Aşk Sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk Sevgi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2014 Pazartesi

Aldatıldığınızı nasıl öğrenmek istersiniz?



Birlikte olduğunuz sevgiliniz ya da bir hayatı paylaştığınızı sandığını eşiniz sizi aldatıyor mu? Anlamak ister misiniz? İşte yolları... 

1- Sevgiliniz içindeki suçluluk duygusunu bastırmak için sizin isteklerinize her zamankinden fazla duyarlılık gösterir. Özellikle diğer ilişkisinin ilk dönemlerinde…

2- Böyle bir alışkanlığı olmasa bile size sık sık hediye almaya başlar. Bu davranışının dikkat çekmemesi için de her hediye

3- Günlük hayatındaki alışkanlıklarını değiştirir ya da yeni hobiler edinir.

4- Yaşadığı duygusal karışıklık nedeniyle olur olmaz nedenlerden kavga çıkarabilir.

5- Ona daha şefkatli yaklaşmanız için sadece sizin yanınızda depresif bir tavır takınabilir.

6- Sizinle çeşitli bahanelerle daha az konuşmaya ve zaman geçirmeye başlar. Bu sayede daha az açık vereceğini düşünür.

7- Uykusunda sık sık kabus görebilir. Bir çok geceyi bu nedenle uykusuz geçirebilir.

8- Müzik, sinema gibi alanlarda zevkleri değişebilir. Daha önce nefret ettiği türleri beğenerek takip edebilir. Bu seçimlerden yeni ilişkisinin zevkleri hakkında fikir verir.

9- Kendisini birden çok beğenmeye başlayabilir. Zamanını eskiye göre daha çok ayna karşısında geçirir.

10- Sizi ya da ilişkinizi başkalarıyla kıyaslayabilir. Bu artık sizin tek olmadığınızı düşündüğünü gösterir.

11- Artık hiçbir eleştiriye tahammülü kalmayabilir. Sürekli kendini savunma tavrını takınabilir.

12- Eve geç gelmeye başlar. Evdeki sorumluluklarını ya da eskiden düzen konusunda önem verdiği konuları atlayabilir.

13- Sizin nasıl göründüğünüzle artık daha az ilgilenir. Saçınız ya da kıyafetlerinizle ilgili yorum yapmaz.

14- ‘Seni seviyorum’ demeyi bırakır.

15- Sizin ona yaptığınız sürprizler karşısında eskisi gibi coşkuyla tepki vermez. Bu içinde suçluluk duygusundan kaynaklanır.

16- Kendisini başkalarıyla kıyaslaması da size olan ilgisini kaybetmeye başladığını gösterir.

17- Telefonunda arama listesi ve mesaj kutusunu sürekli boş tutmak gibi önlemler alabilir.

18- Birden bire arkadaşlarıyla her zamankinden daha fazla vakit geçirmeye başlar

19- Saçınızı okşamak gibi şefkat gösterilerini bırakır.

20- İlişkinizin geleceği hakkında evlilik, ev alma gibi planlar hakkında konuşmamaya başlar.

21- Birden bire kişisel uğraşlara vakit ayırmaya başlar. Kitap okur, film izler…

22- Aranıza yatak odanızda da mesafe koyar ve bunun için bahaneler sıralar.

23- Yaptığı şakalar sizi güldürmekten çok kırmaya başlayabilir, eski hoş sohbet tavrı kalmaz.

24- Çiftlerin yapışık ikizler olmadığını öne sürerek kendi özel sınırlarını korumak adı altında sizden uzaklaşır.

25- Rüyasında başka isimler sayıklayabilir.

26- Yakın çevrenizden sürekli ilişkiniz hakkında uyarı alıyor musunuz? Sizdeki değişim en iyi dışardan bakan objektif gözler tarafından görülür.

27- Sizin artık kendisiyle ilgili sorular sormanıza tahammülü kalmaz. Neredesin sorusu onu bir anda sinirlendirmeye yeterli olur.

28- Sabah uyandığında kimin yanında olduğunu anlamak için bir süre etrafına bakar.

29- Ev içinde kapıları kapalı tutmaya başlar. Özellikle bilgisayar başındayken rahatsız edilmek istemez.






12 Şubat 2014 Çarşamba

Aşkınız paraya kurban gitmesin!

İlişkide kadının erkekten daha çok kazanması ya da erkeğin mesleğinin kadının mesleği kadar cazip olmaması ilişkileri nasıl etkiliyor?

Mum ışığında yenen muhteşem bir akşam yemeğinin büyüsü, yemek bitiminde masaya gelen hesapla bozulur." Gün geçtikçe gerçek hayatta daha sık karşılaşılan bu senaryo, artık masaya gelen hesabı, erkeklerden çok kadınların ödemesinden kaynaklanıyor.  

"Kadınların eş ya da sevgililerinden daha yüksek gelire sahip olması günümüz koşullarında artık tuhaf karşılanmamalı" diyen Meeting Your Match - Diğer Yarınızı Bulmak) kitabının yazarı Jackie Black, ekliyor: "Her ne kadar kadınların daha çok kazanması durumuna artık alışılması gerekiyorsa da, erkeklerin toplumda 'eve ekmek getiren kişi' olma sorumluluğu iyice yerleşmiş ve hâlâ birçok kadın bu kalıplaşmış fikirle savaşmak zorunda kalıyor."

20–30 yaş arasındaki kadınların konuyla ilgili yaklaşımları incelendiğinde ortaya şu sonuç çıkıyor; kadınlar para konusunda gelirle paralel harcama yapılmasına karşı değil. Ancak maddi özgürlükleri her ne kadar ellerinde olsa da, eşleri ya da sevgilileri tarafından daha çok ilgi görme ve korunma ihtiyacında olduklarını gizlemiyorlar.

Tabii ilişkiler ve para dengesi bu kadarla sınırlı değil. Biz ilişkilerin ve duyguların para yüzünden zedelenmesinden söz ededuralım, kadınların bir kısmı da flört ettikleri erkekleri hiçbir duygusal bağ söz konusu olmaksızın direkt olarak cebindeki paraya göre değerlendiriyor. Para avcısı bu kadınlar içinse terapist Susan Axtell erkekleri uyarıyor: "Sahip olduğunuz parayı ne kadar göz önüne sererseniz, karşınızdaki kadının arzusunun size değil paranıza karşı olması ihtimalini o kadar çok doğurursunuz."
                 
Bunların yanı sıra, bazen paranın, daha derin problemler yaşayan ilişkilerde paratoner fonksiyonu gördüğü de bir gerçek. Psikolog Christine Whelan'a göre ilişkide duygusal tatminsizlikler yasayan kadınlar, eşlerinin başarısız kariyerlerini ve az kazanıyor olmalarını mutsuzluklarının sebebi olarak görmeye meyilli olabiliyorlar.

Bu problemi çözmek içinse uzmanlar genellikle aynı yöntem üzerinde duruyor; erkeğinizin para konusunda sizden güçsüz olduğunu olabildiğince hissettirmemeye çalışmak. Ona, mesleğine saygı duyduğunuzu söylemeli, ilişkinizin mutlu ve sorunsuz devam ediyor olmasının parasal değil duygusal yoğunlukla ilgili olduğunu hatırlatmalısınız. Bunu yapabilecek olduktan sonra birlikte olduğunuz erkeğin ne kadar para sahibi olmasını istediğinize karar verip ilişkilerinizi o yönde seçmekse tamamen size ve keyfinize kalmış.






Kadınların korkularını giderin

Kıskanç kız arkadaşınızla ilişkiniz bazı nedenlerle geri gidebilir. İşte ilişkinizi nasıl yumuşatabileceğinize dair sizlere öneriler.

1. Uzun Bacaklı İş Arkadaşları 
Niçin üzülür:
Seksi ofis arkadaşlarınız gününün yarısını alabilir. Kız arkadaşınız işyeri flörtüne kalkışacağınız endişeleri taşıyabilir.

Korkularını giderin:
Gösterin ve anlatın. Kız arkadaşınızı ofisinizde gezdirin ve iş arkadaşlarınızla tanıştırınız. Masanıza oturduğunuzda kendi fotoğrafını görsün. Böylece iş arkadaşlarınızla flört edebileceği düşüncesi biter ve işteyken bile onu düşündüğünüzü gösterir.

2. Lise Arkadaşlarınızla Buluşma 
Neden üzülür:
Kız arkadaşınızla lise yıllarından beri tanışıyorsanız gizli sırlarınızı biliyor demektir. Arkadaşlarınızla dışarı çıktığınızda nereye gittiğiniz konusunda şüpheleri vardır.

Korkularını giderin:
Bir arkadaşınızı maskot olarak anlatın. Romantik olarak değinmeyin. Arkadaşlarınızla buluştuğunuz akşamlarda oyun partilerinize onu da davet edin. Ortamı gördükten sonra aklına takılan sorular olabilir.

3. Kayınvalide 
Niçin üzülür:
Annenizin söyledikleri ya da yaptıkları karşısında kırılmış olabilir.

Korkularını giderin:
Kız arkadaşınızla veya eşinizle birlikte hafta sonuna çıkın, annenizin olumlu ve olumsuz yönlerini anlatın. Bu konuda üzülmemesini söyleyin ve anı yaşayın.

4. İnternete Girmek 
Niçin üzülür:
Arkadaşlık sitelerine üyeliğiniz ve arkadaşlarınızla ilgili konuşmalarınız onun sizi kıskanmasına ve kırılmasına neden olabilir. Hatta bir hareminiz olduğunu bile düşünebilir.

Korkularını giderin:
Sizin dijital dünyasına girmesine izin verin. Arkadaş listenizi inceledikten sonra bu konudaki korkuları azalacaktır. Ayrıca, kendi sosyal networkünü oluşturmasını sağlayın ve onu arkadaş listenizin ilk başına koyun.

5. Jimnastik Tanrıçası 
Neden üzülür:
Jimnastik hocanız çok seksi ve düzgün hatlara sahip olabilir. Bu sebeple kıskanması mümkün. Ona üzülmesinin yanlış olduğunu söyleseniz de kız arkadaşınız daha iyi bilir.
Korkularını giderin:
Spor salonuna onunla gidin ve hocanızla tanıştırın. Siz de hocanızın size göre olmadığını kabul edin ve ona karşı duygusal birşeyler hissetmemeye çalışın.






16 Ocak 2014 Perşembe

İlişkinizi uzatacak 7 heyecanlı öneri

Aşkın ömrü kaç yıldır bilinmez ama ilk günkü gibi sürmediğini de artık herkes biliyor. Peki aşk bitince ilişkiyi çöpe mi atacağız? Tabiki hayır! Aşk bittiyse sevgi de mi bitti... 

Hemen paniğe gerek yok, ayların yılların hatrına biraz daha emek harcayarak, rutinleri biraz değiştirerek, ilişkinizin ilk günkü heyecanını yakalaması hiç de zor değil.

1- Sekste yeniliklere açık olun 
Uzun zamanlı ilişkilerde seks de zamanla aynı sebeplerin aynı sonuçları yaratacağı döngüdeki yerini alır. Ancak böyle durumlarda hatırlamanız gereken ayrıntı, en önemli seks organınızın beyniniz olduğu gerçeğidir! Kendinizi yeni olasılıklara açık tutup partnerinizi de bu yenilikler için teşvik etmelisiniz. Cinsel soğukluk kimi zaman tahrik yöntemlerini fazla kullanamamaktan ileri gelebilir. "Hayatınızın Geri Kalanında Nasıl Muhteşem Bir Cinsel Yaşamınız Olur?" kitabında Val Sampson, öncelikle sekse odaklanmayı ön koşul olarak veriyor.

Günün geri kalan saatlerinde yaşadığınız saatleri unutmalı ve sadece o an yaşadıklarınıza odaklanmalısınız. Eğer böyle yaparsanız, beyniniz ilişkiye girmeden önce kendini bu ilişki için hazır hissetmeye başlayacak. Mesela ona romantik notlar yazın ve cebine koyun. Cep telefonunun telesekreterine hoş mesajlar bırakın. Ve son olarak da ilişkiye girmeden önce ne yaptığınızı düşünün ve eğer alışkanlığınız televizyon seyretmekse o zaman bunu değiştirin. İki kişilik yapılabilecek aktivitelerde bulunun, yürüyüşe çıkın, bara gidip bir içki için veya sadece el ele tutuşun.

2- Zaman zaman ayrılın! 
İlişki uzmanı Philip Hodson'a göre eğer birey olarak var olabiliyorsanız o zaman ilişkilerde yere daha sağlam basmanız mümkün.
Farklılıklarınızı keşfedin ve onları taçlandırın. Çünkü bu sayede birbirinize anlatacak daha çok şeyiniz olacak. Ayda en azından bir hafta sonunu ayrı geçirin ki tekrar bir araya geldiğinizde paylaşacak anılarınız olsun. Kısa ayrılıklarda çiftler birbirini özler ve bu özlem neden beraber olmayı seçtiğinizi tekrar hatırlatır. Dışarı çıkın, arkadaşlarınızla zaman geçirin. Yeni şeyler keşfedin, yalnız seyahata çıkın. Sakın “Bir elmanın iki yarısıyız.” masalına inanmayın. Unutmayın ki, siz bir bireysiniz ve bu ilişki siz bir çilek o da bir elma olduğu için güzel.

3- Üçüncü kişiden hoşlanmaktan korkmayın 
Bir çok insan, ilişki yaşayan insanların bir başkasından etkilenmesini ilişki için büyük bir problem olarak görür. İlişki uzmanları bunun öyle olmadığını söylüyor. Psikoterapist Paula Hall, karşı cinsten hoşlanmanın insan doğasından olduğunu bu nedenle aşıksanız bile sizi etkileyebilecek üçüncü kişiler olduğunu doğruluyor. Bu konuda önemli olan konuyla nasıl baş ettiğiniz. Partnerinizle duygularınızı paylaşmaktan çekinmeyin. Ancak bunu duyarlı bir biçimde yapmalısınız, çünkü konuşarak işleri olduğundan fazla büyütmeniz kimsenin işine yaramaz.Partneriniz onu sevdiğinizi ve sadece onunla beraber olmak istediğinizi bilsin yeter.

4- Tartışın, ama 5 dakika!
Hiç tartışmayan çiftler olduğu mitine inanmayın. İlişkilerde tartışmalar olur ve zaman zaman tartışılması ilişki açısından sağlıklı sonuçlar doğurur. Önemli olan daha iyi tartışmayı öğrenmektir. Psikoterapistler bu durumda en iyi yolun tartışmaları kısa tutmak olduğunu söylüyorlar. 5-10 dakikayı aşan tartışmalarda bir yürüyüşe çıkmanız iyi bir fikir olabilir. Önemli olan eski defterleri açmamaya çalışmak ve birbirinize karşı suçlayıcı olmamak. Kırgınlıklarınızı ufakta olsa hemen söyleyip içinizden atarsanız o zaman bu kırgınlıkIar birikip bir dağ oluşturmaz.
                 
5- Paylaşılan hayaller, paylaşılan bir gelecek 
Uzun süreli ilişkilerde çiftler artık birbirlerine hayallerinden fazla bahsetmiyor. Ancak ilişkide zaman zaman ilişkide kişiler birbirlerine hayallerini sormalı ve kendi hayallerini anlatmalı.Arabanızı bile bakıma sokuyorsunuz peki ya ilişkiniz için aynı özeni gösteriyor musunuz? Ayda bir kendinize ve ilişkinize uzaktan bakmayı deneyin. Neleri isteyerek yaptınız, neleri istemeden? Hangi davranışlarınız partnerinizi de mutlu ettiği için sizin için bir zevkti? Peki ya nelere kırıldınız? İlişkiye başladığınız zamanlarda ne hayalleriniz vardı ve şimdi neler var? Gelecek için heyecanlanıyorsanız, bunu partnerinizle paylaşın.

6- Her şeyi ciddiye almayın 
Hayata olumlu bakmaya çalışın. Bardağı dolu tarafından görmek ilişki içindeyken de sizi rahatlatır. Tatilde olduğunuz zamanları düşünün. Geçtiğimiz yaz, güney sahillerinde ne güzel de anlaşıyordunuz. Peki neden? Çünkü sıklıkla aynı fikirde oluyordunuz. Tatildeyken ‘Şimdi ne yapalım’ sorusunun cevabı çoğunlukla ‘Sen nasıl istersen’ idi. Elbette ki bu kendi isteklerinizden vazgeçmeniz anlamına gelmiyor. Ancak küçük anlaşmazlıkları büyük tatsızlıklara vardırmadan çözmek sizin elinizde. Bırakın bir seferde ayakkabısını halının üzerinde giysin. Vişne suyunu beyaz koltuğun üzerinde içsin. Akşam seyredeceğiniz film konusunda tartışacağınıza ortak bir karara varmaya çalışın. Siz sakin ve huzurlu davrandığınızda karşınızdakinin de size karşı davranışı değişecektir.

7- Rol modelleri yaratın 
Rol modellerine ihtiyacı olan sadece çocuklar değildir. Yetişkinlerinde kendilerine rol modelleri seçmeleri kimi zaman çok yararlı olacaktır. Londra Üniversitesi'nden İlişki Uzmanı Dr. Petra Boynton, sizin ilişkiniz açısından bir rol modeli çift belirlemenizin ne kadar önemli olabileceğine değiniyor ve "kendinize istediğiniz herhangi bir rol modeli belirleyin ve o çiftin davranış kalıplarının size uyup uymayacağını görün" diyor.

Rol modeli çift elbette ki ilişkiden ilişkiye farklılık gösterecektir. Çevrenizi gözleyin. En yakın arkadaşınız ilişkilerinde çok soğukkanlı ve ona özeniyor musunuz? Kuzeniniz kocasıyla çok yakın arkadaş, peki bunu başarıyorlar? Çevrenizdeki olumlu olayları kendi yaşamınıza uygulamak çoğunlukla olumlu sonuçlar doğurur. Kimbilir belki sizin ilişkinizi de kendisine uzaktan rol modeli yapacak bir tanıdığınız vardır.






4 Ocak 2014 Cumartesi

30 saniyede aşk doğuyor

Araştırmalara göre ilk 30 saniye bir ilişkinin yaşanıp yaşanmayacağını anlamak için yeterli bir süre. 

Kadının olumlu sinyaller vermesi halinde erkeğin hatalı bir davranışı ilişkinin başlamadan bitmesine neden olur. Aşağıda belirtilen özelliklere sahip ve size karşı davranışlarına dikkat eden birine 30 saniyede hemen aşık olmanız çok zor değil..

İşte çiftlerin birbirlerinde aradıkları özellikler

Espri yeteneği: 
Bir kadını veya erkeği güldürebilmek, kalbinin yarısını da kazanmak demektir. Espri yeteneği çok hafif ama etkili bir silah, küçük ama her şeyi bir anda değiştirebilecek bir detaydır. Zekice yapılan espriler, sohbetin samimileşmesini sağlayacak en etkili yöntemdir.

Gülümseme: 
Kadınların erkeklerde aradıkları en önemli özelliklerden biri de güleryüzdür. Gülümseme, sizi çekici kılan unsurlardan biridir. Yüzünüzü aydınlatan sıcak bir gülüş, onu elde etmenizi sağlayacaktır. Sonuç, kesin ve çabuktur. Üstelik gülümsemeniz sizin ne hissettiğinizi bütün kelimelerden daha iyi anlatır. Eğer mutluysanız, birinden hoşlanıyorsanız, aşıksanız veya onun için deli oluyorsanız, bunu tek kelime bile etmeden sadece bir gülümseme ile ilan edebilirsiniz.

Doğallık: 
Bütün çekiciliğinizi olduğunuz gibi gösterebilirseniz, yani doğal olabilirseniz, kesinlikle karşınızdakini etkileyebilirsiniz. Hayatı ve insanları sevmek, yaşam enerjisi ve heyecan erkekleri de kadınları da çeker. Üstelik hiç çaba sarfetmeden, doğal bir şekilde...

Sürprizler: 
Kadınlar ve erkekler sürprizlere bayılırlar. Özel günleri fırsat bilip, ona mutlu olacağı hediyeler armağan edin. Vereceğiniz hediyenin içine romantik bir şiir ya da aşkınızı esprili bir şekilde ifade edecek minik bir kart eklemeyi de unutmayın. Ne kadar etkili olduğunu göreceksiniz.

Doğru hediyeler: 
Kadınlara ve erkeklere en doğru hediyeyi seçmek, onun kalbini onikiden vuracaktır. Kadınları çiçek, parfüm ve güzel ambalajlanmış bir çikolata etkileyeceği gibi, erkekleri ise kalem ve kravatla etkileyebilirsiniz.

25 Aralık 2013 Çarşamba

İstediğiniz sonuca ulaşmak için öneriler

Sevgilinizin aklını başından almak, düşündüğünüz kadar zor değil. Yapmanız gereken tek şey, sizden ne istediklerini bilmek…

Erkekler seks yapabildikleri her anı sonuna kadar değerlendirmek ister ama rutine beklenmedik bir hareket getirdiğinizde akılları başlarından gider. Üstelik bunun için çok da çılgın şeyler yapmanıza gerek yok. İstediğiniz sonuca ulaşmak için aşağıdaki kurnaz önerilerimizden birini mutlaka deneyin.

Rahatlamadan önce canlanın
Ofiste geçen uzun bir günden veya sporda geçirdiğiniz yorucu saatlerden sonra tek isteğiniz eve gidip duş yapmak değil midir? Deneyimlerimizden biliyoruz ki, bu 15 dakika ile sonsuzluk arasında değişebilir. Teninizin duştan sonraki kokusu sevgilinizin hoşuna gitse de, üzerinize atlamak için zaman kaybetmek İstemez.

27 yaşındaki Taygun "Bir hafta sonu kız arkadaşımla gün boyunca bisiklete binmiştik. Eve geldiğimizde bitmiş bir haldeydik, hemen duşa gireceğini düşünürken beni yatak odasına sürükledi. Kesinlikle süperdi" diye anlatıyor.

Onun ateşli alarmı olun
Her erkek, bir kadın tarafından heyecanlı bir şekilde uyandırılmak ister. Bunun, sadece yaramazlık tarafı değil, yararlı tarafı onların ilgisini çeker. Zaten tetikte bekliyorlardır ama yine de bir sürprizin hiç de fena olmayacağını düşünürler. Cahit kendi deneyimini şöyle anlatıyor: "Kız arkadaşımın şimdiye kadar yaptığı en harika şey, bir pazar sabahı aşağılara doğru harekete geçmesiydi. Yarı yarıya uyanık olduğumdan başta olayın gerçek olup olmadığını kavrayamadım. Ama sonra, rüyalarımdan bile daha güzel bir deneyim yaşadığımı fark ettim."

Elbiselerinizin hepsini çıkarmayın
Erkeklere göre çıplaklık harika bir şey. Ama bazen seks esnasında üstünüzdeki bir parçayı çıkarmamak, onunla sevişmek için bir saniye bile bekleyemediğinizi gösterir. 27 yaşındaki Ali "Kız arkadaşım genelde beklenmedik sevişmelerden hoşlanır. O yüzden üstünden bazı şeyleri çıkarmadığı olur ve buna bayılırım" diye anlatıyor.

Işıkları söndürmeyin
Erkeklerin sevişme esnasında neden ışıkların açık olduğundan hoşlandığını Ercan'dan dinleyin: "Tutucu olduğunu düşündüğüm bir kız ışıkları söndürmememi söylemişti. Vücudunu net bir şekilde görmek çok hoşuma gitmişti. Ne yapacak diye meraklanmıştım" diyor. Kadınların çoğu sevişme sırasında vücutlarını göstermekten hoşlanmaz. Erkekler bunun aksi bir durumla karşılaştıklarında çok şaşırırlar. Bu ayrıca kendi çıplaklıklarının da sizin hoşunuza gittiğini düşünmelerini sağlar.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Gerçekten aşık olduğunu nasıl anlarsın?

Bir erkeğin size aşık olup olmadığını anlamak hiç de zor değil. İşte bir kaç ipucu...

İltifat eder 
Erkekler her ne kadar "Benim için iç güzelliği önemli, fiziki değerlere çok önem vermem" deseler bile mutlaka dış güzelliğe bakarlar, öncelikle bir erkek âşık olduğunu ilk olarak sizi baştan aşağı süzerek belli eder.

Giyiminize, makyajınıza, yüz hatlarınıza, kilonuza, el- ayak bakımınıza, saçlarınıza, gözlerinize… Kısacası onun tarafından baştan sona fiziksel bir sınavdan geçirilirsiniz. Sınav bitiminin ardından, "Ne güzel gözlerin var", "Saçlarını çok beğeniyorum", "Mini etek sana çok yakışıyor" gibi iltifatlarla karşılaşmaya başlarsınız.

Sözün kısası, iç güzelliğiniz de olsun ama yine de siz her zaman güzel ve bakımlı olmaya gayret edin. Çünkü bir gün mutlaka bir erkek tarafından iltifat alacaksınız.

Dinler 
Eğer bir erkek sizden hoşlandıysa ses tonunuzu, diksiyonunuzu; kısacası onu sözlerinizle nasıl etkileyeceğinizi merak eder. Yanınıza gelip sizinle konuşmak ve sorular sormak ister. Mümkün olduğunca ikinizin de hoşuna gidecek güncel konular bulmaya çalışın. Ona soracağınız sorular hem kendisiyle ilgilendiğinizi gösterecek hem de onun nelerden zevk aldığına dair size ipuçları verecek.

Erkekler güldüren ve zeki kızlardan hoşlanırlar. Örneğin ona çocukluğunuzun komik anılarını anlatabilirsiniz. Ayrıca tane tane konuşmaya gayret edin. İyi bir diksiyon ve etkileyici bir ses tonuna önem verdiklerini de unutmayın.

Fedakâr olur
Eğer bir erkek sizden hoşlanıyorsa içgüdüsel olarak sizi korumak ister, örneğin kalabalık ortamlarda rahatsız olduğunuzu düşünürse sizin için tartışmaya girebilir. Size sorular sorarak ihtiyaçlarınızı anlamaya çalışır.

Sağlığınızın ve keyfinizin yerinde olmasını herkesten çok o ister. Sizi her koşulda korumaya çalışıp üzülmemeniz için elinden geleni yapar.

Zaman ayırmanızı ister
Bir erkeğin hayatta en önem verdiği şeylerden biri de ilgilenilmektir. Kısacası ona önem vermenizi ve onunla vakit geçirmenizi bekler. "Bu akşam ne yapıyorsun?", "Kiminle çıkıyorsun?", "Seni evine bırakmamı ister misin?" gibi hafif kıskançlık kokan sözlerle de hayatınıza dâhil olmaya çalışır.

Onunla ilgilendiğiniz zaman mutlu olup, ona vakit ayırmadığınız zamanlarda ise kıskançlık duyguları ön plana çıkar. Eğer bir akşam eski aşkınızla yemeğe çıkacak olursanız, "Neden, ne gerek var ki?" veya "Ben varken neden onunla yemeğe çıkıyorsun?" gibi onlarca soruyla karşılaşabilirsiniz. Yani dikkat! İlişkinizin tehlikeye girmesini istemiyorsanız eski sevgililerinizle görüşmemeye çalışın. Eğer görüşecekseniz de bunu ölçülü tutmaya çalışın.

Bilin ki o sadece sizin tarafınızdan ilgi görmek istiyordur. Ona olan konsantrasyonunuzun azaldığını hissettiği andan itibaren aklına "Acaba başka bir erkek mi var?" sorularını getiriyor olabilir.

Her halinizle güzel bulur
Elbette ki de saçlarınız yapılı olduğunda ve ışıl ışıl parladığınızda size iltifat etmesini doğal karşılıyor olabilirsiniz. Yataktan kalktığınız andan gece uyuyana kadar geçen her saniyenizde, ister bakımlı görünmek için tonlarca para harcayın isterseniz de en doğal halinizle, makyaj bile yapmadan gezin, o sizi yine de güzel bulacaktır. Bu durumda gözü sizden başkasını görmüyor demektir.

Öncelik sizsinizdir
Seven erkek sevgilisine öncelik tanır. Onun için siz, zaman zaman ailesinden ve en yakın arkadaşlarından bile önce gelirsiniz, örneğin kız kardeşiyle ve sizinle alışverişe çıktığında en güzel kıyafetleri öncelikle size alır. Önce sizin iyi olmanızı, sizin gülmenizi ve mutlu olmanızı ister.

Soğuk bir yerde sizden başka üşüyen biri varsa ceketini önce size verir, hasta olduğunuzda işine gitmek yerine önce sizi ziyaret eder, hafta sonlarını ailesiyle geçirmek yerine sizinle program yapmaya çalışır. Çünkü siz onun hayatının en önemli değerisinizdir.

19 Aralık 2013 Perşembe

Aşk için 5 büyük yalan

Eğer ilişkinizin yolunda gitmesini istiyorsanız yanlış inanışlardan uzak durmalısınız.

1- Romantizm şart               
Eğer "Beni sadece romantik bir ilişki mutlu eder" diye bir bakış açısıyla hayata bakıyorsanız, daha çok bakakalırsınız. Çünkü romantizm, her koşulda, her durumda, hayatın her döneminde insanı mutlu edemez.

2- Yıllar boyu ihtiras                                
Bir ilişkide yakınlık, sevgi, saygı, güven, uyum gibi kavramlarla aşk, ihtiras gibi kavramlar bir arada yürütülemez. Eğer aynı heyecanı, aynı aşkı 30 yıl sonra da yaşadığınızı söylüyorsanız, yalan söylüyorsunuz. Mutlu olmak için ilişkiyi olduğu gibi kabul etmek daha doğru.

3- Aşkın tek sahibi             
Tek bir "aşk" veya "sevgi" biçimi yoktur. İnsan her şeye aşık olabilir. Aşk zamanla şekil değiştirir. Bir çocuk için aşk, el ele tutuşmayı çağrıştırırken, bir genç için cinselliği çağrıştırabilir. Bu nedenle ilişkinizi birtakım "kurallara" veya "kalıplara" oturtmaya çalışmayın.

4- Teknik takıntısı                      
"Her işin bir tekniği var canım. Kitapta okumadın mı?" diyenlerdenseniz, ilişkiniz çoktan bitmiş demektir. Her adımınızı kitaplara göre atmaktan vazgeçin. Herkes için geçerli olan belli kalıplar, kurallar yok. Bunlar yalan!

5- Hayranlık iddiası
Bir insan, partnerinin her şeyine asla hayran olamaz. Onun 1-2 huyundan nefret ediyorsunuzdur. Yoksa, diş macunu tüpünü tam ortasından sıkma veya kredi kartıyla bol bol alışveriş yapma gibi huyları ona daha fazla hayran olmanıza neden olur.

12 Aralık 2013 Perşembe

Eski aşka yeni şans verir misiniz?

İlişki bitti, kendinizi zor da olsa toplamayı başardınız ve eski günlere sünger çektiniz. Bir gün kapı çaldı gelen eski sevgiliniz...Ya şimdi?

İlişkiniz yeni bitti, kötü bir şekilde ayrıldınız. Fakat bir yandan da size geri döneceğini düşünüyorsunuz.Belki günler, belki aylar geçiyor ve sonunda hayırsız sevgiliniz kapınızı geç de olsa tekrar çalıyor. Ne yapacaksınız?

Ne olacak şimdi?       

Hepimiz insanız ve genelde birinin değerini o kişiyi kaybettiğimiz zaman anlarız. Erkek arkadaşınız için de öyle olmuş olacak ki, geri dönmek istiyor. Belki siz bu arada başka biri ile tanıştınız, belki de ona karşı olan tüm duygularınızı yitirdiniz. Peki şimdi ne olacak?

Siz de bir anda kötü günleri unutur ve geçmişteki iyi günleri hatırlamaya başlarsınız. Fakat onu tekrar kabul etmeniz doğru olacak mı? Ya aynı hatalar tekrar yaşanırsa... Aslında bu konuyu düşünmek için ilk önce neden ayrıldığınızı hatırlamanız gerekir. İlişkiniz neden bitmişti?

Eğer sizi aldatmışsa, tekrar aldatacaktır, eğer size kaba davranmışsa bunu tekrar yapacaktır. Bunları düşünmeli ve öyle karar vermelisiniz. Eğer ayrılık sebebinizin tamiri mümkünse işler farklılaşır. Bu durumda ona bir şans daha vermenizde yarar var. Sorunları gözden geçirmelisiniz.

Yine incitirse...

Bu ilişkinin yürümesi için iki defa şans verdiniz, fakat sıra üçüncüye geldiğinde arkanıza bile bakmadan yürümeli ve sıradaki insanları gözden geçirmelisiniz. Bir erkek sizi iki defa incitmeyi başarmışsa, bunu hep yapacak demektir. Başka insanlara şans vermeli ve bu ilişkiden kurtulduğunuz için kendinizi şanslı hissetmelisiniz.

4 Aralık 2013 Çarşamba

Bir haftada sevgili bulmanın yolları!

Sevgilim yok diye şikayet etmeyin, bu yazıyı dikkatlice okuyun ve hemen uygulamaya geçin. Biraz çaba gösterirseniz yalnız geçirdiğiniz günlerin bitmesi an meselesi! İşte size 7 günde sevgili bulmanın yolları!
Görünüşünüzü yenileyin

Epeydir yalnızdınız ve neredeyse evden dışarıya çıkamıyordunuz. Ama artık dışarı çıkmanızın vakti geldi. Bir süredir özen gösteremediğiniz dış görünüşünüzü elden geçirin. Çünkü insan önce kendini  beğenmeli. Kendini beğenmeyen birinin başkasını beğenmesi düşünülemez bile. Tabiki beğenilmek de kaybettiğiniz özgüveninizi yeniden kazanmazınızı sağlayacaktır. Örneğin saçınızı kestirin ya makyaj stilinizi değiştirin, giyim tarzınızda yenilikler yapın. Hatta imkanınız varsa daha önce hiç denemediğiniz bir imaja bürünün, kendinizi ve çevrenizdekileri şaşırtın!

Çevrenizi değiştirin

Çevre demişken; daha önceden gittiğiniz mekanlardaki herkesi zaten tanıyorsunuz. Bu yüzden yepyeni mekanlar keşfedin. Yaşam tarzınıza uygun yerlerde sizin gibi düşünen, ortak noktalar yakalayabileceğiniz insanlar vardır. Onlardan biriyle bir kadeh içki ya da bir fincan kahve ile başlayacak sohbet, bir süre sonra tutkulu bir aşka dönüşebilir. Yeni ortamlara girmekten çekinmeyin, yakın bir arkadaşınızla birlikte keşfe çıkın ve gözünüzü dört açmayı da unutmayın! :)

Kalabalığa karışın

Alışveriş merkezleri, sinemalar, çay bahçeleri, kafeler, barlar, yeni insanlarla tanışmak için uygun fırsatlar bulabileceğiniz yerlerdir. Toplu taşıma araçları da size yeni fırsatlar yaratabilir. Tesadüfler insanın hayatını bazen tamamen değiştirebilir. Başınızı önünüze eğip yürümekten vazgeçin ve her an tetikte olun, çevrenizde olup bitenleri takip edin; belki birileri de sizi takip ediyor olabilir! ;)

Arkadaşlarınızı arayın

Dostlarınızı aramaktan çekinmeyin. Onlar sayesinde çevreniz değişebilir. Kim bilir, belki de dostunuzun o güne kadar görmediğiniz bir arkadaşı, sizin sevgili adayınızdır. Dostlarınızla çıkın, dolaşın, eğlenin. Hatta onları sizinle buluşmaya, tanımadığınız arkadaşlarını getirmeye zorlayın. Bir ev partisi ya da kalabalık bir yemek daveti alırsanız sakın kaçırmayın, mümkün oldukça fazla insanla tanışmaya bakın; mutlaka birilerinin size uygun bekar bir arkadaşı vardır.

Yeni mekanlar, yeni ortamlar

6 gün çok kısa demeyin. Bir dans kursuna ya da kısa süreli bir workshopa kaydınızı yaptırın. Mutlaka bir partneriniz olacaktır. Kimbilir, belki de aradığınız odur. Size uygun bir hobi mutlaka vardır; dil kursu, fotoğraf gezileri, haftasonu trekking turları vs. Birinden birini seçin ve başlayın hemen. Yeni insanlarla tanışmak için onların ayağınıza gelmesini beklemeyin, siz onlara gidin!

Potansiyel adaylar

Telefon rehberinizi ve MSN listenizi bir gözden geçirin. Sohbetinden, birlikte vakit geçirmekten hoşlandığınız birileri vardır elbet. Evet, daha önce sadece arkadaş gözüyle bakıyordunuz ona ama her an herşey olabilir. İş yerinizde sizi çok güldüren arkadaşınız, geçerken bakmaktan gözlerinizi alamadığınız karşı masadaki çocuk ya da okulda sizden birkaç sıra arkada oturan yakışıklı genç neden sizin yeni sevgiliniz olmasın? Hem eski anılarınızı tazelemiş olursunuz, hem de arayı kapatmış olursunuz... Arkadaşlarınızla arayı fazla açmamaya bakın!

Etrafa daha dikkatli bakın

Artık daha iyi bir gözlemci olmak zorundasınız. Hani meşhur bir hikaye vardır; sizi kırmızı bir ışıkta beklerken, aşk karşı tarafa yanan yeşil ışıkta geçti gitti bile diye.. O zaman yeşil ışıkta geçenleri de izlemelisiniz. Size “Gözün dört dönüyor” deseler de aldırmayın. Etrafınıza dikkatlice bakmaya devam edin. “Ben bu adamla birlikte olamam, hiç tipim değil” gibi bir ön yargı içine girmeyin, ilk izlenimler aldatıcı olabilir, herkese eşit derecede şans verin, dış görünüş her şey demek değildir...

İnterneti hafife almayın

Devir internet devri. Artık 3 yaşındaki çocuklar bile internet kullanıyor. Yeni insanlarla tanışmak için internetten faydalanın. Chat odaları, çöpçatan siteleri, sosyal ağlar, sevgili olma potansiyeli olan gizli cevherleri açığa çıkarır ve size çok büyük kolaylık sağlar. Ama internet ortamında insanların kendilerini farklı gösterebildikleri ihtimalini aklınızdan çıkarmayın. Tanımadığınız insanlara özel bilgilerinizi vermeyin ve mutlaka kalabalık bir yerde buluşmaya özen gösterin, hatta bir arkadaşınızla birlikte giderseniz daha güvenli olacaktır.

29 Kasım 2013 Cuma

Kocanızı evde tutmanın yolları

Gece geç saatlerde dışarı çıkıp geziyor, her akşam arkadaşlarıyla mı takılıyor? İşte kocanızı eve çekmenin yolları.

Toplumumuzda erkekler kadınlara göre daha serbesttir. Onlar gece geç saatlerde dahi çıkıp gezebilir, arkadaşlarıyla eğlenebilir. Erkeklerin bu davranışları toplumda olumsuz karşılanmaz, "erkektir yapar" anlayışı hakimdir. Oysa kadın bu saydıklarımızın birini dahi yaptığında adı hemen kötüye çıkabilir.

Eşinizi eve bağlamanın 15 yolu Mehmet Paksu'nun okurlarına tavsiyeleri; eşim benimle evliliği paylaşmıyor. Farkında değil. Ne yapmalıyım tarzındaki soruları yanıtlarken hanımlara, eşlerini eve bağlama konusunda 15 yöntem öneriyor:

Çok sorulan bir soru olduğu için bu konuyu biraz geniş ele almak istiyorum. Eşiniz eve gelmeden önce onu eve bağlayıcı yöntemler geliştirin. Bunda öncelikle aklınızı kullanın, ardından eş olmanın verdiği gizemli özelliğinizi fark ettirin diyen Mehmet Paksu'nun öğütleri şöyle:

1- Kadının erkeğe karşı en etkili hali tatlı dilidir, güler yüzüdür, tebessümüdür, gönül almasını bilmesidir, sıkıntısını paylaşmasıdır, eşi yüzüne bakınca içinin açılması, bir anda bütün yorgunluklarını atmasıdır.

2- Erkeği kadına bağlayan en güçlü sır, kadının müşfik halidir, annelik özelliği olan şefkatidir. Bu gücü iyi kullanın. Eşinizi sizinle vakit geçirmekten zevk alır hale getirin. "Seninle birlikte olunca kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak hissediyorum" gibi sözleri yeri geldikçe dile getirin.

3- İmkânlarınız ölçüsünde sofrada çeşitleri arttırın. Erkeği eve bağlayan önemli vesilelerden biri de sevdiği yemeklerin sofrada olmasıdır. Yemek sonrası çay, kahve, kuru yemiş gibi şeyleri eksik etmeyin ki, karnı doyar doymaz gözü ayakkabısında olmasın.

4- Kitap okuma alışkanlığı edinmeye çalışın. Birkaç hikayeyi okuyun, aklınızda tutun, eve gelince çay içme esnasında anlatmaya çalışın. Hatta hikayenin başından biraz anlatın, gerisini kitaptan takip edin. Fakat bunu yaparken, eşinize ders verir vaziyete girmeyin. Hele dini konularda bir hoca gibi konuşmayı denemeyin. Yoksa hemen eşinizden "Başıma hoca kesildin" sözünü işitebilirsiniz.

5- Bazı radyo ve TV programlarının yayın akışını gözden geçirin. Seçtiğiniz programları birlikte dinlemeye, izlemeye çalışın. Arada sorular sorarak onun yorum yapmasını temin edin. Eşinizi programın içine çekin.

6- Zaman zaman evdeki eşyaları birlikte yer değiştirin. Oturduğunuz odaya, salona ve hatta yatak odanıza arada bir farklı ve değişik dizayn verin. Evde meşgul edin.kadinca.net

7- Evde yalnız kalınca canınızın sıkıldığını, daraldığınızı, huzursuz olduğunuzu, korktuğunuzu dile getirin. Birlikte olunca güven içinde mutlu ve huzurlu olduğunuzu söyleyin.

8- Arada bir komşu, akraba, eş dost ziyaretine gidin, onları davet edin, yakınlarınızla bir arada bulunmaya zaman ayırın. Özellikle eşinizin anne babası, kardeşleri gibi yakınlarına kapılarını açık tutun. Onları davet etmeyi teklif edin.

9- Bazı akşamlar gezmeye, alışverişe, dışarıda vakit geçirmeye, yemek yemeye çıkın, kısa metrajlı yürüyüşlerle birlikte olmaya çalışın.

10- Kendinizden, kendi sorunlarınızdan bahsetmeyin. Bir süreliğine eşinizin mutluluğuna kilitlenin. O mutlu olursa siz haliyle mutlu ve huzurlu olursunuz.

11- Şikâyetlerden uzak durun. Şikâyetçi bir görünüm sergilemeyin. Evdeki eksikleri, noksanlıkları, alınacakları, değiştirilmesi gereken eşyaları şimdilik gündeme getirmeyin. Özellikle erkekler masraf çıkarılmasından pek hoşlanmazlar.

12- Çocuklarınız varsa, çocukların eğitimi, yetiştirilmesi, sorunların çözümü, hayata hazırlanmaları gibi babaya düşen görevleri hatırlatarak sorumluluklar verin.

13- O gün akşama kadar nasıl vakit geçirdiğini, kimlerin gelip gittiğini sorun öğrenin. Türkiye'de ve dünyada dikkatinizi çeken bazı olayları gündeme getirin, konuşun.

14- Çevrenizdeki bazı arkadaşlarınızdan bilgi alın, deneyimlerinden istifade edin. Bu arada imkanınız ölçüsünde profesyonel yardım alın. Son zamanlarda yayınlanan aile içi eğitimle ilgili kitaplara ulaşın.

15- Manevi ihtiyaçları giderme gibi kalbi ihtiyaçlarınızı karşılamaya çalışın. Yeter ki, bu konuda kafa yorun, yeni stratejiler üretin.

Gün geçtikçe kendi aile yapınız içinde daha farklı, daha çekici, eve bağlayıcı meşguliyetler bulabilirsiniz. Bütün mesele, eşinizin gecesini doldurmak, onu eve bağlamaya çalışmak, dışarı bağımlılığını azaltmak, hatta bitirmek olmalı.

28 Ekim 2013 Pazartesi

Sevgilinizi nasıl elinizde tutarsınız?

Sonunda onu elde ettiniz... Şimdi sıra onu elinizde tutmaya geldi. Bir erkeğin sizinle ilgilenmesi ve onun ilgisini çekmeye çalışmanız farklı iki şeydir. Onu sürekli yaptığınız yeniliklerle şaşırtarak yanınızda olmasını sağlamanız için birkaç stratejiye ihtiyacınız var.

Hobilerine ilgi gösterin! 
Bir erkeğin ilgisini çekebeilmek için yapmaktan hoşlandığı ve sevdiği şeylere karşı ilginiz olmalıdır. Bunun içinde kendinizi onun hoşlandığı bir şeyş yaparken hayal edin, hangisi hoşunuza gidiyor? Golf, surf, aksiyon filmleri izlemek,  yani kısaca sonunda eğleneceğiniz şeyler yapmaya çalışmak.

Yeteneklerinizi öne çıkarın! 
Yaptığınız iyi bir şey varsa, harika fotoğraflar mı çekiyorsunuz? Yemek yapmakta üstüme yok diyenlerden misiniz? Yeteneğiniz her ne olursa olsun ona göstermekten çekinmeyin. Yeteneğinizi farkettikleri anda size olan ilgileri artacaktır. Ayrıca bu davranışınız, kendinize olan güveninizi artırır. Bu durumu abartmanıza gerek yok, ona sadece yetenekli olduğunuz alanları gösterin.

Espiri anlayışınızı geliştirin! 
Bir erkeği güldürmek ve onunla birlikte gülmek ilişkinin en önemli detaylarından biridir. Gülmek, aranızdaki bağları sıkılaştıracak bir deneyimdir. Espirilerinizle onu güldürebiliyorsanız, sizin yanınızdan hiç ayrılmak istemeyecektir. Ona komik yanınızı göstermekten çekinmeyin!

Destekleyici olun! 
Annesi gibi, sadece yemeğini hazırlayıp, alışverişini yapın, arkasını toplayın demiyoruz. İhtiyacı olduğunda yanında olun, bir sorunu olduğunda dinleyin. Buna her zaman açık ve hazır olduğunuzu ona hissettirin. Onunla böyle şeyler hakkında konuşmak aranızdaki bağları kuvvetlendirecektir.

Görünüşünüze önem verin! 
Bir erkekten önce kadınların ilık öğrenmesi gereken şey, kendileri için görünüşlerine önem vermeleridir. Görünüş her şey demek değildir. Ama  erkekler onlar için hazırlık yapmanızdan ve görünüşünüzde küçük değişiklikler yapmanızdan hoşlanırlar. Sürekli kıyafetleriniz ve tarzınızla oynayın. Her seferinde ona farklı bir insanmışsınız gibi gelecektir.

Yapacak başka şeyler bulun! 
Yapışık ikiz gibi gezmenize gerek yok. Kendi hobi ve ilgilendiğiniz şeylere zaman ayırın. Önceki maddelerde paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu söyledik ama bunı tadını kaçırmadan yapın. Birbirinizden biraz ayrı kaldığınız zaman konuşacak daha çok şey birikir. Yeni nesil erkekler artık hobisi olmayan, hiçbir şeyle ilgilenmeyen kızlarla birlikte olmak istemiyorlar. Yani tek hobinizin “o”  olmaması gerekiyor. Erkeklere göre bir kızın, kendileri dışında, başka bir şey hakkında tutkulu olmaları onları çok heyecanlandırıyor.

23 Ekim 2013 Çarşamba

Evli bekarlardan mısınız?

Eşinizin ve çocuklarınızın arasında sanki etrafınızda kimse yokmuş gibi mi hissediyorsunuz?

Düğününüz; en mutlu olduğunuz, hayatınızın en anlamlı günüydü. Masalsı gününüz gerçeğe dönüştü, eşinizle bir oldunuz ve bir hayat kurdunuz. Her sabah onu geçirdiniz, her akşam da gelmesini camın önünde beklediniz. Fakat şimdi her zamankinden daha çok yalnızsınız. Sizi kimse anlamıyor değil mi? Bu hikaye tanıdık mı? Ünlülerin klinik psikoloğu Dr. Sherry Blake, uyarıyor “Evli bekarlardan olabilirsiniz!”

“The Single Married Woman: True Stories of Why Women Feel All Alone In Their Marriages” (Evli Bekar Kadın: Kadınların evliliklerinde hissettiklerinin gerçek hikayeleri) kitabında uyarı işaretlerini ve ne yapmak gerektiğini anlatıyor.

İşte evliliğinizde yalnız kaldığınızın 10 işareti...

İletişiminiz kopma noktasında! 
Birbiriniz ile olan iletişiminiz bitmek üzere ve verdiğiniz cevaplar olabildiğince kısa ve öz.

Birbirinizin arkadaşlarından hoşlanmıyorsunuz! 
Birlikte daha az zaman geçiriyorsunuz. Arkadaşlarla yenen keyifli akşam yemekleri yerini yalnız yenen mutsuz akşam yemeklerine bıraktı.

Yükünüz daha da arttı! 
Kaybolan tüm eşyalardan neredeyse siz sorumlusunuz. Evde adeta bir GPS aleti görevi görüyorsunuz.

Her şeyle siz yüzleşiyorsunuz! 
Hiçbir zaman bitmeyen bir pil gibisiniz. Yorgun görünüyorsunuz ya da öyle hissediyorsunuz ve kafanızda şu soru beliriyor “Nerede yanlış yapıyorum?”. En son hatırladığınız çocukları ve evi kendim kurmadım niye bir tek ben yoruluyorum?

Parti yöneticisisiniz! 
Tüm aktivitelerin insan kaynakları sizsiniz. Yeri geliyor bir organizatör yeri geliyor bir tamirci oluyorsunuz.

Biz, ben oldu! 
İlişkinizdeki biz kayboldu. İlk günlerdeki "biz" dolu anılar yerini "ben ve sen" gibi konulara bıraktı.. Eşiniz karşınızda ama sanki orada değilmiş gibi...

Süper güçleriniz olduğunu düşünüyor! 
Süperkadın giysiniz 7/24 üzerinizde, işte evde ve her yerde... Neredeyse tüm mesleklere uyum sağlıyorsunuz, şoför, aşçı, hemşire, anne, eş...

Yardım için yalvarıyorsunuz! 
Hiçbir şekilde evde istediğiniz yardıma cevap alamıyorsunuz. Adeta, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın politikası hakim.

Duygusal olarak raydan çıktınız! 
Duygusal anlamda eşinizle aranızda hiçbir bağ kalmadı. Tüm yakınlığınızı kaybettiniz.

Heyecan bitti! 
Evliliğinizin tüm heyecanı bitti. Parlayan ve sizi umutlandıran hiçbir şey yok. Ruh eşi veya sevgiliden öte evinizde bir oda arkadaşınız olduğunu düşünüyorsunuz. Gözleriniz sürekli evlendiğiniz adamı arıyor ama ona bir türlü ulaşamıyorsunuz.

Bu durumları ortadan kaldırmak için Sherry'den 4 öneri!
Kendinize karşı dürüst olun.
Rolünüzün tüm sorumluluklarını üstlenin.
Korkularınızla yüzleşin ve iletişim kurun.
Fiziksel, duygusal ve ruhsal bir denge oluşturun.

“Unutmayın evli bekarlar kervanına katılmak biraz da sizin elinizde” diye ekliyor Sherry.

9 Ekim 2013 Çarşamba

Aşk, Kimyamızı Değiştiriyor!

Kime ve niye aşık oluruz? Aşık olunca niye heyecanlanır, aklımızdan o kişiyi istesek de neden silip atamayız?... Aşkla ilgili yüzlerce soru var ve yüzyıllardır insanoğlu bu soruların yanıtlarını arıyor. Pek çoğu henüz kesin olarak yanıtlanmasa da, aşkın kimyası bilim dünyasının da araştırma konusu. 

Aşkla ilgili ilk çağlardan bu yana uzayıp giden ve yanıtları henüz tam olarak bilinmeyen yüzlerce soru var. Bilim dünyasının da ilgi alanına giren ve üzerine pek çok araştırma yapılan aşk konusunda, bilimsel sonuçlar elde edildi.
Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Aylin Aksoy Çoban, aşık olduğumuzda beynimizde ve vücudumuzda çok sayıda kimyasal maddenin hareketlendiğini, östrojen ve testosteronun ise seks güdüsünün yaratıcısı olduğunu belirtiyor. Aşkın kimyası hakkında bilgiler veren Dr. Aylin Aksoy Çoban, aşk konusunda yapılan araştırmalardan yola çıkarak şunları söylüyor:

Farklı Hormonlar Aynı Anda Farklı Etkiliyor

Aşık olan kişiler; kalbin daha hızlı çarpması, yüzün kızarması ve ellerin terlemesi gibi tepkiler verir. Bu durumdan, vücutta salgılanan dopamin, noradrenalin ve feniletilamin sorumludur. Yoğun mutluluk, yoksunluk ve bağımlılıkta önemli rol oynayan dopamin aynı zamanda madde ve bazı ilaç bağımlılıklarında da etkili bir hormondur. Noradrenalin adrenaline benzer. Adeta ayakları yerden keser ve kalp çarpıntısına neden olup heyecan yaratır. Aynı zamanda dikkat, kısa süreli hafıza, hiperaktivite, uykusuzluk ve hedefe yönelik davranıştan sorumludur. Yüksek dopamin seviyeleri noradrenalin ile ilişkilidir.

Dopamin ve Noradrenalin Karışımından Aşk İksiri

Aşk üzerine araştırmalar yapan Rutgers Üniversitesi Antropoloji Uzmanı Helen Fisher, bu iki hormonun birlikte salgılanmasının sevinç, yoğun enerji, uykusuzluk, yoksunluk, iştah azalması ve artmış dikkate neden olduğunu belirtiyor. Aşık olunduğunda vücut bu hormonlardan oluşan “aşk iksirini” salgılamaya başlıyor. Helen Fisher ve ekibinin gerçekleştirdiği fonksiyonel beyin görüntüleme çalışmalarında, aşık olunan kişinin fotoğrafına bakıldığı anda yapılan çekimlerde, dopamin reseptöründen zengin beyin bölgelerinde kanlanma artışının olduğu saptanmıştır.

Aşıkların Beyni Obsesif Kompulsifler Gibi

University College London araştırmacıları tarafından yapılan bir çalışmada, aşık olan insanların beyninde mutluluk hormonu olarak bilinen serotoninin azaldığı ortaya çıkmış. Bulunan düşük serotonin hormonu seviyeleri, obsesif kompulsif (tekrar eden takıntılı davranış) bozukluk sergileyen hastalarda ortaya konan serotonin eksikliği ile benzerlik gösterdiğinden kişi, aşık olduğu insanı aklından çıkaramıyor.

Bağlanmadan Sorumlu Hormonlar Bile Var

Oksitosin ve vazopressin hormonları özellikle bağlanma ile ilişkili hormonlardır ve aşktaki bağlanmadan sorumludurlar. University of California, San Francisco´da yapılmış bir araştırmaya göre oksitosin hormonu, diğer insanlarla sağlıklı ilişki kurmak ve sürdürebilmek için gerekir. Orgazm sırasında salgılanır ve duygusal bir bağın kurulmasını sağlar. Aynı zamanda doğum sırasında ve emzirme döneminde de salgılanır. Doğum eylemindeki kasılmalar oksitosin hormonu olmazsa başlamaz. Diğer bir deyişle bu hormon doğumda bebeği önce anneden ayıran ancak doğum sonrası tekrar anneye bağlayan hormondur. Doğumlardan sonra rastlanan olası bebek reddini ortadan kaldırır. Emzirme sırasında da süt kanallarının daha iyi kasılmasını ve bebeğin daha kolay emmesini sağlar.

Vazopressin hormonu erkeklerde sosyal davranıştan özellikle de başka erkeklere gösterilen saldırganlıktan sorumludur ayrıca, uzun süreli ve tek eşli ilişki ile ilişkilidir. Bu iki hormon konsantrasyonu yoğun romantik bağlanmada, eşleşme sırasında ve seks yapıldığında yükselir.

Aşkın Ömrü Üç Yıl

Aşkın ömrü üzerine tartışmalar uzun süredir devam ediyor. Ancak bilinen gerçek şu ki, tutkulu aşk zaman içinde azalıyor. Yapılan bilimsel araştırmalarda aşkın ömrünün 2-3 yıl olduğu saptanmış. İlişki süresince aşk için gerekli olan dopamin, noradrenalin ve feniletamin gittikçe azalıyor. Aşık olunan kişinin hataları birdenbire görülmeye başlıyor. Aslında aşık olunan insan değişmiyor ancak aşık olan kişi mantık çerçevesinde değerlendirmeye başlıyor. Bu durumda iki seçenek çıkıyor kişinin karşısına; aşkınız bitiyor ya da sağlam bir ilişki haline dönüşüyor. Eğer ilişki devam ederse endorfinler devreye giriyor ve huzur, güven gibi duygular ilişkiye ekleniyor. Seksle beraber oksitosinin salınması ile doyum ve bağlanma gerçekleşiyor.

Kendimize Benzeyeni Seçiyoruz

Yapılan bilimsel araştırmalara göre aslında kişiler eşlerini de kendisine benzeyen kişilerden seçiyor. İskoçya’da University of St. Andrews’da yapılan bir çalışmanın sonucuna göre, eş seçimi ile ilgili yapılan testlerde kişilerin, kendilerine gösterilen portre fotoğraflarından, genellikle kendilerine benzeyenleri seçme eğiliminde olduğu saptanmış. Görünüşte olduğu gibi kişilik seçiminde de birey, kendine geçmişi hatırlatan kişileri tercih ediliyor.

Aşk Niye Acı Veriyor?

İlişki istendiği gibi gitmediğinde hayat kabusa dönebiliyor. Pek çok kişi hayatının bir döneminde sevdiği kişi tarafından reddedilme durumuyla karşılaşabiliyor. Özellikle geçmişinde büyük kayıplar yaşamış kişiler ayrılığa karşı daha duyarlı ve savunmasız olabiliyor. Bu gibi durumlarda genel olarak kişide; umutsuzluk, öfke gibi duygular oluşuyor. Yalnızlık korkusu, karamsarlık, hayatı yaşamaya değer bulmama, hayatın anlamsızlığı düşünülüyor. Evden dışarı çıkmama, günlük hayatın aksaması gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Derin bir acı yaşanıyor. Ölüm düşünceleri, intihara eğilime kadar giden depresyon görülebiliyor.

Aşk Sadece Duygu mu?

Erken dönemde aşkın dopaminle ilişkili olduğu düşünüldüğünde, aşkın yalın bir duygudan öte bir şey olduğuanlaşılıyor. Aşk, aşık olunan kişinin peşinden sürüklenmeye, sadece onu düşünmeye ve ona odaklanmaya iten güçlü bir “dürtü”. Bugüne kadar aşk adına yapılmış resim, tiyatro oyunu, edebi eserlere bakıldığında aşkın basit bir duygudan öte tüm yaşamı peşinden sürükleyen güçlü bir arzu olduğu görülüyor. Evrimsel yönden düşünüldüğünde ise soy ve yaşam devamlılığını sağlayan itici bir kuvvet olduğu düşünülüyor. Tabii bu kadar güçlü bir itici kuvvetin karşısında durmak akıntıya tek dalla karşı gelmeye benziyor.

6 Eylül 2013 Cuma

Mutlu Evliliğin 10 Altın Kuralı!

Evliliğinizde veya ilişkinizde sorunlar mı var? Sorunsuz ilişki olmaz ama kronikleşirse korkulan son kaçınılmaz olabilir. Oysa uzmanların tavsiye ettiği birkaç basit ve etkili kurala uymak sizi mutluluğa kavuşturabilir.

Mutlu ve sorunsuz bir evlilik, bu kuruma adımını atmış çiftler için en önemli tercihtir. Ancak ister evlilik olsun ister beraberlik, başarılı bir ilişki göründüğü kadar kolay değildir. Karmaşık bir yapıya ve hassas dengelere dayalı olan kadın-erkek ilişkisinin başarısıysa, uzmanların tavsiye ettiği bir takım basit ama önemli kurallara uymakla mümkün.

Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, insanın doğuştan yarım ve yalnız olduğunu ifade ederken, evliliğin aslında kişinin kayıp olan yarısını bulma arayışı olduğuna dikkat çekti.

Güven Yoksa Evlilik de Yok

Evliliği tamamlanmak, bütünleşmek ve bütünlenmek olarak tanımlayan Dr. Keçe, evlilik kurumunu kişilerin kendini güvende hissetmek amacıyla oluşturduğu bir olgu olarak açıkladı. Dr. Keçe şunları kaydetti:
“Bu kurumun amacı bütünleşme arzusudur. Çünkü insanoğlu annesi ile bir bütün olarak ana rahminde gelişir. Bu bütünlük duygusu anneyle bir olma isteğidir. Anne rahminde kişi kendini güvende ve cenneteymiş gibi hisseder. Fakat annenin rahminden çıktığında insan o duyguya yeniden kavuşmak ister. İşte sağlıklı ve mutlu bir evlilik, bu bütünlük duygusunu verdiği için kişiye güveni hissettirir. Ama güven yoksa bu takdirde hırçın ve çaresiz hissettirir. Bu yüzden evlilikler çoğu zaman insanı ya hırçın ve çaresiz ya da huzurlu ve mutlu kılar.”

İç Sesinize Takılmayın, Anlatın!

Peki evlilik nasıl çatışmaya dönüşüyor? Dr. Keçe bunu iki olguya bağlıyor:
“Bir insanı iki olgu rahatsız eder. Biri kendi iç sesidir. Diğeriyse başkalarının onun hakkında söyledikleridir. Bunu evliliklere de uyarlayabiliriz. Evliliklerde de kişiler eşleri hakkında iç seslerine ve eşlerinin kendilerine sarf ettiği sözlere ve yaptıklarına kafalarını çok takarlar. Bununla birlikte hem kendilerini hem de eşlerini suçlamaya başlarlar. Bir insanı mutlu eden de iki olgu vardır: Anlatmak ve anlaşılabilmek… Eğer evlilikte çatışma başlamışsa karı-koca ne dertlerini birbirlerine anlatabilirler ne de anlaşıldıklarını düşünebilirler. Bu nedenle kendilerini güvende hissetmezler. Demek ki iç seslere kulak vermek ya da düşüncelerinizi içinize hapsetmek yerine anlatabilmek ve de doğru bir şekilde anlaşılabilmek çok önemli.”

Dr. Keçe, evliliğin yolunda gitmemesinin en önemli nedenlerini, birbirini suçlayıcı tavır alma, küçümseme, saygısızlık, sürekli kendini savunma, iletişimsizlik ve saldırganlık olarak sıralıyor.

İşte Mutlu Evliliğin 10 Altın Kuralı

Peki mutlu bir evliliğin kuralları nedir? Dr. Keçe 10 altın kuralı şöyle açıklıyor:

1- Bankada bir hesap açtığınızı düşünün. Bu hesaba ne kadar mutlu an yatırırsanız ilişkiniz de o kadar mutlu ve uzun ömürlü olur. Amacınız hesabınızı mutlulukla doldurmak olmalı.
2- Birbirinize olan ilgisizliğinizin nedenini bulun. Kıskançlıklar, hep bir arada olma, ilginin çocuklara kayması, maddi sorunlar, evlilik sorumluluklarının ağır gelmesi ve gerçekçi olmayan beklentiler çiftin birbirlerine olan ilgisini azaltabilir.
3- Aklınızda bir anahtarlık hayal edin. Anahtarlığınıza koşulsuz sevme, anlayış, hoşgörü, arkadaş olabilme, samimiyet, şefkat, emek, sabır ve fedakarlık anahtarlarını takın. Anahtarlığa takılan tüm bu olgular mutlu evliliğin kapılarının altın anahtarlığını barındırır.
4- Sevgiliyken yaptıklarınızı tekrarlayın. Çiftler her nedense evlenince, toplumun onlara yüklediği roller doğrultusunda evlilik sürecine sevgililiği birbirlerine yakıştıramazlar. Böylece kısa süre önce sevgiliyken yaşadıkları güzel paylaşımları evliliklerine taşıyamazlar. Hatta flörtü evliliğin doğal süreci olarak görmeme eğilimi hâkim olur. Oysaki insanları değiştiren evlilik değil evliliğe bakış şekilleridir. Evlilikle birlikte sevgiliyken yaptıkları davranımlardan uzak duran çiftler zaman içerisinde hayatın onlara sunduğu monotonluğu yaşar ve sevgilerini, paylaşımlarını sorgulamaya başlarlar. Halbuki sevgiliyken yapılan küçük paylaşımların devam etmesi ilişkiyi ateşler. Kişilerin kendilerini daha iyi hissetmesi ve tutkularının devam ettiğini görmek kişileri birbirine bağlar. Eski tutku ve sevgilerinin devam ettiğini görmek ayrıca yeni paylaşımların artmasına da neden olur.
5- Eşinizin bir konu hakkındaki fikirlerine ya da hayallerine değer verin. Katılmasanız dahi onun ortaya koyduğu fikirlere saygı duyun ve sonuna kadar dinleyin.
6- Evliliğinizi monotonluktan kurtarmak için yenilikler yapın. Kaliteli zaman geçirmek için olanaklar yaratın. Ona beklenmedik küçük sürprizler yapın. Özel bir gün olmasa dahi ona küçük bir hediye alın. Birlikte vakit geçirmek için fırsat kollayın. Ortak zevklerinize uygun paylaşımlar yaratın.
7- İlgi çekmek için ilişkinize gizem katın.
8- Narsistik gereksinimlerinizi karşılayın. Kendinizi sevin ve beğenin.
9- Eşinizi fark edin. Onun saçını boyadığını, zayıfladığını, sizin için yaptığı küçücük de olsa özel bir şeyi görün ve takdir edin.
10- Öfkelendiğinizde asla şiddete başvurmayın. Mola verin, ortamı terk edin, duş alın ve uyuyun. Müzik dinleyin. Kavganızın dozajının yükseldiği anda nefes alıp vererek gevşeyin. Çatışmalarınızı yıkıcı değil yapıcı olarak ele alın. Kişisel eleştiri değil davranışsal eleştiri yapın. Kendinizi onun yerine koyun ve empati yapın.

5 Eylül 2013 Perşembe

Hastalıklı ilişkinin belirtileri neler?

İlişkinizde kendinizi sürekli mutsuz, üzgün ve kullanılmış mı hissediyorsunuz? Bunlar sağlıksız ilişkinin ilk belirtileri...

Bazen ilişkinin içindeyken gözlerimiz kör olur ve neler yaşadığımızın farkına varamayız. İnsanlara kulaklarımızı tıkar ve tüm olumsuzlukları sırf sevdiğimiz kişiyi kaybetmemek adına devam ettiririz.   Bir şekilde ilişki biter ve biz dünyanın ortasında geçici bir süre yapayalnız hissederiz. Pişmanlıklar duyar, geçmişi geri almak ve hataları düzeltmek isteriz. İlerde psikolojisi bozulmuş, kendisine olan güvenini kaybetmiş ve aşktan korkan bir kadın olmak istemiyorsanız aşağıda yazan 'sağlıksız ilişki' belirtilerini okuyun ve biran önce kendinize çeki düzen verin.

Mali sıkıntılarınız yüzünden ruhsal bir tıkanıklığa mı girdi? Benlik saygısı, aile ve iş problemleri mi başladı? Tüm bunların acısını sizden çıkarıyorsa hastalıklı bir ilişkinin adımları atılıyor demektir. Bu 'doğru ilişki' ya da 'mükemmel insan' ise her şeyi daha iyi hale getirmeye çalışacak ve pek az şeyi size yansıtacaktır.

Onun sürekli etrafınızda olmasını istiyorsunuz, onu mutlu etmek için uğraşıyorsunuz. Siz kendinizi iyi hissetmek için onu kullanıyorsunuz. Bu insan bağımlılığı işareti olabilir. Profesyonel bir yardım öneririz.

Onun ya da yaşadıklarınız hakkında konuşmak sizi gerçekten rahatsız ediyor. Kendiniz ve eşiniz için ne istediğiniz hakkında sürekli hem kendinize hemde çevrenize yalan söylüyorsunuz. İlişkinizde ciddi problemler var, bunları görmezden gelmeyin deriz.

Size istemediğiniz şeyleri yaptırmaya çalışıyor ve yapmazsanız tehdit ediyor. Zehirli bir ilişki içinde kapana kısılmış hissediyorsunuz. Artık onunla gerçekten istediğiniz için bir arada değilsiniz. Ama ondan ayrılmakta zor. Bu insanlar göz ardı ettiğiniz sağlıksız bir ilişkinin temelidir.

Birbirinize güvenmiyorsunuz. Eşinizin sizi gerçekten sevdiğine inanmıyor veya sürekli sizi aldattığını düşünüyorsunuz. Bu sağlam bir ilişki için olmaması gereken durumdur. İleride çok büyük problemlere dönüşebilir.

Geçmiş ilişkileriniz sürekli hayatınızın içinde. Takıntılı bir eski kız arkadaş, gece gelen sessiz telefonlar, hakaret mesajları... İçinizde sürekli 'ona geri dönebilir, neden bunu yapmasına izin veriyor?' gibi kuşkularla yaşayamazsınız.

Bağımlılık sorununuz/sorunu var. Alkol kullanıyor ve parasını buna yatırıyor. Alkollüyken verdiği sözleri, söylediklerini sabah unutuyor. Size sözlü ya da tensel şiddette bulunuyor. Bu ilişkinin hala devam edebileceğine inanıyor musunuz?

22 Ağustos 2013 Perşembe

Bu oyun ne zaman aldatma olur?

Beğenildiğini hissetmek, sadece kadınların değil herkesin arzusu. Hele ki bu karşı cinsten geliyorsa…

Kabul edelim, küçük flörtler kendimizi daha iyi hissettiriyor. Peki, Zarasız görünen bu oyun ne zaman aldatma sayılıyor?

Evlisiniz ya da uzun süredir biriyle birliktesiniz, ilişkinizde her şey yerli yerinde. Sadece biraz heyecan kaybınız var. Son zamanlarda da iş yerindeki biriyle arada bakışlarınız karşılaşıyor, konuşurken ya siz ona ya o size nazikçe dokunuyor, adı üzerinde flörtleşiyorsunuz. Bu da size o anlarda kendinizi iyi hissettiriyor. Ya da tesadüfen karşılaştığınız birini çok beğeniyorsunuz. ‘hmmm hoş adammış’ diye geçiriyorsunuz içinizden. Belki de ayaküstü sohbet edip, güzel vakit geçiriyorsunuz. Ama nedense bir yandan da içiniz huzurlu değil. İçiniz rahat olsun; korkmayın, eşinizi y ada sevgilinizi aldatmıyorsunuz! Yani sizin birini beğeniyor ya da başka biri tarafından beğeniliyor olmanız, var olan ilişkinizin kötü gittiği ya da sevgilinizi aldattığınız anlamına gelmiyor.

Bu tür flörtler, kendinizi iyi hissettiriyorsa hiçbir sorun yok! 
Hatta ilişki uzmanları bu tür durumların ilişkiye iyi geldiğini bile söyleyebiliyor. Psikiyatrist Murat Dokur da şöyle destekliyor: “Kişilerin kendilerini daha iyi, daha güzel hissedebilmelerine, sevebilir ve sevilebilir olmalarına yardımcı olan ‘sosyal flört’ aldatma değildir. Hatta bu şekildeki bir iyi hissedişin ilişkilere doğrudan yararı olduğunu söyleyebiliriz.”

Yaşam koçu ve İlişki Terapisti Yeşim Varol Şen ise, uzun süreli ilişkilerde ve evliliklerde bu tür Zarasız flörtlerin egoyu yenilediğini belirtiyor: “Bu tür Zarasız flörtler, bireye ‘ben beğeniliyorum, kendimi iyi hissediyorum’ tarzında olumlu bir motivasyon duygusu veriyor ve kişinin mevcut ilişkisine bu olumlu hisleri yansıtmasını sağlıyorsa, faydalı sayılabilir. Sonuçta birey kendisini özel ve güzel hissetmesini, keyifli hissetmesini sağlayacak ve bu pozitif duygularını ve özgüvenini mevcut ilişkisine de yansıtacaksa bunun ilişkiye olumlu bir katkı olacağını varsayabiliriz.”

Peki, zararsız bir flörtle aldatmanın arasında nasıl bir çizgi var? O çizgiyi ne zaman ihlal etmiş oluyoruz? Bunu da şöyle özetlemek mümkün: Eğer siz bir ilişki yaşarken bir başkasını düşünüyorsanız, ilişkiniz yetersiz kalıyor ve bu boşluğu flört ederek doldurma ihtiyacı duyuyorsanız, o zaman zararsız bir flörtten bahsedemeyiz. Flört, spontanelikten çıkıyorsa ve planlı buluşmalara dönüşüyorsa, artık burada bir ilişkiden söz edebiliriz. İçinizi huzursuz eden, var olan ilişkinize yansıtmaktan kaçınacağınız, görülme ve duyulma korkusu yaşayacağınız bir flört artık zararsız olmaktan çıkıyor. Var olan ilişkinizi zedeleyeceğini bile bile flört etmeye devam ediyorsanız, mevcut ilişkinizde yetersiz noktalar olduğu anlamına geliyor. Yeşim Varol Şen, “Bu durumda da çözüm ihanet değil, ilişkideki yetersiz noktaların farkına varılması ve onarılmasıdır” diyor.

“Özel olduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız olabilir”
Yeşim Varol Şen, bu tür davranışlarda egoyu tatmin etme arayışının da etkili olabileceğini söylüyor: “Mevcut ilişkimizde özel olduğumuzu, beğenildiğimizi veya rutinden sıkıldığımızı yeterince hissetmiyor ve bu duyguları Zarasız flörtlerle karşılamaya ihtiyaç duyuyor da olabiliriz. Küçük sosyal flörtler, eğer sonrasında akla takılıp o anı düşündürmüyor ve planlı bir tekrara yol açmıyorsa, bunu aldatma değil de egoyu tatmin etme arayışının da bir ihtiyaçtan doğduğunu yadsıyamayız.”

O, ruh eşiniz olabilir mi?

Eğer gerçekten iyi bir kimyaya ve uzun dönem ilişki potansiyeline sahip olup olmadığınızı merak ediyorsanız...

 “Eee neler yapıyorsun?” ve “Nerelisin?”  bir randevuda sormak için yeterli ışıltıyı taşıyan sorular değil elbette. Zaten size karşınızda oturan insan hakkında cazip bilgiler de sağlamayacaklar. Eğer gerçekten iyi bir kimyaya ve uzun dönem ilişki potansiyeline sahip olup olmadığınızı merak ediyorsanız, bundan daha iyisini yapmalısınız.

Ama ne tür sorular sormalısınız? Farklı ilişki uzmanlarının ortak söylemi, doğru ya da yanlış soru olmadığına dair bir. “Klonunuzu aramıyorsunuz,” diyor Laurie Seale, The Questions to Ask Before You Jump into Be’in yazarı. “birisinin sizin değer ve hedeflerinizi paylaşıp paylaşmadığını yargılıyorsunuz- ki bunu onunla uzun süreli bir ilişki içine girip giremeyeceğinizi bilmek için yapıyorsunuz.”

İşte sorulabilecek bazı sorular:

Eğer şirketin sana bir senelik maaşlı izin dönemi verse, o süreçte neler yaparsın?
Belki Pasifik’te bir adaya kaçacaktır; belki kendi yeni işini kurmaya girişecektir. Ne cevap verirse versin, “Bu son derece açıklayıcı bir soru, ve ilk randevuda sormak için ideal” diyor Seale. “Partnerinizin tutku ve önceliklerini ortaya koyar; bencil ya da hırslı olduğunu öğrenebilirsiniz.” Ayrıca bu insanın neyi önemsediğini ancak şu an zaman ayıramadığını de öğrenmiş olacaksınız.

Utandığın bir anını benimle paylaşır mısın?
Üzerine ketçapla çizdiği bir tabloyu kahkahalarla takdir edebileceğiniz kadar rahat bir insan mı? Eski sevgilisini etkilemeye çalışırken patenlerle tepetaklak olduğu anın gülünçlüğünü sizinle paylaşmaya hazır mı? Burada mühim olan olayın kendisi değil, savunmasız kaldığı zamanları kabullenip kabullenmediğidir. “Eğer partneriniz kabul ederse, mesela bir tv şovuna katıldığını ve gerçekten berbat bir performans sergilediğini, en azından kendisini fazlasıyla ciddiye almıyor demektir” diyor Diane Mapes, How to Date in a Post-Dating World’ün yazarı. Ve unutmayın, bir insan özel fiyaskolarını paylaşıyorsa aynı samimiyeti sizin de göstermeniz gerekir. En iyisi ilk baklanın sizin ağzınızdan çıkması! İşte bunun en basit yollarından biri : “İlk randevular beni tedirgin ediyor, ama kendime her zaman ayakkabımın topuğu kırıldığında mesaim bitene kadar masamdan kalkamadığım günü hatırlatıyorum.”

Eğer evinde yangın çıksa, kurtaracağın tek şey ne olur?
Karşınızdaki insanın duygusal mı yoksa nesnel mi olduğunu merak mı ediyorsunuz? Büyükbabasının cep saatini mi kendi laptopını mı kurtarıyor bunu öğrenin diyor Sharyn Wolf, So You Want to Get Married: Guerilla Tactics for Turning a Date into a Mate’in yazarı. “Neden özellikle onu?” diye sormayı da unutmamalısınız. Böyle tuhaf bir konuyu nasıl açacağınızı düşünüyorsanız, mesela “Bir sürü ilgi alanım ve hobim var, ama en sevdiğim şey yazmak. Evimde yangın çıksa ilk kurtaracağım şey defterlerim olur. Ya senin?”i deneyin.

İnsanların senin hakkında en büyük yanılgısı nedir?
Aslında sadece utangaç olmasına rağmen herkesin hakkında züppe ve burnu havada olduğunu düşündüğünü söyleyebilir. Bunu bilmek güzel olacaktır, özellikle de geçirdiğiniz kısa sürede siz de aynı şeyi çoktan düşünmeye başlamış idiyseniz. “Onun kendisini nasıl gördüğü hakkında fikriniz olacak” diye açıklıyor Wolf. “Ve bu da bir adım geri atıp, yeniden düşünmenize şans tanıyacak.” Bu konuya giriş için ise şöyle bir yöntem öneriliyor: “Bazen insanlar çok fazla konuştuğumu düşünüyor, oysa sadece gergin olduğumda gevezelik ederim. Senin hakkında da yanılgıya düşenler oluyor mu?”

Hayatının hangi bölümünü değiştirmek istersin?
İşte potansiyel sevgilinizin geçmişiyle ilgili çok önemli ayrıntılar öğrenebileceğiniz bir soru. Üniversitede okumak istediği bölüm farklı mıydı? Ya da eski sevgilisi ile ayrılmasına sebep olan o aptallığı yüzünden hala pişman mı? Herkesin pişmanlıkları vardır, bazen kendisinin bile unutmaya çalıştığı. Kimi sorumluluk ve mecburiyetler insanın yaşamını şekillendirebilir. Bu konuya girmek için de yine kendinizi öne atmanızı öneriyor uzmanlar: “Şu an hayatımdan oldukça memnunum, üniversiteden sonra hep düşlediğim seyahate çıkmak yerine o korkunç işe başladığım günleri hatırladıkça çok kötü hissediyorum.”

29 Temmuz 2013 Pazartesi

Erkekleri etkileyen 15 ayrıntı

Sevgilinizin hoşlandığı şeyleri kendi hobiniz haline getirerek erkeğinizin yaşamında daha fazla alana sahip olabilirsiniz. İşte erkek arkadaşınızı ya da kocanızı etkilemek için kulağınıza küpe olması gereken 15 ayrıntı…

Erkek arkadaşınızın ya da kocanızın sizinle birlikte daha fazla vakit geçirmesini istiyorsanız veya ilişkiniz rutine girdikten sonra da sizden sıkılmamasını istiyorsanız

1. Onunla aynı dili konuşabilmeniz için en önemli şey, futbolla ilgilenmeniz. Bunun için yapılacak çok işin var, doğru antrenmana!

- Sabahları gazeteyi tersten okumalısınız. Birden garip geldi, değil mi? Haklısın, ama erkekleri ilgilendiren spor sayfaları son bölümde yer aldığı için. Onlara ayak uydurmanız lazım.

- Onun tuttuğu takım hakkında bilgiye sahip olmalısınız, hatta asla kötü bir şey söylememelisiniz!

- Takımlara yapılan yeni transferleri takip etmeyi unutmayın.

- Hangi futbolcu hangi takımda oynuyor, bilmemek olmaz!

2. Biz kadınlar, nedense erkekler hoşlandıkları kadınlardan bahsederken hemen kulp takarız. Artık bundan vazgeçmelisiniz. Onun size bahsettiği kadından hoşlanmasan bile olumsuz konuşmamalısınız, yoksa çok bozulur!

3. Play Station için çıkan bütün oyunlarını takip etmelisiniz.

4. Tıraş olmamış birine laf etmeyin. Siz her gün tıraş olmak ne demek biliyor musunuz? (Ah, bir de onlar bizim ağda yaparken yaşadıklarımızı bilseler…)

5. Onunla beraber alışverişe çıkmayı aklınızdan bile geçirmeyin. Birlikte sadece Nike, Puma, Adidas gibi spor malzemeleri satan mağazalara gidebilirsiniz. Zaten diğerlerine gitmek istemez.

6. Saçma sapan espriler yaptığında ona gülmelisiniz. Hatta siz de ona katılın!

7. Her gün gömlek ve çorap değiştirmenin ne kadar “gereksiz” olduğunu yoksa bilmiyor musunuz? Hemen öğrenseniz iyi olacak.

8. Bir şey anlattığında anlamadıklarınızı ona sormayın. Sonradan nasılsa anlarsınız.

9. Sizin yanınızdayken arkadaşlarıyla ilgileniyorsa kıskançlık yapmayın. Zamanla sizin varlığınızı kabul edecektir.

10. Onun tarzını yakalayın.

11. Cep telefonlarının markalarını, modellerini bilmenizde fayda var. Böyle önemli bir genel kültür konusunu (!) bilmediğin zaman ortamda bakakalmak islemezsiniz, değil mi?

12. Onun arkadaşlarını asla eleştirmeyin, çünkü bunu kaldıramaz! Arkadaşları yüzünden onunla kavga etmeye değmez…

13. Yanınızdayken kalori hesabı yapmamalısınız. Aldığınız kiloları boş bir zamanınızda nasılsa verirsiniz.

14. 24 saat romantizm olmaz… En azından sinemada aksiyonu tercih etmelisiniz!

15. Onun yanındayken evlilikten bahsetmeyin. Erkekler evlilik hususunda biraz hassastırlar!

'Ne seninle ne de sensiz' diyen kadınlara

İlişkinin uzunluğu ya da kısalığı önemli değildir. Önemli olan ilişkinin içinde ne kadar yoğun duygular yaşadığınız ... Doğmak, büyümek ve ölmek kadar doğaldır ayrılıklar. İlişki başlar, gelişir ve biter.

İlişkiniz tek taraflı ya da anlaşarak bitti ama siz onu hala unutamıyorsunuz. O hala aklınızda. Onu gördüğünüzde kendinizi kötü hissediyor ve özlüyorsunuz. Hatta hayatınızı daim ettiremeyecek duruma geldiniz. Uyuyamıyorsunuz, işlerinize yoğunlaşamıyorsunuz. Onunla olmak istiyorsunuz ama geri dönmemeniz için pek çok nedeniniz var. Ne beraber olabiliyorsunuz ne de ayrı kalabiliyorsunuz.

Birbirinizin hayatına başkalarının gireceği sinyallerini alınca çılgına dönüyorsunuz ve bitmez tükenmez çatışmalar yaşıyorsunuz. Eğer durum bu kadar vahimse öncelikli olarak profesyonel bir yardım almanızı öneririz. 'Ben kendim atlatacağım' diyorsanız, eski sevgili sendromunu atlatabilmeniz için birkaç tüyo vereceğiz.

Az ya da çok, bir şekilde bu ayrılık size zarar verdi. Şimdi kendinizi toparlama zamanı. İlk olarak onu sosyal ağlarınızda arkadaşlıktan çıkarsanız iyi edersiniz. Yoksa uykusuz gecelerde 'Kime ne yazmış, kimi eklemiş, kiminle beraber nereye gitmiş' diye sabahlara kadar sürecek araştırmalar içinde bulacaksınız kendinizi. Ve en kötüsü gördüğünüz en küçük şeyde kurmaya başlayacaksınız ve canınız daha çok yanacak. 'Yok, hayır ben kendimi tutarım kurcalamam' diyorsanız unutmayın; bir şekilde karşınıza çıkacaklara hazır olmalısınız. 'Sinek küçüktür ama mide bulandırır.'

Sosyal ağlar hayatımızda çok fazla yer kapladığı için olacak ki uzmanların 'sevgiliyi unutma' kurallarının içinde sosyal medyadan uzaklaşın uyarıları yer alıyor. Ayrıldığınız sevgilinizi ağınızdan silmiyorsanız ya da sildiyseniz ve  ortak arkadaşlarınız hala duruyorsa duvarınızda 'aşk acısı çeken kadın' sözleri paylaşmayın. Hem 'vah zavallı' demesinler hem de bir süre ortadan kaybolmak, sizden haber alamaması ya da ruhunuzun ne durumda olduğunu anlayamaması iyi olacaktır.

Karşılaşacağınız yerlere gitmeyin. Ortak doğum günü partileri, sosyal etkinlikler, gitmekten zevk aldığı mekanlar, aynı spor salonu. Bir süre karşılaşmamanız sizin için çok iyi olacaktır. Diyelim ki aynı iş yerinde çalışıyorsunuz ya da aynı okulda okuyorsunuz. Ders aralarında onun olmadığı yerlerde bulunun. İşlerinize ve derslerinize yoğunlaşın. Uzmanlar unutmak için beyni yorgun düşürmenin en iyi etken olabileceğini belirtiyorlar.

Eski mesajları ve mailleri silin. Evet, bazen bunları hatıra olarak saklamak yıllar sonra tekrar okumak istiyor olabilirsiniz ama şunu düşünün. Bu günler geçecek ve siz yeniden aşık olacaksınız. Hayatınıza aldığınız yeni insanın bunlarla karşılaşması pek hoş olmayacaktır. Hem 'Ne kadar mutluymuşuz, neden bitti?' gidi soruları kafanızdan atmak için artık o mesajlara ihtiyacınız yok!

'Ne kadar severse sevsin, insanın durup dinlenmesi gereken bir saat var.' Aynen böyle! Sevdiğiniz adamı unutmak için asla bir başkasının kollarına atmayın kendinizi. Hem beraber olduğunuz insana hem de kendi kişiliğinize ciddi bir yanlış yapmış olursunuz. Bir süre durup, dinlenmeli ve aklınızdan tamamen çıkarana kadar kimseyle beraber olmamalısınız. Yoksa eski ve yeni arasında kıyaslamalar yapar yine mutsuz olan siz olursunuz.

Saçlarınızla oynamayın! Hepimizin ayrılık sonrası ilk işi kuaförüne koşmak olur. Sonra pişmanlıklar başlar. 'Bu renk bana yakışmadı, keşke kestirmeseydim, saçlarımdan ne istedim'. Evet, değişiklik insana iyi gelir ama neden hıncınızı saçlarınızdan alıyorsunuz ki? Radikal kararlar almamanız gereken bu evrede bırakın saçlarınız olduğu gibi kalsın. Onun yerine tarzınızda, gardırobunuzda değişiklikler yapın.

Alkol almayın. Alkol alacaksanız telefonunuzu yanınıza almayın. Ayrıldığınızdan beri hiçbir şekilde iletişim kurmamış olabilirsiniz ama alkolün etkisiyle ertesi gün pişman olacağınız mesajlar atabilirsiniz. O size geri dönüş yaparsa ya da yapmazsa her iki durumda da kendinizi daha kötü hissedeceksiniz.

Onu kıskandırmaya çalışmayın. Acıdan ne yaptığınızı bilemez hale geldiniz. Kız arkadaşlarınızla çıkıp geziyorsunuz, uzun zamandır görüşmediğiniz arkadaşlarınızla görüşüyorsunuz. Bunlar çok güzel ve olağan şeyler lakin tüm bunlar yaşanırken ayrıldığınız sevgilinizin gözüne sokmayın.

Ve unutmayın; Çıktığınız kapıyı asla sert çarpmayın çünkü geri dönmek isteyebilirsiniz.