Sağlık Haberciliğine Yön Verenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık Haberciliğine Yön Verenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Mart 2014 Perşembe

SAĞLIK MUHABİRİ DR.HOUSE GİBİ DAVRANMALI!

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Sağlık haberciliğinde önem verilmeyen bir konunun sağlığın sosyal belirleyicileri olduğunu kaydeden Medimagazin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Ersoy, “Sağlık muhabirinin Dr.House gibi davranması sağlık haberciliğinin derinliğini daha da arttıracaktır” dedi.

Sağlık haberciliğinde sağlık muhabirinin haber yapma tarzı çalıştığı kurumdan daha fazla önem taşıyor. Sağlık muhabirinin, haberlerini kendisinin denetlemesi ve bu alanda uzman muhabirler tarafından etik ve objektif yaklaşım için çalışmalar yapılması gerekiyor. Sağlık haberlerinin denetimlerinin kendi otokontrolümüzü sağlayacak sivil toplum örgütleriyle olması gerektiğini belirten Sağlık haberciliğinde sivil toplum kaydeden Medimagazin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Ersoy, konu ile ilgili şunları söyledi: “İlk olarak sağlık haberciliğiyle ilgili ben karamsar bir tutum sergilemiyorum. Sağlık haberciliği gelişiyor ve giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu önem sağlık haberciliğinin içinde bulunan bizler için aslında çok yakından izlediğimiz  bir durum. Henüz önümüzde kat etmemiz gereken uzun bir yol olsa da, sağlık haberciliği giderek ivme kazanacak ve çok daha önemli hale gelecek. Çünkü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de insanlar giderek daha fazla sağlığıyla ilgili bilinçli hale gelmek istiyor ve daha fazla önem gösteriyor. Elbette sağlık haberciliğinin aşması gereken belli noktalar var. Bunların tespitinin yapılarak geleceğe yönelik bir perspektif çizmemiz lazım. 

Sağlık Habercilerinin Ortak Akılla Hareket Edeceği Bir Platformla Bu Tehlike Bertaraf Edilebilir
Günümüzde yapılan sağlık haberciliğiyle ilgili şu tehlikeye de dikkat çekmemiz gerekiyor; eğer biz sağlık habercileri etik değerleri önceleyerek, bilimsel kriterlere uyarak ve kamu yararını gözeterek bu işi yapmazsak sağlık haberleri ihtiyaca yönelik fonksiyonunu kaybeder. O yüzden sağlık haberciliğini geliştirmekte primer görev, biz sağlık habercilerinindir. Mevcut dağınıklığı giderip, sağlık habercilerinin ortak akılla hareket edeceği bir platformla bu tehlikeyi bertaraf edip, sağlık haberciliğini daha güçlü hale getirmek de bizim elimizdedir.

Sağlık Alanında Bilimsel Yayınlar ‘Hormonal Bir Büyüme’ Geçirdi
Sağlık yayıncılığıyla ilgili ise özellikle akademik sağlık yayınlarına dikkat çekmek isterim. Sağlık alanındaki bilimsel yayınlar özellikle YÖK’ün 2002 yılındaki kararından sonra ‘hormonal bir büyüme’ geçirmiş olsa da, önemli noktalara gelmiştir. Artık SCI-Expanded gibi uluslararası indekslerde yer alan bir çok bilimsel yayınımız var. Bu noktada şunun önemini kavramak durumundayız; sağlık haberciliğiyle bilimsel yayıncılığı birbirini besleyen ve sinerjik etkiyle birbirini büyüten bir konuma getirmek zorundayız. Ülkemizdeki bilimsel birikimi halkımıza aktarmakta sağlık muhabirlerine önemli görevler düşüyor.



Sağlık Haberi Bilimsel Bilgi İçerir
Sağlık haberlerini diğer haberlerden ayırt eden en önemli özellik, bence ‘bilimsel bilgi’ içermesidir. Zaten yurtdışında sağlık haberciliği bilimsel habercilik kapsamındadır ve bence Türkiye’de de branşlaşmada böyle bir yöntem izlenebilir.  
Haber kaynakları olarak ise sağlığın bilimsel kısmı ve politik-ekonomik kısmını belki de ayırmak gerekir. Bilimsel bilgi içeren sağlık haberlerinde bilim çevreleri elbette en önemli kaynağı oluşturur. Diğer taraftan sağlığın sosyal, ekonomik ve politik kısmıyla ilgili vatandaştan tutun da Bakanlıklara kadar geniş bir yelpaze çizmek mümkündür.

Umut Tacirliği Yapılmamalı
Sağlık haberlerinde normal haberlerdeki kriterlerin yanında bence özellikle bilimsel bilgilerin doğruluğuna özen göstermek gerekiyor. Popülizmden çekinerek, umut tacirliği yapmamak ise belki de bir diğer önemli konu. 

Sağlık Muhabiri Araştırmacı Ruha Sahip Olmalı
Sağlık muhabirini diğerlerinden farklı kılacak iki önemli özellikten bahsetmek mümkün. Bunlardan ilki, “olmazsa olmaz” özellik; ikincisi ise, “olduğunda fark yaratacak” bir özellik. Birincisi, araştırmacı olması. Sağlık haberleri doğası gereği araştırmayla yakından ilgilidir. Bence araştırmacı ruhunun olmaması bir sağlık muhabirinin en önemli eksikliğidir. Bir diğer özellik ise yabancı dil. Sağlığın evrensel bir dili olduğunu bilen ve dünyadaki sağlıkla ilgili gelişmeleri izleyen ve ülkemizdeki sağlıkla ilgili haberleri bir de bu açıdan değerlendiren sağlık muhabiri, diğer arkadaşlarına önemli bir fark atacaktır.


Hala ‘Sağlık Ocağı’ Terimi Geçen Haberler Okuyoruz
Sağlık muhabiri sağlık sistemindeki kurumların iç işleyişini ve bu kurumların birbirleri arasındaki ilişkiyi iyi bilmeli. Örneğin bir ilacın piyasada bulunmaması durumunda, Sağlık Bakanlığının mı, SGK’nın mı veya Türk Eczacılar Birliği ne yapabilir, sorumlulukları nelerdir? Yine bilindiği gibi 663 sayılı kanun hükmünde kararname ile Sağlık Bakanlığının teşkilat yapısı temel bir değişime uğradı. Bir ilde Sağlık Müdürlüğü veya Genel Sekreterlikler ne kadar ve nelerden sorumlu iyi bilinmesi lazım. Bu işleyiş bilindiğinde hala ‘sağlık ocağı’ terimi geçen haberleri okumayız! Çünkü sağlık ocağı diye bir şey yok artık!
Sağlık haberleri denildiğinde sadece hastalıklarla ilgili haberlerin düşünülmesi bir hatadır. Son zamanlarda da artış gösteren sağlık sistemine yönelik haberlerin daha fazla yoğunluk kazanması gerektiğini düşünüyorum.

Dr. House gibi Muhabirler  Olmalı
Sağlık haberciliğinde önem verilmeyen bir konu da sağlığın sosyal belirleyicileridir. Yani hastaların barınma, gıda, ulaşım, iş yerleri, evlerindeki ortam gibi sağlığı sosyal olarak belirleyen birçok etkenin de hastalıklarla birlikte ele alınması, sağlık haberciliğine ayrı bir boyut katacaktır. Aslında hekimlerimizin de göz ardı ettiği bu konuda, bir anlamda sağlık muhabirinin Dr.House gibi davranması sağlık haberciliğinin derinliğini daha da arttıracaktır.

Sağlık Muhabirleri İlişkiye Geçtiği Tüm Kişi Ve Kurumlardan Bağımsız Olarak Haberini Yapmalıdır
Sağlık muhabirliğinde etik değerlerin önemi sanırım diğer alanlara göre daha fazla. Bilim haberleri ve dolayısıyla sağlık haberleri ‘bağımsızlık’ gerektiren bir alan. Sağlık muhabirleri ilişkiye geçtiği tüm kişi ve kurumlardan bağımsız olarak haberini yapmalıdır. 
Sağlık bilgisi aslında bir anlamda hekimlerin tekelinde olduğu düşünülen tek taraflı bir bilgi çeşididir. O yüzden bu alandaki yönlendirmeler daha kolay yapılabilir. Bunu önlemenin yolu aslında her sağlık muhabirinin kendine çeşitli branşlardan bilgileri kontrol edeceği danışman öğretim üyesi yardımıdır. 



Sağlık haberleri Sadece Metin İçermekten Çok Daha Fazla Olmalı
Sağlık haberleri bilgi ağırlıklı ve tıbbi terimler içerdiğinden dolayı bu haberlerin aktarımında kullanılacak dilin en önemli özelliği ‘anlaşılabilir’ olmasıdır. Burada yeri gelmişken ben nacizane sağlık muhabirlerinin yaptıkları haberlerle, halkın sağlık okur-yazarlığında önemli bir rolü olduğunu düşünenlerdenim. Günümüz teknolojisinde ve haber sunumundaki yeniliklerle düşünüldüğünde sağlık haberlerinin sadece metin içermekten çok daha fazla olması gerekiyor. 
Sağlık haberlerinde anatomi görsellerinin veya bir takım çizimlerin haberle birlikte servis edilmesi, haberin anlaşılabilirliğini elbette artıracaktır. 

Süzgeçten Geçirerek Sağlık Haberleri Yayınlanmalı
Sosyal medya günümüzde haberin artık en hızlı paylaşıldığı ve iyi kullanıldığında birçok kimseye ulaştığınız bir mecra haline geldi. Her sağlık muhabirinin Twitter, Facebook gibi hesaplarının hatta bir de bloğunun olması artık kaçınılmaz. Diğer taraftan gerek sosyal medya gerekse de internet ortamı sağlık haberciliğinde aslında çok önemli fonksiyon görmesi gerekirken ne yazık ki çöplük olmuş durumda. Maalesef bir çok haber sitesinin gazetelerde olduğu gibi uzman sağlık muhabirlerinin bulunmaması, hiç bir süzgeçten geçirilmeden sağlık haberlerinin yayınlanıyor olması bu durumun sorumlusu olarak görülebilir. Özellikle güvenilir kişi ve kurumların sosyal medyayla takip edilmesi, sağlık haberciliğindeki çeşitliliğin artmasını sağlayacaktır.

Sağlık Muhabirlerinin Kim Olduğu, Kurumun Etiketinden Bile Önemlidir
Sağlık halkımız için önemli bir konudur, ancak suistimale de son derece açık bir alandır. Sağlık haberlerinin kaynağı çoğu kez hekim olsa da, haberin sunumu sağlık muhabirleri tarafından yapılmaktadır. Bu yüzden uzman sağlık muhabirlerinin haberlerinin takibi önemlidir. Hatta bu konuda bir adım daha ileri gitmek mümkün; sağlık muhabirlerinin kim olduğu, kurumun etiketinden bile önemlidir. Yıllarca bu haberlere emek vermiş ne yazık ki 2 elin parmağı kadar uzman sağlık habercilerinden söz edebiliriz. 
Örneğin benim için ntvmsnbc’den Tülay Sağlam’ın, Hürriyet’ten Mesude Erşan’ın veya Anadolu Ajansından Yeşim Sert Karaaslan’ın yazdığı haberler önemlidir. Bunun gibi kişi örnekleri çoğaltılabilir. Halkımız özellikle sağlık haberlerinin altında kimin ismi olduğuna dikkat etmeli. Hatta sahipsiz yani kaynağında bir muhabir olmayan hiç bir haberi dikkate almamalı. 



Sağlık Bakanlığı gibi Kurumların Haber Denetimi Yapmasına Kesinlikle Karşıyım
Sağlık konulu yayınlarda denetim olsun desek de bunun olmayacağını biliyoruz. Ancak sağlık muhabirleri bu konuda kendileri adım atabilirler. Ben denetimlerin kendi otokontrolümüzü sağlayacak sivil toplum örgütleriyle olması taraftarıyım. Bu konuda kurucularından olduğum Sağlık İletişimi Derneği’nin de çalışmaları var. Uzman sağlık habercileri olarak bir araya gelip medyanın büyük kısmında kendi gözetimimizi yapacağımıza inanıyorum. Bunun dışında devlet elinin, yani Sağlık Bakanlığı gibi kurumların bu denetimi yapmasına kesinlikle karşıyım.

Kullanılan Fotoğraf veya Animasyonların Mutlaka Bilgi Verici Olması Gerekir
Sağlık haberlerinde fotoğraf kullanırken bu konunun aslında mahrem de bir konu olduğunu unutmamak gerekiyor. Ben hastaların boy boy fotoğraflarının yayınlanmasına karşıyım, hatta kendi izni olsa bile, sağlık habercisi etik anlamda kendini bu konuda kontrol etmeli. Bir diğer konu da ajite eden fotoğraf kullanımı. Bu konuda da kontrollü olmamız şart. Ancak fotoğrafın sağlık haberciliğinin önemli bir unsuru olduğunu da unutmamamız gerekiyor. Bu yüzden haberde kullanılan fotoğraf veya animasyonların mutlaka bilgi verici olması gerekir. Aslında düşündüğümüzde bu konuda da oldukça zengin bir içeriğe sahibiz.



Her Haberin Emek İçeren Bir Süreç Olduğunun Hepimiz Farkındayız
Biz Medimagazin olarak eğer bir haberde isim varsa mutlaka muhabir isminin belirtilmesine özen gösteriyoruz. Her haberin emek içeren bir süreç olduğunun hepimiz farkındayız. O yüzden birbirimize duyduğumuz saygı gereği haberlerin altında veya içerisinde mutlaka kişi ve kurumsal kaynak belirtilmelidir.  
Diğer taraftan özellikle yurtdışı kaynaksız haberlerin de epey fazla olduğunu görüyoruz. Kişi veya kurumsal bir kaynak bulunmayan haberlerin sadece sansasyonel olduğu için kullanılması, sağlık haberciliğine yapılmış önemli bir haksızlık. 

Özel Habercilik  Sağlık Alanında Zayıf
Medimagazin olarak her gün medyadan 4-5 bin civarında haber tanıyoruz, ayrıca abonesi olduğumuz ajanslardaki sağlık haberlerini takip ediyoruz.  Bunların içerisinden sağlık çalışanlarına yönelik olanları çıkarıyoruz ve dolayısıyla hemen her gün tüm sağlık haberlerinden haberdar oluyoruz. Bu da bize sağlık haberlerinin mevcut halini görme imkanı veriyor. Günlük haber akışına baktığımızda, özel haberciliğin sağlık alanında zayıf olduğunu söyleyebiliriz. Gerçi buna diğer alanlardaki özel habercilikteki yetersizlikler de etki etmiyor değil ancak sağlık haberciliği özel haberlerin devasa boşluktaki bir alanı. Bu durumu sağlık muhabirleri olarak iyi değerlendirmemiz gerekir.  

Tıbbiyedeki ‘Hastalık yoktur hasta vardır’ ilkesi sağlık muhabirleri tarafından da iyi bilmesi gereken bir ilkedir. Bu demektir ki her ilaç her hastaya aynı etkiyi yapmaz veya her hastalık belirtisi her hastada aynı şekilde görülmez. Bu ilkenin iyi bilinmesi, sağlıkta umut veren haberleri yaparken bizi  daha düşünceli olmaya itecektir.”

İbrahim Ersoy Kimdir?
1974 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. 1999 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1999’dan bu yana sağlık profesyonellerine yönelik yayın yapan Medimagazin Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapıyor. Sivil toplum örgüt çalışmalarına önem veriyor. Hekimler Birliği Vakfı’nın Yönetim kurulu üyesi. 2012 yılında Hekimler Derneğinin kurucu üyeliğini yaptı ve hala yönetim kurulu üyesi olarak devam ediyor. Yine 2012 yılında Sağlık İletişimi Derneğinin kurucu üyelerinden ve hala Derneğin Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyor. Sağlık Bakanlığı Altın Stetoskop ödülü de olmak üzere bir çok ödül aldı. 

2 Mart 2014 Pazar

“DOKTOR OLAN HERKES YAYINA ÇIKARTILMAMALI”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Uzun yıllardır televizyonda canlı yayın programı yapan sağlık programı yapımcısı ve sunucusu Berda Özdiktaş, “Burada dikkat edilmesi gereken unsur, titrinde doktor yazan herkes yayına çıkartılmamalı” dedi. 

Televizyonda sağlık haberciliğinde ticari yaklaşılmamalı. Konunun uzmanlarının seçilerek ekrana çıkartılması gerektiğine dikkat çeken sağlık programı yapımcısı ve sunucusu Berda Özdiktaş, konu ile ilgili şunları söyledi: “Dünya artık branşlaşmanın  olduğu bir yer eskiden, “ne iş yapıyorsun” sorusu her işi yaparımdı şeklindeydi. Ancak, şimdi cevaplar değişti . Tabi bu branşlaşma her alanda başladı. Eskiden muhabirler vardı ya da programcılar ama şimdi ekonomi muhabiri ayrı sağlık muhabiri ayrı, sağlık programcısı ayrı siyaset programcısı ayrı. Ülkemizde sağlık haberciliğinin ya da yayıncılığının son yıllarda özellikle son 10 yıl içerisinde ciddi bir ivme kazandığını düşünüyorum. Bu gelişme aslında olumlu ve güzel bir gelişme. İnsanlar sağlık konusunda bilgilenmek istiyor ve yayınları takip ediyor. Bu talep aslında sağlık haberciliğinin ya da yayıncılığının gelişmesine katkı sağlıyor. 


Sağlık Haberinde En Sıkıntılı Durum İse Kaynaktır
Şüphesiz her haber kendi içinde önemli ve kendi dinamikleri var. Belki sağlık haberi yapılırken dikkat edilmesi gereken en önemli şey haberin doğruluğudur. Bu bütün haberler için önemli ama sağlık haberinin yanlış ya da abartılı verilmesi insanların yaşamla ilgili bütün umutlarının bitmesine yol açabilir  ya da tam tersi umutlanmasına yol açabilir. Sağlık haberinde en sıkıntılı durum ise kaynaktır. Bilimsel yayınlar, hekimler ve belki kimi zaman kişisel tecrübeler var. Bir hastalık ya da ilaçla ilgili onlarca yayın yapılıyor, yıllar sonra tersi bir yayın her şeyi bütün bilgileri çöpe atıyor. 

Sağlık Haberi, Doğru Bilginin Olduğu Ve Çıkar Gözetmeksizin Yapılmalı
Her zaman biliriz ki haberin ya da programın başlığı önemlidir.O zaman iyi bir başlıkla girelim ancak, yanlış olan bir başlık sadece dikkat çeker, peki sonrası ahlaki bir durum mu?  Başlık önemli tabi ki, öncelikle doğru bilgi olmalı. İdeal sağlık haberi dikkat çekici, insanlarda merak uyandırıcı, doğru bilginin olduğu ve çıkar gözetmeksizin yapılmalıdır.
Önceliğimiz Doğru ve Kaliteli Bir Yayın Olmalı
İdeal bir sağlık muhabiri, öncelikle sağlığa biraz meraklı olmalı, sağlık haberlerini  ve kongreleri takip etmeli, ameliyatlara girerek gözlem yapmalı. Günümüzde artık birçok şey ticarileşiyor, sağlık haberleri, yayınları ve TV programlarına bu şekilde yaklaşılmamalı. Önceliğimiz doğru ve kaliteli bir yayın olmalı, ticari kaygılardan uzak durmak gerekiyor. 


Televizyon İçin Genel Standart : Ne Konuşursan Onu Yayınlarsın
Sağlıkla ilgili yayınlarda her zaman sade ve anlaşılır bir dil kullanılmasından yanayım. Zaten ister istemez bir takım tıbbı terimler kullanılıyor bir de bunların üzerine ağdalı bir dil kullanmak iyice insanın anlamayacağı bir durum oluşturuyor. Televizyon için genel standart şudur, ne konuşursan onu gösterirsin ancak iş sağlık olunca bazen konuştuğunuz her şeyin görselini yayınlayamıyoruz. Son yıllarda başarılı maketler yapılıyor, bunlardan kullanmak ya da animasyonlar kullanmak başarılı bir seçim olabilir. 


Titrinde Doktor Yazan Herkes Yayına Çıkartılmamalı
Uzun yıllardır canlı yayın yapan bir programcı olarak, öncelikle hekimlerin ağırlanmasından yanayım. Burada dikkat edilmesi gereken unsur, titrinde doktor yazan herkes yayına çıkartılmamalı. Konusunda uzman olan, bilgisi olduğu kadar ekranda da yayını götürebilecek sade ve anlaşılır bir dil kullanan doktorlar konuşmalı. 
İnternette Yazan Her Bilgi Teyit Edilmeli
Sosyal medya ve internet, her alanda çok önemli, burada bilginin doğruluğu teyit edilmeli. Edilmediği takdirde yanlış bilgiye de ulaşabilirsiniz. Onun için internette okuduğunuz ya da izlediğiniz bilgilere öncelikle, biraz tedbirli yaklaşmakta fayda var. Sağlık Blogu haberciliğinde özellikle Esra’yı takip ediyorum ve çok başarılı buluyorum.


İnsanların Umutları Üzerinden Sağlık Tacirliği Yapan veya Yapmaya Çalışan Birçok Kişi Var
Türkiye’de genel bir denetim mekanizması var. RTÜK tarafından kimi zaman kesilen cezalar için insanlar kendilerine kızsa da denetim mekanizmalarının olması her zaman iyidir. Özellikle sağlık konusunda denetimin olmasından yanayım. Çünkü insanların umutları üzerinden sağlık tacirliği yapan veya yapmaya çalışan birçok kişi var.

İnsanların Görmeye Tahammül Edemeyeceği Şeyleri Kullanmamak Gerekir
Sağlık haberlerinde, ister TV olsun ister yazılı medya, görsel önemlidir. Ancak insanların görmeye tahammül edemeyeceği şeyleri kullanmamak gerekir. İşimiz önemli ve bu alanda hassasiyetlerimiz olmalı. Haber kaynağını belirtmek önemlidir. Çünkü bu insanlarda güven oluşturur ve inanırlılığı sağlar.”


Berda Özdiktaş Kimdir?
1984 İstanbul doğumlu. Moda ilkokulunu bitirdi. Ortaokul ve liseyi,  Atacan Kolejinde okudu. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Bölümü’nden mezun oldu. STV’de sağlık programı yapımcılığı ve 2008 yılından bu yana TVNET haber kanalında “Poliklinik” isimli sağlık programının yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptı.

27 Ocak 2014 Pazartesi

“SAĞLIK MUHABİRİ REKLAM HABERCİLİĞİ YAPMAMALI”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Medyada yer alma isteği ve reklam gayesinin sağlıklı bilgi aktarma sorumluluğunun önüne geçmemesi gerektiğini belirten Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Besim Yıldırım, “Kurumlar gazetecilere reklam ve tanıtım materyallerinden ziyade haber niteliği taşıyan bilgiler vermelidir.  Gazeteci de bilgi kaynağını seçerken, kaynağın bu türden eğilimlerine karşı dikkat etmelidir” diye konuştu.

Sağlık haberciliği günümüzde medyanın reklam olarak gördüğü bir alana kaymaya başladı. Ancak reklam haberciliği yaparken, insanların sağlığı ile oynandığı unutuluyor. Sağlık haberi yaparken, konunun uzmanı olan doğru isimler seçerek habercilik yapmak medyanın asli görevidir. Gazetecinin kaynağını ya da konuğunu seçerken kaynağın ve konuğun ne kadar medyatik olduğu değil, konu hakkındaki bilgi düzeyini dikkate alması gerektiğini vurgulayan Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Besim Yıldırım, konu hakkında şunları söyledi: “Son dönemlerde arz talep ilişkisi bağlamında düşünüldüğünde medya da sağlık konularına yönelik içeriğin her geçen gün daha da artığını görmekteyiz. Hele de özellikle 1980'li yıllardan sonra neoliberal politikaların sağlık alanında ve hizmet sunumundaki etkileriyle beraber medya içeriğindeki magazinleşme sağlık haberlerinde de kendisini fazlasıyla hissettiriyor. Rekabetin ön plana geçmesiyle reklam, haber, öykü ve hatta bilgilendirme adı altında manipülatif bilgilerin çoğaldığı bir ortamda gazetecilerin sağlık konusunda vereceği her bilgi ve haberin çok ince düşünülerek kurgulanması gerekiyor.

Hastanın Tüketiciye Dönüştüğü Bir Ortamda Sağlık Okuryazarlığı Geliştirilmeli
Hastanın tüketiciye dönüştüğü bir ortamda sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinde önemli bir işlevi olan medya yaşamsal bir önem taşımaktadır. Hastanın haklarının bilincinde olması, istismarı önleyen uygun kararlar verebilmesi, kavram kargaşalarından kurtulması medyanın bu konudaki işlevini ne denli yerine getirdiğiyle paraleldir. Bu yüzden de özellikle sağlık alanında içeriklerin oluşturulması ve sunulmasında medyanın işlevi yadsınamayacak ölçüde büyüktür. Fakat mevcut durumu göz önüne aldığımızda, sağlık haberciliğinin problemli bir alan olduğu, medyadaki sağlık konulu içeriklerin toplumdaki sağlık okuryazarlığını hem nitelik hem de nicelik bakımında dönüştürecek durumda olmadığını rahatlıkla görüyoruz. Bu problemlere kaynaklık etme noktasında sektörün yapısından gazeteciye, haber kaynağından eğitim kurumlarına kadar uzanan birkaç unsurdan bahsedilebilir.  Kısaca sağlık konulu medya içeriklerinin ciddiyetten yoksun, endüstrinin biçimlendirmesine açık ve popülist bir yaklaşımla çerçevelendiğini söyleyebiliriz.


Diğer Haber Türlerinden Ayıran En Önemli Özellik Konusu
Sağlık haberlerini diğer haber türlerinden ayıran en önemli özellik elbette ki konusudur. Sağlık haberleri, genel hatlarıyla sağlıkla ilgili politika üretenlerin görüşleri ve eylemleri, bu görüş ve eylemlerin eleştirileri, meslek örgüt ve kuruluşların faaliyet ve açıklamaları, sağlık uygulamalarına yönelik protesto ve eylemleri ele alınır. Toplum sağlığına yönelik uygulamalar, sağlık kurumlarının uygulamaları ve orada yaşananlar; hatalı uygulamalar, suç oluşturan fiil ve eylemler gündeme taşınır. Yine sağlık haberlerinde tanı ve tedavi yöntemleri, sağlık kurumlarındaki görev değişiklikleri, sağlık alanındaki yolsuzluk ve skandallar, afet ve felaketler, gündemdeki olaylar, hastalıklar, salgınlar, toplu zehirlenme vakaları, beslenme, zayıflama, güzellik ve egzersiz önerileri, doğum, ölüm ve kaza haberleri gibi konular işleniyor. Ayrıca sağlık uzmanlarıyla yapılan söyleşi ve görüşmeler, hastalıklara ilişkin tedavi yöntemleri, özel ve kamuya ait sağlık merkezlerinin basın bilgilendirmeleri, doktorların herhangi bir hastalık ya da sağlığa ilişkin görüşleri de sağlık haberlerinin konuları arasındadır. Öte yandan sağlık haberciliği yurtiçi ve dışındaki sağlıkla ilgili bilimsel gelişmeler, ilaç firmalarının çalışmaları, sağlık personeli, hasta ve hasta yakınları arasındaki ilişkiler ve hasta hakları gibi konuları da kapsıyor. 

Sağlık Haberciliğinin  Tarafları Gazeteci, Kaynak Kişi ve Kuruluşlardır
Genel açıdan bakıldığında sağlık haberciliğinin  tarafları gazeteci, kaynak kişi ve kuruluşlardır. Bu kaynak kişi ve kuruluşlar arasında hekimler ve sağlık çalışanları belirleyici aktörler olarak görünseler de sağlık hizmetine gereksinim duyanlar, hastalar, onların yakınları, sağlık kurumlarını yönetenler, alana ilişkin kuralları koyanlar, bu kuralların sağlıklı bir şekilde işleyip işlemediğini denetleyenlerdir. Ayrıca sağlık kuruluşlarının sahipleri ve idarecileri, sağlık alanına ilişkin gerekli olan bilgiyi, aracı, gereci üreten, öğreten ve işletenler ve dahası tüm bu faaliyet alanının sonuçlarından etkilenenleri de kaynak kişi ve kuruluşlar arasında sayabiliriz.

‘Birincil Kaynak’ Niteliğinde Olan Medya Bilgi Verirken Titiz Davranmalı
Şüphesiz medya, sağlıkla ilgili kavramların halkın zihnine yanlış ya da doğru biçimde yerleştirilmesi konusunda önemli bir işleve sahiptir. Bu sebeple de medya sağlık içerikli yayınlarını sağlık okuryazarlığını güçlendirmek üzerine düzenlemek zorundadır. Medya marifetiyle gerçekleşen sağlık iletişimi; bireylerin doğru sağlık davranışına yönelmesinden, tedavi süreçlerinde karar almaya, yanlış bilinen bilgilerin değişiminden ikna olmalarına kadar geniş bir çerçeveyi içermektedir. Bu durum, sağlık konusunda bireylerin tutumlarını, kanaatlerini ve tavır alışlarını şekillendirmede ‘birincil kaynak’ niteliğinde olan medyanın bilgi verirken titiz davranması gerekliliğine dayanak oluşturmaktadır.


Sağlık Haberi Yersiz Umut ve Karamsarlık Vermemeli
İdeal bir sağlık haberinin nasıl olması gerektiğine ilişkin hem medya hem de sağlık alanında ki mesleki kurum, kuruluş ve organizasyonlar bir takım ölçütler belirlemişlerdir. Bu ölçütlerde genel itibariyle haber içeriğinin zarar vermeyecek bilgilerden oluşması, derinlemesine araştırılarak doğru bilgilerden inşa edilmesi, yersiz umut ve karamsarlık vermemesi, duygu sömürüsü yapmaması, doğru haber kaynaklarının söylemlerini içermesi gibi unsurlar vurgulanmaktadır.

Sağlık Muhabirlerinin Rolü Tıbbi Yardımda Bulunmak Ya Da Teşhis Koymak Değil
Sağlık muhabiri yazılı, görüntülü ve online medyada kamuoyunu sağlık konusunda aydınlatma amacıyla görev yapan, dolayısıyla kamunun sağlık okuryazarlığı seviyesini artırmayı hedefleyen, konusunda uzmanlaşmış basın mensubudur. Yani bir muhabirin sağlık muhabiri olabilmesi için bir takım nitelikleri taşıması gerekiyor. Sağlık haberciliğinde yaşanan en önemli problemlerden biri medya profesyonelleri arasında uzmanlaşmanın yeterli olmamasıdır. Türkiye’de hem sektördeki istihdam yapılanmasında hem de gazetecilik eğitimi veren fakültelerin müfredatlarında alan muhabirliği desteklenmediği için sağlık alanında uzman haberci istihdamı yeterli değildir. Elbette ki bu durum medyadaki sağlık konulu içeriklerin niteliğini olumsuz anlamda etkilemektedir.

Genel itibariyle iyi bir sağlık muhabiri özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz:
- Sağlık muhabiri en başta kamu yararına taraftır ve bu doğrultuda haber üretmelidir. 
- Yaptığı işi yalnızca günlük mesleki rutinleri yerine getirmek veya yaşamını devam ettirmek için belirli bir ücret almak için değil, kamunun bilme, öğrenme ve haber alma hakkını karşılamak için yapmalıdır.
- Sağlık muhabirlerinin rolü tıbbi yardımda bulunmak ya da teşhis koymak değil, halkı bilgilendirme bakımından tıp otoritelerine yardım etmektir. Yani iyi bir sağlık habercisi doktor gibi davranmamalıdır.
- Sağlık alanı geniş bir uzmanlık bilgisi gerektirdiği için, habercinin her şeyden önce alana yönelik ilgi ve merakının olması gerekmektedir. Bu yüzdende sağlık habercisi alandaki gelişmeleri yakından takip edecek ve onları anlayacak, kaynak kişilerin söylediklerini kavrayıp değerlendirebilecek, olay ve gelişmeleri farklı boyutlarıyla birlikte düşünebilecek bir derinlik anlayışına sahip olmalıdır.
- Sağlık muhabiri okuduğu, duyduğu her şeye inanmamalı ama yazdıklarının inanılır olmasına özen göstermelidir.

Sağlık Personeli Uzman Olmadığı Konularda Konuşmamalıdır
Gazeteci öncelikle “reklam ve pazarlama aracı oluyor muyum?” diye sormalı kendine. Zira firma, özel kurum, ilaç firmaları ya da sağlık kurumlarının basın ve halkla ilişkiler faaliyetlerini yürüten iletişim uzmanlarının gazetecilere doğru bilgi aktarma sorumluluğu da vurgulanması gereken bir husustur. Bu kapsamdaki sağlık personeli popüler olma, medyada ‘görünür olma’ uğruna hasta mahremiyetini ihlal edecek bilgiler vermemeli, uzman olmadığı konularda konuşmamalıdır. Medyada yer alma isteği ve reklam gayesi sağlıklı bilgi aktarma sorumluluğunun önüne geçmemelidir. Kurumlar gazetecilere reklam ve tanıtım materyallerinden ziyade haber niteliği taşıyan bilgiler vermelidir.  Gazeteci de bilgi kaynağını seçerken, kaynağın bu türden eğilimlerine karşı dikkat etmelidir.


Sağlık Haberciliğinin Önündeki En Büyük Sorun Medyanın Mülkiyet Yapısıdır
Sağlık haberlerinin üretimi salt bir uzmanlık alanı değildir. Daha ziyade siyasal ekonomik ve toplumsal dinamikleri ilgilendiren ve bu dinamiklerle bir arada düşünülebilecek bir araştırma alanıdır. Bu yüzden de uzman bir gazeteci ideal olarak belirlenen ilkelere uygun bir biçimde içerik oluştursa bile bu içeriğin medyada yer alma garantisi bulunmamaktadır. Zira tiraj ve reyting kaygısı bu noktada temel belirleyici unsur konumundadır. Bu nedenle medyanın mülkiyet yapısı ve bu yapının medya politikalarına etkisi, sağlık haberciliğinde yaşanan sorunlar içerisinde en kapsamlı ve belirleyici olanıdır.

Kâr Kaygısı Medyadaki Sağlık Konulu İçeriklerde, Sağlığın Tüketime Yönelik Taraflarını İçeriyor
Gazetecinin profesyonel bakışından yayın politikasına, ekonomik koşullardan ideolojik ve hegemonik unsurlara ve tüketim kültürüne kadar birçok etken haberin üretim sürecini etkilemektedir. Haber içeriklerinin geniş kitlelerin ilgisini çekebilecek biçimde hazırlanması zorunluluğu, kâr kaygısını, haber üretim sürecini etkileyen en önemli faktör haline getirmektedir. Kâr kaygısı medyadaki sağlık konulu içeriklerde ciddi sağlık sorunlarından ziyade kapitalizmin ‘sağlıklı yaşam’ biçiminde formüle ettiği toplumun her kesimini tüketime öykündüren, güzellik, diyet, zayıflama, düzgün fizik, estetik gibi sağlığın tüketime yönelik taraflarını içermesine yol açmıştır.

Sağlık içerikli program ve haberlerin artışı, bu program ve haberlerin içeriklerinin nasıl olduğu ya da olması gerektiği gibi önemli bir tartışmayı da alevlendirmiştir. Medyanın sağlık konularını yoğun bir biçimde işlemesi olumlu bir gelişme olarak görülürken, tartışmaların asıl odak noktasını program ve haberlerin niteliği oluşturmaktadır.

Ismarlama Haberler Yoluyla 'Örtülü Reklam' Yapılmamalı
Sağlık haberlerinin oluşmasında haber kaynaklarının nitelikleri ve söyledikleri önemlidir. Bu da sağlık alanında kaynak olacak kişilerin sorumlulukları kadar gazetecinin konuya ilişkin kaynak ve konuk belirlemedeki sorumluluğunu da vurgulamaktadır. Sağlık haberciliğinde haber ve bilgi kaynakları merkezli problemleri genel itibariyle şu şekilde sıralamak mümkündür: özellikle televizyon reklamlarına çıkarak tıbbın otoritesini ticaret için kullanmak, uzmanı olmadığı alanlarda önerilerde bulunmak, hasta mahremiyetini hiçe saymak, daha fazla hasta çekmek ve bu yolla çıkar elde etmek için tıptaki ilerlemelerin abartılı bir şekilde kamuoyuna yansıtılması ve bu şekilde hastaların belli sağlık kuruluşlarına yönlendirilmeye çalışılması, hastaların çaresizliğini daha fazla para kazanmak için kullanmak, ısmarlama haberler yoluyla 'örtülü reklam' yapmak. Ancak bu tür durumlarda bile gazetecinin haber üzerindeki sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır. İşe bu noktada gazeteci için kaynak seçme işlemi büyük önem taşımaktadır. Zira kaynakların sözleri, eylemleri ancak gazeteci ve medya kuruluşunun dolayımıyla halka ulaşır. Böyle bir durumda gazetecinin “kaynak yanlış bilgi verdi” ya da “eksik bilgi verdi” diyerek sorumluluğu üzerinden atma gibi bahanesi olmayacaktır. Çünkü gazeteci bir haberi oluştururken, kaynak seçiminden, bilgi toplama ve derleme biçimine kadar her aşamada sorumluluk sahibidir. Haberci, konu ve olaylarla ilgili farklı görüş ve yaklaşımları yansıtabilmek için bilgi kaynaklarının geniş ve farklı kesimlerden oluşmasına dikkat etmelidir. 
Kısacası gazeteci kaynağını ya da konuğunu seçerken kaynağın ve konuğun ne kadar medyatik olduğu değil, konu hakkındaki bilgi düzeyini dikkate almalıdır.


Sağlık Muhabiri Kamunun Sağlık Okur-Yazarlığı Konusunda Bilinç Kazanmasını Sağlamalı
Sağlık haberciliği ve programcılığı kendine özgü spesifik bir dili olan, yani herkesin anlamayacağı bir konuyu çoğunluğun anlayacağı bir dille açıklama işidir. Gazeteci en basit anlamıyla haberlerinde tıp dilini halk diline yaklaştırarak, kamunun sağlık okur-yazarlığı konusunda bilinç kazanmasını sağlamayı hedeflemelidir. 

Konu Seçilirken, Olay “Gerçek mi?”, “Önemli mi?”, “Yeni mi?”
Sağlık haberlerinin yazımı profesyonellik isteyen, planlanması ve son derece hassas olunması gereken bir süreçtir. İyi bir sağlık haberi yazabilmenin ilk şartı konu seçimidir. Konu seçerken genel yayın yönetmenin ve editörün taleplerinin dışında muhabirin kendisinin, yakın çevresinin ya da genel olarak toplumun gündelik hayatta yaşadığı problemler, mevcut gündem, insanların ihtiyaç duydukları, faydasına olabilecek bilgiler göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca konu seçilirken, olay “gerçek mi?”, “Önemli mi?”, “yeni mi?”, “bu konunun gündeme getirilmesi kime fayda ya da zarar getirecek?” gibi soruların cevapları önemli olacaktır. 

Sağlık Haberini Yazmak İçin Gerekli Bilgileri Toplamada İki Basit Prensip 
Sağlık haberinin yazılması derinlemesine araştırmaya bağlıdır. Elde edilen bilgiler net ve herkesin anlayabileceği bir formatta, sosyal yapıya uygun biçimde inşa edilmelidir. Sağlık haberini yazmak için gerekli bilgileri toplamada iki basit prensip izlenebilir. İlki daha az teknik kaynaklardan daha fazla teknik olanlara yönelmek, yani genellikle alandaki araştırmalara, makalelere, yasa ve uygulamalara bakmak, ikincisi ise yazılı kaynaklarla başlayıp, daha sonra insan kaynaklarına yönelmektir.

Gazeteci Haberini ‘Doğruluk’ Ve ‘Güvenilirlik’ Esaslarına Uygun Yazmalı
Internet ortamının bilgi kaynağı olarak kullanılmasının gazeteciye sağladığı avantajlar kadar sakıncaları da bulunuyor. İnternet, gazetecilerin geniş bir bilgi çeşitliğine çok kısa sürede ulaşması olanağı sunması açısından avantajlı bir bilgi kaynağıdır. İnternet sayesinde gazeteci bürodan ya da evden ayrılmadan haber yazmayı sağlayacak bilgilere ulaşır hale geldi. Ancak asıl uzmanlık burada devreye girmektedir. İnternette sağlık konulu içeriğin genişliği, nitelikli ve doğru bilgiyi seçme ve ayıklama gibi bir işlemi gerektirmektedir. Zira internetteki bilgilerin birçoğu kaynağı belirsiz ve doğruluğundan şüphe duyulacak bir niteliğe sahiptir. Burada gazeteci haberini ‘doğruluk’ ve ‘güvenilirlik’ esaslarına uygun yazabilmek için, hem hangi bilginin doğru olduğunu anlayacak kadar sağlık konusunda uzman, hem de konu hakkında doğru arama kriterleri oluşturarak bilgiyi nasıl ve nerede bulabileceğini bilecek kadar internet okuryazarı olmalıdır. 

İnternet Medyasındaki Sağlık Konulu İçeriğin Çoğunluğu Hem Özgün Değil Hem de Kaynak Gösterilmeden Yayınlanıyor
Son yıllarda internet gazeteciliğinin gelişmesi mevcut sağlık haberciliğine ilişkin alternatif yaklaşımların güçlendiği iddialarını gündeme getirse de, uygulamalara bakıldığında bu yaklaşımların ve iddiaların geçerliliği konusunda güçlü şüpheler duymaktayız. Ancak internet teknolojisinin, medya alanındaki faaliyetlerin maliyetlerini düşürmesi açısından egemen medyaya karşı alternatif yapılanmalara zemin hazırlayacak potansiyeli taşıdığı da bir gerçek. Özellikle bağımsız gazeteciler ve sağlık uzmanlarının internet teknolojisi sayesinde halka bilgi vermesi ve bu çerçevede toplumda sağlık okuryazarlığının gelişmesine katkıda bulunması mümkündür. Fakat gerek egemen medyadaki mülkiyet yapısının artık internet alanına da taşması, gerek reklam veren firmaların buradaki içeriği belirleme konusundaki güçlü bulgular ya da direk buradaki içeriğin ticari firmalarca oluşturulması, gerek okuyucunun bilgi alırken egemen medyaya yönelme alışkanlığı ve gerekse buralardaki içeriğin çoğunluğunun özgün olmayıp, kaynak gösterilmeden yayınlanması gibi nedenler yeni medyanın alternatif olma vasfını yitirmesine yol açmaktadır.

Yeni Medya Sağlık Konusunda da Alternatif Habercilik Yapamıyor
Her şeyden önce internet teknolojisinin alternatif olabilmesi için sağlık içerikli haberleri, egemen medyanın göz ardı ettiği konuları gündeme getirecek biçimde çerçevelenmesi gereklidir. Bunun için de mevcut egemen medyanın pratiklerini eleştirecek, yapılması gerekenleri var olanın eleştirisi üzerine kurabilecek bir anlayış geliştirilmelidir. Ancak bu anlayışla oluşturulacak habercilik etkinliğiyle egemen medyanın sağlık gündemi tartışmaya açılabilecek ve sağlık konulu içerikler magazinleştirilmeden, sansasyonel tarafları ön plana çıkarılmadan sunulabilecektir. Bunların yanı sıra medyatik isimler ön plana çıkarılmadan, ticari kaygılardan arınmış tamamen bilgilendirici ve bu yönde sağlıklı bir gündem oluşturacak nitelikte bir habercilik mümkün olabilecektir. Ancak hali hazırda internet yayıncılığında kanıta dayalı habercilikten ziyade doğruluğundan emin olmaksızın ‘kes kopyala yapıştır’ mantığıyla yapılmış haberlerin yoğunlukta olduğu görüyoruz.  

İnternette İsminin Başına Her Doktor Yazana İnanılmamalı
Halk sadece sağlık konulu içeriklere değil medya içeriklerinin tümüne karşı temkinli yaklaşmalı ve eleştirel bakabilmeli. Konumuz sağlık olduğu için sağlık içerikli metinlere özelikle kaynağa dikkat etmeli. Zira verilen bilgi kadar o bilgiyi kimin verdiği, ne kadar güvenilir olduğu da önemlidir. Özellikle izleyici ve okuyucuların internet içeriğinde kaynağı belirtilmemiş, reklamı anımsatan metinlere karşı mesafeli yaklaşmaları gerekiyor. İnternette isminin başına her doktor yazana da inanılmamalı, arama motorlarından o isim ve çalıştığı kurum araştırılmalıdır. Yani okuyucu ya da izleyici de kendi filtre ve teyit sürecini aktif konuma getirmelidir.

Yurtdışında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Sağlık Muhabirliği Birliği (AHCJ) Etik İlkeler Belirliyor
Sağlık konulu yayınlara ilişkin ciddi anlamda bir denetim yok. Olsaydı ifade ettiğimiz olumsuzlukların sayıları daha az olurdu. Yurtdışında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Sağlık Muhabirliği Birliği (AHCJ) , yurt için de ise Sağlık Bakanlığı’nın yanında Türk Tabipler Birliği (TTB), Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği (ESAM) gibi kurum ve kuruluşlar sağlık muhabirlerinin nitelikleri ve sağlık haberlerinin nasıl olması gerektiğine ilişkin kurallar koymuş ve etik ilkeler oluşturmuşlarsa da yine de bu konuda yapılan etik ihlallerin denetimi ve müeyyide uygulanması konusunda etkin bir denetim mekanizmasından bahsedemiyoruz.

Kışkırtıcı ve Haberin İçeriğiyle Bağlantısı Olmayan Malzemelerden Kaçınılmalı
Sağlık haberlerinde kullanılan fotoğraflarda temel kıstas kullanılan malzemenin haberi metninin içeriğini pekiştirmesidir. Sağlık haberlerinde kullanılacak fotoğraf, grafik, animasyon gibi görsel malzemeler haberin içeriği anlam bakımından destekleyecek, haberdeki ifadede vurguların anlaşılmasında yardımcı olacak nitelikleri taşıması gerekiyor. Sansasyonel, tamamıyla duygulara hitap edecek, kışkırtıcı ve haberin içeriğiyle bağlantısı olmayan malzemelerden kaçınılmalıdır.  Özellikle arşiv fotoğraflarda olayla ilgili olmayan kişi, kurum ve kuruluşları olayla bağlantısı varmış izlenimi doğuracak biçimde kullanmamaya özen gösterilmelidir. 
Haberde kaynak kesinlikle gerekli. Haberin güvenilirliği açısından haberde yer alan bilgilerin nasıl sağlandığı, kim tarafından söylendiği belirtilmelidir.

Besim Yıldırım Kimdir?
Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünden mezun oldu. Ardından Ankara Üniversitesi’nde yaptığı yüksek lisans ve doktora tezlerinde yerel medya ve gazetecilik eğitimi üzerine tezler yazdı. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nde habercilik, haber sosyolojisi, alan muhabirliği ve araştırma yöntemlerine ilişkin lisans ve lisansüstü düzeyinde dersler veriyor. 

23 Ocak 2014 Perşembe

SAĞLIK PROFESYONELLERİNİN YAKLAŞIK ÜÇTE İKİSİ “SAĞLIK HABERLERİNE” İNANMIYOR

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Sağlık profesyonellerinin yüzde 21'inin, medya profesyonellerinin ise yüzde 12'sinin medyada yer alan sağlık konulu haber ve yazıları kesinlikle "güvenilmez" bulduğunu belirten Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Basın ve Yayın Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erkan Yüksel, “Sağlık profesyonellerinin yaklaşık üçte ikisi, medyada doğru ve güvenilir sağlık bilgilerinin verilmediğine inanıyor.” dedi. 

Sağlık haberciliği gün geçtikçe önem kazanıyor. Bu alanda uzman sağlık muhabir sayısı çok az. Alana ilişkin ciddi bir bilgi kirliliği var. Sağlık haberlerinde doğru bilgi aktarabilmek için güvenilir mekanizmaların henüz kurulmaya çalışıldığını söyleyen Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Basın ve Yayın Bölümü Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erkan Yüksel, konu ile ilgili şunları söyledi: “Yayın ve içerik sayısı anlamında önemli bir artış söz konusu. Özellikle son 15 yıldır sağlık haberciliği alanında ciddi bir gelişme yaşanıyor. Medyada sağlık konusu artık daha çok önemseniyor. Gazetelerde sağlık konulu sayfalar, televizyonlarda programlardan söz edebiliyoruz. Sağlık muhabiri ve editörü kimliği benimsenmiş durumda. Bu alanda çalışanların sayısının da her geçen gün arttığını görüyoruz. Bakın siz de artık sağlık haberciliğini tartışmaya açmış bulunuyorsunuz. Sağlık haberciliği alanında üniversitelerde dersler verilmeye başlanmış. Bunlar olumlu gelişmeler… Öte yandan halkın da bu yayınlara yönelik yoğun bir ilgisi var. Bu yayınlar sayesinde sağlık bilgilerinin arttığını ve artık daha bilinçli davrandığını söylüyorlar. Doktorların verdiği bilgi, uyguladığı tedavi ve ilaçlar da medya aracılığıyla artık denetlenebiliyor. Tabi işin bir de ticari; yani reklam ve tanıtım yanı da var. Ancak bir diğer yandan da sağlık haberciliğine yönelik eleştiriler de giderek artıyor.

“Sağlık Konulu Yayıncılık Araştırması” Kitap Oluyor
Ayrıca, akademik anlamda da sağlık iletişimi ya da sağlık haberciliği alanında yapılan tezlerin sayısında ciddi bir artış var. 2009 yılına dek bu alanda toplam 13 tez yazılmışken, yalnızca 2010 yılında 6 tezin tamamlanması ve sayının giderek artması bu ilginin en büyük göstergesi. Ayrıca sağlık haberciliği alanında bir kilometre taşı olarak da yöneticisi olduğum araştırma projesinden söz etmem gerekiyor. Çünkü bu proje yalnızca sağlık haberciliği alanında değil; iletişim alanında ülkemizin en kapsamlı çalışmalarının başında geliyor. 2010 yılında başlayıp 2013’te sona eren “Türkiye’de Sağlık Konulu Yayıncılık İlkelerinin Belirlenmesi: Kaynak, İleti ve Hedef Kitle Bağlamında Sağlık Konulu Yayınların Analizi” başlıklı TÜBİTAK ve Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Destek Komisyonunca da desteklenen projemizin raporu; alana ilişkin literatürü özetlemekle birlikte, sağlık iletişiminin medya boyutunda kaynak, ileti ve hedef kitle analizlerini içeriyor. Bu çerçevede medya ve sağlık profesyonellerinden oluşan 150 kişiye; sizin bu söyleşide sorduğunuz soruları da içeren sağlık haberciliğinin değerlendirmesini amaçlayan sorular sorduk. 2010 yılında internet, televizyon, gazete ve dergilerdeki tüm sağlık konulu yayınları analiz ettik. Ülke çapında bir anket uygulayarak halkın da bu yayınlar karşısındaki tutum ve kanaatlerini, bu yayınları ne kadar önemsediğini öğrenmeye çalıştık. İki ayrı çalıştay düzenleyerek bulgularımızı konunun uzmanlarıyla tartışmaya açtık. Bu ay içinde de proje raporumuza dayanan ‘Check Up: Sağlık İletişimi’ adlı kitabımız yayımlanacak. Ancak gelişmiş ülkelerle kıyasladığımda sağlık haberciliği anlamında daha yolun daha başında olduğumuzu söyleyebilirim. Uzman sağlık muhabiri sayımız çok az. Bu alana ilişkin ciddi bir bilgi kirliliği var. Doğru bilgi aktarabilmek için güvenilir mekanizmalar henüz kurulmaya çalışılıyor. Kurumlar arasında iletişim ve koordinasyon sorunları dikkati çekiyor. Bir şeyler yapması beklenenler de ellerini taşın altına sokmakta yeteri kadar istekli ve cesaretli görünmüyorlar. Kimin ne yapması gerektiği noktasında zihinlerin karışık olduğu anlaşılıyor. Böyle bir ortamda da özellikle ticari amaçlar, her türlü tanıtım ve reklam ile popüler içerikler daha çok olarak göze batıyor. Yine de geçmişe göre daha olumlu gelişmeler mevcut ve daha iyi noktalara doğru gidileceği umudunu taşıyorum. 

Haberin Türünü Haberin Yayımlandığı Yayının Niteliği Belirler
Sağlık haberlerini diğer haber türlerinden ayıran unsurlar Pelin Öğüt’ün doktora tezinde ve araştırma raporumuzda ayrıntılı olarak açıklandı. Kitabımızda da bunun detaylarını bulabilirsiniz. Ancak özetle ifade edecek olursam; bir haberin sağlık haberi olarak değerlendirilip değerlendirilmemesinde önemli unsurlardan ilki haberin yayımlandığı yayının niteliği. Gazetede ya da ekte yayımlanmış olması onun sağlık haberi olarak değerlendirilmesinin ilk unsuru. Sonra klasik haber değerleri ve 5N1K formülü açısından değerlendirilmeli. Advertoryal ya da tanıtım mı değil mi, yazı türü nedir ona bakılmalı. Sonra haberde muhabirin imzasının olup olmaması, haberin genel konusu, alt konuları, haber kaynakları, adı geçen kurumlar, dil ve anlatım yapısı gibi unsurlar değerlendirilmeli. 

Bilgi Kaynaklarında İlk Sırayı Sağlık Görevlileri ve Tıp Doktorları Alıyor
Sağlık yayınlarının konularının neler olduğu sorulduğunda ise araştırma projemizin medya içerik analizi bulgularına bakmamız gerekiyor. Orada da 40 civarında ana kategori ve yüzlerce alt kategoride bir değerlendirmeye gidildi. Buna göre 2010 yılı medya içeriklerinde içerik sayısı itibarıyla beslenme, iç hastalıkları ve genel cerrahi, onkoloji/kanser, kardiyoloji/kalp damar cerrahisi, sağlık kurumları, güzellik, bakım, zayıflama ve sağlıklı yaşam konuları öne çıkıyor. Gazete ve dergiler açısında haber ya da bilgi kaynaklarının kim olduğuna bakıldığında ise ilk sırayı sağlık görevlileri ve tıp doktorları alıyor. Daha sonra sağlık alanındaki sivil toplum örgütü temsilcileri, Sağlık Bakanı ya da Bakanlık yetkilileri medya içeriklerinde en çok başvurulan kaynaklar. 

“Kararsız Kalırsan Haberden Vazgeç”
Sağlık haberlerinde dikkat edilmesi gereken unsurlara yönelik literatürde birbirine benzer pek çok açıklamaya rastlamak mümkün. Özellikle yurt dışında sağlık haberciliğine yönelik dernek ya da birliklerin bu anlamda önemli çalışmaları var. Doğru ve gerçeğe dayalı habercilik kuralları ile birlikte özellikle sağlık haberciliğine yönelik dikkat edilmesi gereken noktaların altı çiziliyor. Örneğin Gazetecilik Mesleğinin Kural ve İl¬keleri Sağlık Muhabirlerinin Moskova Rehberi’nde ilk madde “Öncelikle zarar verme” diyor. İkinci madde “Mutlaka araştır”; üçüncü madde “Özellikle mucize tedaviden söz etme, umut verme” diyor. Dördüncü maddede “Kendine bu haberden kim yararlanır sorusunu sor” diyor. “Vereceğiniz haberler hasta, sakat ve çocuklara aitse, bir kez daha düşün” diyor. “Özel hayatı ve acıları haber yapma” diyor. “Acıyı duygu sömürüsü için asla kullanma” diyor. En önemlisi belki de “Kararsız kalırsan haberden vazgeç” uyarısında bulunuyor. Sağlık Habercileri Birliğinin Etik İlkeler Beyannamesi ise küçük bir kitapçık boyutunda. Ayrıca İngiltere’de hazırlanmış Bilim ve Sağlık İletişimi Kılavuzu da önemli bir çalışma. Muhabirlerin haber yaparken dikkat etmesi gereken bir kontrol listesi de sunulmuş durumda. Bunun başka örnekleri de mevcut. Ülkemizde de Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneğinin etik ilkeleri ve kararları bulunuyor. Bu ilkelerin ilkinde de “ESAM üyesi gazeteciler, yalan, taraflı, kamuoyunu yanıltıcı, yönlendirici, umut tacirliğine yönelik haber yapamaz. Haberlerinde öğrenci, öğretmen, hasta, hekim haklarına saygı gösterir.” deniliyor. Araştırma projemizin raporunda bunlar ve daha fazlası mevcut durumda.

İdeal Sağlık Yayıncılığının İlk Şartı Halkı Bilgilendirici Olması
 Ayrıca ideal sağlık haberciliğinin nasıl olması gerektiğine ilişkin ortaya çıkan bulgular da yol gösterici nitelikte. İdeal sağlık haberinin halkı bilgilendirici, yol gösterici ve öğretici olması şartlardan ilki. Hastalık ve kişi özelinde konuşulmaması, koruyucu hekimliğe ağırlık verilmesi, hekim hatalarına karşı dikkatli olunması, bilimsel kanıt ve görüşlere yer verilmesi, güncel bilgilerin takip edilmesi, tıptaki yenilikleri içermesi, uzman kişilerin görüşlerine başvurulması, uzman olmayan kişilerin konuşturulmaması, konuk ya da haber kaynağı seçiminde meslek örgütlerine danışılması, halkın anlayacağı dilde yayın yapılması, üsluba dikkat edilmesi gerekiyor. Umut tacirliği yapılmaması, kullanılan görsel unsurların iyi seçilmesi, maddi kaygısı olmayan, çıkar ilişkisine dayanmayan, halkın yararına, pazarlama ve reklam içermeyen nitelikte olması, dürüst olunması, gerçeğin yansıtılması, yayın ilkelerinin belirlenmiş olması, bu ilkelere uyulması, etik ilkelere dikkat edilmesi, hasta haklarına saygılı olunması ve son olarak bu yayınların bir şekilde denetlenmesi ise sıralanan diğer unsurlar. Bu konuda daha fazla bilgi için Sağlık ve Medya adlı internet bloğumuz ziyaret edilebilir. 

En Önemli Eleştiri: Sağlık Haberciliğinin Hala Acemi Muhabirlerin İşi Olarak Görülmesi 
Araştırma kapsamında görüştüğümüz sağlık ve medya profesyonelleri ile akademisyen ve uzmanlar bu konuda muhabirlerin kendilerini geliştirmeleri gerektiğini, derdini anlatacak kadar bilgili olmalarını, etik kurallara bağlı kalmalarını, vicdanlı davranmalarını, hekimden aldığı bilgiyi halk diline dönüştürebilmelerini, uzmanlaşmaya önem vermelerini ve konuyu sevmelerini başlıca şartlar olarak ifade ediyorlar. Elbette genel anlamda habercilik ilkelerine olduğu kadar sağlık haberciliği ilkelerine de önem verilmesi bir başka nokta. Yani haberciliğin bilinmesi ve sağlık haberciliğinde de uzmanlaşılması gerekiyor. Öte yandan günümüzde sağlık haberciliğine yönelik en önemli eleştirilerin altında yatan nedenlerin başında sağlık haberciliğinin hala acemi muhabirlerin işi olarak görülmesi geliyor. Her ne kadar sağlık haberciliği alanında uzmanlaşma adına belirli birikime sahip muhabir ve yazar sayısı her geçen gün artsa da sağlık haberciliği hala acemi muhabirlerin mesleğe başlarken yazmaya başladığı haber türlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Dolayısıyla sağlık haberciliğine gereken önem ve özen en yazık ki medyanın geneli tarafından verilmiyor. İdeal sağlık muhabirinin yetişeceği ortam açısından bakıldığında da iletişim fakültelerinde bu yönde yeterli bir eğitim ne yazık ki yok. Bu alandaki sivil toplum örgütlerinin de düzenli ve devam eden çabalarından da söz edemiyoruz. Denetimsizlik ise başta da söylediğim gibi bir başka açıdan ayrı ve önemli bir eleştiri olarak duruyor. 

Haber Yazarken Ticari Kaygılar ve Bu Yöndeki Eleştiriler Gözden Uzak Tutulmamalı
Sağlık konulu haber yazarken öncelikle, insanlar insanlarla iletişim kurarken neye dikkat ediyorlarsa, ona dikkat edilmeli. Bunun dışında haberciliğin belli başlı ilkelerine dikkat edilmeli. Sonra da ideal sağlık haberciliğinin ilkeleri gözden uzak tutulmamalı. Bu ilkeler arasında da belki en önemlileri olarak haber yazarken ticari kaygıların ve bu yöndeki eleştirilerin gözden uzak tutulmamasını ve bu doğrultuda kamu yararının öne çıkarılması gerektiğini özellikle vurgulamak isterim. Çünkü sağlık haberciliği istismara oldukça açık bir alan ve insanların uğruna her şeylerini verebilecekleri en önemli sorunları sağlıkları… Özel sektörün bütün dünyadaki başlıca amacı da daha fazla kar elde edebilmek. Proje kapsamında görüştüğümüz sağlık profesyonellerinin yüzde 91'i sağlık içerikli yayınlarda, kaynak, konuk seçiminde reklam, sponsorluk baskısı ya da ticari kaygı hissettiklerini dile getiriyor. Medya profesyonellerinin de yüzde 58'i böyle bir baskı var mı sorusuna "kesinlikle evet" cevabını veriyor. Türkiye genelinde ise gazete okurlarının yüzde 48'i, televizyon izleyenlerin yüzde 45'i ve internet takip edenlerin yüzde 46'sı sağlık konulu yayınlarda daha çok kişi, doktor, ürün, ilaç ve hastanelerin reklamının yapıldığı görüşüne katıldığını ifade ediyor. Sanırım bu verilerin büyüklüğü durumu ortaya koymaya yetiyor ve daha fazla söze gerek kalmıyor.

Zarar Vermemek, Kaş Yapacağım Derken Göz Çıkarmamak Gerekli
Halkın okuyabileceği, yanlış anlamayacağı, eksik bilgilendirilmeyeceği, boş hayallere kapılmayacağı, kandırılmayacağı, fayda sağlayacağı dil ve anlatım yapısı öncelikli hedef olmalı. Görsel malzemelerin seçiminde de kamu yararına, kamuyu bilgilendirme potansiyeline dikkat edilmeli. Aynen haber içeriği gibi görsel malzemeler de toplumun geneli; yaşlısı, genci, hastası, sağlıklısı, evhamlısı, panik atak olanı, eğitimlisi, eğitimsizi, zengini, fakiri düşünülerek; onlar üzerinde olası etkileri hesaba katılarak yayınlanmalı. Zarar vermemek, kaş yapacağım derken göz çıkarmamak gerekli. Acı ve trajedilerin görüntülerini yayınlarken bir kez daha düşünülmeli. Görüntünün yanlış anlaşılmayacağından emin olunmalı. Bunlar da tabi sağlık haberciliğinde özel eğitim almakla, ustalaşmakla, uzmanlaşmakla olabilecek gibi görünüyor.

Artık Gazetelerde İntihar Haberlerinin Bile Yayımlanmasının Etik Bulunmadığı Bir Dönemde Yaşıyoruz
Sağlık konulu yayıncılığın en çok eleştirilen yönü televizyondaki sağlık programları. Dolayısıyla sağlık konulu yayıncılığa ilişkin eleştirilerin neredeyse tümü bu programlar için geçerli. Uzman olmayan kişilerin konuk alınması en çok eleştirilen noktaların başında geliyor. Teşhis ve tedaviye yönelik yapılan anlatımlar da önemli ölçüde eleştiriliyor. Yanlış ya da eksik bilgilendirmenin kötü sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Medyadan öğrenilen bilgilerle hekimlere başvurulmasının da iyi ve kötü yanları mevcut; ancak sağlık haberciliğinde kar-zarar ya da az-çok hesabı yapmanın doğru olmadığına inanıyorum. Bir tek kişi bile medyadan öğrendiği eksik ya da yanlış bilgi nedeniyle yanlış bir uygulamanın içerisine girerek sağlığını kaybederse yapılan yayıncılığa olumlu bakmamız mümkün değil. Artık gazetelerde intihar haberlerinin bile yayımlanmasının etik bulunmadığı bir dönemde yaşıyoruz. Sağlık haberciliğine yönelik daha özel ilkelerden söz ediyoruz. Ancak medya içeriklerine baktığımızda en temel ilkelerin bile uygulanmadığına şahit oluyoruz. Örneğin sağlık haberciliğinin “boş umut verme, mucize tedaviden söz etme” ilkesine yönelik özel bir araştırma gerçekleştirdik. Makalemizde ortaya çıkan bulgulara göre gazetelerimizde hala “mucize tedavi” konulu haberlerin yoğun bir şekilde yayımlandığı anlaşılıyor. Sağlık ve medya profesyonelleri de etik anlamda medya içeriklerini her boyutuyla eleştiriyorlar. İşin en önemli yönü ise şurası: Diğer haber türlerinde yanlış bir bilgi kişilik hakları ihlali doğurabilir, paranızı ya da prestijinizi kaybetmenize neden olabilir. Ancak sağlık haberciliğinde bir yanlış hayat kalitenizi etkiler ve belki de geri dönüşü olmayan bir şekilde sağlığınızı hatta hayatınızı tehlikeye atabilir. Parayı ya da prestiji belki yerine getirebilirsiniz ama sağlığınızı yerine getirmek o kadar kolay olmayabilir. 

Medyadan Öğrenilen Tedavileri Bir Şekilde Uyguladığını Söyleyenlerin Oranı Üçte Bir Seviyesinde
Yaptığımız araştırmada halkın medyadaki sağlık konulu içeriklere güveninin hangi düzeyde olduğunu ölçtük. “Kısmen (Bazen) güvenirim” diyenler çoğunlukta. Ancak “Hiçbir zaman güvenmem” diyen gazeteler için yüzde 7,4’lük, televizyonlar için yüzde 5,6’lık ve İnternet için yüzde 5,4’lük bir kesim. Dolayısıyla toplumun önemli bir kısmının bu tür yayın içeriklerine kesinlikle güvenmediğini söylüyor. Ancak bir başka soruda, medyadan öğrenilen tedavileri bir şekilde uyguladığını söyleyenlerin oranı ise üçte bir seviyesinde. Yüzde 1,6’lık bir kesim “hemen hepsini uyguladığını” dile getiriyor. Bu tedavileri uyguladığını söyleyenlere “fayda ya da zarar görüp görmedikleri” de sorduk. Türkiye genelinden aldığımız sonuç, halkın yüzde 1,5’inin “Birkaç kez zarar gördüğünü”, yüzde 0,5’inin de “Çoğunlukla zarar gördüğünü” ortaya koyuyor. Dolayısıyla düşünce ve kanaat olmanın dışında, bu ankette, halkın gördüğü zararın somut bir ifadesi mevcut. Ortaya çıkan rakamlar da zararın neresinde olduğumuzu gösteriyor. Öte yandan görüştüğümüz sağlık profesyonellerinin yüzde 21'i, medya profesyonellerinin de yüzde 12'si medyada yer alan sağlık konulu haber ve yazıları kesinlikle "güvenilmez" buluyor. Sağlık profesyonellerinin yaklaşık üçte ikisi, doğru ve güvenilir sağlık bilgileri verilmediğine inanıyor. Bu haliyle medyadan halka yansıyan sağlık konulu yayınların halkın her kesiminde bilinçli bir şekilde algılanmadığını, kişiye özel olması gereken teşhis ve tedaviye ilişkin görüş ve tavsiyelerin yanlış sonuçlar doğurabildiğini bir kez daha şapkayı önümüze koyarak düşünmemiz gerekiyor. “Konular nasıl seçilmeli” sorusuna gelince… Medyada hangi konuların öne çıktığını sıralamıştım. En çok işlenen konular belli. O halde bir de daha az işlenen ya da hiç işlenmeyen konulara bakmamız gerekiyor: Sağlığın ticarileşmesi, sağlık politikaları, sağlık sistemi, toplumda daha yaygın olarak görülen diğer hastalıklar, yaygın olmayan hastalıklar, hastalar ve yakınlarının sorunları, sağlık çalışanları ve sorunları… Dolayısıyla bir dengenin yakalanması gerektiğini ifade etmek istiyorum. 

İnternet Kullanıcıları Daha Bilinçli ve Eğitimli Kişiler
İnternet kullanıcıları sağlık konulu içeriklere daha çok güveniyorlar. Bunun başlıca nedeni internetteki bilgilerin hepsinin doğruluğu değil; İnternet kullanıcılarının daha bilinçli ve eğitimli kişiler olması ve buna bağlı olarak internetteki farklı siteleri ziyaret ederek o konuda en doğru olduğunu düşündükleri bilgiyi araştırabilecek ve ayırt edebilecek bilgi birikimine sahip olmaları. İnternette de elbette yanlış ya da eksik bilgiler mevcut; ancak gerek doğru ve yeterli bilgi veren sitelerin varlığı ve gerekse tartışma ortamlarının da takip edilebilmesi gazete, dergi ya da televizyona karşı büyük bir avantaj sağlıyor. İnternette pek çok içerik mevcut. Doktorların, hastanelerin ve sağlıkla ilgili sivil toplum örgütlerinin yayınlarının yanında reklam amaçlı ya da pazarlama amaçlı yayınlar da bulunuyor. Bu alanda yalnızca habercilik yapan yayın kuruluşlarının sayısı da her geçen gün artıyor. Blog haberciliğinin de arttığını görüyoruz. Araştırma projemiz çerçevesinde biz de üç ayrı blog açtık. “Sağlık Haberciliği”, “Sağlık ve Medya” ile “Sağlık ve İletişim” isimli bloglarımız var. Araştırma projemizin raporuna “Sağlık ve Medya” bloğumuzdan dileyen herkes erişebilir. 

Duyduğumuz Her Şeye İnanmıyorsak, Medyadan Duyduğumuz Her Şeye de İnanmamalıyız
Halka ne tavsiye ederim? Medya okuryazarlığı dersinde işlenen konulardan pek de farklı olmamakla birlikte halkın medyanın ne ve kim olduğunu bilmesi, amaç ve işlevlerini öğrenmesi, duyduğu ya da okuduğu her şeyi doğru kabul etmeden önce analiz edebilmesi, sonuçlarını değerlendirebilmesi yani bilinçlenmesi gerekiyor. Nasıl ki bir başkasından duyduğumuz her şeye inanmıyorsak, medyadan duyduğumuz her şeye de inanmamalıyız. Nasıl ki bir şey duyduğumuzda öncelikle onu kimin söylediğine bakarak bir değerlendirme yapıyorsak, medyadan duyduğumuz şeylerde de onu kimin söylediğine; ne niyetle, kime söylediğine ve bizim bu söylenilenleri üzerimize alıp almayacağımıza yani uygulayıp uygulamamız gerektiğine dikkat etmemiz gerekiyor. Ancak yine de halkın hangi bilginin doğru ve geçerli olduğuna, eksik ya da yanlış olmadığına ilişkin uzman düzeyinde değerlendirme yapabilmesi mümkün değil. Böyle bir şeyi bekleyemeyiz. Bu noktada ne yapılabilir? Yapılacaklar arasında bunu da düşünmek gerekiyor. Özellikle medya okuryazarlığı anlamında sağlık konulu yayıncılığa ilişkin okuryazarlık bilgisine de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu da yapılabilecekler arasında yer alıyor. Öte yandan şüphesiz medyada çok olumlu ve çok doğru bilgiler de mevcut. Özellikle kamu sağlığı anlamında doğru yayıncılıkla mükemmel sonuçlara ulaşılabilir. Geçmişte dünyanın farklı ülkelerinde ve bizim ülkemizde de uygulanmış başarılı sağlık kampanyalarından söz etmemiz mümkün. Hala da yapılabilecek pek çok şey var. Sigarayla mücadele, temiz hava sahası, obezite karşıtı kampanya yakın zamanda hatırladığımız bilinen kampanyalar. Halkın sağlık alanında ve özellikle koruyucu hekimlik anlamında bilinçlendirilmesinde medyadan daha güçlü bir şekilde yararlanmak mümkün. 

Medya Profesyonellerinin Yüzde 24'ü Medyada Yer Alan Sağlık Konularının İçeriklerinin Denetlenmediğini Söylüyor
Sağlık konulu yayınlara ilişkin bir denetim, izleme, gözetim mekanizmasının oldukça sıkıntılı olduğunu söyleyebilirim. Araştırma kapsamında görüştüğümüz sağlık ve medya profesyonelleri denetim konusunda hemfikirler. Sağlık profesyonellerinin yüzde 38'i ve medya profesyonellerinin yüzde 24'ü medyada yer alan sağlık konularının içeriklerinin denetlenmediğini söylüyor. Ancak asıl sorun bu denetimin kimin tarafından ve nasıl yapılması gerektiği noktasında ortaya çıkıyor. Çünkü herkesin düşüncesi farklı. Denetim nasıl olacak, kim yapacak, yaptırımı ne olacak, hukuki boyutu neyi kapsayacak, ifade ve basın özgürlüğü ile çelişecek mi, bunlar tartışma konusu… Sorumlu olduğu düşünülen kurumlara bakıldığında onlar arasında da iletişim ve koordinasyon eksikliği, görev, yetki ve sorumluluk alanı belirsizliği ya da bilinmezliği gibi noktalar öne çıkıyor. Dolayısıyla bu yayınları bir şekilde denetleyen kurumların çabaları maalesef yeterli ve tatmin edici bulunmuyor. Bir diğer yandan ise görüştüğümüz Amerikalı sağlık habercileri ise medya içeriklerine yönelik bir denetimin doğru olmayacağını söylüyor. Asıl olanın doğru habercilik olduğunu ve iyi haberciliğin teşvik edilerek, örnek gösterilerek yanlışın kovulabileceğini belirtiyorlar. Etik ilkeler yerine de haber yazarken dikkat edilmesi gereken noktalara işaret ediyorlar. Ancak Türkiye’de görüştüğümüz kişilerden hiç birinin Amerikalı gazetecilerin verdiği yanıta yakın bir yanıt vermediğini de belirtmek isterim. Bunun da bize oldukça şaşırtıcı geldiğini söyleyebilirim.

İnternet Haberciliğinde Kaynak Gösterme Daha Kolay Yapılabiliyor
Habercilikte akademik yazılardaki gibi kaynak belirtmek yazı türü anlamında pek de alışıldık bir uygulama değil. Ancak yurt dışında kimi haberlerde kaynak belirtildiğini görüyoruz. Özellikle fikir ve sanat eserlerinin hak sahiplerinin hakkının teslim edilmesi, yazılanların doğruluk güvenilirliğinin denetimi, dolayısıyla okuyucunun güveninin kazanılması, meraklılarının daha fazla araştırma yapmalarına olanak tanınması gibi nedenlerle kaynak göstermenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte şimdilik ülkemizde popüler medyada böyle bir uygulamaya geçilebileceğini pek de tahmin etmiyorum. Çünkü ülkemizde muhabirin adının bile haberlere konulmasının kimi zaman lüks olarak görüldüğünü, ajanslardan geçilen haberlerde mahreç kullanılmadığını ve “kopyala-yapıştır” türü haber hırsızlığının mevcudiyetini dikkate alırsanız ne demek istediğim daha iyi anlaşılır. Ancak internet haberciliğinde kaynak gösterme daha kolay yapılabiliyor. İnternet teknolojisiyle kelimeler bile tıklandığında açıklamalarına erişmek mümkün. Kaynak göstermek ve hatta tıklayarak o kaynaklara ulaşmak da mümkün. Bu da internet haberciliğinin önemli bir artılarından biri.” 

Prof. Dr. Erkan Yüksel kimdir?
1972 yılında dünyaya geldi. 1994 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Basım ve Yayımcılık Bölümünden birincilikle mezun oldu. Ardından yüksek lisans ve doktora tezlerinde ekonomi haberciliği üzerine tezler yazdı. Yerel bir gazetede ekonomi haberciliği yaptı. 1995 yılında Selçuk Üniversitesinde Araştırma Görevlisi oldu. Üç yıl sonra Anadolu Üniversitesine geçiş yaptı. 2002 yılında University of Texas at Austin’de misafir öğretim üyesi olarak bulundu. Bir yıl sonra Uluslararası Kıbrıs Üniversitesinde Gazetecilik Bölüm Başkanı olarak görev yaptı. 2004 yılında doçent, 2010 yılında profesör oldu. 2005-2008 arasında fakültede dekan yardımcılığı görevini yürüttü. Yaklaşık üç yıldır da bölüm başkanlığı görevini yerine getiriyor. 2009 yılından bu yana sağlık haberciliği konusunda çalışmalar yürütüyor. Bu alanda Türkiye’nin en büyük araştırmasını Prof. Dr. Ahmet Yalçın Kaya, Prof. Dr. Abdullah Koçak ve Yard. Doç. Dr. Sinan Aydın ile birlikte 2010 yılında başlayarak üç yılda TÜBİTAK ve Anadolu Üniversitesinin desteğiyle tamamladı. Bu ay içerisinde de Check Up: Sağlık İletişimi adıyla proje kitabının yayımlanmasını bekliyor. Ayrıca sağlık haberciliği alanında “Sağlık ve Medya” ile “Sağlık ve İletişim” adlı blogları bulunuyor.