cinsel ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cinsel ilişki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2012 Perşembe

Gebelikte cinsel hayat sona ermeli mi?

Hamilelik, kadınların hayatlarındaki en karmaşık dönemlerin başında gelmektedir. Yoğun bir değişimin yaşandığı bu dönemde, çevreden gelen doğru ya da yanlış birçok yönlendirmeye maruz kalırlar. Birçok konuda olduğu gibi cinsel hayat konusunda da asılsız bilgilendirmeler anne adaylarını gereksiz korku ve endişelere itmektedir.

Hamilelik bir hastalık değil, hayatın fizyolojik bir dönemidir. Dolayısıyla anne adaylarına hasta muamelesi yapılması gereksizdir. Ancak bu dönem hem anne adayı için, hem de bebek için bazı risklerin bizi beklediğini de unutmamak gerekir. Bu risklerin arttığı dönemlerde müdahalelerde bulunmak, sorunu çözmek, ardından da sağlıklı hamilelik sürecini takip etmek en doğrusu olacaktır.

Bu mantık doğrultusunda hamilelikte cinsel hayatın sona erdirilmesi yerinde bir karar olmayacaktır. Bebeğin yerleştiği rahim boşluğu ile cinsel ilişkiye girilen vajina aynı organ değildir. Vajina ile rahim arasında anatomik ve kimyasal bariyerler mevcuttur. Bu nedenlerle cinsel ilişki sırasında bebeğe zarar vermek söz konusu olamaz. Yapılan araştırmalar sağlıklı anne adaylarında cinsel ilişkinin düşük, erken doğum, gebelik zehirlenmesi, su kesesinin erken açılması gibi sorunlara yol açmadığını göstermiştir. Benzer şekilde yaygın bir inanışın aksine hamilelik sırasında yaşanan orgazm da anne ve bebeğe zarar vermemektedir.

Ancak vajinal kanaması olan hamileler, kanama nedeni ortaya konulana kadar cinsel ilişkiden sakınmalıdır. Yapılan kontrollerde düşük riski yüksek saptanan, sularının geldiği izlenen hamileler için de cinsel ilişki riskli olacaktır. Rahim kasılmalarına ya da rahim ağzı yetersizliklerine bağlı gelişen erken doğum tehdidi durumunda da cinsel ilişkiye ara verilmelidir.

Koşuyolu Kadın Hastalıkları Merkezi
Prof. Dr. Özay Oral

28 Haziran 2012 Perşembe

Sekse ilginiz mi azaldı?

Kısa süreli cinsel arzu eksikliği normal bir durumken, üç ayı aşarsa, tedavi edilmesi gereken bir cinsel işlev bozukluğuna dönüşür.

Her üç kadından birinde görülen cinsel isteksizlik, cinsel arzunun azalması ya da tümüyle ortadan kalkması anlamına gelir. Ancak şunu iyi bilmek gerekir: Bir kadında cinsel ilişkiye karşı istek olmasa da sevişme erkek tarafından başlatıldığında kadın uyarılabilir ve orgazm da olabilir. Bu nedenle arzu azalması ile uyarılma ve orgazm bozukluğu ayrımını yapmak gerekir.

Evlilik çatışmaları cinselliğin düşmanı
Cinsel isteksizlik, sıklıkla normal bir cinsel yaşamı takiben erişkinlikte ortaya çıkar. Hastalığın ileri durumlarında kadın kendini tümüyle her türlü cinsel içerikli eylemden uzaklaştırarak kendi içine kapanabilir. Cinsel arzu bozuklukları en çok evlilik çatışmaları ve eşler arası uyumsuzluğa bağlı olarak meydana gelir. İş stresi, kişisel stres, aile içinde hasta bir bireyin varlığı, maddi problemler, çocuğu olanlarda çocukla ilgili problemler de isteksizliğin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. İlaç kullanımı, hastalık, depresyon, stres, uyuşturucu kullanımı, yaşlanma ve hormonal değişiklikler de cinsel arzunun azalmasına neden olan diğer durumlardır. Menopoz, doğum sonrası dikiş yerlerinin iyileşmesi ya da diğer nedenlere bağlı olarak ilişki esnasında ağrı oluşması uzun süre devam ettiğinde, cinsel arzunun azalmasına neden olabilir.

Hamile kalma korkusu isteksizlik yaratabilir
Dini inançlar, obsesif kompulsif kişilik bozuklukları, maskalenmiş farklı cinsel eğilimler, hamile kalmaktan ve cinsel yolla bulaşan hastalık kapmaktan aşırı korkma, gizli kalmış (bilinçdışı) homoseksüellik, kendine güvensizlik, başarısızlık korkusu, insanlarla yakınlık kuramama, cinsellikten suçluluk duyma, çocuklukta ya da daha sonra cinsel tacize uğramış olma, kontrolü kaybetme korkusu nedeniyle baskılama, daha çok uyarılma ve orgazm bozukluğuna neden olmakla beraber, cinsel arzunun azalmasına da yol açabilir. Gebeliğin ilk üç ayı ile son üç ayı da isteğin fizyolojik olarak azaldığı bir dönemdir.

Cinsel isteksizlik nasıl giderilir?
Cinsel isteksizlik, normal seyrinde süren bir seks hayatında da karşılaşılabilecek bir sorun. Bir gün ya da bir hafta sürmesi normal algılanabilirken, üç ay süreyle cinsel isteksizlik yaşanması, bunun ciddi bir sorun olduğu anlamına gelir. Cinsel isteksizlik tedavisi en zor cinsel işlev bozukluğudur. Bazen ilaç tedavisi uygulansa da bunlar genellikle deneysel çözümlerdir. En doğru tedavi psikolojik olarak uzman desteği ile gerçekleşir. Tabii tedavide eşlerin birbirleriyle sağlıklı iletişim kurmayı becerebilmeleri de önemli. Öyle ki iyi bir cinsellik için siz eşinizden ne istediğinizi ona söyleyebilmeli, eşinizin de sizden istediklerini açıkça ifade etmesine izin vermelisiniz.

Kaynak: pudra

26 Haziran 2012 Salı

Erkekler neden kısır olur?...

Çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin korkulu rüyası kısırlık, toplumumuzda her 6 -7 evlilikten birinde görülüyor. 

Türkiye’de her yıl 600 bin civarında evlilik gerçekleşiyor ve yılda yaklaşık 90 bin çift kısırlık sorunuyla karşılaşıyor.

Sigara, alkol ve aşırı fast food tüketimi, aşırı sıcağa maruz kalma, cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve kimi zaman da çalışma şartları gibi sosyal nedenler erkek kısırlığında etkileyici rol oynuyor. Memorial Hastanesi Tüp Bebek, Androloji ve Genetik Merkezi’nden Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Semih Özkan, her yıl on binlerce çiftin karşı karşıya kaldığı kısırlık probleminin erkeklerde oluşma nedenleri hakkında bilgiler verdi.

Çiftlerin çocuk sahibi olma arzularına ve düzenli cinsel ilişkide bulunmalarına rağmen, bir yıl içerisinde gebelik elde edilememesine infertilite (kısırlık) adı veriliyor.

Korunmayan çiftlerin yüzde 85'inde bir yıl içerisinde gebelik oluşması beklenir. İnfertilite yüzde 50- 60 oranında erkeğe ait nedenlerle ortaya çıkar. Testiste gerçekleşen sperm üretim işlevi, çevresel koşulara oldukça duyarlıdır. Uygun olmayan her koşuldan olumsuz olarak etkilenebilir.

Fast Food’a Dikkat!

Yüksek kolesterol, spermin zar yapısını bozduğu için döllenme yeteneğini azaltır ve kısırlığa neden olabilir. Bu nedenle özellikle “Fast Food” denilen aşırı yağlı, kolesterolü artırıcı gıdalardan uzak durmak gerekir.

Sigara ve Alkol Gibi Maddeler Sperm Kalitesini Düşürür

Çeşitli bilimsel çalışmalarla sigaranın kesin zararlı etkileri ispat edilmiştir ve özellikle sorunu olan hastaların kesinlikle sigarayı bırakmaları önerilir. Ayrıca sigara içilen ortamlarda bulunmaları da pasif içici olmalarını ve ortamın havasını solumaları yoluyla havada bulunan zehirli maddeleri solunum yoluyla alıp sperm üretimini olumsuz etkilemesini sağlar.

Yapılan araştırmalar, haftada 60 ml. üzeri alkol kullanımının sperm üretimini olumsuz yönde etkilediği göstermiştir. Ayrıca steroid, antidepresan, sulfomidli bazı abtibiyotikler, kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar da sperm kalitesi, hareketliliği ve üretimi için zararlı olabilmektedir.

Çalışma Ortamı da Kısırlık Nedeni Olabilir

İşi gereği zirai ilaçlarla yakın temas halinde bulunan kişilerde de kısırlık oranı yüksektir.  Bu kişilerin önlem olarak çalışırken, bir maske ile ağızlarını kapatmaları, ilaçları solunum yoluyla alınarak zararlı olmalarını engellemektedir.  Bu grup genellikle çitçilerden oluşmaktadır.

Kişilerin yine işi ya da rahatsızlığı nedeniyle fazlaca radyasyona maruz kalmaları, demir döküm fırınları ya da gıda fırını işçileri gibi aşırı sıcak ortamlarda çalışmaları da kısırlık nedeni olabilir.

Aşırı Sıcak Sperm Üretimini Olumsuz Etkiler

Aşırı sıcak her zaman sperm üretimini olumsuz etkiler. Kısırlık sorunu ile karşı karşıya olan erkeklere kesinlikle, sıcak su banyoları ya da saunaları tavsiye etmeyiz. Ayrıca dar iç çamaşırları da aşırı sıcak oluşturduğu için testis damarlarının genişlemesi sonucu sperm kalitesini azaltabilir.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar da Etken!

Erkek genital organlarında zarara yol açan bazı enfeksiyonlar sperm ilerlemesini (kanalları tıkayarak veya sperm hareketliliğini azaltarak) olumsuz yönde etkilediği için kısırlığa neden olabilir.

9 Haziran 2012 Cumartesi

Seks yapmanızı gerektiren 8 neden

Sevişme yeteneği, doğanın bir mucizesi gibi. Sizi seksten uzaklaştıran bahaneleri bir kenara bırakın. Seks yapmak gerekiyor, çünkü...

Hanımlar, “bugün yorgunum, başım ağrıyor” bahanesi artık mazide kaldı. “Canım istemiyor, uykumdan olamam” yalanları da geçerliliğini yitirdi. Çünkü seks yapmanın pozitif etkileri bu ve benzeri bahaneleri ters yüz ediyor. İşaret ettiğimiz noktaları dikkate alın ve seksin akıl almaz yararlarının hayatınızda nasıl da karşılık bulduğunu görün. Bağışıklık sistemini güçlendirmekten sinirleri yatıştırmaya kadar, işte ‘yatak dansı’ yapmak için geçerli nedenler

Erkeğin kalbine giden yol yatağından geçer
Bildiğinizi unutun! Erkeğin kalbine giden yol midesinden değil, seksten geçer. Sekse önem verin ve onun kalbini titretin. Belfast Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre haftada iki ya da üç kez seks yapan erkeklerin kalp krizi riski yarı yarıya azalır. Aynı çalışmaya göre düzenli sevişme, erkeğin felç geçirme riskini de yüzde elli azaltır.

Başım ağrıyor, sevişelim mi?
“Yorgunum, başım ağrıyor” demek yerine, “Bu gece sevişelim aşkım, çünkü başım çok ağrıyor” daha iyi bir cevaptır. Ne de olsa seks aynı zamanda size “acı yok” der. Orgazm öncesinde vücudunuz tam beş kat daha fazla oksitoksin salgılar. Oksitosin, endorfin hormonunu harekete geçirerek migrenden eklem ağrılarına kadar birçok şikayeti hafifletir.

İyi uykulaaaar!
Uykusuzluk sorununuz varsa çareyi ilaçlarda değil, sekste arayın. Şehvetli bir masaj sonrasında biraz yatak dansı, deliksiz bir uykuyu garantiler. Çünkü orgazm sonrasında endorfin serbest kalır ve bu sayede beyinde morfin etkisi yaratır. Sonuç; gevşeyip rahatlamış bir vücut ve dinlendirici, harika bir uyku!

Meyveye ara, sekse devam
Sebze ve meyvelerin bağışıklık sistemimiz üzerindeki etkisini biliriz. Ama sebze-meyve yemenin yanında yapabileceğimiz güzel bir şey daha var, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için. Wilkes Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, haftada bir ya da iki kez seks yapmanın bağışıklık sistemini yüzde 30 desteklediğini ortaya koydular. Bizden söylemesi!

Seks yapın, fit kalın
Seks, bikini içinde kendinizi mutlu hissetme fırsatı verir size. Çünkü araştırmalara göre düzenli seks, karın ve kalça kaslarınızın sıkılaşmasını sağlar. Seks, ayrıca kalori yakmanın da en eğlenceli yoludur. 30 dakikalık bir yatak odası aktivitesi sonunda yaklaşık 200 kalori yakarsınız. Üstelik düzenli seks mesaisi vücudunuzun esnekliğini de artırır.

Seks, adeti düzenler
Seks, vücut saatinin şaşma ihtimalini azaltır. Kolombiya Üniversitesi endokrinoloji uzmanları, haftada en azından bir kez düzenli seks hayatı olan kadınların adet döngülerinin, seksi kırk yılda bir yapanlara oranla daha düzenli olduğunu buldular.

Gel barışalım!
Gönlünü alma manevralarını, hediyeyi unutun! Seks, kavga sonrası hatayı telafi etmenin daha kolay ve tabii daha ucuz yoludur.

Mis gibi...
Ateşli gecenin ardından çiçekleri koklayın. Neden mi? Kokuları daha iyi algıladığınızı göreceksiniz de ondan. Çünkü, orgazm sonrası salgılanan prolaktin hormonu, beynin koku alma merkezini uyarır ve düzenli seks yapıldığında koku alma duyusunu geliştirir.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Hangi davranışlar sorun olur?

Kadınların da erkeklerin de birbirlerinin davranışlarından rahatsız olduğu konular var

Kadınların da erkeklerin de birbirlerinin davranışlarından rahatsız olduğu konular vardır. Bu konular ta ki aynı evde yaşanılmaya başlanana kadar farkedilmez. Cosmotürk'ün haberine göre, ne zaman aynı evde yaşanmaya başlasa küçük olan sorunlar bile bir anda olaya dönüşebilir ve hatta ilişkinin bitmesine bile sebep olabilir.

Gelin hep birlikte erkeklerin ve kadınların en çok rahatsız oldukları konuları inceleyelim.

ERKEKLER;

• Kadının topluluk içinde aşırı sevgi ifade eden sözcükler kullanması.

• Yolculuğa çok sayıda bavulla çıkmak.

• Bigudi, kıvırcık saç düzeltme gibi aletlerin çok önemli eşyalar arasında sayılması.

• Kadının aşırı derecede sahiplenmesi.

• Sürekli çok sevildiğini ve güzel olduğunu duymak istemesi.

• Uzun süreli alışveriş yapılması.

KADINLAR;

• Erkeğin geğirmesi, burun karıştırması ve gaz çıkarması.

• Islak havluların yere atılması.

• Gereksiz yere sarhoşluk.

• Biten tuvalet kâğıdının yerine yenisinin konulmaması.

• Konuşurken e- postalarını okuması.

• Korku filmi izlerken korkması.