23 Ocak 2014 Perşembe

“SAĞLIK MUHABİRİ, SAĞLIK PAZARINDAN UZAK DURMALI”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Televizyonlarda ve gazetelerde reklam amaçlı yapılan ürün tanıtımlarının günümüzde insan sağlığını tehdit eder konuma geldiğini belirten Cumhuriyet Gazetesi Sağlık Muhabiri Sibel Bahçetepe, “Çünkü sağlık, büyük paraların döndüğü büyük bir pasta. Pastadan pay alan çok sayıda bileşenin yer aldığı günümüzde, sağlık haberlerini yaparken, sağlık muhabirine düşen en önemli görev haberin doğru ve bilimsel olması, tarafsızlığı ve maddi beklentiden uzaklığıdır” diye konuştu.

Sağlık haberciliği hata kabul etmez, en ufak bir yanlış bilgi kitlelerin yanlış bilgilenmesine neden olacaktır. Nitelikli, doğru ve tarafsız haberciliğin bu işin önemli kilit noktası olduğunu kaydeden Cumhuriyet Gazetesi Sağlık Muhabiri Sibel Bahçetepe, konu ile ilgili şunları söyledi: “Sağlık haberleri her zaman toplumun ilgisini çeken haberler olmuştur. Ancak geçmişte teknolojinin bu kadar gelişmiş olmaması, bilgi akışının daha yavaş olması nedeniyle yetersiz kalan bilgilendirici sağlık haberleri, günümüzde gelişen teknoloji ve insanların bilgiye hızlı ulaşması sonucunda daha çok yer almaktadır.

Sağlık, Büyük Paraların Döndüğü Büyük Bir Pasta
Teknoloji, hızlı bilgiye erişimi sağladığı gibi bazen de dezavantajlı da olabilmektedir. İnternet ortamında bilimsel olarak doğruluğu kesinleşmemiş ürünlerin satışının yapılması, televizyonlarda ve gazetelerde reklam amaçlı yapılan ürün tanıtımları gibi durumlar günümüz çağında insan sağlığını da tehdit eder konuma gelmiştir. Çünkü sağlık, büyük paraların döndüğü büyük bir pasta. Pastadan pay alan çok sayıda bileşenin yer aldığı günümüzde, sağlık haberlerini yaparken, sağlık muhabirine düşen en önemli görev haberin doğru ve bilimsel olması, tarafsızlığı ve maddi beklentiden uzaklığıdır.  Bugünkü durumda ne yazık ki buna çok fazla dikkat edilmediğini üzülerek söyleyebilirim. Popülist yaklaşımlar üzerine kurulu haberler, bilimsel olarak kanıtlanmamış ürünlerin reklam ve haberlerinin sık sık kullanılması, tüm bunları yaparken halkın sağlığı değil paranın düşünülmesi ne yazık ki bazı sağlık haberlerine tereddütle yaklaşılmasını sağlamaktadır.


Sağlık Muhabiri, Haberlerini Yaparken Büyük Rantların Döndüğü Bu Pazara Girmemeli
Sağlık muhabiri, haberlerini yaparken kesinlikle büyük rantların döndüğü bu pazar alanı içine girmemeli, halka nitelikli, bilimsel ve doğru bilgileri aktarmakla kendini yükümlü görmelidir. Aksi takdirde atılan yanlış adımlar ve ortaya çıkabilecek sağlık problemlerinin sorumlusu, toplumu etkilemedeki gücü yadsınamayan medya mensubuna ait olacaktır ki bu çok büyük bir sorumluluktur.   

Sağlık Muhabirinin Branşlaşmış, Bu Alanda Uzman Kişi Olması Önemli
Sağlık muhabirleri toplumun sağlığına ışık tutan haberleri yapan medya çalışanları olduğu için yaptıkları haberlerde çok titiz olmalıdır. Yapılan en ufak bir hata, bilimsellikten uzak ve reklama dayalı haberler insanları yanlış yönlendirecek, onların gereksiz yere umutlanmasını sağlayacak, belki de yok yere tedavi olmak için para harcamalarına yol açacaktır. Yanlış tedavi bazen geri dönüşümü olmayan sonuçlara bile yol açabilmektedir. Burada önemli olan sağlık muhabirinin branşlaşmış, bu alanda uzman kişi olmasıdır. Uzman sağlık muhabiri, haberlerini yaparken üniversitelerde görevli akademisyeni,  yapacağı haber ile ilgili uzmanlığı olan derneği, kısaca haber kaynaklarını yakından tanır, bilir ve güvenebileceği kurumları daha iyi tespit eder.
Uzman sağlık muhabirleri aynı zamanda kendilerini de sürekli olarak geliştirmeli, ulusal ve uluslararası tıp kaynaklarını da yakından takip etmelidir, haber yazarken birçok kaynağa başvurarak haberini tamamlamalıdır.


Uzman Sağlık Muhabiri Haberin Doğruluğundan Emin Olmadan Yayınlamaz
Sağlık haberleri, bu alanda uzmanlaşmış sağlık muhabirleri tarafından yapılmalıdır. Bu halkın doğru ve kaliteli bilgiye ulaşmasında da çok önemlidir. Uzman olan bir sağlık muhabiri haber kaynaklarını bilir, hangi konuda kim ile görüşülebileceğine hızlı ve doğru karar verir. PR şirketlerinden servis edilen “ilk kez kullanılan tedavi yöntemi”, “x hastalığını tedavi eden ilaç”, “ilaçsız tedavi” gibi halkın dikkatini çekecek başlıklı haberleri sorgular, bilim insanlarına bu haberleri doğrulatır, haberin doğruluğundan emin olmadan yayınlamaz. Toplumu, hasta ve hasta yakınlarını umutlandıracak haberlerin hassasiyetini bilerek hareket eder. Bu nedenle de sağlık haberlerinde uzmanlaşmak önemlidir. Sağlık haberleri siyasi görüş, toplumsal ve ekonomik statü fark etmeden toplumun tamamını ilgilendiren haberlerdir. 

"İlk, Kesin Tedavi" gibi Haberleri Kullanırken Daha Dikkatli Davranan
İdeal sağlık muhabiri alanında en az 2-3 yıl deneyimli olan biri olmalıdır. Sağlığı  araştıran, sorgulayan, kuşkucu olan, bir haberi yaparken tek bir kaynak ile görüşmeyen, haberde suçlayıcı öğeler varsa suçlayan ve suçlanan her iki tarafı da dinleyen, "ilk, kesin tedavi" gibi haberleri kullanırken daha dikkatli davranan, yapacağı haberin ne kadar büyük bir kitleyi etkilediğini düşündükten sonra haberine imza atan kişi olmalıdır.


“Haber Kaynağı, Haberciyi Yönlendirmemeli”
Her ne olursa olsun haber kaynağı, haberciyi yönlendirmemeli,  etki altına almamalı, haberci de haberlerinde tarafsızlığa, objektifliğe dikkat etmelidir.  Haberde reklam içeren unsurlar olmamalıdır.

Halkın Dikkatini Çekecek Diye Tıp Etiğine Aykırı Görsel Malzemeler Kullanılmamalı
Sağlık haberlerinde halkın anlayabileceği sade ve akıcı dil kullanılmalı. Tıbbi terimlere çok yer verilmemeli. Çünkü haberler, toplumun her kesiminden insan okumaktadır.  Görsel meteryaller ise magazinsel olmamalı, haberin içeriğinden çok ön plana çıkmamalıdır. Yalnızca halkın dikkatini çekecek diye tıp etiğine de aykırı görsel malzemeler kesinlikle kullanılmamalı, buna dikkat edilmelidir.   


Ürün Pazarlamaya Yönelik Programlardan Kaçınılmalı
Sağlık programlarında insanları yeni ürünler almaya teşvik edilmemeli, ürün pazarlamaya yönelik programlardan kaçınılmalıdır. Modern tıbbın önemine dikkat çekilen, bilim insanlarının olduğu bilinçlendirici içeriğe sahip programlar yapılmalıdır.

Blog Sahibi Alanında Uzman  Ve Yaptığı Haberlerde Ürün Tanıtımı Yoksa Faydalı
Sosyal medyada her türlü haberin hızla yayıldığı düşünülerek verilecek haberlerin güvenirliliği ve geçerliliğine dikkat edilmelidir. Blog sahibi alanında uzman ise ve yaptığı haberlerde ürün tanıtımı ve maddi beklentisi yoksa faydalıdır.

Tıp Doktoru Olmayan Bazı Kimseler Bazı Bitkisel Ürünlerle Birçok Hastalığı Tedavi Ettiğini İddia Ediyor
Haberleri her insanın farklı sağlık özellikleri olduğunu dikkate alarak değerlendirmeli, yapılan haberlerde şifa beklentisine girmemeli. Halk da bu tür haberleri okurken ya da izlerken, program da ya da haberin içeriğinde kimlerle görüşüldüğüne, görüşülen kişilerin uzmanlıklarına dikkat etmelidir. Günümüzde ne yazık ki tıp doktoru olmayan bazı kimseler yine bazı bitkisel ürünlerle birçok hastalığı tedavi ettiğini iddia etmektedir. Birçok bilim insanı, sağlık dernekleri ve tabip odaları, bu tür reklam ve yayınlara dikkat çekerek "itibar" edilmemesi gerektiğini de sık sık vurgulamaktadır. Halk, bu açıklamaları da dikkatle takip etmelidir.


Çok Kez İhlal Edilmesine Karşın Cezai Yaptırımların Çok Fazla Uygulandığını Düşünmüyorum
Sağlık yayınları ile ilgili reklama, hasta haklarını ihlal edecek durumlara karşı Sağlık Bakanlığı'nın denetimi mevcut. Ancak bu durumlar çok kez ihlal edilmesine karşın cezai yaptırımların çok fazla uygulandığını düşünmüyorum. Birçok yayında ürün reklamı, hasta hakları ihlali, tıp etiğine aykırı durumlara rastlamamıza karşın söz konusu durumların devam etmesi denetim yetersizliğini düşündürebilir. Sağlık yayınlarının denetleme, izleme ve gözetimi için bu konuda üniversitelerdeki bilim adamlarından, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden ve sağlık meslek örgütlerinden de destek alınmalıdır.

Kaynak Haberin İçinde Belirtilmelidir
Haberlerde bazen bilimsel tıp dergilerinden ya da sağlık yayınlarından alınarak yapılan haberler olabiliyor. Bu tür özel haberlerin, başka kuruluş tarafından kullanılması durumunda elbette kaynak haberin içinde belirtilmelidir."

Sibel Bahçetepe kimdir?
1983 yılında İstanbul Bakırköy doğumlu. İlkokul, ortaokulu, liseyi derece ile Mustafakemalpaşa'da tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo,TV ve Sinema bölümünü kazandı. Aynı üniversitede Rehberlik ve Psikoloji Danışmanlık bölümünü yarıda bıraktı. Power Fm, Haber Türk, TRT gibi kurumlarda stajların ardından Cumhuriyet Gazetesi'ne stajyer olarak girdi ve çalışmaya başladı. 10 yıldır Cumhuriyet Gazetesi'nde çalışıyor. Gazeteye ilk başladığında psikoloji bölümünde öğrenci olması, sağlık haberlerine olan ilgisini ön planda tuttu.  Daha sonra bu alanda uzmanlaşmaya karar verdi. Bugüne dek İstanbul, Eskişehir Tabip Odaları, İstanbul Eczacı Odası, Hastane Dergisi, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Anestezi ve Reanimasyon Derneği, Bezmi Alem Üniversitesi gibi çeşitli kurum ve kuruluşlardan ödüller kazandı. Amacı sağlık haberlerini yaparken, halkın doğru bilgilenmesini sağlamak.

22 Ocak 2014 Çarşamba

“SAĞLIK PROGRAMLARINDA SPONSORLUKLAR GÜNDEM DIŞI TUTULAMAZ”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Hastane gruplarının yanı sıra kamu hastaneleri vakıf ya da üniversite hastaneleriyle yol arkadaşlığı yaptıklarını belirten TV 24’de “Sağlık Merkezi” programının yapımcısı ve sunucusu Meral Karadağ, “Sponsorlukları gündem dışı tutamam çünkü TV kanalları sağlık programlarını ancak bu şekilde yapıyorlar” dedi. 

Sağlık programlarında uzmanlık alanının dışında isimler konuk ediliyor. Peki bu durum halkın sağlığıyla oynamak olmuyor mu? Sponsorlukların gündem dışı tutulamayacağını ancak çiçekçi, böcekçi otçu konuk olamayacağını, tıp etiğine uygun ve yasal prosedürleri kırmızı çizgi olarak benimsemiş bir program yaptığını kaydeden TV 24’de “Sağlık Merkezi” programının yapımcısı ve sunucusu Meral Karadağ, konu ile ilgili şunları söyledi: “Sağlık ve yaşam haberleri her zaman görsel, yazılı yada işitsel medyanın odağında yer aldı ve dikkat çekti, özellikle son 10 yıldır tıp alanındaki gelişmeler, teknolojinin yaptığı devrim yine sağlık alanındaki yeni jenerasyon tedaviler elbette halkın dikkatinin daha çok bu haberlere yönelmesini sağladı. Ancak benim dikkat çekmek istediğim nokta 20 yıl önce artış gösteren AIDS hastalığı ardından kanser türlerindeki artış teknolojiyle yaşamımıza giren ve alevlenen bazı hastalıklar obezite ve morbit obeziteyle beslenmeye duyulan ilgi sağlık haberlerinin daha çok takip edilmesini ilgi görmesini sağladı. Keşke gündeme bu haberler bu denli sık gelirken sektör uzmanlık olarak sağlık haberciliğini de besleyebilseydi bu aynı paralelde ivme kazanamadı!

Sağlık Reyting Malzemesi Olamaz Olmamalı!
Sağlık haberleri toplumsal olayların işlendiği haber başlıkları veya günümüzde gündemde yer işgal eden politik konjöktürün ortaya konulduğu haberler kadar dikkat ve özenle yapılmak zorunda hatta çok daha dikkatli yapılmak zorunda zira yapılan haberler birçok insanın yaşamında umut olabileceği gibi tam aksi yönde de etkili olabilir. Özellikle iddialı ve kesin haber spotlarından kaçınılması gerekiyor. Vakayı olduğu gibi yansıtmak önemli, multidisipliner bakış açısıyla irdelenmesi gereken vakalarda farklı uzmanlardan görüş almak zorundasınız ve elbette abartısız yalın bir dille haberi aktarmak zorunluluğunuz var. Sağlık reyting malzemesi olamaz olmamalı!


Bizler Minimal Ekiplerle İş Yapıyoruz
Haber kaynaklarımız maalesef genellikle basın bültenleri oluyor keşke biraz daha araştırmacı olabilsek. Sağlık Merkezi programında genellikle doktorlarla istişare ederek başlıkları belirliyoruz, zaman zaman basın toplantıları ve genellikle de kongreleri izliyorum. Lakin bütün bunlar ekip işi bizler minimal ekiplerle iş yapıyoruz.

Genç Muhabirler Biraz Daha Aceleci Sanki
İdeal sağlık haberinde, ilgili farklı branşlarda birkaç uzmandan görüş almayı yabancı literatürü karıştırıp haber yada konu başlığını önceden etüt etmiş olmayı tercih ediyorum. Genç muhabirler biraz daha aceleci sanki konuyu işlerken insan unsuru elbette göz ardı edilmemeli. Özellikle haber uğruna hasta veya yakınları refüze edilmemeli. İnsani yönü gazetecinin her zaman bir tık önde olmalı. Bu 20 yıllık meslek hayatımda önceliğim oldu ve pişmanlık duymadım.

Haberde Hem Hasta Hem Hekim Haklarını Gözetmeniz Gerekiyor
Mesleğe haberci olarak başladım bu sebepten bana göre gazeteciliğin kuralları evrenseldir ve tüm branşlarda çok farklılık göstermez. Elbette haberinizin doğru kaynağı olmalı, bilimsel altyapıya oturmalı ve tıp etiğine sadık kalmalısınız. Haberde hem hasta hem hekim haklarını gözetmeniz gerekiyor. Yine mevzuata uygun işler yapmanız gerekiyor ayrıca empati kurmanız şart. 
Araştırmacı göz, haber kokusu alma yeteneği, bilgi donanım bunları saymıyorum bile bunlar gazeteciliğin olmazsa olmazları çünkü!


Sponsorlukları Gündem Dışı Tutamam Çünkü TV Kanalları Sağlık Programlarını Ancak Bu Şekilde Yapıyorlar
Biz sağlık programcıları için durum biraz farklı… Ben hem yapımcı hem sunucuyum, “Sağlık Merkezi”, 1100 bölüm yayın yapmış bir program. Sponsorlukları gündem dışı tutamam çünkü TV kanalları sağlık programlarını ancak bu şekilde yapıyorlar. Biz de hastane grupları yanı sıra kamu hastaneleri vakıf ya da üniversite hastaneleriyle yol arkadaşlığı yapıyoruz. Sağlık merkezi programında çiçekçi, böcekçi otçu konuk olmaz olamaz, tıp etiğine uygun, yasal prosedürleri kırmızı çizgi olarak benimsemiş bir programız.

İzleyici Reklam Kokan Yayınlara İtibar Etmiyor
Çok şükür iyi bir izleyici kitlemiz var yayınlarımız takip ediliyor. Sağlık sektöründe reklam yasakları çok daha sert ancak hastaneler kurumsal kimliklerini oturtmak ve marka bilinirlik için elbette uzman kadrolarını programlarımızda izleyici ile buluşturmak istiyorlar ki bu bir reklam çalışmasından ziyade editoryal çalışma. Zaten izleyici reklam kokan yayınlara itibar etmiyor emin olun.

Genellikle Cerrahi Branşlara, Tüp Bebek Tedavisine Ve Plastik Cerrahiye İlgi Var
Biz konuklarımızı seçerken izleyiciden gelen talebi değerlendiriyoruz ancak, elbette işbirliği yaptığımız kurumlarla da ortak strateji belirliyoruz. Genellikle cerrahi branşlara, tüp bebek tedavisine ve plastik cerrahiye ilgi var. Programda koruyucu tedavilere yer vermeye gayret ediyorum. Dil yalın olmalı, sade ancak keyifli anlatım. Telefon bağlantılarında anlıyorum bizi Şırnak, Mardin, Hakkari de izliyor, Metropollerde ortak bir dil geliştirmek sıcak ve samimi olmak zorundasınız. Programda en sevdiğim anlar izleyici ile sohbet ettiğim anlar. Hayır duası aldığım anlar için şükürler olsun. 

İnternetten Bilgi Alacaksa Vatandaş, Güvenilir Sitelere Başvurmalı
İnternette çok başıboş bilgi var maalesef. Doktora gitmeden belirtilerden yola çıkarak internetten kendine teşhis koyup, abartarak tedaviye yeltenenler var ki bu çok tehlikeli. İnternetten bilgi alacaksa vatandaş, güvenilir sitelere başvurmalı ve çok kaynak karıştırmalı. İnternet maalesef çok denetimsiz bırakılmış bir mecra.


Kesinlikle de Bu Denetim Olmalı
Bizim programlarımızda RTÜK, Sağlık Bakanlığı, özel hastaneler birliği, rekabet kurulu gibi mekanizmalar var denetim yapan, üstelik son derece caydırıcı müeyyideler uygulanıyor. Kesinlikle de bu denetim olmalı, otokontrollü olmanız elbette hepsinden değerli.

Kan Revan İçinde Görüntüleri Ekrana Getirmek Zaten Yasaklar Olmasa Da Uygun Değil
Ben görsel medya alanında yayıncılık yaptığım için programda kullandığım görüntülerde RTÜK kurallarına uygun standartta görsel malzeme kullanıyorum, kan revan içinde görüntüleri ekrana getirmek zaten yasaklar olmasa da uygun değil. Daha çok grafik animasyon kullanmayı tercih ediyoruz ve ciddi bir arşive sahibiz.
Haberlerin altında kaynak belirtilmek elbette gerekli, bu sorumluluk doğru haberi beraberinde getirir.”

Meral Karadağ kimdir?
1993 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu ardından aynı üniversitede yüksek lisansını yaptı. Aynı yıl TGRT de spiker-editör olarak işe başladı. Kanal 7, Flash TV, Kanal 6, Skytürk kanallarında spiker, yapımcı ve editör olarak çalıştı. Alem FM’de uzun seneler yöneticilik yaptı. İlk sağlık programını 2003’te SKYTÜRK’te yaptı ancak yıllar sonra 24 TV’den aldığım teklifle yeniden sağlık programcılığı yapmaya başladı.
Yazılı basın macerası olarak Tercüman, Akşam ve Güneş gazetelerinde köşe yazarlığı ve özel röportajlar yapmakla başladı. Uzun yıllar radyo, TV ve gazete birlikte yürüttü. Sağlık Programcılığını seviyor ancak “ben önce gazeteciyim yarın başka bir kulvarda da olabilirim” diyor.

21 Ocak 2014 Salı

En Etkileyici Parfümler

Özgür, duru, romantik, baştan çıkarıcı… Tarzınız ne olursa olsun kısa bir araştırmayla hayalini kurduğunuz parfüme ulaşmanız an meselesi. Parfüm seçiminde notaların tene uyumu ve uyandırdığı duygular kadar şişe tasarımının etkileyici olması da önemli. Parfümünüz bir bütün olarak sizi yansıtmalı. Bu amaçla sizler için en etkileyici parfüm şişelerini derledik.

Guerlain La Petite Robe Noire

Guerlain La Petite Robe Noire, küçük siyah elbisenin fenomen hikayesiyle romantik aynı zamanda yaramaz ve baştan çıkarıcı kadınlara sesleniyor.


Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Paco Rabanne Invictus

Sizi erkeklerin yeni güçlü dünyasına çağıran Paco Rabanne Invictus’un tasarımı da kendisi gibi yenilmez!


Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Marc Jacobs Daisy

Zamanında yaratıcı tasarımıyla FIFI ödüllerini de kazanan Marc Jacobs Daisy, senelere meydan okuyor ve orijinalliğini koruyor. Şişe tasarımı parfümün adı gibi papatya şeklinde ve çok renkli! Enerjik ve cesur kadınların seçimi Marc Jacobs Daisy, meyveli notalarıyla bağımlılık yaratıyor.


Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Roberto Cavalli Just Cavalli

Piton, cam ve metalin birleşimiyle hayat bulan tasarım, Cavalli erkeğinin baştan çıkarıcı karakterini ve tutkusunu yansıtıyor.

Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Flower in the Air

Flower in the Air, şişe tasarımında her detayın ne kadar önemli olduğunu gösteren bir diğer parfüm. Çiçeklerin özgürlüğünden esinlenen tasarım, kırmızının enerjisinden yararlanıyor ve kısalığıyla Flower by Kenzo ile arasındaki bağı vurguluyor.


Bu ürünü incelemek için tıklayın.

Lolita Lempicka Feminine

Lolita Lempicka Feminine, elma şeklindeki tasarımı ve mor rengiyle masallar kadar tutkulu!


Bu ürünü incelemek için tıklayın.

İçlerinden hiçbiri size göre değil mi? Ya da parfümünüzü değiştirmek mi istemiyorsunuz Hepsiburada’da 99,90 TL’den başlayan fiyatlarla alabileceğiniz yüzlerce parfüm modelini inceleyebilirsiniz veya kendi parfümünüzün Hepsiburada.com’daki fiyatına göz atabilirsiniz. Hepsiburada.com’daki parfümler için tıklayın. :)

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Sıcak içeceklerle kış hastalıklarından korunun

Havaların soğumasıyla beraber içecek tercihlerimiz de değişmeye başlar. Kahve ve çay dışındaki bitki çayları içimizi ısıtmanın yanı sıra hem şifa verir hem de hastalıklardan korunmamıza yardımcı olurlar. Ayrıca bitki çayları kışın azalan su tüketimine karşı sıvı ihtiyacımızı da takviye ederler.

Bitkilerin ve çaylarının bazı hastalıkların tedavisinde olumsuz etkileri olabilmektedir. Bu sebeple tedavi gören kişilerin tedavilerini yürüten doktorlara danışmadan hiçbir bitki çayını tüketmesi önerilmez.

Kışın genelde tercih edilen bitki çaylarının her birinin farklı özellikleri ön plana çıkmaktadır.

Ihlamur: İdrar söktürücü, göğsü yumuşatıcı ve balgam söktürücü özellikleri ile kış aylarının vazgeçilmez içecekleri arasında bulunmaktadır. Ayrıca hazmı kolaylaştırıcı etkisi vardır. 1 tatlı kaşığı bal ile içildiğinde mideyi rahatlatır. Bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine de yardımcı olarak soğuk algınlığı ve gribe karşı koruyucu etki gösterir.

Kuşburnu: Yüksek oranda C vitamini içeren kuşburnu kan sulandırıcı etkisinin yanı sıra bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine de yardımcı olarak soğuk algınlığı ve gribe karşı koruyucu etki gösterir.

Adaçayı: Adaçayı kuvvetli bir antioksidandır. Antioksidan özeliği ile bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara yakalanma ihtimalini azaltır. Vücutta oluşan ve biriken zararlı maddeleri vücuttan atarak hücrelere zarar vermeyecek hale getiren sisteme antoksidan sistem, bu sisteminin çalışmasını sağlayan maddelere ise antioksidan maddeler denmektedir. Yemek sonrası içildiğinde hazmı kolaylaştırır. Ancak bileşiminde bulunan bazı aromatik maddeler yüksek dozlarda alınırsa zehirli olabilir. Bu sebeple dikkatli tüketilmelidir

Çay: Son yıllarda çayın sağlık üzerine etkilerine yönelik araştırmalarda çayda bulunan polifenoller ve flavonoidlerin hücre ve dokulardaki oksidasyonu engelleyici antioksidan etkileri tespit edilmiştir. Günlük 6 fincana kadar çay tüketiminin 1 hafta içinde kan antioksidan kapasitesinde artış sağladığı gözlenmiştir. Ayrıca içerdiği kateşinlerin metabolizmayı hızlandırarak kilo kontrolüne yardımcı olduğu düşünülmektedir. Ancak çayın bu faydalarının yanı sıra, özellikle demir emilimini azaltıcı (çay limonlu içilirse bu etki azalır) ve kalp ritmini bozucu etkilerinde dolayı günde 3-4 fincandan fazla içilmemesi önerilmektedir.

Kahve: İçerdiği kafeinin santral sinir sistemini uyarıcı etkisi vardır. Kafeinin etkileri kişiden kişiye farklılık göstermekle beraber en sık rastlananlar kalpte ritim bozukluğu ve çarpıntı, hipertansiyon, kansızlık ve mide rahatsızlıklarının artmasıdır. Uyanık kalmak ve yorgunluğu azaltmak amacıyla biraz fazla tüketilmesi alışkanlık yapabilmektedir. Ayrıca kafein idrar ve dışkı yoluyla az miktarda kalsiyum kaybına da neden olmaktadır. Bu sebeple kahveyi latte veya capuccino şeklinde sütlü olarak içmek kalsiyumu takviyesine yardımcı olacaktır. Kilo kontrolü sağlamak amacıyla tam yağlı süt yerine düşük yağlı veya yağsız sütler tercih edilebilir.

Kakao: Çok eski dönemlerden itibaren uyarıcı etkisi sebebiyle konsantrasyonu artırdığı bilinen kakaonun başka faydaları da bulunmaktadır. Nottingham Üniversitesi’nde yapılan bir çalışma kuvvetli bir antioksidan olan ve kakao çekirdeğinde bulunan flavanolün, beyne daha fazla oksijen gitmesini sağladığını göstermiştir. Ayrıca kakaonun LDL kolesterolün oksidasyonunu önleyerek damar hastalıkları riskini azalttığını gösteren çalışmalar da vardır. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından Panama’da kakaonun doğal biçimini tüketen Kızılderili kabileleri üzerinde yapılan incelemelerde araştırmaları destekleyen bulgular tespit edilmiştir. Uzmanlar bu noktada, kakaonun yüksek oranda yağ ve şekerle alınmamasını gerektiğini vurgulamaktadırlar.

Biz de sizlerle kakaoyu etkin olarak kullandığı bilinen Aztek kabilelerinin, konsantrasyonu artıracak ve metabolizmanızı hızlandırarak enerji yakımınızı artıracak, son derece sağlıklı bir kakaolu içecek tarifi paylaşmak istedik:

AZTEK KABİLELERİNİN HAYAT İKSİRİ BAHARATLI KAKAO TARİFİ
Malzemeler
2 su bardağı yağsız süt
1 yemek kaşığı esmer şeker veya tatlandırıcı
1 yemek kaşığı bal
1 tatlı kaşığı küçük küçük kesilmiş taze zencefil
1 tatlı kaşığı karanfil (5-6 adet)
1 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
1/4 su bardağı şekersiz kakao
1 tatlı kaşığı vanilya
Hazırlanışı
Büyük bir cezveye süt, şeker, bal, zencefil, karanfil ve kırmızıbiberi koyun. Orta kısıklıktaki ocakta ısıtmaya başlayın, kaynamaya başlayınca altını kısın, 3 dakika kadar kaynatın ve ocaktan alın. Tel süzgeçten süzün, kakao ve vanilyayı ilave ederek köpürünceye kadar karıştırın. Isıtılmış fincanlarda servis edin.

Kırışıklıklar İçin Estetiğe Gerek Yok!

Uzmanlar yaşlanmanın altında yatan nedenleri bulma arayışlarında, cildin yaşlanmasının temel ilacının hücre yenilenmesi olduğunu buldular. Hücre yenilenmesinin temel maddesi ise protein. 

Hücrelerimizin yapıtaşları aminoasitlerden oluşmaktadır. Protein sindirilirken amino asitlere parçalanarak hücrelerin kendilerini yenilemelerinde kullanılır. Yeterince protein alınmazsa vücudumuzun yaşlanma süreci hızlanır.

Bu basit gerçek, beslenmeye bakışınızı gelecek öğünden başlayarak değiştirebilir.En iyi protein seçenekleriTam yağlı süt ve süt ürünlerinde ve kırmızı ette (sığır, kuzu, dana dahil) blo miktarda asit bulunmaktadır, dolayısıyla sınırlı porsiyonlarda tüketilmelidir. Onun yerine, balık, yumurtanın beyazı, derisi soyulmuş tavuk ve hindi göğsü tercih edilmelidir.Size balık yeterGenç kalmanızı sağlayabilecek besinler arasında ilk sırayı balık alır. Her türden balık doymuşluk oranı düşük yağla yüksek kalitede ve kolayca sindirilen proteinlerin kaynağıdır. Balığı öteki protein kaynaklarından ayıran şey içinde bulunan yağ türü ve yağ asidi miktarıdır.

·Deniz ürünleri besin açısından yoğundur. Dolayısıyla yüksek miktarda protein ve önemli oranlarda vitamin ve mineral içerir. Doymuş yağ ve kalori oranları da yüksek değildir.

·Deniz ürünleri temel aminoasitlerin tümünü sunan mükemmel bir protein kaynağıdır. Deniz ürünlerinde bulunan protein kolayca sindirilir. Bu açıdan her yaştan insan için mükemmel bir besin kaynağı oluşturur.

·Deniz ürünleri iyi bir B vitamini kaynağıdır. Sağlıklı gelişim ve büyüme için gereken kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, kükürt, florin, selenyum, bakır, çinko, iyot gibi temel mineralleri sağlar.·Çoğu deniz ürünündeki kolesterol seviyesi yüksek değildir. Balıktaki kolesterol oranı genellikle düşük olsa da kabuklu deniz hayvanlarında bu oran yükselebilir. Ancak kolesterol seviyesi yüksek olan kalamar gibi besilerde bile bu oran yumurtadakinden düşüktür.

·Deniz ürünlerinde çok az miktarda yağ bulunur. Bunlar da 'iyi yağlar'dır. Deniz ürünlerindeki doymuş yağ oranı da diğerleriyle karşılaştırıldığında çok daha azdır.Yemeklerinizde kırmızı et yerine balığa yer vermekle toplam yağ ve doymuş yağ alımınızı kayda değer ölçüde azaltabilirsiniz.

Bebeğiniz bunları yapmıyorsa dikkat

Çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimini çok iyi takip etmemiz gerekiyor. 

Bağcılar Hastanesi'nin Çocuk Gelişim Uzmanı Sezen Aksu, çocukların yapamadığı bazı davranış biçimlerine bakarak anne babaların ciddiye alması gereken durumları şöyle sıralıyor:

'Çocuk Gelişim Ünitesi'ne Başvurulması Gereken Durumlar

0-3 ay arasındaki bebekler:
Karşısındaki konuştuğunda gülümsemiyorsa, agulama sesleri çıkartmıyorsa, yüzükoyun yatarken başını yerden kaldırmıyorsa, zil ya da çıngırak seslerine tepki vermiyorsa...

3-6 ay arasındaki bebekler:
Otururken önündeki oyuncağına uzanıp alamıyorsa, arkasından bir ses çıkarıldığında dönüp bakmıyorsa, otururken başını dik tutmuyorsa...

6-12 ay arasındaki bebekleri:
Küçük nesneleri iki parmağı ile kavrayamıyorsa, eline verilen yiyeceği yiyemiyorsa, bay bay yapamıyorsa, da-da-da gibi tek heceli sesleri çıkaramıyorsa...

10-12. aylarda:
Tek kelimeleri söyleyemiyorsa, sekizinci ayda desteksiz oturamıyorsa...

1-3 yaş arasında:
Tek kelimeler kullanarak konuşmuyorsa...

14 aylıkken:
Düzgün ve desteksiz yürüyemiyorsa, sorulduğunda hayvan ve nesneleri resimlerinden gösterip, adlandıramıyorsa, iki yaşında bebeksi olsa bile anlaşılır konuşamıyorsa...

3-6 yaş arasındaki çocuklar:
Düzgün cümlelerle konuşamıyorsa, zıt kavramları ve eş kavramları bilmiyorsa, geçmiş ve gelecek zaman cümleleri kuramıyorsa ve tek ayak üzerinde sekiz-on saniye duramıyorsa...

Vücudunuz Alarm Veriyor Olabilir!

Sık sık idrara çıkıyorsanız, idrar yaparken yanma, kanama, idrar kaçırma, ani sıkışma, gece idrara kalkma, idrarı tam olarak yapamama veya zorlanma yaşıyorsanız mutlaka en kısa zamanda bir üroloji hekimine başvurun. Vücudunuz size hastalandığınıza dair sinyal veriyor olabilir… 

Erkeklerde daha sık görülen mesane kanseri ile ilgili merak edilenleri Hisar Intercontinental Hospital Üroloji Uzmanı Op. Dr. Basri Çakıroğlu’ndan öğrendik…

- Mesane Kanseri nasıl oluşur? 
Mesane tümörleri (İdrar Kesesi Tümörleri), Mesane (idrar kesesi) kanseri, mesanenin duvarını oluşturan dokulardan kaynaklanan kötü huylu tümörlerdir. Mesane kanserlerinin %90'ı transizyonel hücreli karsinomlar adı verilen mesanenin iç yüzeyini döşeyen hücrelerden kaynaklanan tümörler oluşturur. Erkeklerde prostat, akciğer ve kalın barsak kanserlerinden sonra dördüncü sıklıkta görülen kanser türüdür.

- Kimlerde ve hangi yaş grubunda daha sık görülür?
Mesane kanseri, prostat kanserlerinden sonra günümüzde erkekler arasında en sık görülen kanserlerdendir (genitoüriner sistemin 2. sık kanseridir). Erkeklerde kanser vakalarının yaklaşık olarak yüzde 10'nu oluşturur. Kadınlarda en sık görülen sekizinci kanser türüdür. ve tüm kanser vakalarının yüzde 4'ünü oluşturur. Mesane kanseri çocukluk dahil her yaşta olabilir. Ortalama görülme yaşı 65-70’dir. Vakaların 2/3’ü 65 ve daha üstü yaşlarda görülür. 35 yaşın altında nadir görülür, ancak hızlı sanayileşme ile birlikte bu tümörlerde yaş sınırı giderek aşağıya çekilmektedir. Erkekler kadınlardan 2-3 kat daha fazla mesane kanserine yakalanırlar. Tanı konulan vakaların yüzde 85’inde kanser mesaneyle sınırlı, yüzde 15’inde ise çevre dokulara veya uzak organlara yayılmalar mevcuttur.

Görülme sıklığı yaşla orantılı olarak artar. Genç yaşta görülen tümörler genelde daha iyi histolojik yapıya sahiptirler ve daha iyi bir seyir gösterirler. Mesane tümörlerinin sıklığı bölgelere ve ülkelere göre değişkenlik gösterir.

- Mesane kanserinde risk faktörleri nelerdir?
Günümüzde yüzeysel ve yavaş ilerleyen mesane tümörlerinin genetik yatkınlığından söz etmek mümkündür. Birçok tümör baskılayıcı genin inaktivasyonu mesane kanseri oluşumunda rol oynadığı bildirilmektedir.
Mesane kanserinin gelişimindeki en önemli risk faktörleri sigara içmek, erkek cinsiyette olmak ve sağlıksız beslenmedir. Mesane kanserine karşı:

• Genetik yatkınlığı olanlar,
• Sigara içenler,
• İleri yaştakiler,
• Erkekler,
• Beyaz ırktan olanlar,
• Yağlı ve kızarmış yiyecekleri aşırı tüketenler,
• Kimyasal madde, boya, lastik, deri sanayinde çalışan işçiler,
• Kuru temizleyici, kağıt sanayi, petrol sanayi, kozmetik sanayi, diş teknisyenliği, gaz ve alüminyum sanayinde çalışanlar,
• Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu geçirenler,
• Uzun süre mesane taşı hastalığı olanlar,
• Uzun süreli sonda veya kateter takılanlar,
• Uzun süre fenasetin etken maddesini içeren ağrı kesici kullananlar,
• Mesane bölgesine yüksek doz ışın tedavisi uygulananlar (risk 4 kat artmaktadır),
• Kemoterapi uygulamaları görenler risk altındadır.

- Mesane kanserinin belirtileri nelerdir?
Mesane tümörünün en sık bulgusu idrarda ağrısız pıhtılı kanamadır. İdrarda ağrısız ve aralıklı kanama, hastaların yaklaşık yüzde 85’inde görülmektedir. Kanama gözle görülebilir veya mikroskopik olarak görülen kanamalar şeklinde olabilir. Bazı hastalarda sistitizm dediğimiz bulgular olabilir. Sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma, zor idrar yapma gibi yakınmalar da mesane tümörünün ilk belirtileri olabilir. Kanama ile idrardan pıhtılar da gelebilir. Yayılıma bağlı ağrı olabilir, ileri evrede diğer kanserlerde de görülen halsizlik yorgunluk, kilo kaybı, kemik ağıları, sırt ve baş ağrıları, kanlı balgam, sarılık ile kendini gösterebilir. Böbrek boşaltım kanallarını tıkarsa böbrek ağrısı ve üre yükselmesi olabilir. Bunların yanı sıra karın alt bölgesinde veya bel bölgesinde ağrı bu yakınmalara eşlik edebilir. Hastalarda genellikle tipik bir muayene bulgusu yoktur. Ancak ileri evre ise karın bölgesinden hissedilebilir. Karaciğerde büyüme ve omuzda beze ele gelebilir.

- Tanı nasıl konulur?
Tanıda idrar tetkikleri önemli yer tutar. Tam idrar tahlilinde idrarda kan hücrelerinin (eritrosit) görülmesi tümör şüphesini ortaya koymalıdır. İdrar Sitolojisi (İdrarın bir patolog tarafından incelenip kanser hücrelerinin saptanmasına dayanan bir yöntem) yapılması gerekir.

- Tedavi şekli nasıldır?
Mesane kanserinin tanısı konulduktan sonra tümörün büyüklüğü ve yerleşimine göre yapılacak ilk tedavi seçeneği cerrahidir. TUR adı verilen yöntemle mesane tümörü sistoskop kullanılarak çıkarılır. Cerrahi müdahale sonrasında mesanede kalan tümör hücrelerinin tekrar çoğalarak tümör oluşturmaması ve mesanenin daha derin katlarına ilerleyerek çevre dokulara sıçramaması için özel tıbbi ilaçlar mesane içerisine verilerek kalan tümör hücreleri yok edilebilir. Bu tedavilerin tümüne intravezikal tedaviler denir. Genellikle hastanede yapılır. Mesaneye ince bir kateter yerleştirilerek ilaç mesaneye verilir. Bu tedavi sıklıkla haftada bir 6 hafta süreyle uygulanır. Uygulanan bu haftalık tedavinin sonrasında size önerilecek zamanlarda kontrole gelmeniz ve koruyucu tedavilerinize devam etmeniz gerekir. Tedavi sonrasında sıklıkla 3 ayda bir sistoskopi ve idrar sitolojisi tetkiklerinizi yaptırmanız önerilir.
Tümör adale tabakalarına tutmuş ise özellikle genç ve genel durumu iyi olan hastalarda mesanenin tamamen çıkartılması (Radikal Sistektomi) ve ardından barsaktan mesane yapılması en ideal tedavi yöntemidir. Bu ameliyat sonrası idrar yoluna bağlanan barsak mesane uygun hastalarda hasta konforu açısından en iyi yöntemdir. Buna uygun olmayan hastalarda karında idrar torbası taşınan yöntem uygulanır. Bu ameliyatlar günümüzde laparoskopik hatta robotik olarak da yapılmaktadır.

- Sistektomi nedir ve nasıl uygulanır?
Mesane kas tabakasına yayılmış ama uzak dokulara yayılmamış hastalığı olanlarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Uzak dokulara yayılımı olan ama tümöre bağlı aşırı derecede kanaması olan hastalarda da kullanılabilir.