cilt bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cilt bakımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2014 Pazartesi

Harika bir cilt için kanıtlanmış 11 ipucu

Yıllara meydan okuyan taze ve canlı bir cilde sahip olmak için bilmeniz gerekenleri araştırdık. Sizce de kendinizi şımartmanın zamanı gelmedi mi? İşte kanıtlanmış 11 öneri.

Cildinizi bir tabloyu saklar gibi muhafaza etmek kolay bir iş değil. Kırışıklıklar, güneşin zararlı ışınları, kuruluk, tahriş ve istenmeyen tüylere karşı sürekli savaşmalısınız. İyi haber hayat boyunca 1000 kere yeni cilt katmanı üretiyor olmanız. Böylece cildinizin pürüzsüz ve parlak olabilmesi için elinize birçok şans geçmiş oluyor.

Size yardımcı olmak için yapılan son araştırmaları inceledik, birçok dermatoloji uzmanı ile görüştük. Sonuç olarak ortaya 11 mükemmel ipucu çıktı:

1) BOŞVER GİTSİN

Eğer kullandığınız bakım ürünleri cildinize iyi gelmiyorsa boş yere para harcıyorsunuz demektir. "Bir ürünün aktif bileşenlerinin yararlarına kendini hapsederek o nemlendiricinin peşinden koşma" diyor Amerikan Kozmetik Dermatoloji ve Estetik Cerrahi Uzmanları Birliği Başkanı Ranella Hirsch. Yumuşak ve esnek bir cilt için, hiyaluronik asit veya gliserin içeren losyon kullanmalısınız.

2) KIRMIZIDAN YANA OL

Yakın zamanda İngilizler tarafından yapılan bir araştırmaya göre, günde beş çorba kaşığı domates püresi yiyen denekler, yemeyenlere oranla daha hafif güneş yanıklarına maruz kaldı. Araştırmacılara göre domateste bulunan doğal ve güçlü bir antioksidan olan likopen, kalkan görevi yaparak bizi güneşten koruyor (ipucu: Domatesleri pişirmek vücut tarafından besleyici maddelerin daha kolay emilmesini sağlar). Favori domatesli yemeğinizden yemeniz için güzel bir neden daha sunuyoruz ancak bu, SPF korumalı kreminizi bırakabileceğiniz anlamına gelmiyor.

3) SAKİNLEŞTİRİCİ HAP AL

Daha fazla endişelenmeniz anlamına gelmiyor ancak stres gerçekten cilt rengini bozabiliyor. İngiltere'deki Manchester Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, denekleri, birçoğumuz için yapılması çok zor olan bir stres testine tabi tutmuş: Seyirci önünde konuşma yapmak. Konuşma öncesinde ve sonrasında, katılımcıların kalçalarından deri örnekleri alınmış ve hücresel faaliyetler karşılaştırılmış. Gergin ciltteki bağışıklık sistemi düzenleyici hücrelerde, yüzde 16,4 oranında düşüş saptanmış. Diğer bir araştırmada ise stresin akneleri kötüleştirdiği kanıtlandı. Eğer çok baskı altında hissediyorsanız, cildinize daha çok özen göstermelisiniz.

4) KIZARTMALARI UNUT

Bir grup araştırmacı, 12 hafta boyunca akneli cilde sahip 23 kişiyi yüksek protein-düşük glisemik indeks diyetine tabi tuttu. Sonucu tahmin edin bakalım. Ciltlerindeki akne sorunu çok daha iyiye gitti. Deneklerin yüzde 22'sinde daha az lekelenme görüldü. Yüksek-karbonhidrat diyeti uygulayanlarda ise bu oran yüzde 14'te kaldı (Bonus: Düşük-karbonhidrat diyeti uygulayanların hepsi kilo verdi!). Araştırmacılar kilo kaybının mı yoksa diyetsel değişikliğin mi buna yardımcı olduğunu kesin söyleyemese de, görünen o ki beslenme, cilt yapısında çok önemli bir rol oynuyor. Yağsız proteinden bol bol tüketirken, yüksek glisemik indeksli besinleri azaltın (örneğin nişastalı kızartmalar ve şekerlemeler).

5) DUŞ EN YAKIN ARKADAŞIN OLSUN

"Terlediğimiz zaman vücut daha fazla sebum (yağlı gözenek-tıkayıcı salgı) üretir", diyor Dermatoloji Uzmanı Audrey Kunin. Öğle vakti yapılan bir antrenmandan sonra sakın duştan kaçmaya çalışmayın. Bakteriler ter ve yağdan beslenmeye bayılır. Eğer duş almazsanız onlara eşsiz bir ziyafet sunmuş olursunuz. Terlemeye neden olan her etkinlikten sonra kendinizi soğuk su ve yağ temizleyici glikolik ya da salisilik asit içeren bir duş jeline teslim edin. Biz Fa'nın "White Tea and Bamboo" duş jelini öneriyoruz.

6) BOŞA PARA HARCAMA

Mükemmel Cildin Yeni Bilimi kitabının yazarı Fotobiyoloji Uzmanı Daniel B.Yarosh'a göre: "Süslü püslü bileşenlerden oluşan pahalı yüz temizleyicilerine servet harcamaya gerek yok. Onlar bir dakikadan daha az süre cildinde kalıyor ve bu kadar kısa süre içinde doğru düzgün çalışmaları mümkün değil." Bazı fiyatı yüksek temizleyiciler, cilt yüzeyinde tahrişe neden olabiliyor. İşe ucuz yüz temizleyicilerini deneyerek başlayın. Her ikisinin de kir, yağ ve ölü deri hücrelerini cildin doğal yağ dengesini bozmadan temizlediğini göreceksiniz.

7) DUDAKLARINI KORU

UV ışınlarına karşı koruyucu içeren dudak kreminden bahsediyoruz, koyu kırmızı ve yapış yapış dudak parlatıcısından değil. Dudaklar, göz çevresi ve göğsün üst bölümü gibi vücuttaki en ince deri tabakasına sahiptir. Dolayısıyla ekstra korumaya ihtiyaç duyar. Amerikan Dermatolojik Cerrahi Birliği'nin yaptığı bir araştırmada katılımcıların sadece yüzde 47'sinin UV koruyucu içeren dudak kremi kullandığını saptamış. Bu kötü haber çünkü Teksas Üniversitesi Güneybatı Tıp Merkezi Dermatoloji uzmanlarından Erin Welch'e göre dudaklardan kaynaklanan cilt kanseri tipi yayılma riski en yüksek olanı. Blistex gibi UV koruyucu içeren bir dudak kremi kullanarak dudaklarınızı korumalısınız.

8) ÇITIRDAT

Organik ürünler satan bir markete giderek alışveriş sepetini araştırmalarla cildi koruyup yeniden yapılandırdığı kanıtlanmış meyve ve sebzelerle doldurabilirsiniz. Her gün A ve C vitaminleri (her ikisi de antioksidan özelliği taşır) içeren yiyecekleri tüketmeye çalışın. Özellikle seçmenizi tavsiye ettiklerimiz: Lifli yeşillikler, turunçgiller (özellikle portakal), böğürtlen, çilek, dolmalık renkli biberler.

9) ŞİMDİDEN YAŞLANMA KARŞITI ÜRÜN KULLAN!

İlk kaz ayaklarının göz çevresinde oluşmasını beklemeden küçük bir tüp yaşlanma karşıtı bakım ürünü edinin. "Hamile ve emziren kadınlar hariç, 20'li yaşlarındaki hemen hemen her kadın lokal olarak retinoid kullanıyor olmalı" diyor New York'taki Mount Sinai Tıp Okulu Dermatoloji Uzmanı Doçent Francesca Fusco. Nedenini ise söyle anlatıyor: Retinoidler, A vitamini içeren bileşenler, cildi güneşin zararlarından korur ve yaşlanma belirtilerini önler. Hirsch'e göre "Bunlar cilt yenilenmesini, cansız gözenek tıkayıcı hücrelerin dökülmesini sağlayarak hızlandırıyor ve kırışıklıkları önlemek için kolajen yapımını arttırıyor". Doktorunuzdan retinoid içeren bir ürün vermesini isteyin ya da reçetesiz satılan Roc Retinol Actif Pure Kırışık Önleyici, Nemlendirici Gece Bakım ürününü deneyebilirsiniz.

10) SOYA SÜTÜ İÇ

Kırışıklıklardan şikâyetçiyseniz, süt başınıza daha fazla bela açabilir. Yapılan üç büyük araştırma sonuçlarına göre fazla süt tüketen ergenlik çağındaki gençlerin akne problemlerinin arttığı saptanmış. İnek sütünde doğal olarak üreyen hormonların suçlu olabileceğini söyleyen araştırmacılar, 20'li ve 30'lu yaşlardaki kadınların da aynı şekilde bu hormonlara duyarlı olduklarını sözlerine ekliyor.
"Eğer süt içmeyi çok seviyorsanız ve sivilce probleminiz varsa sütü azaltmanın faydasını görürsünüz" diyor bu konudaki araştırmaların öncülüğünü yapan Onkoloji Uzmanı Clement Adebamowo. Sözlerine şu cümleyi ekliyor: "Soya sütü gibi alternatif süt çeşitlerini tüketin."

11) TÜYLERLE SAVAŞ

Tüylerden acısız kurtulma vaatleri internette dolasan para tuzağı e-postalar ne kadar mantıklı geliyorsa, o kadar inandırıcı olabiliyor. Ancak yapılan araştırmalara göre Eflornitin hidroklorid, reçete ile satılan Vaniqa adıyla satışa sunulmuş kremin, çene ve üst dudak bölgesindeki tüyleri yüzde 60 oranında azalttığı kanıtlanmış. Farklı iki araştırmada ise lazer yöntemiyle beraber uygulandığında tek başına kullanımına oranla daha etkili olduğu kanıtlanmış.

2 Ocak 2014 Perşembe

Cilt lekesi deyip geçmeyin!

Özellikle güneşin en etkili olduğu yaz döneminde kendisini gösteren ve kış aylarıyla birlikte azalmaya başlayan cilt lekeleri tedavi edilmesi gereken bir cilt sorunu.

Cilt lekeleriyle ilgili yapılması gerekenleri Hisar Intercontinental Hospital Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Savaş İyigün’le konuştuk.

Cilt lekeleri nasıl oluşur?
Yüzde yama tarzı açık veya koyu renkli kahverengi lekeler şeklinde seyreden ‘melasma’ çoğunlukla kadınlarda görülen bir sorundur. Gebelikte sık görüldüğünden halk arasında gebelik maskesi de denilir. Güneş, koyu renk cilt tipi, doğum kontrol hapları, östrojen, bazı epilepsi ilaçlarının kullanımı bu lekelerin oluşumunda rol oynayabilir. Bazı makyaj malzemeleri, kolonya, parfümler, sabun ve nemlendiriciler gibi kozmetik ürünler de özellikle güneşle teması takiben bu tür lekelenmelere yol açabilir.

Gebelik döneminde oluşan cilt lekeleri daha sonra kaybolur mu?
Gebelik sırasında gelişen ve gebelik maskesi de denilen melasma, doğumdan sonra kaybolabilir. Bazen de kalıcı olur. Melasma; tedavisinin zor olması nedeniyle hastaları ve doktorları sıkıntıya sokabilir. Melasma tedavisinde lekenin yerleşim yeri önemlidir. Derinin daha üst tabakalarında yerleşim klinik olarak daha kahverengi görünümlüdür. Tedavi edilebilme olasılığı daha yüksektir. Daha alt tabakalara yerleşim mavi gri renklidir. Tedavi edilmesi daha zordur. Bu ayrım Wood lambası denilen özel lambalarla muayene edilerek yapılabilir ve hastaya tedavi başarısı hakkında daha net bir bilgi verilebilir.

Açık tenli kişilerde tedavi bazen lekeleri tamamen ortadan kaldırabilir ancak tekrarlama olasılığı vardır. Koyu tenli kişiler daha az oranda tamamen tedavi olabilirler ve lekelerin tekrarlama olasılığı daha fazladır. Açık tenli kişilerde sonuçlar haftalar içinde ortaya çıkarken koyu tenli kişilerde aylarca tedavi gerekebilir.

Melasması olan kişiler nelere dikkat etmelidir?
Melasması olan kişilerde güneş ışınları bu lekelerin koyulaşmasına neden olur. Bu nedenle güneşten korunma tedavinin temelidir. Güneş koruyucular hem UVA hem de UVB koruması içermelidir. UVA camdan da geçebilir. Bu yüzden dışarıya çıkılmasa bile güneş koruyucu düzenli bir şekilde tüm gün sürülmelidir. Ayrıca hiç bir koruyucunun tam bir koruma sağlamadığını da bilmeli ve güneşten kaçınmayı bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Leke kremleri hastanın cildine ve lekeye göre seçilir.

Tek ya da birkaç maddenin birlikte kullanıldığı kremler vardır. Tedavi sürecinde de kremlerde zaman zaman değişikliğe gidilir. Kimyasal peeling jessner solusyonu, trikloroasetik asit, alfa hidroksi asitler gibi maddelerin cilde uygulandığı soyma yöntemleridir. Mutlaka uzman kişilerce yapılmalıdır. Leke tedavilere ek olarak kullanılabilir ve daha çabuk bir sonuç sağlarlar. Lazer tedavileri krem ve peeling tedavilerine cevap vermeyen kişilerde denenebilir.

30 Aralık 2013 Pazartesi

Bu besinler selülitten kurtarıyor

Bahar aylarına yaklaştığımız şu günlerde, kıştan kalma portakal kabuğu görünümünden kurtulmak isteyenler sağlıklı beslenme önerileriyle selülitsiz bir bahar ve yaza merhaba diyebilir.

Selülit ile savaşmanın önemli bir yolu da sağlıklı beslenmeden geçmektedir. Peki, selülite karşı hangi besinlerin tüketilmesi, hangi yiyecek ve içeceklerden kaçınılması gerekiyor? Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden diyetisyen Aysu Aydın, selülitsiz bir vücut için yapılması gereken sağlıklı beslenme önerileri hakkında bilgi verdi.

HATALI BESLENME ŞEKLİ SELÜLİT NEDENİ

Vücuttaki portakal kabuğu görünümlü sıkışmış yağ hücreleri ile kendini gösteren selülit; genetik eğilim, özellikle östrojen seviyesinin oluşturduğu dolaşım bozukluğu gibi hormonal nedenler, kilo almak ve egzersiz yapmamak, ilerleyen yaşla birlikte cilt altı bağ dokusunun zayıflaması, hamilelik ve hatalı beslenme gibi pek çok neden ile daha sık görülüyor.

BU BESİNLERDEN EN AZ ÜÇÜNÜ HER GÜN TÜKETİN

Üzüm çekirdeği, toz kakao: İçeriğinde bioflavonoid olan bu besinler kolajeni yıkan enzimleri bloke ediyor ve bağ dokusuna destek oluyorlar. Üzüm çekirdeği ve toz kakao bu maddeden zengin besinlerden olarak biliniyor.

Maydanoz, brokoli, karnabahar, portakal: Zengin bir antioksidan olan C vitamini kolajen yapımında önemli bir rol oynuyor. Böylece deri altındaki bağ dokusunu güçlendiriyor. C vitamininden zengin olan brokoli, turunçgiller, maydanoz, yeşilbiber ve karnabahar gibi sebze ve meyvelerin sofranızda bolca bulunmasına fayda vardır.

Kuşkonmaz, beyaz ve karalahana: Ödem söktürücü ve toksin atma özelliği nedeniyle bu besinler sofranızda sık sık yer almalı. Toksin atmak için beyaz lahana kürü de yapabilirsiniz.

Somon balığı: Somon gibi yağlı balıkta bolca bulunan Omega 3 damarları genişleterek kan akışının ve dolaşımının rahatlamasına katkıda bulunuyor. Haftada 2-3 gün yağlı balık tüketin.

Keten tohumu: Omega 3 yağ asidinden zengin olan keten tohumu damarları genişleterek kan dolaşımını rahatlamasına katkıda bulunuyor. Her sabah kalktıktan sonra 2-3 tatlı kaşığı öğütülmemiş keten tohumu yiyin. İsterseniz, keten tohumunu yoğurtla karıştırarak da tüketebilirsiniz.

Soğan ve sarımsak: Kan basıncının ve dolaşımının rahatlamasını sağlıyorlar. Her gün yemeklerinizde ve salatalarınızda bu ikiliden bolca bulunsun.

Zencefil: Kanı inceltici fonksiyonu sayesinde dolaşımı rahatlatıyor. Her gün 5-6 kibrit çöpü şeklinde kestiğiniz zencefili çayınızın içine katabilirsiniz.

Muz: İçerisinde yer alan potasyum ile kan basıncını düşürerek dolaşıma yardımcı oluyor ve dokuları atık maddelerden temizliyor. Sindirim ve düşük tansiyon sorununuz yoksa günde bir adet muz tüketmenizde fayda var. Karpuz, avokado, havuç, fasulye ve bezelye de fazla miktarda potasyum içeriyorlar.

Kereviz: Kan damarlarının kasılmasını engelleyerek dolaşımın rahatlamasını sağlıyor.

Yeşil çay: İçeriğindeki kateşin ile yağ yakımını hızlandırıyor. Günde iki fincan yeşil çay içmenizde fayda var.

Domates suyu: Domates vücudu toksinlerden arındırıyor. Günde 2-3 bardak domates suyu içerek selülitlerin giderilmesine yardımcı olabilirsiniz.

Su: Bol su içmek kan dolaşımının düzenlenmesini sağlıyor ve ödemin oluşmasını önlüyor. Ayrıca yağ hücrelerinin emilimini sağlamak gibi önemli bir rol de üstleniyor. Günde en az 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösterin. Bunun büyük bir kısmını su olarak almanızı öneriyoruz.

BU BESİNLERDEN UZAK DURUN

Trans yağlar: Damar tıkanıklığına neden olan salam, sosis ve sucuk gibi şarküteri ürünlerinden kaçının.
Tuz: Vücutta su tutulumuna ve dolaşım bozukluğuna yol açtığı için tuzu asgari miktarda tüketin. İçeriğinde yüksek oranda sodyum bulunan fast food türü gıdaları tüketmemeye çalışın.

Rafine şeker:  Şeker, tam bir kalori deposudur. Ayrıca cildi sıkılaştıran kolajeni yıkarak sarkmaya neden olduğu için beslenme listenizden şekeri çıkarın.
Doymuş yağlar: Kırmızı et, salam, sosis ve sakakatlarda bolca bulunur.  Bunlar yağ hücrelerini şişirir, vücudun atıklardan temizlenmesini engeller ve dokularda su tutulmasına yol açar.

Alkol: Haftada bir kadehten fazla alkol tüketmeyin. Çünkü fazla tüketilen alkol vücutta doğrudan yağ olarak depolanır ve su kaybına yol açarak cildin görünümünü bozar.

Yüksek miktarda hayvansal protein: Vücutta yağlanmayı artırdığı için hayvansal proteinleri tüketirken aşırıya kaçmayın. Tavuğu derisiz, kırmızı eti de yağsız yemeyi alışkanlık haline getirin.

HER GÜN 1 SAAT YÜRÜYÜN

Selülitlerinizden kurtulmak için her gün öğünler arasında bir saat tempolu bir şekilde yürüyün. Ayrıca fitness merkezinde veya evinizde selülitlerin giderilmesine yönelik uygulanan egzersizleri de haftanın en az 3 günü uygularsanız daha kısa sürede sonuç alabilirsiniz.

31 Ekim 2013 Perşembe

Parlak bir cilt için yapılması gerekenler

Doğal ışıltının kaynağını gıdalarda, sporda ve vitaminlerde arayın…

Sağlıklı, canlı ve parlak bir cilt hepimizin hayalidir öyle değil mi? Dergi karıştırırken, internette oyalanırken, televizyon seyrederken karşımıza çıkan ünlülerde ilk fark ettiğimiz genelde sağlık fışkıran güzel yüzleri, pasparlak, belirgin elmacık kemikleri ve aydınlık taşıyan bakışları oluyor. Güzel görünen bir cilde kavuşmak aslında hayal değil… Bunun için yaşam tarzınızda yapacağınız birkaç değişiklik ve doğru ürünleri kullanmak yeterli!

Tabii içten gelen bir ışıltı için en başta cildin sağlıklı olması gerekiyor. Çünkü sağlıklı cilt kendini hemen belli ediyor. Unutmayın ki insanın mutlu olması ve kendine güvenmesi de güzel görünmesinin altında yatan etkenlerden. Öyleyse haydi, gülümseyin, mutluluğunuz yüzünüze yansısın…

Doğru beslenme
Dengeli beslenmek ve bir takım gıdalardan uzak durmak cildiniz için büyük önem taşıyor. Yağlı yemekler, gazlı içecekler yasak! Tamam, arada kendinize müsaade edebilir, aşırıya kaçmadan size çok çekici gelen o patates kızartmalarından atıştırabilirsiniz. Ama aklınızın bir köşesinde bebek gibi bir cilde kavuşma hayalleriniz olsun… Peki, o zaman hangi gıdalara yönelmeliyiz? Sebze ve meyveler listenin üst sıralarında. Özellikle böğürtlenin içindeki antioksidanların cildi yaşlılığa karşı koruduğu iddia ediliyor. Havuç malum, içinde bol miktarda A vitamini var ve cilde çok iyi geliyor. Somon balığı da zengin bir Omega 3 kaynağı… Hücreleri sağlıklı ve formda tutuyor. İçeceklere değinecek olursak bitki çayları ama özellikle de yeşil çay cilt kanserine yol açan serbest radikallerin ortadan kaldırılmasında büyük rol oynuyor. Ayrıca cilt hücrelerinin sağlığı açısından da faydalı bir içecek.

Su, su ve yine su!
Su içmenin önemi hakkında yorum yapmaya gerek var mı? Günde en az sekiz bardak su içmek hem sindirim sisteminiz için çok faydalı hem de cildin nem kazanması, kurumaması için şart. Yeteri kadar su içip içmediğinize çok basit bir gözlemle karar verebilirsiniz. İdrarınız rengine bakın. Eğer koyu renkse yeteri kadar içmiyorsunuz demektir.

Vitamin takviyesi 
Eğer düzenli besleniyorsanız normal şartlarda vitamin takviyesine ihtiyacınız yoktur. Kışın bazen kendimizi güçsüz hissederiz veya hastalık sonrası toparlanmak için biraz takviye almayı tercih edebiliriz. Cilt problemleri söz konusu olduğunda da dermatologlar vücudun vitamine ihtiyacı olduğunu saptayabiliyorlar. Mesela A vitamini eksikliği (havuçta olduğunu söylemiştik) yüzünüzde siyah ve beyaz noktaların çıkmasına yol açabiliyor. Işıltı eksikliği de demir gibi (tüm kadınların problemi değil midir, demir eksikliği?) bir takım vitaminlerin eksikliğine işaret eder. B vitaminlerinin de cilde olan pozitif etkilerinden bahsedilir hep. Unutmayın, vitamin almadan önce mutlaka doktorunuza danışmanız gerekir.

Cilt bakımı ve spor
Yeni spor yapmış insanların ne kadar sağlıklı göründüklerini hiç fark ettiniz mi? Fiziksel aktivite vücudu çalıştırıyor, kalp atışlarının hızlanmasıyla yüzümüz de renk alıyor. Ancak, spor hayatımızın önemli bir parçasıysa cilt bakımı rutinimizi de ona göre düzenlemeliyiz. Yüzümüzü günde iki kez bol suyla yıkamalı, gözenekleri kapayan ter damlacıklarından kurtulmalıyız mutlaka. Arada bir duş almak da cildinizin parlamasını sağlar. Yeter ki cildi nemli tutun ve duş sonrası hemen nemlendirin. Ilık suyla yıkamaya ve cilt tipinize uygun bir temizleyici ürün kullanmaya gayret gösterin. Ayrıca, yüzünüzü yıkarken cildinizin temizlik ürününden tamamen arındığından, hiçbir kalıntı kalmadığından emin olun.

Hayatınızda uygulayacağınız bu değişikliklere hemen alışacak, kendinizi daha sağlıklı ve zinde hissedeceksiniz. Sonuçları sizi mutlu edecek çünkü hem ışıl ışıl gülümseyecek, hem de güzelliğinizle büyüleyeceksiniz!

14 Haziran 2013 Cuma

10 Adımda Kusursuz Bir Cilt

Sağlıklı bir cilt sayesinde her zaman daha dinç ve daha genç görünebilirsiniz. Ancak hayat tarzı, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı gibi pek çok faktör cildinizi olumsuz yönde etkiler. İşte, daha sağlıklı bir cilde sahip olmanız için pratik yöntemler...

Epila Slimed Club Genel Koordinatörü Ayşe Bocan, kusursuz bir cilde sahip olmak için yapılması gerekenler şöyle sıraladı:

1. Makyajınızı temizlemeyi unutmayın; Özellikle yorgun bir günün ardından makyaj tazelemeyi ihmal edebiliriz. Ancak makyajlı bir ciltle uyumak gözenekleri tıkayarak toksinlerin cilt yüzeyine çıkıp atılmasını önler. Bu da uzun dönemde cildinizin daha çabuk yaşlanmasına neden olur.

2. Vitamin içeren besinler tüketin; Cilt sağlığı için beslenmenin önemi azımsanamayacak kadar fazladır. Özellikle B, C, E, A ve K vitaminleri cildinizin canlı kalması sağlar.

3. Bol bol su için; Su, sağlınız kadar güzelliğiniz için de çok önemlidir. Cildin nem kaybını karşılar, erken yaşlanmasını engeller.

4. Ayda bir cilt bakımı yaptırın; Şehir hayatının kaosu ve iş hayatının stresinden biraz uzaklaşmak ve cildinize gereken özeni göstermek için kendinize biraz zaman ayırıp cilt bakımı yaptırın. Cildinizin ihtiyacına göre yapılacak olan cilt bakımlarında cildiniz yoğun bir şekilde nemlendirilerek canlılık kazanacaktır.


 *Kusursuz bir cilde sahip olmak için yapılması gerekenleri bir yere not etmeyi unutmayın

5. Sigarayı bırakın; Sigaranın verdiği zararlar ilk olarak cildinizde gözlenir. Ciltte sivilcelerin çıkmasına, kırışıklıkların artmasına neden olan sigarayı bırakarak hem sağlığınızı hem de cildinizi korumuş olursunuz.

6. Uykusuz kalmayın; Geç yatılmış bir gecenin izleri hemen grileşmiş yorgun görünümlü bir ciltle kendini ele verir. Eğer yeterli derecede uyuyamıyorsanız, bunu uyandığınızda kan dolaşımını sağlayacak hareketler ve yüzünüze soğuk su çarparak telafi etmeye çalışın.

7. Doğru ürünleri kullanın; Her bakım kremi her cilt tipi için uygun değildir. Kuru, yağlı ve karma olmak üzere üç farklı cilt tipi olduğunu belirten Ayşe Bocan cilt tipinize uygun bakım ürünleri kullanmanın oldukça önemli olduğunu söyledi. Yanlış bakım ürünlerinin ciltte yağlanmalara ya da kurumalara neden olabileceğini de belirten Bocan cilt tipinizi öğrenmek için güvenilir bir klinikten yardım almanın faydalı olabileceğini de ifadelerine ekledi.


8. Cildinizi Nemlendirin; Nemlendiriciler cildiniz için gereken nemi kazandır ve  aynı zamanda onu zararlı dış etkenlerden korurlar.


9. Düzenli egzersiz yapın; Egzersiz, cildin kan dolaşımını hızlandırır ve sağlıklı görünmesini, parlamasını sağlar.


10.  Stresten uzak durun; Uykusuzluk ve stres, cildin baş düşmanlarıdır. Gün içinde stresli   ortamlardan uzak durmaya çalışın.

8 Mayıs 2013 Çarşamba

1 Krem 6 Etki: Vichy Idealia BB Krem

Cildimin nefes almasını önlediği ve yüzümde bir ağırlık hissi bıraktığı için fondöten, pudra gibi kapatıcıları oldum olası sevemedim. Günlük makyajım için kullandığım göz altı kapatıcısını ve allığı genellikle yeterli buluyorum. Ancak cildimde renk farklılıkları olduğunu da kabul etmem gerekiyor... Çoğumuzun alnı, burnu, çene ve yanakları aynı renk tonunda değil. Ton farklılığına ek olarak solgun renkte bir cilt zaman zaman kendimizi kötü hissetmemize sebep oluyor...

Son bir yıldır kullandığımız kozmetik ürünleri listesine iddialı bir giriş yapan BB Kremler, cildi yormayan hafif yapılarıyla renk eşitleyici ürünlere güzel bir alternatif oldular. Hal böyleyken, ben de solgun görünen cildime uygun olan ama aynı zamanda diğerlerinden farklı bir BB Krem arayışına girdim ve Vichy Idealia BB Krem ile tanıştım.

Hassas bir cildim olduğundan, Vichy Idealia BB Krem'in benim için en önemli özelliği gelişmiş UV Filtre Sistemi ve Paraben içermemesi.. Tüm cilt tipleri ve yaş grupları için uygun olan Idealia BB Krem, açık ve orta olmak üzere iki ideal renk seçeneği sunuyor. Ben cilt rengim sebebiyle açık tonunu tercih ettim.

40 ml tüp ambalaja sahip Vichy Idealia BB Krem'i uygulaması çok kolay. Tam kıvamındaki krem cilde kolaylıkla sürülüyor. Bu yüzden kremi elimle yüzüme uygulamayı tercih ettim. Vichy Idelia BB Krem'in şahane kokusu kremi sürerken büyük bir keyif veriyor. Kremi uyguladıktan sonra solgun cildimin doğal ve sağlıklı bir parıltıya kavuştuğunu söylemekten mutluluk duyuyorum! Bana huzursuzluk veren bir kaç sivilce lekesinin de arada kaynadığını söylemek isterim :)

24 saat nemlendirme özelliği olan Vichy Idealia BB Krem'i nemlendirici sürmediğim cildime uyguladım. Yüzümde kaldığı süre içerisinde cildimi nemlendirmeye devam ettiğini hissettim. Yüzümdeki mimik kırışıklıklarının görümünde de gözle görülür bir azalma oldu. Kırışıklık demişken, BB Krem'in içeriğindeki Kambucha ile geliştirilmiş özel formülü kırışıklık ve leke görüntüsünün azalmasına yardımcı oluyor.

Yukarıda anlattıklarımı toparlarsam ,Vichy Idealia BB Krem cildin 6 farklı ihtiyacını karşılamış oluyor:

1- Cilde ışıltı veriyor.
2- 24 saat nemlendiriyor.
3- Kırışıklık görünümünü azaltıyor.
4- Cilt dokusunu düzeltiyor.
5- Koyu leke görünümünü azaltıyor
6- UVA/B ışınlarına karşı koruyor.

Vichy Idealia BB Krem isminin hakkını veren, gerçekten de "ideal" bir BB Krem.
Solgun görüntüsüne veda etmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ediyorum.
40 ml Vichy Idealia BB Krem’in tavsiye edilen tüketici satış fiyatı ise 49.90 TL.

https://www.facebook.com/VichyTurkiye
https://twitter.com/VichyTurkiye

İçerik: www.gardropkedisi.com

Bir bumads advertorial içeriğidir.

25 Ocak 2013 Cuma

Doğal yollarla ergenlik sivilcesi tedavisi

Ergenlik sivilceleri, kız ve erkeklerde buluğ çağında hormon dengesinin bozulduğu yıllarda görülür. 

Yine bu yaşlarda ve ileriki yaşlarda, bağırsak bozukluğuna, karaciğer sorununa, cinsel hormon bozukluğuna ve buna benzer birçok sebebe bağlı olarak sivilceler oluşur.

Ergenlik sivilcelerinin oluşumunda, beslenme alışkanlıklarının da etkisi vardır. Bol sebze ve meyve tüketen kimselerde sivilce görülmez. Görülse bile derin izler bırakmaz.

Ergenlik sivilceleri buluğ çağına girince 1-2 yıl içinde geçse de bazı kimselerde 30 yaşa kadar geçmez. Sivilceler genellikle toplu iğne başı gibi veya nohut büyüklüğüne kadar olabilir. Kaşıntı yapabilir, kızarık ve ağrılı olabilir.

Ergenlik sivilceleri daha çok alın, boyun, çene ve zaman zaman sırt bölgesinde görülür. Bu gibi durumlarda bol sebze ve meyve tüketilmelidir.

Ergenlik sivilceleri için alınabilecek önlemler şunlar:

- Protein ihtiyacı yumurta, süt ve süt ürünleri ile karşılanmalı, et ve hayvani gıdalar az tüketilmelidir.

- Soğan, şalgam, tere, sarımsak bolca tüketilmeli.

- Taze üzümün, mevsimine göre kürü yapılmalı. Sabahları beyaz üzüm suyu içilmeli. (İki bardak)

- Kabızlık da sivilceye neden olabilir.

- Cilt her zaman temiz tutulmalıdır.

- Karaciğer rahatsızlığı varsa hemen bir uzman doktora görünmeli ve bu rahatsızlık tedavi edilmeli.

- Sabahları kahvaltıdan önce 1 bardak sıcak suya 1 tatlı kaşığı menekşe yaprağı konulup 10-15 dakika demlenip içilmeli. Akşamları da 1 bardak suya 3 tatlı kaşığı kuşdili koyup 10 dakika demlenip içilmelidir. Bu iki çay kanı temizler ve karaciğeri çalıştırır.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Kozmetik ve Yoganın Buluşmasından Doğan Etki Sizi Şaşırtacak



AVON ANEW ile A-F33 molekülünün mucizesini, yoganın gençleştirici etkisiyle yaşayın

20 yıldır kadınlara her yaşta genç görünmeleri için ihtiyaç duydukları tüm yaşlanma karşıtı cilt bakım ürünlerini sunan AVON ANEW Serisi her zaman en yeniyi ve farklı olanı sunmayı başarıyor. Serinin yeni ürününü bekleyenler sadece kozmetik bir krem ile karşılaşacaklarını düşünerek yanıldılar. Çünkü AVON ANEW yeni ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Serisi ile onlara son yılların ve yakın geleceğin çığır açan yeniliğini sundu:  A-F33 molekülü...

Mucizeyi yüzünüzde hissedin

Hangi kadın daha genç ve güzel görünmek istemez? Her kadının bu konuda sonsuz bir arayış içinde olduğunu söylemek yanlış olmaz herhalde. Bu arayışa kozmetik sektörü yoğun Ar-Ge çalışmaları ile her geçen gün daha etkili ve başarılı ürünler sunarak yanıt veriyor.  A-F33 molekülü bu çalışmaların yarattığı devrimlerden biri. Cilt bakımında son 20 yılın en önemli buluşu olarak kabul edilen AMINO-FILL 33 molekülünün kozmetik sektörünün yakın tarihine yön vermesi bekleniyor.

AVON’un dünyaca ünlü cilt bakım araştırma firması NeoStrata ile geliştirdiği A-F33 içeren seri, ciltteki kolajeni aktive etmeye yardımcı oluyor. Kırışıklık görünümüne çok kısa sürede ve belirgin bir şekilde etki ediyor. ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Seri, cilt bakımında devrim yaratan A-F33 (Aminofill-33) molekülünü içeren ilk seri olma özelliği taşıyor. ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Seri kullananların yüzde 100’ü kırışıklık* ve kazayağı** görünümünde düzgünleşme gözlemledi.

“Losyon” ve “Göz Çevresi Bakım Losyonu” olmak üzere iki ürününün bulunduğu ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Seri ile cildinizdeki kırışıklık görünümünün azalmasına yardımcı olan kolajen üretimi sadece 72 saat içinde artıyor. 11 hafta boyunca, günde iki kez düzenli olarak kullandığınızda çizgi ve derin kırışıklıklarda iyileşme görülüyor.

Siz gençliğiniz ve güzelliğiniz için ne yapıyorsunuz?

Her ne kadar kullanılan yöntemler, kullanılan ürünler farklılık gösterse de tüm kadınlar için değişmeyen tek şey gençliğin ve güzelliğin önemsemesi, bunları korumak için gayret göstermesidir. Her kadın güzelliğini ortaya çıkarmak ister, bunun uğraşını verir. Bu süreçte kazanan kuşkusuz, iç güzelliğini ve enerjisini dışarı vurabilen olur. ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Seri ile kadınların içindeki enerjiyi açığa çıkarak onları güzelleştirmek için bir adım daha atıyor ve yoganın etkisini kadınlar için yeniden keşfediyor.

Kozmetik yoga buluşmasının etkisine inanamayacaksınız

“Güzellik bir görüntüden ibaret değildir. Kendimize bakmak ve bakımlı olmak içeride ve dışarıda olduğunda anlamlı” sözlerinden ilham alan AVON ANEW kadınları,  ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Seri’nin etkisini yüz yogası ile yaşamaya davet ediyor. Yüz yogasında yapacağınız basit yüz hareketleri ile cildinizin esnekliğini artırabilir daha da ötesinde, içinizdeki ışığı, enerjiyi açığa çıkarmanın etkili bir yolunu keşfedebilirsiniz.


ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Seri

AVON’un 100 yılı aşkın bir geçmişi olan Ar-Ge merkezinde yüzlerce bilim insanı tarafından formüle edilen ANEW Serisi, yepyeni teknolojilerle geliştirilmiş ürünleri ile 20 yıldır yaşlanma karşıtı cilt bakımında uzman bir marka konumunu koruyor. AVON üstün teknoloji ile geliştirilen ürünlerini  erişilebilir fiyatlarla sunması ile de fark yaratıyor.

Yapılan araştırmalara göre ANEW Clinical İnce Çizgi Görünümünü Düzgünleştirici Losyon ile elde edilen sonuçlar şöyle:

- Yedi gün sonunda ince çizgiler ve kırışıkların görünümünde düzgünleşme***
- Düzenli kullanımla , panelistlerin yüzde 100’ünde ince çizgilerin görünümünde düzgünleşme***
- 11 haftada ince çizgi ve kırışıkların görünümünde yüzde 50’ye varan oranda düzgünleşme

* Düzgünleştirici Losyon için iki haftalık kullanım sonunda, 60 panelist, KGL  7347 sayılı 11 haftalık klinik çalışma.
** Göz Çevresi Bakım Losyonu için iki haftalık kullanım sonunda, 33 panelist, 12 haftalık KGL 7416 sayılı klinik çalışma
*** Düzgünleştirici Losyon için iki haftalık kullanım sonunda, 60 panelist, KGL 7347 sayılı 11 haftalık klinik çalışma.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Aralık 2012 Pazar

Kulağınızın Arkasında Gençlik Yatıyor

Kulağınızın arkasında gençliğin gizli olduğu aklınıza gelir miydi? Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülmeye başlayan çizgileri, sarkmış derinizi, "yaşlanıyorum" korkusunu artık kulak ardı edebilirsiniz.

Cildinizin yıpranan, solan, çizgilere yenik düşen bölgelerini yenilemek için gençliğinizi ve tazeliğinizi, kulağınızın arkasındaki gençlik hücreleri ile geri kazanabilirsiniz.

Ünlü şarkıcı Sertap Erener, daha genç ve daha güzel görünmesinin sırrının, Almanya’da yaptırdığı “Kök Hücre tedavisi” olduğunu söylüyor. Türkiye’de hücresel tedaviler ile ilgili çalışmaları ilk uygulayan hekimlerden olan Estetik Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, ülkemizde pek bilinmeyen ve dünyada son yıllarda yaygın olarak kullanılmaya başlayan Kök Hücre tedavisinin bir çeşidi olan ve Sertap Erener’in de başvurduğu kulak arkasındaki dokudan alınan hücre tedavisi yöntemini anlatıyor. “Fibrocell yöntemi” olarak adlandırılan bu yöntemde, kulak arkasından alınan dokunun içinden elde edilen fibrosit adı verilen hücrelerin laboratuvar ortamında saflaştırılıp çoğaltılarak fibroblast adlı aktif hallerine dönüştürülmesi sayesinde kolajen sentezi yaptıklarını, yüze nakledilmesiyle de ciltte gençlik etkilerini oluşturduğunu söylüyor.

Kendi Dokunuzla Gençleşin

Estetik Cerrah Alper Tuncel, yaşlandıkça cilt altı dokularında azalma olduğunu ifade ederek, dokularda yer değiştirmeden dolayı özellikle yüzde belirgin çizgilerin çıktığını belirtiyor. Bu çizgilerin ve kırışıklıkların içinin doldurulması için bugüne kadar, sıvı silikon, kolajen, hyalüronik asit gibi maddelerin kullanıldığını, zaman içinde bu maddelere bağlı sorunların gözlendiğini söylüyor. İnsanın kendi dokusu ile uyumlu olan fibrocell uygulamalarının çok daha iyi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Bu dokunun kulak arakasından alınma sebebinin ise, görünmeyen bir bölge olması sebebiyle tercih ettiklerini sözlerine ekliyor. Bunun haricinde hastanın eğer mevcut izleri varsa (sezeryan, apandist izleri gibi) buradan da doku parçası elde edilmesinin mümkün olduğunu ekliyor.

Bu Yöntemin Diğer Yöntemlerden Farkı Nedir?

Op. Dr. Alper Tuncel; diğer maddelerle yapılan operasyonlardaki olası risklerin tamamen yok olduğuna değinerek, kişinin kendi dokusundan alınan hücrelerin reaksiyon veya enfeksiyon gibi komplikasyonlar oluşturmadığını belirtiyor. Vücudun görünmeyen yerinden alınan dokunun, enjekte edilen yerin karakteristiğini aldığını, yani dudak kenarı çizgilerini yok etmek için kullanılıyorsa ağız kenarındaki doku gibi davranmaya başladığını söylüyor. Bu yöntemin, hem kırışıkların giderilmesinde hem de cildin daha gergin ve parlak hale getirilmesinde kullanıldığını söylüyor. Fibrocell yönteminin hücresel bir tedavi yöntemi olduğunu fakat “kök hücre tedavisi” olarak adlandırılmaması gerektiğini de özellikle sözlerine ekliyor. Vücutta bulunan problemli dokunun, kişinin kendi hücresiyle tamamlanmasını sağlayan bir yöntem olduğunu vurguluyor. Ayrıca kök hücre tedavisinin gün geçtikçe geliştiğini, yağ hücrelerinin, kan hücrelerinin ve kemik iliği hücrelerinin birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaya başladığını belirtiyor.

27 Kasım 2012 Salı

Cilt Lekeleriyle Savaşmak Mümkün

Kimi zaman güneş, kimi zaman hormonlar nedeniyle birçok etken cildimizi tehdit ediyor ve leke oluşumuna sebep oluyor. Hepsinin oluşum nedenleri birbirinden farklı ancak, bilinçli koruma ve doğru tedavi yöntemiyle bütün bunlarla savaşmak mümkün.

Çiller, güneş lekeleri (lentigo), hamilelik lekeleri (melasma), bazı iyi huylu cilt benleri, melanom... Bu lekeler, hem görüntü açısından sorunlara neden oluyor hem de sağlık açısından risk oluşturabiliyor. Neolife Tıp Merkezi Dermatoloji Uzmanı Hasibe Müzeyyen Özkılıç, lekelerden korunmak için ilk şartın kesinlikle güneşten korunmanın olduğunu önemle hatırlatıyor. Özkılıç, uygun bir güneş koruma ürünü kullanılmadığı takdirde lekeleri gidermek amacıyla yapılacak diğer tüm çabaların iyi sonuç veremeyeceğini ve ciltteki lekelerin tümünün tamamen tedavi edilemeyeceğini belirtiyor.

Cilt renginden daha koyu lekelerin soldurma veya soyma şeklinde tedavi olabileceğini aktaran Hasibe Müzeyyen Özkılıç, deriden açık renkli bir lekede ise yeniden renklendirme için lokal veya sistemik tedavinin düzenlendiğini ifade ediyor. Aktinik keratoz olarak adlandırılan kronik güneş hasarında ilaç ya da elektrokoterizasyon tedavisi tercih ediliyor.
Genetik ya da güneşle birlikte artan çillenmede ise güneşten korunma ve kötü huylu olabilme olasılığına karşı lekenin takibi öneriliyor.

Tedaviye karşı oldukça dirençli olan pigment birikimlerinde tedavi süresinin uzun sürdüğüne dikkat çeken Özkılıç, son yıllarda tedavide lazerin kullanıldığını ancak sonuçların her zaman istenilen ve hayal edilen ölçüde yüz güldürücü olmadığını söylüyor. Örneğin, halk arasında şarap lekesi olarak bilinen ve yüzün büyük bölümünü kaplayan oluşumlarda lazer tedavisinin umut vaad etmekle birlikte yine de lekelerin tamamen iyileşmesinin söz konusu olmadığını belirtiyor.

Tedavi planlamasında lekenin türü kadar, mevsim de önemli. Leke soldurmada kullanılan ilaçlar güneş ışığına karşı duyarlı olduğundan tedavi, lokal alerjiler nedeniyle güneşin en az olduğu mevsimde planlanıyor. Beyaz lekelerin renklendirmesinde ise aksine, güneş ışığına ihtiyaç duyuluyor. Açık renk lekelerde tedavinin en uygun olduğu mevsim, ışının çok kuvvetli olmadığı ama yeterince dik geldiği bahar ayları. Tedavinin etkinliği açısından koyu lekelerin tedavisi kış aylarında, açık renkli olanların ise ilkbahar ve sonbaharda yapılıyor.

19 Kasım 2012 Pazartesi

Sivilce ve siyah noktaların tedavisi

Hem daha güzel bir görünüm hem de sağlıklı olmak için ciltte oluşan siyah noktaların ve sivilcelerin temizlenip tedavi edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, ciltte siyah nokta oluşmasını engellemek için de tavsiyelerde bulunuyor.

Gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyor. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Ancak çok gözenekli ciltlerde, eğer cilt iyi temizlenmiyorsa siyah nokta oluşuyor. Uzmanlara göre hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktanın oluşmasını engellemek gerekiyor.

Gözenekleri daraltmak için

Gözeneklerin açılması için ilk etapta gözenekleri kapatmaya çalışmak yerine, yağ ifrazatını durdurmak ya da dengelemek lazım. Yağlı ciltler daima su miktarı az olan ciltlerdir. Su miktarı az olduğu zaman ölü hücrelerin doku yüzeyine çıkıp asitli tabaka ile koruma faktörü oluşturması zorlaşır. Bu nedenle cildin yüzeyi dış etkenlerden zarar görür. O halde ciltteki su miktarı arttırılmalıdır. Yağ ifrazatının yavaşlatılması, ciltteki su miktarının artırılmasıyla mümkündür. Bunun için de su bazlı ürünler kullanılması ve doğru ürünün kullanılması şarttır. Cildinize uygun ürünü kullanmak için de bir uzmana danışmanızda fayda var.

Gözenekleri temizleyen bantlar işe yarıyor mu?

Siyah noktaları azaltmak için uygulanan yöntemlerden biri de bantlardır. Siyah noktaları kimi zaman tümüyle ortadan kaldıran bu bantların kullanımı çok kolaydır. Bantları yapıştırmadan önce uygulayacağınız alanı ıslatıyorsunuz, suyla birlikte yapışkan bir özelliğe kavuşan bandı yapıştırıp kuruyunca çıkartıyorsunuz. Ancak siyah noktaları alan bu bantlar, gözenekteki yağları boşaltamıyor. Oksitlenen bölümü alabilen bantların, dokunun içindeki kanalı kapatan yağ kütlesini alması mümkün değil.

Siyah noktalardan nasıl kurtulursunuz?

Siyah noktalar oluştuktan hemen sonra bir uzmana başvurup temizletilerek, uygun ürünle tekrar oluşmamasını sağlamak gerekir. Oluşmaması için de cildi, sabah akşam temizlemek gerekir. Ancak bunu sabunla yapmamak uygundur.

Cildi nasıl temizlemeli?

Cildi, türüne göre temizleme sütü ve tonikle temizlemek en doğrusudur. Ardından sürülecek bir nemlendirici kremle bakım tamamlanabilir. Makyaj yapılmasa bile, gündüz çok kirlenen cildi akşam mutlaka temizlemek gerekir.

Siyah noktalarınızı siz temizlemeyin

Yapılan yanlışlardan biri de siyah noktaları bilinçsizce sıkmak. Böylece kılcal damarlarda ve doku altı hücrelerinde tahribat meydana gelebiliyor. En iyisi bir cilt uzmanına gidip siyah noktaları temizletmek.

19 Temmuz 2012 Perşembe

Yaşınıza 10 yaş ekleyecek makyaj hataları

Bu hataları yapmaktan kaçınarak, daha genç görünmeniz mümkün...

Makyajımızı nasıl yaptığınız çok önemlidir. Fakat bazen ipin ucunu kaçırıp hatalar yapabilirsiniz. Çok küçük hatalar olsalar da sizi olduğunuzdan daha yaşlı gösterebilir. Bu önerileri dikkate alarak yaptığınız basit hatalardan kurtulabiliriz.

Yoğun fondötenden kaçının
Ağır makyaj yaşlı görünmemize sebep olan hatalardan biridir. İçinde nemlendirici olan açık tonlarda fondötenler kullanın. Fondöteninizi uyguladıktan sonra makyaj pamuğunuzla ortaya çıkan karışıklıklarınızın üzerine fondöteni iyice yedirin. Fondöteninizi uyguladıktan sonra ne kadar çok cildiniz ortaya çıkarsa o kadar iyidir. Doğru fondötenler cildiniz daha genç görünür.

Fondöten renginizi iyi seçin
Her ne kadar gençliğinizde açık renk fondötenler kullanmanız önerilse de, yaşlandıkça fondötenlerinizde teninizden bir iki ton koyu olanları tercih etmelisiniz. Böylece soluk teninizi daha canlı göstermiş olursunuz.

Göz altlarınızda kapatıcıyı daha yoğum kullanın
Yaşlılığın ilk belirtileri yüzümüzün en dikkat çeken bölgesi olan göz çevresinde başlar ve yoğun olarak görülür. Bu bölgeyi kapatıcınızı yoğun uygulayarak, açık renklerle aydınlık görünmesini sağlayabilirsiniz. Fakat kapatıcıyı sadece koyu kısımlarda kullanın.

"T" bölgesinde pudra kullanın
Fondöteninizi sürdükten bir süre sonra yüzünüzün alın ve çene kısmı arasında yağlanma başlar. Bu da makyajınızı kötü ve yüzünüzü yaşlı gösterir. Daha taze bir görünüm elde etmek için bu bölgede pudra kullanın.

Yanaklarınızda doğallığı yakalayın
Genç görünmenin sırrının doğal görünmekten geçtiğini hepimiz biliyoruz. Yanaklarınızda doğal bir görünüm yakalamak için allığınızı, sadece yanağınızın burnunuza yakın olan kısmında kullanmak yerine tüm elmacık kemiğini boyunca dağıtın. Koyu ve çok abartılı renkler sizi daha yaşlı göstereceğinden, açık pembe tonlarını tercih etmelisiniz.

Rujlarınız uçmasın
Yaşınız ilerledikçe, doğal dudak çizginizde yok olmaya başlar. Bu da rujun dağılmasını ve renginin daha çabuk kaybolmasına yol açar. Bu nedenle rujunuzu uygulamadan önce, dudak kalemi ile renklendirip rujunuzu öyle sürün.

Ruj renginde seçiminize dikkat edin
Metalik, parlak ve koyu renkler dudaklarınızı daha ince, sizi ise daha yaşlı gösterir. Bu nedenle daha doğal tonları seçmeye özen gösterin. Eğer hafif bir ışıltı isterseniz, şeffaf dudak parlatıcılarından çok abartılı olmayacak şekilde kullanabilirsiniz.

Alt kirpiklerinizde rimel ve göz kalemi kullanmayın
Rimel bilindiği üzere sürdüğünüz andan itibaren çok dikkat çeken bir makyaj malzemesidir. Alt kirpiklerinize uygulayacağınız rimel ile gözlerinizin alt kısmına dikkati çekersiniz ve bu bölgedeki sorunları ön plana çıkartmış olursunuz. Aynı zamanda çok yoğun ve kirpiklerin ayrı görünmesini engelleyen rimellerden uzak durun. Yaşımız ilerledikçe, kirpikler daha kurulaşır ve bu tip rimeller sonucu kirpikleriniz yüzünüze düşer. Unutmayın gözlerinizi daha büyük ve çekici göstermek için deneyebileceğiniz en kolay yol, kirpik kıvırıcılardır.

Alt kirpiklerinizde kullanacağınız göz kalemi tüm dikkati o bölgeye çekecek ve tüm koyu halkalarınızı ortaya çıkaracaktır. Göz makyajınızda üst kısmınıza özen gösterin.

Göz kenarlarınıza ışıltı ekleyin
Göz makyajınızda kullanacağınız hafif bir ışıltı, makyajınızın çok katı ve donuk olmasını engeller. Gözünüzün iç köşesi, göz kapaklarınıza ve kaş altı çizginize uygulamaktan kaçının bu sizi daha yaşlı gösterir.

Kaynak: HT Hayat

1 Haziran 2012 Cuma

Pazardaki sebze ve meyvelerle cilt bakımı

Yeşil yapraklı bitkiler ve buzdolabınızdaki bazı sebzeler cilt kuruluğunda ve kırışıklıklarda inanılmaz etki yaratmaktadırlar.

Nergis, zencefil, maydanozlu doğal güzellik reçeteleri

Bahara, güneşin açtığı ve havaların ısındığı bu aylara güzel ve çekici girmek için önerilerimize kulak vermenizi tavsiye ederiz.

Bazen size tavsiye edilen bir kremin güzelleştireceğini sanırken, tam tersi olabilir. O yüzden her zamanki gibi diyoruz ki, doğal olandan şaşmayın! Bitkilerin genel olarak neye iyi geldiği konusunda da genel bilgilere sahip olmak lazım. Örneğin yeşil yapraklı bitkiler, cilt kuruluğunda ve kırışıklıklarda kullanılır. Böğürtlen ve ahududu gibi orman bitkileri sivilceler için olumlu sonuçlar sağlar. Bahara, bakımlı ve güzel girmek için tavsiyelerimize kulak verin. Sadece şifalı bitkilerin değil, pazarda satılan mevsim sebze ve meyvelerinin de cilt için harikalar yaratacağını unutmayın.

Bazı meyvelerin cilde etkili olmasının nedeni içindeki meyve asididir. Asitler gençleştirici özelliği nedeniyle kozmetikte bazı kremlerin içeriğinde de bulunur. Evde her şey elinizin altında iken ve bu kadar kolayken neden güzel olmayasınız? Bu yöntemler sadece günümüzde değil, yüzlerce yıl öncesinde de kullanılmış. Eski Mısır ve Yunanistan'dan günümüze aktarılan eski kaynaklarda da bu güzellik reçeteleri bulunuyor.

İşte doğadaki güzellik yolları

Canlı bir cilt için

Yemeklerde kullandığınız kabakla güzel bir maske yapabilirsiniz. Bir adet kabağı soymadan pişirin. Soğuduktan sonra alın ve soğutun. İçine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı katın. Bu karışımı yüze sürün. 20 dakika sonra ılık su ile temizleyin. Canlı bir cilt elde edeceksiniz.

Kırışıklıkları yok etmek için

Bir çorba kaşığı papatya içine 10 gr propolis ekleyin. (Propolis, arılar tarafından değişik ağaç kabukları ve bitki yapraklarından toplanarak kovanlara taşınan reçineli maddedir. Herbalium'da bulunuyor.) Bu karışıma bir çorba kaşığı da bal ekleyin. Bu maske kırışıkları düzenli uygulamalarla yok eder. Cildi parlak hale getirir. Maskeyi ciltte bir saat bırakabilirsiniz. 

Nergisten gelen güzellik

Birçok çiçek kozmetikte krem yapımında kullanılır. Turuncu renkli nergis de bunlardan biridir. Şimdi bahçelerde tazesi var. Bir nergis çiçeğini yaprakları, sapı ve çiçeği ile 5 dakika (bir su bardağı su ile) kaynatın. Soğuduktan sonra yüzünüze sürün. Düzenli uygulamada cildinizinin canlandığını, çizgilerin azaldığını göreceksiniz.

Sarı altın: Zencefil

Yağlı cilt için: 1 çay bardağı zeytinyağı içine, bir çay kaşığı zencefil ilave edin. İki saat bekletin. Yüzünüze parmağınızla bu sıvıyı sürün. (Gözlerinize ve altlarına sürmeyin) Bir saat sonra pamukla temizleyin. Ardından sabunlu su ile yıkayıp yağların gitmesini sağlayın. Uygulamadan sonra pırıl pırıl bir cilde sahip olacaksanız. Unutmayın zencefil, güzellikte "sarı altın' kadar değerlidir.

En güzel cilt besleyici: Maydanoz

Bu bitkinin herkes yapraklarını kaynatır ama asıl etki kökündedir. Bir bahçeden kökleriyle alın. Üç kök maydonozun köklerini yaprakları ile birlikte beş dakika kaynatın. Su bir su bardağı olsun. Bu su soğuyunca içine çeyrek limon sıkın. Cildiniz için güzel bir besleyicidir. Bu su ile günde iki kez (sabah-akşam) cildinizi bir pamuk yardımı ile silin.

Bezelye: Taze bezelyenin dışında donmuş bezelye de kullanabilirsiniz. İçinde B1 ve C vitaminlerinin haricinde protein, lif ve folik asit bulunur. Bir avuç tane bezelyeyi iyice ezin. İçine üzüm pekmezi katıp bulamaç yapın. Bir yumurtanın akını ekleyin. Bir iki damla zeytinyağı, bir tutam yulaf unuyla birlikte yine karıştırın. Bu maske cildi besler, canlandırır. Bebek gibi bir tene sahip olursunuz.

Karahindiba: Bu bitkinin şimdi tam mevsimi, kırlarda var... Yapraklarını 2 çorba kaşığı olana kadar küçük küçük doğrayın. Bir büyük su bardağı suda kaynatın. Süzün ve soğutun. Akşamları yatmadan önce bu su ile yüzünüzü yıkayın. Bu işlem bir süre sonra leke ve çilleri yok eder. Çok eski bilgi kaynaklarında da karahindibanın lekeleri açtığı yazılıdır. (Yabanturbu da lekeler için birebirdir)

Patates: Bir adet patatesi rendeleme yöntemiyle güzellikte kullanabilirsiniz. Rendeli sebzenin içine bir çay kaşığı zeytinyağı ekleyin. Yarım çay bardağı da pastörize olmayan süt ilave edin. Bu karışımı maske olarak yüzünüze sürün. Bu da kahverengi güneş lekelerini yok eder. 

Elma: Elma maskesini sakın ihmal etmeyin. Deriye çok yararlıdır. Hem normal hem de kuru ciltler için iyidir. Bir orta boy elmayı rendeden geçirin. Bir kaşık bal koyun. Maskeyi uyguladıktan on dakika sonra silin. Elmayı sütte de pişirebilir, sadece (soğuduktan sonra) sütlü lapa haline gelen haliyle de sürebilirsiniz.

Çilek: Çileğin içeriğinde yüksek oranda C vitamini yer alıyor. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli bir meyvedir. Kuru ciltler için çilek çok iyi sonuçlar sağlar. Bir avuç çilekle bir çorba kaşığı yulaf karıştırılır. İçine bir çorba kaşığı da yoğurt ilave edilir. Bu maskenin özelliği göz altına da sürülebilmesidir. Karışımı 20 dakika yüzünüzde bekletip ılık su ile yıkayın. Özellikle göz altlarındaki çizgiler için birebirdir.

Lavanta: Lavanta cilt temizlenmesinde gayet iyi sonuçlar verir. Bir kaşık lavantayı sıcak suda demleyin. Bir pamukla yüzünüzü silin.

Şifalı bitkilerden elde edilen doğal yağlar

Lavanta yağı, biberiye yağı ve gülyağı da kırışık ciltler çok fayda sağlıyor, düzgünleştiriyor. Tabi yağların saflık derecesi ve katkısız olması da önemlidir. Herbalium'da, bu özellikteki bitkisel yağlar sergileniyor. Herbalium'un özel formülle ürettiği cilt bakım yağı ise bütün bu yağların karmasından oluşan özel bir cilt ürünüdür.

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Estetik operasyonun yerini alabilir mi?

Yüz kozmetik ürünleri yüzlerde işe yarıyor mu? İşte cevapları.

Bir saatte lifting etkisi yaptığı diyen de var, düzenli kullanımla bizi gençleştireceği söylenen de: Birçok kadın bu vaatlerin etkisiyle kozmetiklere servet yatırmaktan kaçınmıyor. Peki ama 'Kozmetikler gerçekten etkili mi?'

Her sabah uyanınca, yüzünüzü temizledikten sonra; kristal bir mücevher kutusuna benzeyen kavanozu açıyor, o ipeksi dokuya sahip kreminizi, bir damlasını bile boşa harcamadan, özenle sürüyor, muhteşem kokusunu içinize çekiyorsunuz. Sonra yüzünüze bir kez daha dikkatle bakıyorsunuz; 'acaba çizgilerinizde azalma var mı?', 'bu krem anlatıldığı kadar etkili mi?'... Evet, pek çoğumuz kozmetik ürünlerden fayda sağlamak istiyoruz ancak ne derece etkili olduklarını da merak ediyoruz. Biz de bu konuda daha fazla bilgi almak istedik ve sorularımızı Lancôme Scientific Bilimsel İletişim Direktörü Véronique Delvigne'e yönelttik.

Kozmetik ürünlerde, son 10 yılda olan en büyük gelişme ne?
Yaşlanma karşıtı bakımlarda son 10 yılın en önemli buluşu yaşlanma karşıtı güçlü moleküllerin kullanılmaya başlamasıdır diyebilirim. Bunlardan birisi de bizim laboratuarlarımızda geliştirilen 'Pro-xylane'.

Bu yeni molekülün cilt üzerindeki etkisi ne?
Bu molekülün etkisini anlatabilmek için öncelikle cildin matriks yapısından bahsetmeliyim:
Matriks yapı, cildin epidermis, dermal epidermal bağlantısı ve dermis katmanlarının adeta mimarisinden sorumludur. Taşıyıcı bir kolon gibi bu 3 farklı yapıyı ayakta tutar. Matriks yapı ayrıca cildin sıkılığını, doygunluğunu artırır ve cildi besleyen maddeleri depolar. Matriksteki bozulmalar ciltte yapısal problemlere yol açar. İşte pro-xylane matriks yapıyı hedefler, kolajen sentezini ve cildin yoğunluğunu artırır, cildin yapısını güçlendirir.

Peki sürekli adını duyduğumuz peptidler cilt üzerinde nasıl bir etkiye sahipler?
Peptidler aslında vücudumuzda da bulunan amino asitlerin birleşiminden meydana gelir. Vücudumuzda 20 çeşit amino asit bulunur. Her bir peptid bileşimi eşsizdir ve biyolojik mekanizmalar üzerinde hedefe yönelik ve kesin etkiler gösterir.

Cildin kendini iyileştirme süreci de kozmetikte kullanılıyor. Biraz da bundan bahsedebilir misiniz?
Araştırmacılar yaranın ciltte mikro gerilimler yarattığını gözlemlediler. Bu mikro gerilimler cildin doku yenileme sürecini, harekete geçiriyor ve her bir hücre yüzeyine mekanik mesajlar gönderiyorlar. Bu da hücrelerin biyolojik tepkiler vermesini sağlıyor. Biyolojik tepkiler cildin fibroblast yüzeyine ulaşıyor ve fibroblastlar da cildi destekleyen protein yapıların üretimini destekliyorlar.

Bu teknolojinin cilt üzerinde yarattığı sonuçlar ne oluyor?
Bu teknoloji cildin doğal iyileşme sürecini hızlandırarak hücresel yenilenmeyi destekliyor. Sabah yorgunluk izlerinden arınarak uyanıyorsunuz. Cildinizin gözle görülür oranda taze, canlı ve dinlenmiş olduğunu görüyorsunuz.

Kozmetiklerin artık ölçülebilir bir şekilde etkili olduğundan bahsetmek mümkün mü?
Kesinlikle! Klinik ve laboratuarlarda yapılan testlerle ölçülebilir sonuçlar ortaya koyduktan sonra ürünün gelişimi tamamlanıyor ve ürün tüketicilere sunuluyor. Yaşlanma karşıtı etkiyi, cildin elastikiyetini, sıkılığını ve nemini ölçebilmek için enstrümantal testler gerçekleştiriliyor. Kısaca evet, kozmetik ölçülebilir derecede etkilidir demek mümkün.

Sizce ileride kremler estetik operasyonun yerini alabilir mi?
Bu tüketicinin tercihi. Bir tarafta; yan etkisi olmadan bilimsel olarak sonuçları ispat edilmiş kozmetik ürünleri var. Diğer tarafta ise yüksek maliyetli, düzenli olarak yeniden yaptırılması gereken ama anında sonucu görebileceğiniz ve etkisi birkaç ay sürecek medikal estetik müdahaleler veya yan etkileri.... Bu tamamıyla bireyin seçim tercihi. Ama her iki durum da birbirinden farklı yararları olan tamamlayıcı işlemler.

Ürünlerin etkisinin kullanım bırakıldıktan bir süre sonra kaybolduğu söyleniyor. Bu ne derece doğru?
Uzmanlığımıza dayanarak söyleyebilirim ki kozmetik ürününü kullanmayı bıraktıktan sonra da etkisi devam eder. Fakat cildin durumuna göre bu daha fazla önem taşıyabilir. Genel olarak, nemlendiricilerdeki etkinin sürekliliği birkaç gün, yaşlanma karşıtı bakımların etkisi ise birkaç hafta sürer.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Makyaj sırları deşifre oldu

konu baslikMakyaj incelikler gerektiren bir uyguluma… Birkaç akıllı teknik ise anında farklılaşmamız için yeterli..! Makyaj uzmanlarının sırları hangileri? Deşifre ediyoruz...

►20'li yaşlar: Yüzünüzü şeffaf ve transparan görünümde bırakın. Renkleri yanaklarınızda, gözlerinizde ve dudaklarınızda kullanmayı deneyin. Bu yaşlar kim olduğunuzu ve kim olmak istediğinizi anlamanın zamanı!

►30'lu yaşlar: Bu yaşlarda kadınlar kendilerini ya kariyerlerine ya da ailelerine adar. Bu nedenle hayatı kolaylaştırmak için iki amaca yönelik olan ürünleri kullanın. Bu yaşlarda kapatıcı hayati önem taşır. Yorgunluk ve geceden kalma izleri göz altlarınızda kapatıcı yardımıyla saklayabilirsiniz. Makyaj çantanızda mutlaka olması gerekenler arasında allık, stick fondöten, dudak kremi, çeşitli renklerde rujlar olmalı.

►40'li yaşlar: Fondöteninizi çok iyi seçin. Teninize en uygun fondöteni seçmeniz olduğunuzdan çok daha genç görünmenizi sağlayacaktır. Yeni trend'lerden uzak durun. Fakat dudaklarınızı ve yanaklarınızı pastel renklerle aydınlatın. Yanar döner renklerden de uzak durun.

Makyaj çantanızda neler olmalı?
Günlük temponuz içinde pratik olmak size zaman kazandıracaktır. Ancak makyaj çantanızda süresi geçmiş ürünleri bulundurmayın. Fırça yerine süngeri tercih edin! Temel malzemelerinizi koyabileceğiniz bir çanta edinin.

Kusurlarınıza aldırmayın!
Burnunuzdaki kemer ya da çenenizdeki çukur size itici geliyor olabilir, ancak makyaj uzmanlarına göre aslında bu kusurlar sizi başkalarından ayıran en önemli özellikler!

Yüzünüz yuvarlaksa; elmacık kemiklerinizi makyajla kapamayın. Gözlerinize kalem çekebilir ya da farklı ruj renkleri deneyebilirsiniz.

Burnunuz sivriyse; bundan şikâyet etmeyin. Bu sizi daha da çekici kılacaktır. Burnunuza gölge vermeyi denemeyin, bu sanki burnunuzun ucunu kirliymiş gibi gösterir.

Gözleriniz birbirine yakınsa; koyu gölgelendirmelerden uzak durun. Gözleriniz açıkken de belli olacak şekilde belirgin bir şekilde kalem çekebilirsiniz.

Dudaklarınız küçükse; dudaklarınızı dudak kalemiyle belirginleştirin. Pastel ve açık renklerdeki rujları deneyin. Dudaklarınızın ortasını parlatıcıyla canlandırın.

Yüzünüz çilliyse; sakın onları kapatmaya çalışmayın. Onlar gençlik işaretleri. Dudaklarınızda turuncu tonları yerine pembey itercih edin.

Soluk yüzlüyseniz; bunu kabuldin ve bronzlaştırıcı ürünlerle zaman harcamaktan vazgeçin.

Makyaj malzemeleri ve kullanım hataları... 

►Göz kalemi: Gözlerinizin sadece dışına kalem çekmek onları olduğundan daha küçük gösterir. Kalemi gözlerinizin iç köşesinden, kaşlarınıza doğru uzanan dış köşeye kadar çektiğinizden emin olun.

►Allık: Çok parlak, çok koyu ya da çok soluk gölgelerden uzak durun. Yüzünüzdeki uyumsuzlukları allıkla kapamaya çalışın. Eğer allık işe yaramıyorsa yanlış rengi kullanıyorsunuz demektir. Allığı elmacık kemiklerinizde kullanın. Eğer cildiniz yağlıysa içinde portakal pigmentiolmayan bir allık kullanın

►Ruj: Ruj almaya gittiğinizde makyajlı olmamaya dikkat edin. Böylece teninize uygun renkleri daha kolay anlayabilirsiniz. Ruj renklerini elinizde denemeyin çünkü dudağınızın vereceği gölgeyi yakalayamazsınız.

Makyaj uzmanlarından öneriler...

HAKAN KÜLTÜR "Bir kadının makyaj çantasının içinde ruj, maskara, pudra ve allık olmalı. Parıltılı farlar ve büyük ürünleri taşımaya gerek yok. 20'li yaşlarda daha genç makyajlar tercih edilmeli. Doğal görünüme özen gösterilmeli. 30'lu yaşlarda iddialı makyajlar yapılabilir. 40'lı yaşlarda ise çok yoğun makyajdan kaçınılmalı. Yuvarlak yüzlüler, elmacık kemiklerini daha da ortaya çıkarabilirler. Allığı gölgelendirme yoluyla sürmek gerekir. Kulak hizasından, dudak hizasına doğru gölge verilmeli. Sivri ve büyük burna sahip olanların, burnun ucuna doğru koyu gölgelendirmeler yapmaları gerekiyor. Gözleri birbirine yakın olanlar göz pınarlarını açık renkle aydınlatmalılar. Dudakları küçük olan kadınlar ise dudaklarının çevresini kalemle çizmeliler ve kalemle aynı renkte bir ruj sürmeliler.
Kadınların makyaj konusunda kaçınması gereken hatalar; çok keskin göz makyajı yapmaları, çizgi halinde far sürmeleri, göz altlarına beyaz far sürmeleri, dudak büyütmek için kalemin içine açık renk ruj sürmeleri, kendi ten renklerinden koyu tonlu fondöten kullanmaları ve allığı dengeli bir biçimde kullanmamaları. Kapatıcı kişinin cilt özelliğine göre kullanılmalı. Gözaltlarında morluk olan ve yüzü yorgun görünenler kalın kapatıcı kullanmalılar.

ÇİĞDEM YARTAŞI "Allık, fondöten, ince bir kapatıcı, mascara ve açık renkbir ruj makyaj çantasında olması gerekenler. Hangi yaşta olunursa olunsun, 20'li, 30'lu ya da 40'lı, fazla makyajdan kaçınmak gerekiyor. 20'li yaşlarda fazla makyaj kişiyi daha yaşlı gösterir. 30'lu ve 40'lı yaşlarda ise makyajın fazlası kırışıklıkları daha çok ortaya çıkarır. Sivri burnu olanlar, burunlarının ucuna doğru çok hafif gölge verebilirler. Kadınların en çok yaptıkları hata farkında olmadan çok fazla makyaj yapmaları.

Kapatıcılar hakkında bilmeniz gerekenler!
Evden çıkmadan önce eğer 30 saniyeniz varsa makyajınızda atlamamanız gereken belki de tek detay kapatıcı olmalı. Kötü kapatıcı beyaz, pembe, kuru, yağlı ya da tebeşir gibidir. İyi bir kapatıcı ise kremsi, pürüzsüz, sarı tonludur. Cildinize çok kolay uyum sağlar. Sizi daha iyi ve cildinizi daha canlı gösterir. Alacağınız kapatıcının iyi olup olmadığını anlamak için elinize alın ve hissedin. Kapatıcı leke ya da izleri kapatmak için değil, gözlerinizin altındaki derin koyu renkteki halkaları gidermek için kullanılır. Uygun kapatıcı cildinizden daha açık renkte olmalıdır. Cildinizdeki lekeler için fondöten kullanın. Doğum lekeleri, güneş ya da yaşlanma izleri için kapatıcı ve fondötenden oluşan bir kombinasyonu deneyin.

Kaynak : Cosmogirl