırıyor ve bu enzimler yağların vücutta depolanmasını önlüyor.

Tavuk eti: Derisinden ayrılan beyaz tavuk eti protein açısından zengin, yağ açısından ise son derece fakirdir. Tavuğun yanı sıra piliç, deve kuşu ve hindi eti de aynı özelliğe sahip. Ayrıca bu gıdalar zengin birer protein kaynağı olarak cildin yağ dokusunu güçlendirirler.

Salatalık: Hemen hemen hiç kalori içermeyen salatalık, potasyum, kalsiyum ve demir açısından çok zengin. Selülitlere karşı kullanabileceğiniz bu gizli silah, vücudun su ihtiyacını karşılamaya da yardımcı.

Zencefil: Zencefil de, içerdiği yağlarla, tıpkı kırmızı acı biber gibi kalori yakımını hızlandırır. Aynı zamanda midenin yeterli derecede enzim salgılamasına yardım ederek sindirimi kolaylaştırır.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Yağ yakıcı besinlerle zayıflayın

Bazı besinlerden ne kadar kıssanız da kilo veremiyor olabilirsiniz, ama bazı besinlerde yağ yakma özelliklerinden dolayı kilo kaybetmenize yardımcı oluyor.

Vücuttan en zor atılan, kilo vermeyi en zorlaştıran şeyler yağlardır. Kendinize uymayan diyet programları yüzünden ya da yanlış yemekleri yediğiniz için yağ yakamıyor olabilirsiniz. Ama bunun da doğal bir çözümü var. Bazı yağ yakıcı besinler sayesinde vücudunuzdan bir türlü atamadığınız kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. İşte o besinler;

Suyosunu: Düşük kalorili suyosunu için adeta ilaç tanımlamasını yapmak kesinlikle yanlış değil: içindeki vitamin ve minerallerle tiroid bezlerinin çalışmasını düzene sokuyor, metabolizmayı hızlandırıyor ve tüketilen besinler kolay yakılmasına yardımcı oluyor.

Ananas: Ananastaki bazı enzimler, balık ve kırmızı etteki proteinin daha kolay parçalanmasına yardımcı oluyor. Böylece protein, hücreler içinde daha kolay emilebiliyor, vücut bu proteinlerden daha fazla yarar sağlıyor. Ananas aynı zamanda vücudun enerjisini artırarak daha fazla yağ yakılmasını da sağlıyor.

Elma: Elmanın sağlımıza pek çok faydası olduğunu artık herkes biliyor. Bu faydaların arasında özellikle bir tanesi kilo vermenize yardımcı olabilir. Hangisi mi? Tabii ki iştah kapatması. Elmadaki pektin sizi uzun süre tok tutar ve gereksiz atıştırmaları önler. Üstelik bir tanesi ile doymazsanız bir ikincisini yemekte hiç sakınca yok!

Enginar: Enginarda bulunan “cynarin” isimli madde vücuttaki toksinlerin atımını kolaylaştırıyor. Karaciğerin dostu olarak bilinen bu sebze bol magnezyum içeriyor ve yağ yakımını hızlandırıyor. Ayrıca bağırsakların çalışmasını da düzene sokuyor.

Fasulye: Yağ oranı düşük ve protein açısından zengin fasulyenin her türü, zayıflamak isteyenlerin listesinde mutlaka bulunmalı. Tok tuttuğu için atıştırmayı da önleyen fasulye, Kolesterolü düzenliyor, metabolizmayı hızlandırıyor, yağ yakımın kolaylaştırıyor. Tüm bu özelliklerin, nohut ve mercimekte de bulunduğunu hatırlatalım…

Kırmızı acı biber: Bibere acı tadın veren “capsaicin” maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını artırıyor. Vücut yükselen ısıyı düşürmek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuyor ve böylece yağ yakımı kolaylaşıyor. Zerdeçal da, vücutta kırmızıbibere benzer etkiye sahip.

Yabanmersini: C vitamini bombası yabanmersini aynı zamanda çok güçlü bir antioksidan. Ona koyu rengini veren madde serbest radikalleri yok ederek, toksinlerin dışarıya atılmasını kolaylaştırıyor. Yabanmersini yağ hücrelerinin çözülmesine de yardımcı oluyor.

Rezene: Çok güçlü bir aromaya sahip bu bitkinin içindeki uçucu yağlar metabolizmayı hızlandırıyor, enzim oluşumunu artırıyor ve bu enzimler yağların vücutta depolanmasını önlüyor.

Tavuk eti: Derisinden ayrılan beyaz tavuk eti protein açısından zengin, yağ açısından ise son derece fakirdir. Tavuğun yanı sıra piliç, deve kuşu ve hindi eti de aynı özelliğe sahip. Ayrıca bu gıdalar zengin birer protein kaynağı olarak cildin yağ dokusunu güçlendirirler.

Salatalık: Hemen hemen hiç kalori içermeyen salatalık, potasyum, kalsiyum ve demir açısından çok zengin. Selülitlere karşı kullanabileceğiniz bu gizli silah, vücudun su ihtiyacını karşılamaya da yardımcı.

Zencefil: Zencefil de, içerdiği yağlarla, tıpkı kırmızı acı biber gibi kalori yakımını hızlandırır. Aynı zamanda midenin yeterli derecede enzim salgılamasına yardım ederek sindirimi kolaylaştırır.

Bitkisel çaylar zayıflatmaz mı?

Doğa mucizesi olan bazı bitkileri o kadar yanlış kullanmaya başladık ki "bitkisel tedavi" artık tedavi olmaktan çıktı. Önüne gelen herkes, her türlü "otu, çöpü, sapı, kökü" ilaç gibi öneriyor.

Çoğunun iyi niyetle yapıldığından hiç kuşku duymadığım bu bilimsel onaydan uzak tavsiyeler bazen tehlikeli olabiliyor. Nerede, nasıl yapıldığı kaç kişi üzerinde uygulandığı bilimsel olup olmadığı belli olmayan ön görüler insanlara onaylanmış güvenli sağlık bilgileri gibi anlatılınca fayda yerine zarar veriyor.

Biz de her yıl eskiden başımıza gelen olaylardan ders almadan yeni bir veya birkaç kötü örneği yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu bazen zayıflama tozlarıyla hayatını kaybeden Kahramanmaraşlı dondurmacı Ahmet Bey, bazen zayıflatıcı yosun kapsülleriyle genç yaşta öbür dünyaya göç eden basın camiasından bir arkadaş bazen de genç bir yavrumuz olabiliyor.

ÇAYLA, OTLA, ÇÖPLE KİLO VERİLMEZ! 

Mesela son yıllarda zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, prostatı iyileştirmek amacıyla kullanılan sebze suları böbrek iltihaplanması veya adet düzensizliklerini önlemek amacıyla kullanılan bitki karışımlarına bağlı karaciğer hastalıklarına çok sık rastlanmaya başlandı.

Karaciğer uzmanı doktor arkadaşlarımız (gastroenterologlar) infial içindeler. Söylediklerine göre bitkisel desteklerin veya ürünlerin yanlış kullanılmasına bağlı karaciğer hastalıklarında müthiş bir artış var. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı toksik kimyasalların karaciğer hücrelerine ciddi zararlar verdiğini söylüyorlar. Özellikle zayıflama çayları olarak satılan ürünlerden çok şikáyetçiler.

DOĞAL OLAN HER ŞEY ZARARSIZ DEĞİLDİR

Doğal olan her şeyin yararlı olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Doğada da birçok bitki zararlı veya zehirli kimyasallar içerebiliyor. Ayrıca düşük dozlarıyla faydalı olabilen bu bitkisel kimyasallar fazla miktarlarda ya da uzun sürelerle kullanıldıklarında zararlı olabiliyorlar. Bu nedenle bitkisel destekleri kullanırken de dikkatli olmakta onlara da ilaç muamelesi yapmakta fayda var.

Tıbbi bitkileri bile doğru kullanmak beceri istiyor. Eğer dikkat edilmezse bu doğal mucizeler bile bazen zararlı toksik maddelere dönüşebiliyor. İster ekinezya, sarıkantoron, zerdeçal, ister ginseng, deve dikeni, meyan kökü, ısırgan kullanın, bilgisizlik her zaman sorun yaratabiliyor. Bitkisel bir tedavi önerisi ya da koruyucu mucizesi ile karşılaştığınızda biraz "mütereddit" ve "ihtiyatlı" yaklaşmakta fayda var.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Karın yağlarımı nasıl hızlı yakarım?


Nasıl spor yaparak ve beslenerek kilo vereceğinizi aklınızdan geçiriyorsanız bu stratejik bilgiler size yardımcı olabilir. İşte size en hızlı 5 yağ yakma önerisi, haber detayımıza göz atınız. 

Eğer kadınsanız büyük bir muffin kek yediğiniz için muhtemelen en sevdiğiniz jeanin içine giremezsiniz. Girebilenleri de kıskanırsınız. Eğer atıştırmadan duramayan bir erkekseniz, gençliğinizdeki düz karnınızdan eser kalmamış olabilir. Daha hızlı yağ yakamaz mısınız? Sandığınız kadar kolay olmasa da imkansız değil.

İşte yağları yakmanızı sağlayan 5 strateji..
1. Gerçekçi olun
Gerçek öneri 1: "Kilo veremezsiniz. Kimse bunu duymak istemez." Eğer jeanlerinize gerçekten girmek istiyorsanız tepeden tırnağa yağ yakmanız gerekiyor. Bedeninizdeki yağlardan kurtulmak için kendinizden başka destekçiniz yok.

Gerçek öneri 2: Biraz zamana ihtiyacınız var. "Karnınızı hemen düzleştirecek kolay bir yol yok. Dikkatli beslenirseniz ve egzersizlerinizi ihmal etmezseniz, zaman geçtikçe göbeğiniz veya basenleriniz kaybolacak. Kendinize birkaç ay verin. Kilonuz hemen değişmeyebilir ancak kıyafetlerinizi giydiğinizde farkı göreceksiniz.

Gerçek öneri 3: Bu biraz zalimce gelebilir. 20 yaşlarındaki gibi dümdüz bir karına sahip olmayı beklemeyin. "Yaş geçtikçe cilt elastikliğini kaybeder." Cilt sarkıklığı göbek gibi görünebilir. Yaş geçtikçe kaslar gücünü kaybeder, metabolizma yavaşlar ve bunlarla mücadele etmek zorunda kalırız.

2. Yağ yakıcı egzersiz: Kalbinizi pompalayın
Kalbi çalıştıran kardiyovasküler egzersiz programı yağları yakmanızı sağlar. Yürüyüş mükemmel bir egzersizdir. Düzenli ve tempolu yürüyen insanlar yağlarından ve sarkmalardan kolaylıkla kurtulabilir. Kısa süreli yürüyüşler çok fazla etkili olmaz. Günde iki gün yürüyorsanız 3 güne çıkarın. Eğer 30 dakika koşuyorsanız bunu 45 dakika yapın.

Ara egzersizler, hafif egzersiz yapanların daha fazla yağ yakmalarını sağlar. 5 dakika yürüyüp 5 dakika koşun. Bu şekilde devam edin. Bu strateji daha fazla yağ ve kalori yakmanızı sağlayacak. Yaptığınız yürüyüş ve egzersizlerin aralıklarını sıklaştırmanız, sayısını artırmanız daha fazla kalori ve yağ yakmanızı sağlar.

3. Yağ yakıcı egzersiz: Ağırlık kaldırın ya da diğer güçlendirici egzresizleri yapın.
Haftada 3 kez yarım saat ağırlık çalışırsanız sarkmaları önlersiniz. Eğer başlangıç aşamasındaysanız önce sarkmaları kontrol altına almalısınız. 2 ağırlık kaldırma dersi işinize yarayabilir. Eğer sarkmaları kontrol altına aldıysanız haftada bir 2 ağırlık dersi kontrol etmenizi sağlayacaktır. Bu konuda aklınız karıştıysa ve diğer sarkan bölgelerinizin de toparlanmasını istiyorsanız eğiticinizden yardım alabilirsiniz.

Basit bie ev egzersizi: Bir süpürge alın. Tutun ve başınızın üstüne kadar kaldırın. Sağa ve sola doğru hareket ettirin. Tekrarladıkça sıkılaşmayı hissedecek ve bu hareketi seveceksiniz. Ağırlık egzersizi boyunca maksimum yağ yakmak için her egzersizi 12-15 arasında tekrarlamalısınız. Erkeklerin ise bir hareketi 8 ile 12 arasında tekrarlaması yeterli.

4. Yağ yakıcı egzersiz: Şınav egzersizi
Sarkmalardan kurtulmak için insanlar sürekli şınav hareketi yapmayı planlar. Bu hareket karın ve bel çevresi yağlardan kurtulmanızı sağlar. Aynı şekilde bu şekilde oturup kalkmak basenlerdeki yağları da eritir.

5. Nasıl yağ kaybedersiniz: Beslenmenizi gözden geçirin
Her hafta beslenmenize yağ yakan şeyler ekleyin. Bunlar acı biber, yağsız süt ürünleri ve yağsız besinler olabilir. Bazı araştırmalar bazı yiyeceklerin metabolizma hızlandırıcı etkisine dikkat çekiyor. Örneğin biberin bu tür etkisi olduğu belirlenmiş. Günlük beslenmenizde diyetinize yardımcı olacak yağsız gıdaları tercih edin. Ufak besinleri sıkça tüketmek de kilo vermenizi sağlıyor. Günde 5 kere, daha ufak porsiyonlarda yiyeceklerinizi yemek kilo vermenize yardımcı olurken, her zaman enerjik kalmanızı sağlar.

12 Aralık 2013 Perşembe

Karın yağlarımı nasıl hızlı yakarım?


Nasıl spor yaparak ve beslenerek kilo vereceğinizi aklınızdan geçiriyorsanız bu stratejik bilgiler size yardımcı olabilir. İşte size en hızlı 5 yağ yakma önerisi, haber detayımıza göz atınız. 

Eğer kadınsanız büyük bir muffin kek yediğiniz için muhtemelen en sevdiğiniz jeanin içine giremezsiniz. Girebilenleri de kıskanırsınız. Eğer atıştırmadan duramayan bir erkekseniz, gençliğinizdeki düz karnınızdan eser kalmamış olabilir. Daha hızlı yağ yakamaz mısınız? Sandığınız kadar kolay olmasa da imkansız değil.

İşte yağları yakmanızı sağlayan 5 strateji..
1. Gerçekçi olun
Gerçek öneri 1: "Kilo veremezsiniz. Kimse bunu duymak istemez." Eğer jeanlerinize gerçekten girmek istiyorsanız tepeden tırnağa yağ yakmanız gerekiyor. Bedeninizdeki yağlardan kurtulmak için kendinizden başka destekçiniz yok.

Gerçek öneri 2: Biraz zamana ihtiyacınız var. "Karnınızı hemen düzleştirecek kolay bir yol yok. Dikkatli beslenirseniz ve egzersizlerinizi ihmal etmezseniz, zaman geçtikçe göbeğiniz veya basenleriniz kaybolacak. Kendinize birkaç ay verin. Kilonuz hemen değişmeyebilir ancak kıyafetlerinizi giydiğinizde farkı göreceksiniz.

Gerçek öneri 3: Bu biraz zalimce gelebilir. 20 yaşlarındaki gibi dümdüz bir karına sahip olmayı beklemeyin. "Yaş geçtikçe cilt elastikliğini kaybeder." Cilt sarkıklığı göbek gibi görünebilir. Yaş geçtikçe kaslar gücünü kaybeder, metabolizma yavaşlar ve bunlarla mücadele etmek zorunda kalırız.

2. Yağ yakıcı egzersiz: Kalbinizi pompalayın
Kalbi çalıştıran kardiyovasküler egzersiz programı yağları yakmanızı sağlar. Yürüyüş mükemmel bir egzersizdir. Düzenli ve tempolu yürüyen insanlar yağlarından ve sarkmalardan kolaylıkla kurtulabilir. Kısa süreli yürüyüşler çok fazla etkili olmaz. Günde iki gün yürüyorsanız 3 güne çıkarın. Eğer 30 dakika koşuyorsanız bunu 45 dakika yapın.

Ara egzersizler, hafif egzersiz yapanların daha fazla yağ yakmalarını sağlar. 5 dakika yürüyüp 5 dakika koşun. Bu şekilde devam edin. Bu strateji daha fazla yağ ve kalori yakmanızı sağlayacak. Yaptığınız yürüyüş ve egzersizlerin aralıklarını sıklaştırmanız, sayısını artırmanız daha fazla kalori ve yağ yakmanızı sağlar.

3. Yağ yakıcı egzersiz: Ağırlık kaldırın ya da diğer güçlendirici egzresizleri yapın.
Haftada 3 kez yarım saat ağırlık çalışırsanız sarkmaları önlersiniz. Eğer başlangıç aşamasındaysanız önce sarkmaları kontrol altına almalısınız. 2 ağırlık kaldırma dersi işinize yarayabilir. Eğer sarkmaları kontrol altına aldıysanız haftada bir 2 ağırlık dersi kontrol etmenizi sağlayacaktır. Bu konuda aklınız karıştıysa ve diğer sarkan bölgelerinizin de toparlanmasını istiyorsanız eğiticinizden yardım alabilirsiniz.

Basit bie ev egzersizi: Bir süpürge alın. Tutun ve başınızın üstüne kadar kaldırın. Sağa ve sola doğru hareket ettirin. Tekrarladıkça sıkılaşmayı hissedecek ve bu hareketi seveceksiniz. Ağırlık egzersizi boyunca maksimum yağ yakmak için her egzersizi 12-15 arasında tekrarlamalısınız. Erkeklerin ise bir hareketi 8 ile 12 arasında tekrarlaması yeterli.

4. Yağ yakıcı egzersiz: Şınav egzersizi
Sarkmalardan kurtulmak için insanlar sürekli şınav hareketi yapmayı planlar. Bu hareket karın ve bel çevresi yağlardan kurtulmanızı sağlar. Aynı şekilde bu şekilde oturup kalkmak basenlerdeki yağları da eritir.

5. Nasıl yağ kaybedersiniz: Beslenmenizi gözden geçirin
Her hafta beslenmenize yağ yakan şeyler ekleyin. Bunlar acı biber, yağsız süt ürünleri ve yağsız besinler olabilir. Bazı araştırmalar bazı yiyeceklerin metabolizma hızlandırıcı etkisine dikkat çekiyor. Örneğin biberin bu tür etkisi olduğu belirlenmiş. Günlük beslenmenizde diyetinize yardımcı olacak yağsız gıdaları tercih edin. Ufak besinleri sıkça tüketmek de kilo vermenizi sağlıyor. Günde 5 kere, daha ufak porsiyonlarda yiyeceklerinizi yemek kilo vermenize yardımcı olurken, her zaman enerjik kalmanızı sağlar.

11 Aralık 2013 Çarşamba

Light yazan her şeyi yemeyin

Kilo problemi yaşayan insanların düştükleri diğer bir tuzağın adı da 'Light Ürünler' adı altında toplanan, sözde şişmanlatmayan gıdalardır. Acaba bu ürünleri kullanmak doğru mu?

Şişmanlığın son yıllarda hızla artması ile birlikte gıda sektöründe büyük bir yer tutmaya başlayan light ürün tüketimi de, şişmanlıkla doğru orantılı olarak artmıştır. Gerek tüketim olarak, gerekse çeşitlilik anlamında gerçekten de dev bir pazar haline gelmeye başlamıştır.

Tüketiciye, medyada yayınlanan reklamlar ve diğer pazarlama stratejileriyle bu ürünlerin kalorisiz ya da çok az kalorili olduğu fikri empoze edilmiştir. Oysa çoğunun muadili olan ürünle aralarındaki kalori farkı çok fazla olmadığı gibi besleyici değeri yönünden tezat farklar bulunmaktadır. En önemli tehlikelerinden biri ise, yapay tatlandırıcılar kullanılan bu ürünlerin fazla kalori alımından çok, acıkma hissini hızlandırıyor olmasıdır. Bunun neticesinde de, bırakın zayıflamayı normal kilonuzu bile korumanız güçleşecektir. Diğer ikinci bir tehlike ise hiç kalori almayacağımızı ya da az kalori alacağımızı düşünerek bu tip ürünleri normallerine göre en az iki kat daha fazla tüketiyor olmamızdır. İnsanlar bir tane normal bisküvi yemektense, iki tane light bisküvi yemeyi tercih ediyorlar. Peki neden? Bunu tercih ediyorlar çünkü iki tane bisküvi alarak hem gözlerini hem de duygusal açlıklarını gideriyorlar. Ve bunun sonucunda da kilo almayacaklarına inandıkları için içleri rahat oluyor.

Ambalajları okumak imkansız
Market raflarındaki bu tip ürünlerin ambalajlarını dikkatle inceleyin, okuyun ve light olmayanları ile mukayese edin. Diğerlerine göre daha göz alıcı ambalajlar içerisinde ve muhakkak elinizin hemen uzanabileceği bir yerlerde olacaklardır. Adı üstünde light olan ve normallerine göre daha az kalori içeren bu ürünlerin açıklama bilgilerini dikkatlice okuyun. Zorlandınız değil mi? Çoğu kere yanınızda bir büyüteçle dolaşmanız gerekecektir. Light yazısı kutunun ya da ambalajın tamamını kapsarken, bu ürünün neler içerdiğini okumak isterseniz gerçekten de çoğu kere bir büyütece ihtiyacınız olacaktır. Oldu, okumayı başardınız diyelim. Bu göz alıcı ürünlerin kalori değerlerinin bazen dayatıldığı gibi mucize oranlarda az olmadıklarını da göreceksiniz. Kaldı ki yüzlerce kez tekrarlayacağım gibi bir ürünün kalori ve yağ miktarından çok, içerisindeki kimyasallar ve katkı maddelerinden dolayı açlık hissi artıyor ve devamlı bir şeyler tüketmek kısırdöngüsüne giriyorsunuz.

Hadi mucize oranda az kalorili olanlardan bir tane buldunuz diyelim. Hadi mucize bir şekilde bu ambalajın içindekiler bölümünü de okuyabildiniz diyelim. Karbondioksit, renklendirici maddeler, tatlandırıcılar gibi hiç de besin hissi vermeyen bir dolu şeyle karşılaştınız değil mi? Havadan oksijen alıp karbondioksit vermeye çalışırken, gönüllü olarak karbondioksit gazı mı alıyoruz bedenimize biz? Renklendiriciler; eskiden beri bu yuvarlak ifadeden çok şüphelenirim ben.

Bedenin beslenme açısından birkaç temel şeye ihtiyacı vardır; su, gıdalar, gıdalarla alınan vitamin ve mineraller. Yani su içmek ve beslenmek, bedenin varlığını sürdürebilmesi için temel ihtiyaçlarsa, zaten bunları tüketiyor olacağımız aşikardır.

Bol light ürün çeşidi
Light sektörün en büyük pazarlama aracı da ambalajlama ve renklendirme üzerine kurulu. Doğal olanı al, şekillendir, renklendir, oyna, sür market raflarına. Biz de doğal doğal alıyoruz, şişmanlayıp şekilleniyoruz, utanıyoruz kırmızı oluyoruz, kilomuza laf ediliyor sinirden morarıyoruz, moralimiz bozuluyor beyazlıyoruz, ciddi ciddi de renkleniyoruz yani. Sonra sektör kendi kendine, ‘’Allah allah, ikinci bir sektör daha çıktı haberimiz yok, hadi bir el atalım arkadaşlar’’ demiş oluyor. İçimizde; gözünü, kulağını damak zevkini, felç ettikleri ikinci bir kişi daha yarattıklarından bu defa da ona yükleniyorlar. Light ürünler mucizesi başlıyor elbette. Light light, bol bol kullanılınca hiç şişmanlamayacağımızı, hep zayıf kalacağımızı sanmamızı istiyorlar. Hatta daha ileri gidip şişman olanlarımızın da böyle zayıflayacağını ilan ediyorlar. Bir yere kadar direnebiliyoruz belki, ama bunu uzmanlar falan da önermeye başlayınca elimiz kolumuz bağlanıyor.

Hatta ülkemizde zayıflama konusunda uzman bilinen insanları bile light gıda reklamlarında görmeye başladık son aylarda. O zaman kimse bize dönüp de niye aldanıyorsunuz diyemez değil mi? O diyemeyen kimselerden biri olmak istemiyorum ben. Aksine bu tuzağa düşmeyelim demek istiyorum. Gerekirse gerçekten de bir büyüteçle çıkalım alışverişlerimize ve light yazan her şeyi iyice okumadan, hatmetmeden atmayalım alışveriş sepetimize. Biz de bu yolla ilk cevabımızı vermiş olalım sistemin yanıltıcı stratejilerine.

Söz konusu bu bilgilere bir de insanların bilinçsiz tüketimi eklenince istenilen sonuçlara ulaşmak neredeyse imkansız bir hal almaktadır.

Yağı, şekeri, tuzu azaltılmış ve en az %25 düşük kalorili gıdaların light kapsamında bilinmesidir, yaygın olan. Light ve kepeği birlikte değerlendirmekse son derece yanlış bir düşünce olacaktır. Kepek; buğdayın, çavdarın ve arpanın çevresini saran kabuktur. Bağırsaklarda emilmediği için de nerdeyse kalori değeri yoktur. Ancak herhangi bir ürünle kullanıldığında farklı değerlendirilmesi gerekir.

Doğal ekmek ne demek?
Neden diğer ürünlerden değil de sadece kepekli ürünlerden örnek verdiğimi açıklamam gerekirse, cevap son derece basittir aslında. Türkiye; ekmek tüketiminde dünya sıralamasında birinci sıraya oturan bir ülkedir. Yani ekmek temel beslenme aracımızdır. O nedenle sadece bu konuda örnek vermek istedim. Bütün ürünleri tek tek ele alıp canınızı sıkmak değil amacım. Ama mademki ekmek Türk insanının beslenme alışkanlığında Dünya sıralamasında bile ilk sırada yer alıyor o zaman gerçekten de en önemli ürünümüz demektir. Kısaca toparlamak gerekirse, kepekli olmuş ya da olmamış ekmeğin kalori değeri olarak da, çeşitlilik anlamında da çok da bir farkı yoktur birbirlerinden. Ama doğal olanı almak istiyorum gibi bir bilinçle hareket ediliyorsa elbette ki tam kepek veya tam çavdar ekmeği gibi sağlıklı olanı tercih etmek doğru olacaktır.

Light kavramıyla ilgili son gözlemimi de şöyle dile getirebilirim. Gerçekten fazla kilolarından ciddi rahatsızlık duyan ve bilinçsizce kulaktan duyma bilgilerle çözüm arayan kişilerin, çalışma ortamlarında bir çekmecelerini, her türlü light ürünler, meyve ve bitkisel poşet çaylarla doldurduklarını gördüm. Diğer taraftan ise; ikinci bir çekmecede kesinlikle bir kaçamak çikolatası, kekler, pastalar ya da albenili bir şekerleme vardır muhakkak. Bu da, bu tür davranışlarda bulunan insanların kendi içlerinde ciddi çelişkiler ve ruhsal sıkıntılar yaşadıklarını göstermektedir.

Kimse bu sorunların sadece kendi başına geldiğini, yetersiz ya da farklı olduğunu düşünmesin. Göz ve damak tadımızla bu kadar oynanmasının sonucunda bize hissettirdikleri duygularla, başka türlü bir sonuca ulaşmak çok mümkün değildi zaten. Ve bir gün bu çekmecelerin hiçbirine ihtiyacınız kalmayacağına emin olun lütfen.

Şişmanlığın çözümüne giden ilk yol; davranışlarımızı ve yeme alışkanlıklarımızı değiştirebilecek, hislerimizi kontrol ederek, bizi etkileyen dış etkenlerden koruyabilecek olan yeteneklerimizin keşfedilmesi ve konuyla ilgili bilgi düzeyi yüksek bir insan olarak tutarlı ve kararlı olmamız gerekliliğidir.

Kısaca şöyle ifade etmek isterim; 

Zayıflamak için ihtiyacınız olan güç; aklınızda, kendinizi kontrol edebilme noktanız olan beyninizde, kararlı oluşunuzda ve doğru beslenme alışkanlığı kazanma gayretinizde varolacaktır...

Halil KARGULU

2 Aralık 2013 Pazartesi

Doğum sonrası dönemde güzellik sırları

Tüm kadınların ortak derdi olan doğum sonrası vücutta oluşan değişiklikler hakkındaki sorularınızın cevapları burada!

Hamilelik döneminde oluşan ve doğum sonrasında kendi önemli ölçüde kendini gösteren vücut deformasyonları sorunlarını çözmek hayal değil. Doğum sonrası yapılacak estetetik operasyonlarla bu sorunlardan tamamen kurtulmak mümkün. Peki çiçeği burnunda anneler vücutlarında meydana gelen bu deformasyonlar karşısında ne yapmalı ve kimlere başvurmalı? Bu konuyu Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hasan Fındık’a sorduk.

Hamilelik döneminde ve doğum sonrası dönemde yaşanan deformasyonlar nelerdir?

Deride çatlaklar
Yüzde lekeler
Vücut şeklinin bozulması
Karın bölgesinde göbekli görüntü ve sarkıklık
Meme boyutu-diriliği ve dikliğinin değişmesi
Özellikle normal doğum yapanlarda vajen genişlemesi  ve vajen dudaklarında sarkıklık oluştuğundan genital bölge estetiği de sık yapılan operasyonlardandır.

Doğum sonrası dönemde sık olarak yapılan estetik operasyonları nelerdir?
Hamilelik ve emzirme sırasında oluşan kilo farklılıkları ve hormon değişiklikleri sonrası  kadınlarda pek çok psikolojık ve bedensel değişiklikler oluşur. İstenmeyen bu deformasyonlardan onları kurtarmak için ise artık pek çok yöntem var. Meme operasyonlarından, bel bölgesi operasyonlarına kadar tepeden tırnağa onları istedikleri kusursuz ve doğal görüntüye kavuşturmak mümkün.

Yüz bölgesindeki lekeler ve vücuttaki çatlaklara yönelik neler yapılabiliyor?
Doğum sonrası lekelere yönelik olarak lazer uygulamalarıyla gerçekleşen cilt soyma prosedürleri uygulanmaktadır. Çatlaklara yönelik olarak ise yine cihaz uygulamalarıyla birlikte uygulanan  kollojen oluşumunu hızlandıran solüsyonların kullanımıyla başarılı sonuçlar alınmaktadır

Ne tür meme operasyonları uygulanıyor?
Genel olarak meme dikleştirme ve toparlama operasyonu yapılmaktadır çünkü en sık görülen değişiklik memenin içinin boşalmasıyla birlikte sarkmasıdır. Bunun dışında beden yapısına göre memenin boyutu küçük ise eş zamanlı büyütme işlemi gerçekleştirilebilir.

Karın bölgesi estetiği nasıl yapılıyor?
Karın bölgesindeki çatlaklı ve sarkık deri çıkarılırken, doğum  nedeniyle bozulmuş olan karın kasları da içten bir korse gibi onarılarak göbekli görüntü giderilir. Eğer kilolu ise eş zamanlı olarak karın ve bel bölgesine liposuction (yağ alma) uygulanarak güzel bir vücut hattı elde edilebilir.

Genital Bölge estetiğinin amacı nedir?
Doğum sonrası vajen genişlemesi oluştuğu takdirde cinsel haz duyusunda bir azalma söz konusu olmaktadır. Bu hem kadının hem de erkeğin cinsellikten almış oldukları doyumu azaltmaktadır çünkü haz duyusunu oluşturan ana nedenlerden biri temas yüzeylerinin tam ve sıkı olmasıdır. Vajen daraltma operasyonu da işte tam bu sorunu çözerek sağlıklı bir cinsel hayatın devamını sağlamaktadır. Bazı kadınlarda ve hatta genç kızlarda vajen çevresinde bulunan ve labium denilen vajen dudakları biçimsiz ve sarkık olabilmektedir. Bazı kadınlarda ise bu dudaklar çok büyük veya aşırı küçük olabilmektedirler. Bu çok büyük oranda görünüş olarak kendilerini rahatsız etmekte ve utanma duygusu oluşturmaktadır (iç çamaşırlarında çıkıntı gibi görünmesi vb). Bu sıkıntılar da labium estetiği ile çözülmektedir.

Vücut şeklini daha güzel göstermeye yönelik olarak  en temel operasyon nedir?
Hormonal ve kilo artışına bağlı olarak vücutta olan değişikliklere yönelik en güzel yöntem liposuction – lipoliz işlemidir. Böylelikle orantısız yağ birikimleri sonrası oluşan şekilsizlikler( iri basen-düz bel-geniş ve basık popo-eğri bacak vb) kolaylıkla giderilebilir.

Çatlak tedavisi nedir? Nasıl yapılıyor? 
Vücuttaki çatlaklar sıklıkla doğum sonrası ve kilo alıp vermeler sonucunda  gerginliklere bağlı olarak oluşurlar. Asıl mekanizma cildin ince olan üst tabakasının kalın olan alt tabakasından ayrılmasıdır. Bunun sonucunda hem istenmeyen görüntü hem de  beraberinde  cildin elastikiyetinde azalma olmaktadır. Tedavisinde güncel olarak, ciltte mikro kanallar açarak içerisinde büyüme faktörleri olan karışımların  uygulanması oldukça etkindir. Mikrokanalların açılmasında üzerinde yüzlerce mikro iğne bulunan silindir şeklinde  kişiye özel bir alet kullanılmaktadır. Böylece çatlak olan alanlarda  cildin derin tabakasına ulaşacak şekilde yüzlerce kanallar açılmaktadır. Bu tedavinin en önemli özelliği cildin sadece yüzeyel tabakasına değil derin tabakasına da özellikli karışımların ulaşabilmesidir. Böylece kollajen yapımı uyarılarak cildin hem  elastikiyetinin artması hem de çatlak görüntüsünün azalması sağlanmış olur. Bu şekilde çatlağın oluşma mekanizmasına uygun olarak tedavide hem yüzeyel hem de derin cilt tabakalarına uygulanan tedavi her zaman daha olumlu sonuçlar doğurmaktadır.

26 Kasım 2013 Salı

Sakın aç kalma, sürekli ye

Aç kalarak kilo veremezsiniz...

Kilo vermek için elinizden geleni yapıyor ve hala kilo veremiyorsanız, bir yerlerde yanlış giden bir şeyler var demektir. 

Pek çok insan beslenmesine dikkat ettiği halde bir nedenle kilo verememekten yakınır. Birçok kişi de aç kalarak zayıflamaya çalışır. Oysa uzmanlar uyarıyor: "Sakın aç kalarak kilo vermeye çalışmayın. Düzenli, az az ve sık sık beslenmek metabolizmanızın sürekli çalışmasını sağlar ve kilo vermede etkilidir."

Metabolizma hızının kilo vermede çok etkili olduğunu belirten Diyetisyen Berna Ertuğ, "Metabolizma hızı; vücudun aldığı besinleri enerjiye dönüştürmesi ve gerektiğinde bu enerjinin harcanması olayıdır. Metabolizma hızı kişiye göre yeterince iyi ise alınan besinler kolayca enerjiye dönüştürülüyor ve harcanıyor demektir. Eğer değilse, besinleri enerjiye dönüştürmek zorlaşıyor yani yakılamayan enerji yağ şeklinde depolanarak kilo artışına neden oluyor" dedi.

Metabolizma hızınız genetik, yaş, cinsiyet, büyüme dönemi, vücut bileşimi ve tipi, hamilelik, hormonlardaki bozukluk, hastalık gibi birçok faktörden etkilendiğini kaydeden Ertuğ, "Yaş ilerledikçe kilo alıp verme döngünüzün de değiştiğini unutmayın. Daha önceki beslenme alışkanlıklarınıza devam ederseniz yaş faktörünün metabolizma hızını yavaşlatacağını unutmuş olacağınızdan bunun bilincine varmalı; yaşınıza, metabolik hızınıza ve kişisel özelliklerinize göre uygun bir diyetle beslenmelisiniz" diye konuştu.

Diyetisyen Ertuğ kilo vermekte zorlananlar için şu önerilerde bulundu:

TEK GIDA DİYETİ Mİ? ASLA!
Tek tip beslenmekten vazgeçin, her öğününüzde 5 besin grubundaki (Et ve ürünleri, süt ve ürünleri, ekmek ve ekmek grubu, sebze ve meyve, yağlı tohumlar) besinleri tüketmeye özen gösterin.

SÜREKLİ YİYEREK ZAYIFLAYIN
Düzenli, az az ve sık sık beslenmek metabolizmanızın sürekli çalışmasını sağlar. Diyetinize meyve, diyet bisküvi, küçük sandviçler ve süt gibi ara öğünler ekleyerek ana öğünlerde çok acıkmanızı engellemiş olup porsiyonlarınızı da azaltmayı sağlamış olursunuz.

AÇ KALARAK KİLO VERMEYİ AKLINIZDAN BİLE GEÇİRMEYİN
Öğün atlanarak veya çok düşük kalorili ve bilinçsizce yapılan diyetler metabolizma hızını yavaşlatır ve bunun sonucunda bir günde harcadığınız enerji azalır. Çünkü besinlerin sindirimi ve besin öğelerinin emilimi sırasında toplam günlük enerjinin yüzde 10'u harcandığı için yeterli miktarlarda tüketilen besinler kalori harcamasını gerçekleştirir.

FİZİKSEL AKTİVİTENİZİ ARTIRIN
Günlük hayatınızda yapabileceğiniz en basit fiziksel aktiviteyi yaşam tarzı haline getirmeye çalışın. Yürüyüş, bisiklete binme gibi egzersizler metabolizma hızınızın yükselmesinde büyük önem taşır.

SU TÜKETİMİNİ ARTIRIN
Metabolizmanızın düzgün çalışması için bol miktarda suya ihtiyacı vardır. Günde en az 2 litre su içmeye çalışın; ancak bu miktarın kişisel özelliklere ve sarfedilen enerjiye göre değişkenlik göstereceğini unutmayın.

TİROİD HORMONUNUZU KONTROL ETTİRİN
Tiroid bezi metabolizma hızınızı kontrol ettiği için ailenizde genetik bir troid problemi varsa veya kendinizinkinin yavaş çalıştığından şüphe duyuyorsanız kontrol ettirmek faydalı olacaktır.

Soner ÖZCAN/ ANTALYA (AHT)

13 Kasım 2013 Çarşamba

Şişmanlık Beyinde Başlar!

Çağımızın en büyük problemlerinden biri olan obezite çeşitli diyetler, egzersiz programları, ilaçlar ve doğal yöntemlerle engellenmeye çalışılsa da bu sorunla mücadele edenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Peki, neden kilomuzu kontrol etmemiz bu kadar zor? 

Suçlu, tüketicileri yeni ürünlerle kışkırtan firmalar mı, bitmek bilmeyen iştahımız mı, yoksa beynimiz mi? Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Uzman Nörolog Dr. Mehmet Yavuz obezitenin nedenlerini ve kontrol yöntemlerini anlatıyor…

Yeterli gıda alındığında doygunluk hissiyle beynin yemek konusunda ‘dur’ demesi gerekirken obezlerde beyin-mide dengesi kontrolden çıkar ve beyin açlık hissini durdurmaz. Özellikle öğün aralarının uzun tutulması halinde aç kalma refleksiyle daha çok yemek yendiğini belirten Dr. Mehmet Yavuz, bu durumda kişinin doyduğunu fark edemeyerek obeziteye davetiye çıkardığını vurguladı.

Yeme Kontrolü Bu İki Hormona Bağlı…

Beynin, hipotalamus ile sindirim sistemi arasında acıkmayı ve doymayı belirleyen hormonsal mekanizmalardan en önemlileri leptin ve grelin hormonlarıdır. Leptin hormonu, organizma günlük aktivitelerini yerine getirecek kadar gıda aldığında devreye girerek doygunluk hissi uyandırır. Böylece dışarıdan gıda alımı durur. Grelin hormonu ise leptinin aksine açlık hissi uyandırır. Dolayısıyla bu iki hormon birbirlerine karşı zıt etkiler gösterir. Obezlerde leptin aktivasyonu azalmış, grelin salınımı artmış ya da her ikisi de değişmiş olabilir.

İlaç Kullanımı Obeziteyi Tetikliyor

Hipotalamustan yeterli leptin salgılanmadığı ya da aşırı grelin salgılandığında obezitenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Dr. Yavuz, bazı ilaçların ve özellikle de antidepresanların leptin-grelin dengesini bozarak kilo alımına neden olduğunu hatırlattı. Son yıllarda bilim adamları leptin aktivasyonunu artırarak tokluk hissi uyandıracak ve böylelikle şişmanlığı tedavi edecek ilaçlar üzerinde çalışıyor ancak bu konuda etkin bir ilaç henüz geliştirilemedi.

Bir diğer görüşe göre de leptin aynı zamanda yağ dokusundan da salgılanmakta ve hipotalamusu etkilemektedir. Kanda düzensiz beslenme nedeniyle yağ oranı arttığında tokluk hissi uyandıran bu hormon beyne ulaşamaz, hipotalamustan salgılanan miktar yetersiz kalır ve şişmanlık kaçınılmaz hale gelir. 

Hafif Yiyecekler Atıştırın ve 15 Dakika Ara Verin

Leptin hormonunun yemeye başladıktan yaklaşık 20 dakika sonra harekete geçtiğini belirten Dr. Yavuz, leptin salgılanıp beyinde tokluk hissi uyandırıncaya kadar kilo yapacak derecede yemek yenmiş olabileceğini, hızlı yemenin bu açıdan sakıncalı olduğunu vurguladı. Kilo problemi olanlara atıştırdıktan sonra en az 15–20 dakika beklemelerini tavsiye eden Yavuz, bu yöntemle az yiyerek daha çabuk tokluk hissedileceğini hatırlattı.

Tiroit ve İnsülin Direnci de Önemli Faktörlerden…

Tiroit hormonları, metabolizma aktivitesini düzenleyen hormonlardır ve az salgılandığında metabolizma yavaşlar. Bu durumda kalori harcanma düzeyi düşeceği için alınan gıdalar yakılamayıp depolanmaya başlar. Ve sonuç yine aşırı kilo alımıdır.
İnsülin direncinin de kilo alınımını etkileyen önemli bir faktör olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, insülinin kan şekerini parçalayan ve enerjiye dönüştüren bir hormon olduğunu belirtiyor. Ancak bazı durumlarda kas, karaciğer ve yağ dokusu insüline karşı direnç geliştirir. Bu nedenle insülin kan şekerini parçalayamaz, kanda şeker oranı yükselmeye ve vücut gereğinden fazla kalori maddesi üretmeye başlar. Bu yükselme dışarıdan vücuda giren kalorilerle birleşince ihtiyaç fazlası kan şekeri yağa dönüştürülerek depolanır. Sonuç yine obeziteye çıkar ki zaten şeker hastalarının yüzde 80’i obezite problemiyle mücadele etmektedir.

Yaşlandıkça Kilo Alma Riski Artar

Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar. Metabolizma yavaşladığı halde dışarıdan alınan gıda miktarı eskisi gibi olursa bir süre sonra ihtiyaç fazlası kaloriler vücutta depolanmaya başlar. Bu nedenle kişiler yemek disiplinleri değişmediği halde yıllar süresince artan bir grafikle kilo almalarına bir anlam veremezler. Dr. Yavuz, yaş ilerledikçe kontrolsüz kilo alımını engellemek için yemek alışkanlığını disiplinize etmeyi ve düzenli egzersizi öneriyor.

Kadınlar Daha Çabuk Kilo Alıyor

Kadınların daha kolay kilo alıp zor zayıfladığını hatırlatan Dr. Yavuz, erkeklerin bu konuda metabolizmaları daha hızlı çalıştığı için şanslı olduğunu belirtti. Kadınların küçük de olsa aylık kilo alımına dikkat etmesi gerektiğini belirten Yavuz, obezitenin sinsi bir hastalık olduğunu ve vücuda yerleştikten sonra mücadelenin zorlaştığını vurguladı.

Obezite Cinsel Hayatı da Vuruyor!

Obezite, birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi, erkeklik hormonunun azalmasına da neden olur. Şişmanlık nedeniyle yağlar arttıkça testosteron miktarı azalır, cinsel istek ve performans düşer. Kadınlarda ise karın içi yağlar androjen algısını artırdığı için menopoz öncesinde kıllanma gibi sorunlar baş gösterir.

Yağlanma Erkeklerde Göbekte, Kadınlarda Kalçada Görülüyor

Yağlanma en çok erkeklerde göbek ve karın bölgesinde, bayanlarda ise kalça ve basen bölgesinde görülür. Bu yüzden bayanlar kilo verdiklerinde eski hallerine dönebilirken erkekler kilo verseler bile karın bölgesinde sarkmalar oluşur.

Polikistik Over Sendromu ve Obezite Bağlantılı mı?

Polikistik over sendromu, nedeni tam olarak bilinemeyen bir yumurtlama bozukluğudur. Obezite mi polikistik over nedeni yoksa bu sendrom mu obezite yapıyor, bu konu henüz netlik kazanmadı ama kesin olan bir şey var ki, bunlar birbirini tetikleyen durumlardır. Ancak obez olup zayıflayan kadınlarda polikistik over tablosunun düzelmesi, obezitenin bu hastalığa neden olduğu görüşünü destekliyor.

Obezite Kanseri de Tetikliyor…

Erkeklerde kanser nedeniyle ölümlerin yüzde 14'ünden, kadınlarda ise yüzde 20'sinden obezitenin sorumlu olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, obezitenin savunma sistemini çökerterek kanser oluşumunu hızlandırdığının altını çizdi. 
ABD’de her yıl 300 bin kişi obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu oran, sigaranın oluşturduğu hastalıklar ve kanserden kaynaklanan ölümlerden bile daha yüksek bir rakam. Bu durumun en kötü yanıysa her geçen yıl obez sayısının artması. Eğer tedbir alınmazsa 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının obez olacağını hatırlatan Dr. Yavuz, bilinçli beslenme ve düzenli egzersizin obeziteyle mücadelede en etkin yöntem olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.