28 Ekim 2013 Pazartesi

Bu besinler selülitten kurtarıyor

Bahar aylarına yaklaştığımız şu günlerde, kıştan kalma portakal kabuğu görünümünden kurtulmak isteyenler sağlıklı beslenme önerileriyle selülitsiz bir bahar ve yaza merhaba diyebilir.

Selülit ile savaşmanın önemli bir yolu da sağlıklı beslenmeden geçmektedir. Peki, selülite karşı hangi besinlerin tüketilmesi, hangi yiyecek ve içeceklerden kaçınılması gerekiyor? Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden diyetisyen Aysu Aydın, selülitsiz bir vücut için yapılması gereken sağlıklı beslenme önerileri hakkında bilgi verdi.

HATALI BESLENME ŞEKLİ SELÜLİT NEDENİ

Vücuttaki portakal kabuğu görünümlü sıkışmış yağ hücreleri ile kendini gösteren selülit; genetik eğilim, özellikle östrojen seviyesinin oluşturduğu dolaşım bozukluğu gibi hormonal nedenler, kilo almak ve egzersiz yapmamak, ilerleyen yaşla birlikte cilt altı bağ dokusunun zayıflaması, hamilelik ve hatalı beslenme gibi pek çok neden ile daha sık görülüyor.

BU BESİNLERDEN EN AZ ÜÇÜNÜ HER GÜN TÜKETİN

Üzüm çekirdeği, toz kakao: İçeriğinde bioflavonoid olan bu besinler kolajeni yıkan enzimleri bloke ediyor ve bağ dokusuna destek oluyorlar. Üzüm çekirdeği ve toz kakao bu maddeden zengin besinlerden olarak biliniyor.

Maydanoz, brokoli, karnabahar, portakal: Zengin bir antioksidan olan C vitamini kolajen yapımında önemli bir rol oynuyor. Böylece deri altındaki bağ dokusunu güçlendiriyor. C vitamininden zengin olan brokoli, turunçgiller, maydanoz, yeşilbiber ve karnabahar gibi sebze ve meyvelerin sofranızda bolca bulunmasına fayda vardır.

Kuşkonmaz, beyaz ve karalahana: Ödem söktürücü ve toksin atma özelliği nedeniyle bu besinler sofranızda sık sık yer almalı. Toksin atmak için beyaz lahana kürü de yapabilirsiniz.

Somon balığı: Somon gibi yağlı balıkta bolca bulunan Omega 3 damarları genişleterek kan akışının ve dolaşımının rahatlamasına katkıda bulunuyor. Haftada 2-3 gün yağlı balık tüketin.

Keten tohumu: Omega 3 yağ asidinden zengin olan keten tohumu damarları genişleterek kan dolaşımını rahatlamasına katkıda bulunuyor. Her sabah kalktıktan sonra 2-3 tatlı kaşığı öğütülmemiş keten tohumu yiyin. İsterseniz, keten tohumunu yoğurtla karıştırarak da tüketebilirsiniz.

Soğan ve sarımsak: Kan basıncının ve dolaşımının rahatlamasını sağlıyorlar. Her gün yemeklerinizde ve salatalarınızda bu ikiliden bolca bulunsun.

Zencefil: Kanı inceltici fonksiyonu sayesinde dolaşımı rahatlatıyor. Her gün 5-6 kibrit çöpü şeklinde kestiğiniz zencefili çayınızın içine katabilirsiniz.

Muz: İçerisinde yer alan potasyum ile kan basıncını düşürerek dolaşıma yardımcı oluyor ve dokuları atık maddelerden temizliyor. Sindirim ve düşük tansiyon sorununuz yoksa günde bir adet muz tüketmenizde fayda var. Karpuz, avokado, havuç, fasulye ve bezelye de fazla miktarda potasyum içeriyorlar.

Kereviz: Kan damarlarının kasılmasını engelleyerek dolaşımın rahatlamasını sağlıyor.

Yeşil çay: İçeriğindeki kateşin ile yağ yakımını hızlandırıyor. Günde iki fincan yeşil çay içmenizde fayda var.

Domates suyu: Domates vücudu toksinlerden arındırıyor. Günde 2-3 bardak domates suyu içerek selülitlerin giderilmesine yardımcı olabilirsiniz.

Su: Bol su içmek kan dolaşımının düzenlenmesini sağlıyor ve ödemin oluşmasını önlüyor. Ayrıca yağ hücrelerinin emilimini sağlamak gibi önemli bir rol de üstleniyor. Günde en az 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösterin. Bunun büyük bir kısmını su olarak almanızı öneriyoruz.

BU BESİNLERDEN UZAK DURUN

Trans yağlar: Damar tıkanıklığına neden olan salam, sosis ve sucuk gibi şarküteri ürünlerinden kaçının.
Tuz: Vücutta su tutulumuna ve dolaşım bozukluğuna yol açtığı için tuzu asgari miktarda tüketin. İçeriğinde yüksek oranda sodyum bulunan fast food türü gıdaları tüketmemeye çalışın.

Rafine şeker:  Şeker, tam bir kalori deposudur. Ayrıca cildi sıkılaştıran kolajeni yıkarak sarkmaya neden olduğu için beslenme listenizden şekeri çıkarın.
Doymuş yağlar: Kırmızı et, salam, sosis ve sakakatlarda bolca bulunur.  Bunlar yağ hücrelerini şişirir, vücudun atıklardan temizlenmesini engeller ve dokularda su tutulmasına yol açar.

Alkol: Haftada bir kadehten fazla alkol tüketmeyin. Çünkü fazla tüketilen alkol vücutta doğrudan yağ olarak depolanır ve su kaybına yol açarak cildin görünümünü bozar.

Yüksek miktarda hayvansal protein: Vücutta yağlanmayı artırdığı için hayvansal proteinleri tüketirken aşırıya kaçmayın. Tavuğu derisiz, kırmızı eti de yağsız yemeyi alışkanlık haline getirin.

HER GÜN 1 SAAT YÜRÜYÜN

Selülitlerinizden kurtulmak için her gün öğünler arasında bir saat tempolu bir şekilde yürüyün. Ayrıca fitness merkezinde veya evinizde selülitlerin giderilmesine yönelik uygulanan egzersizleri de haftanın en az 3 günü uygularsanız daha kısa sürede sonuç alabilirsiniz.

Sevgilinizi nasıl elinizde tutarsınız?

Sonunda onu elde ettiniz... Şimdi sıra onu elinizde tutmaya geldi. Bir erkeğin sizinle ilgilenmesi ve onun ilgisini çekmeye çalışmanız farklı iki şeydir. Onu sürekli yaptığınız yeniliklerle şaşırtarak yanınızda olmasını sağlamanız için birkaç stratejiye ihtiyacınız var.

Hobilerine ilgi gösterin! 
Bir erkeğin ilgisini çekebeilmek için yapmaktan hoşlandığı ve sevdiği şeylere karşı ilginiz olmalıdır. Bunun içinde kendinizi onun hoşlandığı bir şeyş yaparken hayal edin, hangisi hoşunuza gidiyor? Golf, surf, aksiyon filmleri izlemek,  yani kısaca sonunda eğleneceğiniz şeyler yapmaya çalışmak.

Yeteneklerinizi öne çıkarın! 
Yaptığınız iyi bir şey varsa, harika fotoğraflar mı çekiyorsunuz? Yemek yapmakta üstüme yok diyenlerden misiniz? Yeteneğiniz her ne olursa olsun ona göstermekten çekinmeyin. Yeteneğinizi farkettikleri anda size olan ilgileri artacaktır. Ayrıca bu davranışınız, kendinize olan güveninizi artırır. Bu durumu abartmanıza gerek yok, ona sadece yetenekli olduğunuz alanları gösterin.

Espiri anlayışınızı geliştirin! 
Bir erkeği güldürmek ve onunla birlikte gülmek ilişkinin en önemli detaylarından biridir. Gülmek, aranızdaki bağları sıkılaştıracak bir deneyimdir. Espirilerinizle onu güldürebiliyorsanız, sizin yanınızdan hiç ayrılmak istemeyecektir. Ona komik yanınızı göstermekten çekinmeyin!

Destekleyici olun! 
Annesi gibi, sadece yemeğini hazırlayıp, alışverişini yapın, arkasını toplayın demiyoruz. İhtiyacı olduğunda yanında olun, bir sorunu olduğunda dinleyin. Buna her zaman açık ve hazır olduğunuzu ona hissettirin. Onunla böyle şeyler hakkında konuşmak aranızdaki bağları kuvvetlendirecektir.

Görünüşünüze önem verin! 
Bir erkekten önce kadınların ilık öğrenmesi gereken şey, kendileri için görünüşlerine önem vermeleridir. Görünüş her şey demek değildir. Ama  erkekler onlar için hazırlık yapmanızdan ve görünüşünüzde küçük değişiklikler yapmanızdan hoşlanırlar. Sürekli kıyafetleriniz ve tarzınızla oynayın. Her seferinde ona farklı bir insanmışsınız gibi gelecektir.

Yapacak başka şeyler bulun! 
Yapışık ikiz gibi gezmenize gerek yok. Kendi hobi ve ilgilendiğiniz şeylere zaman ayırın. Önceki maddelerde paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu söyledik ama bunı tadını kaçırmadan yapın. Birbirinizden biraz ayrı kaldığınız zaman konuşacak daha çok şey birikir. Yeni nesil erkekler artık hobisi olmayan, hiçbir şeyle ilgilenmeyen kızlarla birlikte olmak istemiyorlar. Yani tek hobinizin “o”  olmaması gerekiyor. Erkeklere göre bir kızın, kendileri dışında, başka bir şey hakkında tutkulu olmaları onları çok heyecanlandırıyor.

Çocukların süt dişlerini ihmal etmeyin!

"Çocuklara ağız bakımı alışkanlığının kazandırılması ve süt dişlerinin sağlığı çok önemlidir.”

Genel sağlığı önemli ölçüde etkileyen ağız ve diş sağlığının ilk adımı bebeklik döneminde başlıyor. Küçük yaşlardan itibaren diş fırçalama alışkanlığı kazandırılan çocuklar ileriki dönemlerde sağlıklı dişlere sahip oluyor. Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, çocuklarda süt dişlerinin önemini ve kalıcı dişlerin çıkma dönemlerini anlattı...

Süt dişleri 6 aydan sonra çıkmaya başlar! 
Süt dişleri değişken olabilmekle beraber ortalama 6 aydan sonra genellikle alt ön bölgeden başlayarak çıkar ve yaklaşık 3 yaşında tamamlanır. Bu dönemde çocuğun ağzında toplam 20 adet süt dişi alt ve üst çenede simetrik olarak yerleşir. Çocuklarda ağız ve diş hastalıkları tedavisinin koruyucu diş hekimliğinin temelini oluşturduğunu belirten Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, toplumumuzdaki ‘’süt dişleri önemsizdir’’ kanısının tamamen yanlış olduğunu belirterek sözlerine şöyle devam etti;

’’Süt dişleri doğumdan ergenliğe kadar uzanan süreçte görev gören dişlerdir. Yapıları kalıcı dişlere göre biraz daha farklıdır. Eğer süt dişleri zamanından erken çürür ve çekilirse yan dişler kayacak ve alttan gelen kalıcı dişlere yer olmayacağı için kalıcı dişlerde oluşan çapraşıklık ortodontik tedaviye neden olacaktır. Eğer çekilmeyip kronik bir iltihap oluştururlarsa da hem alttan gelen kalıcı dişin kalsifikasyonu hem de çocuğun genel sağlığı etkilenecektir. Ayrıca süt dişlerinin alttan gelen kalıcı dişlere rehberliği söz konusudur. Bu nedenle çocuklara ağız bakımı alışkanlığının kazandırılması ve süt dişlerinin sağlığı çok önemlidir.”

6 Yaş dişini süt dişiyle karıştırmayın!
Bebeklerde süt dişlerinin düşüp yerlerini genç süreklilerin alması, aşağı yukarı süt dişlerindeki sürme sırasını takip eden bir süreçte oluşur. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın süt dişi sanılan 6 yaş dişi olduğunu vurgulayan Kışlaoğlu, süt dizisi tamamlandıktan sonra yaklaşık 3 yaşından 6 yaşına kadar diş kavislerinde herhangi bir hareket olmadığını, çocuk 6 yaşına geldiğinde ilk sürekli dişi olan 6 yaş dişinin, süt azı dişlerinin arkasında yerini aldığını belirtti.

6 yaş dişlerini takiben ilk süren dişler kesiciler grubudur. Onu izleyerek birinci süt azıları, ikinci süt azıları ve süt köpek dişleri dökülür. Üst sürekli köpek dişleri en son süren dişlerdir. 11–13 yaş arası sürme tamamlanır. Bunların dışında 6 yaş dişlerinin arkasından 12 yaşında ikinci sürekli azılar ve 16–24 yaş arası ‘’20 yaş dişleri’’ yani üçüncü büyük azı dişleri sürer.

Çocukların dişleri neden çürür?
Süt dişleri daimi dişlere oranla daha çok organik madde içerdiğinden daha kolay ve hızlı çürürler.
Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olduğunda fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.

Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynlerinin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.

Çürük oluşumu engellenebilir mi?
Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı ya da ilaç henüz geliştirilemedi, ancak çürük sayısını azaltmaya yönelik malzemeler günümüzde kullanılmaktadır.

Fissür Örtücüler: Azı dişlerinin çiğnemeye yüzeyinde fissür denilen küçük çukurcuklar vardır. Fissür örtücü malzemeyle çukurcukların üzeri kapatılıp; o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürüğün başlaması önlenir. Bu işlem 6 yaşından itibaren kalıcı azı ve küçük azı dişlerine uygulanabilir.

Flor Uygulaması: Çürüğü engellemenin başka bir yolu da çürüğe karşı direnci arttırmaktır. Dişlere yüzeysel flor uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.

Diş Fırçalama: Çocukların ileride diş fırçalama alışkanlığını sürdürmesi için en etkili yöntem erken yaşlarda bu alışkanlığın kazandırılmasıdır.

Diş fırçası ve macun seçimi önemli!
Çocuğun ağız büyüklüğüne uygun, yumuşak ve naylon kıllardan üretilmiş diş fırçalarını öneren Kışlaoğlu, çocukların diş macununu yutma riski olduğu için 3 yaş altında kullanılmaması gerektiğini belirtti. Pütürsüz diş macunlarını öneren Kışlaoğlu, fırçaya konulacak macun miktarını ise ‘’nohut büyüklüğünde’’ şeklinde tarif etti.

Diş fırçalama alışkanlığı için bunları deneyin!

*Dişlerini fırçalarken ayrı bir diş fırçası ile siz de kendi dişlerinizi fırçalayın. Ona birkaç tane farklı renk ve şekillerde diş fırçası ve diş macunu alın. Her seferinde başka bir ikili seçmesini sağlayın. Bu seçim onun diş fırçalama isteğini ve motivasyonunu artıracaktır.
*Mutlaka diş fırçalama panosu oluşturun ve her fırçalamadan sonra pano üzerinde işaretleme yapın.
*Banyoya bir kum saati yerleştirin ve her fırçalamada kum saatini ters çevirerek zaman tutun. Yaklaşık 2 dakikalık diş fırçalama yeterli olacaktır.
*Çocuğunuzun diş çürüğü hakkında hiçbir bilgisi yoktur. Ona yapışkan özelliği olan şeker, çikolata, bisküvi yedirin ve aynada dişlerinin üzerine nasıl yapıştığını gösterin. Daha sonra dişlerini fırçalatın ve dişlerinin ne kadar güzel, temiz ve beyaz olduğunu yine aynada kendisine gösterin.

Eğlenceli kilo vermenin 16 yolu!


İşte 16 maddede eğlenceli şekilde, evde kalori yakın!

Evde veya ofiste yapacağınız basit ve eğlenceli hareketlerle kilo vermek hayal değil. Sizin için 16 ipucu hazırladık...

Dudak kremini abartın! 
765 kere dudak kremi sürün.

Korku filmlerini sevin! 
Korku filmi izleyin, korkmak kilo yakmanıza yardımcı olur.

Dizi izlerken ne yapıyorsunuz?
Dizi izlerken sürekli hareket edin, hoplayın zıplayın böylece oturarak izleyenlere göre 350 kalori fazla yakmış olursunuz.

Kumandaya elvada...
Kanal değiştirmek için, kumanda yerine televizyonun üzerindeki tuşları tercih edin. Bizim önerimiz bu işlemi 40 kere yapmanız.

Giyinme süresini uzatın! 
Ertesi gün giyecekleriniz için 48 dakikanızı ayırın desek. Yani 16 çift kıyafet deneyin ve hepsine 3 dakika ayırın.

Yatakta oyalanın! 
Yatakta uzun süreler geçirmeye ne dersiniz. Seksin kalori yakımına yardımcı olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle ön sevişmeye 35, sekse ise 45 dakikanızı ayırın.

Apartman basamaklarına yönelin... 
45 basamak merdiven çıkın ve sonra inin. Bunu günde 2 kere yapmanız yeterli.

Basamak alıştırmasını zorlaştırın! 
İsterseniz basamak çıkma işini biraz daha zorlaştırın ve bu işi 10 cm. topuklularla 36 basamak yapın.

Acı biber mucizesi...
Acı yemekleri unutmayın. Uzmanlar acının kilo yakımında yardımcı olduğunu ve günlük 50 kalori yakmanızı sağladığını söylüyor.

Masanızda Japon mutfağından temalar bulundurun!  
Yemeğinizi çatal yerine, çubuklarla yemeği deneyin. Yavaş yemek yediğiniz takdirde 25 kalori daha az almış olursunuz.

İşe rahat kıyafetlerinizle gidin! 
Haftanın dört günü iş yerinizde rahat kıyafetler giymeye çalışın. Yapılan araştırmalara göre; kot ile işe girenler 491 adım daha fazla ve 25 kalori fazladan yakıyor.

Yeşil çayı unutmayın! 
Yeşil çay tüketiminizi artırın! Günde 3 fincan yeeşil çay 106 kalori kaybetmenizi sağlar. Uzmanlara göre yeşil çay, vücudun harcadığı enerjiyi artırıyor. Sıcak çaylardan hoşlanmıyorsanız, 12 bardak buzlu çay içebilirsiniz. Bu da yeşil çayla aynı etkiye sahip.

Video oyunlarına ne dersiniz? 
Çocuklaşmaya ne dersiniz? 20 dakika Nintendo Wii ile tenis oynayın. Ter atmanıza ve tenis oynuyormuşsunuz gibi vücudunuzdaki kasların çalışmasını sağlar.

İp atlayın! 
Aman alttaki komşular rahatsız olmasın! 780 defa zıplayın ya da kuru kuru zıplamak can sıkar derseniz alın elinize bir ip olabildiğince hızlı şekilde 10 dakika boyunca ip atlayın.

Emzirin! 
Anneler müjde! Yeni doğum yaptıysanız bu öneride sizin için özel. Bebeğinizi yarım saat emzirin. Bu işlemde kalori yakımında çok etkili.

Evinize özen gösterin! 
Biraz hamarat olmaya ne dersiniz? 30 dakika boyunca, yerlerinizi paspasla silebilirsiniz, 20 dakika boyunca evinizdeki mobilyaların yerleri ile oynayabilir ya da 15 dakika evinizi süpürebilirsiniz.

Artık estetik operasyonlar daha konforlu

Güzel bir yüzü taşıyan, güzel bir vücut; Yunan heykellerinin karşısında büyülenmemizi sağlayan en büyük etkenlerden biridir. 

Günümüzde bu güzelliğe kavuşmak ya da var olanı korumak isteyenlerin imdadına estetik operasyonlar yetişiyor. Liposuction, meme büyütme, burun (rinoplasti), karın estetiği ve saç ekimi en çok tercih edilen estetik uygulamalarının başında geliyor.

LIPOSUCTION
Klasik Liposuction, başlı başına bir devrim iken, geliştirilen teknolojiler sayesinde bu teknik daha da mükemmel hale geldi. Liposuction’da etkin sonuç için en önemli şartlardan biri kullanılan kanüller. Eskiden Liposuctionda 3-4 mm’likkanüller kullanılırken artık daha da ince mikrokanüller sayesinde operasyon hem daha konforlu hem de daha etkin hale geldi.

MEME BÜYÜTME ESTETİĞİ
Meme büyütme estetiği kadınların en çok tercih ettikleri estetik operasyonların başında geliyor. Gerek daha doğal görünüm yakalanması, gerekse protezlerin daha sağlıklı hale gelmesiyle bu operasyonu tercih edenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

BURUN ESTETİĞİ
Günümüzde, geçmişe oranla ideal ve doğal görünümlü bir burun yapısına ulaşmak daha kolay. Ameliyat öncesi yapılan simülasyon çalışmasıyla nasıl bir sonuç ortaya çıkacağı konusunda fikir sahibi olmak mümkün. Burun estetiği, yüz gençleştirme operasyonu ile birlikte uygulanabiliyor. Bazen bazı solunum problemleri ve burun içi yapılarına ilişkin sorunlar da burun estetiği (rinoplasti) ile düzeltilebiliyor.

KARIN GERME
Gebelik veya aşırı kilo alıp vermeler sonrası büyük ölçüde genişleyebilen karın cildi, asla tam toparlanıp doğum öncesi haline dönemez ve az ya da çok bir deri fazlalığı deri katı her hamilelikte geride kalır. Aynı şekilde, uzun süre çok kilolu olan vücutlarda deri yüzeyi o kiloya göre genişler ve fazla kilolar verildiğinde deri sarkması olarak geride kalır. Az miktarda deri sarkması olanlarda hareketli egzersizler karındaki bu sarkmayı toparlayabilir ancak bunun dışında ne kadar spor yapılırsa yapılsın fazla deri yerinde kalır ve yeniden düz bir karına sahip olmanın yolu bir karın germeden geçer. Karın germede karın bölgesinde yerleşmiş yağlı deri katları altlarındaki yağlarla beraber alınmaktadır.

SAÇ EKİMİ
Saç ekimi, erkek tipi dökülme sonucu oluşan saçsız alanda, saç çıkarabilecek etili bir tedavi yöntemdir. Saç ekiminde başlıca iki yöntem kullanılmaktadır. FUT yönteminde, ense bölgesinden cerrahi kesi ile alınan saçlı doku greftlere ayrılarak saçsız alana nakledilmektedir. FUE yöntemi ise saç kökleri dökülmemeye kodlanmış olan ense bölgesinde FUE motoru ile tek tek alınarak saçsız alana nakledilmektedir. Saç ekimi, lokal anestezi altında uygulanmakta ve ekilecek kök sayısına göre yaklaşık 5-7 saat sürümektedir. FUE yönteminde cerrahi bir kesi olmadığı için iyileşme hızlı olmakta ve saç ekimi sonrası süreç daha konforlu geçmektedir.

KEK yeme BULGUR tüket!

Ünlü profesör Canan Karatay, son kitabındaki açıklamalarıyla adeta ezber bozdu. 'Beslenme tuzaklarından kurtuluş rehberi' adlı kitabında Karatay, bugüne kadar bilindik tüm kuralları yıkıyor. İşte Karatay'ın kitabından öne çıkan başlıklardan bazıları...


Light ürün sakıncalı mı? 
Yağsız (light) yenen gıdalar hiçbir fayda sağlamaz. Sağlıklı olmanın temel unsuru doğal protein ve yağlardır. Yumurta sarısı zararlı mı? Yumurtayı çok haşlamamak gerekir. Yağda kavurmadan, yakmadan, doğallıklarını bozmadan pişirilmelidir.

Kayısı kıvamında olmalı ya da tereyağında düşük ısıda katılaşmadan hafif pişirilmelidir.
Aşırı pişirme sonucu doğallığını kaybeden yumurta sarısı trans yağ meydana getirir. Doğal yumurtanın yararları nelerdir? Ortalama 50-60 gram olan doğal yumurta sarısında 900 mg doğal ve bozulmamış temel yağ olan Omega-3 vardır. Omega-3 kan kolesterolünü düşürür. Yumurta kolesterolü yükseltir mi? Doğal, yani özgür olarak gezinen ve doğal yemle beslenen tavukların yumurtası kan kolesterolünü yükseltmez. Aksine her gün 2 doğal yumurta yenmelidir. Diyet yapanlar yumurta yiyebilir mi? Doğal yumurta tok tutucudur. Bu nedenle kilo vermek isteyenler için önerilir.

Yağlardan korkmalı mıyız? 
Serbest gezinerek doğal beslenmiş hayvanların içyağı, kuyrukyağı veya tereyağı ya da doğal yetişmiş zeytinden elde edilen soğuk sıkım sızma zeytinyağı ve diğer soğuk sıkım tohum yağları (fındık, susam, ketentohumu vb) ise, yaşam için son derece önemli temel besinlerdir. Bilinçaltına yerleşmiş yağ korkusundan kurtulmak gerekir. Margarinle tereyağ arasında ne fark var? Margarinler doğal değildir.

Hidrojenize olmuş margarinler aşırı miktarda trans yağ ile yüklüdürler.
Sağlıksız yağ sınıfındadırlar ve sağlığı riske sokarlar. Peynir yağsız mı olmalı? Ülkemizde yöresel peynirler asırlardır doğal süt ve doğal maya ile doğal yöntemlerle üretilmekte. Oysa teknoloji harikası, süt kullanılmadan üretilen peynirler aynen üretildikleri gibi yarar sağlamadan dışarı atılırla Nelerden vazgeçelim? Yüksek glisemik indeksli yiyecekler; gazlı ve şekerli içecekler, tatlılar, kek, pasta, hamur işleri, cipsler ve kızartmalar, fastfood türü pizza, tost ve hamburger gibi yiyecekler.

Köy tereyağı, soğuk sıkım sızma zeytinyağı, doğal yumurta, peynir, et ve balık, çiğ kuruyemiş, bakliyatlar, bulgur, buğday, taze doğal sebzeler ve şeker oranı düşük meyveler.

26 Ekim 2013 Cumartesi

AİLE HEKİMLERİ YENİ YASA İSTİYOR

Aile hekimlerinin yaşadığı sorunları 4. Uluslararası Katılımlı Aile Hekimleri Kongresi'ndeki toplantıda dile getiren AHEF Başkanı Dr. Murat Girginer “Biran önce dünyada evrensel ilkelere uygun aile hekimliği yasası hazırlanmalı. Çünkü, Türkiye'de bizler yasayla değil genelge ve yönetmeliklerle idare ediliyoruz. Asıl ihtiyacımız, doğru bir aile hekimliği yasasının hazırlanmasıdır. Biz de bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz” diye konuştu. 

Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Katılımlı Aile Hekimleri Kongresi'nin basın toplantısında, aile hekimleri için ilk sırada koruyucu hekimliğin, ikinci sırada tedavi edici hekimliğin geldiğini vurgulandı. 

Doğru aile hekimliği uygulamalarının, Türkiye'de kent, köy fark etmeksizin eşit uygulanmasını arzu ettiklerini belirten AHEF Başkanı Dr. Murat Girginer, şunları söyledi: "Aile hekimleri, görev tanımlarında olmayan başka kurumların, başka disiplinlerin işlerini yüklenmekte ve aile hekimlerinin asli görevlerini yapmalarına ve bu ülke insanının layık olduğu koruyucu sağlık hizmetini almalarına engel olunmaktadır. Aile hekimliğinin görevleri olmayan iş yükleri nedeniyle asli görevleri olan koruyucu hekimlik yapmalarına engel olunmakta ve vatandaşın sağlık hakkı engellenmektedir. Üstümüze eklenen ekstra yükleri de kabul etmiyoruz. Aile hekimleri birinci basamakta çalışır, koruyucu hekimlikten sorumludur. Öncelikle 2. ve 3. basamaktaki yoğunluğun sebepleri araştırılmalıdır. Aile hekimlerinin acillerde görevlendirilmesi yerine, acillere gereksiz başvuruları engelleyecek çözümlerin bulunması gerekir. Başka kurumlarda acillerde çalıştırılmamız bizim için angaryadır. Başka kurumlarda görev yapan bir hekimin işinin bize yüklenmesini kabul etmiyoruz. Öte yandan, biran önce dünyada evrensel ilkelere uygun aile hekimliği yasası hazırlanmalı. Çünkü, Türkiye'de bizler yasayla değil genelge ve yönetmeliklerle idare ediliyoruz. Asıl ihtiyacımız, doğru bir aile hekimliği yasasının hazırlanmasıdır. Biz de bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz."

“Aile Hekimlerinin Eğitim Eksikliği Olduğunu Asla Kabul Etmiyoruz”
Aile hekimlerinin asli grevlerini görevlerini yerine getiremediğinin de altını çizen AHEF Başkanı Dr. Murat Girginer, her bireyin sağlıklı yaşama hakkı olduğunu, bunun ancak aile hekimleri aracılığıyla yapılabildiğini söyledi. Dr. Girginer, "Meme kanserine 'dur' demek istiyoruz ama bu görevi yapmamızı bir şekliyle de engelleyen ve üzerimize yüklenen ekstra yükleri de kabul etmediğimizi bir kez daha söylemek istiyorum. Biz meme kanserine 'dur' diyeceğiz. Elimizden geleni yapacağız. Aile hekimlerinin eğitim eksikliği olduğunu asla kabul etmiyoruz. Sahada yıllardır çalışan hekimleriz. Aynı zamanda tıp eğitiminin acillerde yapılmadığını bütün dünya biliyor. Bu gerçekçi bir yaklaşım değil. İkinci üçüncü basamaktaki hasta yoğunluğunun sebeplerini araştırmak lazım. Burada bizim için önemli sebep acile başvuran hastaların aslında acil olmaması. 70 milyon ülkeni acil müracaatı 90 milyon. Aile hekimlerine başvuran hastalardan 3 TL katkı payı alınıyor. Acil servise gidenlerden katkı payı alınmıyor. Katkı paylarını tam tersine çevirmek lazım. Aile hekimlerine gidenlerden katkı payı alınmaması, acile gidenlerden alınması lazım. Bunun böyle önlenebileceğini düşünüyoruz. Başka kurumdaki hekimler yerine bizim yedek kuvvet olarak çalışmamızın doğru olmadığını düşünüyoruz. Acil hizmetler ayrı bir tıp bilim dalıdır. Hastanedeki hekimlerin kendi içlerinde çözmesi gereken bir sorun olarak değerlendiriyoruz" dedi.

“Sözleşmeli Doktor Alınabilir”
Girginer, Sağlık Bakanlığı'nın aile hekimlerine nöbet uygulamasını kabul etmediklerini açıkladı. Hastanelerdeki nöbetçi doktor açığının kapatılması için Kamu Hastaneleri Birliği tarafından hizmet alınabileceği önerisinde bulunan Girginer, "Hastaneler dışında farklı alanlarda görev yapan, genç emekli olan çok sayıda hekim var. Ülke genelindeki 120 bin hekimden acillerde nöbet tutmak isteyenlere burada görev yapma imkanı verilebilir. Sözleşmeli doktorlar alınabilir. İsteyen hekim, aile hekimleri de dahil acilde çalışmak için başvurup buradaki açığı kapatmaya çalışsın. Hastanede çalışan doktorları özendirmek için ise nöbet ücretleri artırılabilir. " şeklinde konuştu.

“Hekime Şiddetin de Sebeplerinden Biridir Bu Anlayış”
Sağlıkta birinci basamak olan aile hekimlerinin yeterli eğitim sahibi olmadığı düşüncesinin kendileri için çok yaralayıcı olduğunun altını çizen Dr. Girginer, "Eğitim eksikliğimiz yok. Aslında hekime şiddetin de sebeplerinden biridir bu anlayış. Halkımız bu haberleri okuyarak hastaların kafasında hekimin itibarıyla ilgili soru işareti oluşturuyor. Bu ülkede tıp doktoru diploması olan herkes, hasta bakma yetkisi ve bilgisine sahiptir. Bunun dışında uzmanlık eğitimini sürekli dile getirilmesi doğrudur. Bütün aile hekimleri bu programlara dahil edilebilir ama bunun zorunlu olarak ortaya konulması çok hatalı" dedi.

“Hastanede Çalışan Doktorları Özendirmek İçin İse Nöbet Ücretleri Artırılabilir”
Hastanelerdeki nöbetçi doktor açığının kapatılması için Kamu Hastaneleri Birliği tarafından hizmet alınabileceğini söyleyen Girginer, "Hastaneler dışında farklı alanlarda görev yapan, genç emekli olan çok sayıda hekim var. İsteyen hekim, aile hekimleri de dahil acilde çalışmak için başvurup buradaki açığı kapatmaya çalışsın. Hastanede çalışan doktorları özendirmek için ise nöbet ücretleri artırılabilir. Oradaki yığılmayı başka hakimlerle kapatmanın, o hekimlerin gerçek hizmetlerini engellemenin bir anlamı yok. Ülke olarak yapmamız gereken, aile hekimliğini beslemek, hastaların birinci basamak başvuru sayısını artırmaktır" diye konuştu. 

“Meme Kanserinde Tanı Algoritmaları AHEF Tarafından Türkiye Genelinde E-Kitap Olarak Yaklaşık 20 Bin Aile Hekimine Ulaştırıldı”
AHEF olarak toplum sağlığı konusunda ve özellikle kanser ile ilgili duyarlı ve sorumlu olduklarını, düzenledikleri kongre ile ortaya koyduklarını hatırlatan AHEF Başkanı Dr. Girginer, şunları söyledi: "Pembe Kurdele Derneği ile yaptığımız ortak çalışma ile aile hekimlerine meme kanseri ile ilgili farkındalığın anlatılması hedefleniyor. Pembe Kurdele Derneği Başkanı Prof. Dr. Ekmel Tezel tarafından hazırlanan 'Meme Kanserinde tanı algoritmaları' AHEF tarafından Türkiye genelinde e-kitap olarak yaklaşık 20 bin aile hekimine ulaştırıldı. AHEF olarak ülkemizin önemli sorunlarından kanser, obezite, hipertansiyon,diyabet, kardiyovasküler hastalıklar gibi konularda halkı bilinçlendirmek ve bilgilendirmek için projeler yapmayı planlamaktayız. Türkiye’nin nüfusu ve artan sağlık harcamaları göz önüne alındığında koruyucu hekimliğin ve dolayısı ile aile hekimliğinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Dünya’da Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere pek çok ülke artan sağlık harcamaları ile başa çıkmakta ciddi zorluklar yaşamaktadır. Koruyucu hekimlik uygulaması sağlık harcamalarının kontrolü ve sınırlandırılmasında çok önemli bir avantaj sağlarken ülkemizde bu uygulamanın baş aktörlerinin aile hekimleridir. Aile hekimleri asli görevleri olan bu koruyucu hekimlik hizmetlerini sunmalıdır. Oysa aile hekimleri görev tanımlarında olmayan başka kurumların başka disiplinlerin işleri yüklenmekte ve aile hekimlerinin asli görevlerini yapmaları ve bu ülke insanının layık olduğu koruyucu sağlık hizmetini almalarına engel olunmaktadır. Bu ülke insanının sağlıklı yaşamaya, sağlıklı yaşlanmaya hakkı vardır. Aile hekimliğinin görevleri olmayan iş yükleri nedeniyle asli görevleri olan koruyucu hekimlik yapmalarına engel olunmakta ve vatandaşın sağlık hakkı engellenmektedir. AHEF ve aile hekimleri bu ülke insanına layık olduğu koruyucu sağlık hizmetlerini sunmaya devam edecektir. En önemlisi koruyucu hekimlik sonra rehabilite edici hizmetler geliyor. Koruyucu hekimlik çok önemli. Aile hekimleri olarak meme kanseri taramasıyla ilgili bazı periyodik muayene programlarına başlanıyor."

Med-Index