23 Aralık 2013 Pazartesi

“GAZETELER KENDİ YARATTIKLARI YAZAR-DOKTORLARA, KENDİLERİ TAPMAYA BAŞLIYOR”

SAĞLIK HABERCİLİĞİNE YÖN VERENLER

Giderek daha fazla sayıda doktorun sayfa yaptığını kaydeden Hürriyet Gazetesi Sağlık Editörü Mesude Erşan, “Hastanelere yazılar hazırlatılıyor. Gazeteler kendi yarattıkları yazar-doktorlara, kendileri tapmaya başlıyor. Haber servisleri giderek daralıyor. Bu da uzmanlaşmayı zorlaştırıyor” diye konuştu. 

Sağlık haberciliğinde uzmanlaşmanın çok önemli olduğu tartışmasız bir gerçek. Bu alanda çalışan muhabirlerin uzmanlaşmaları için alan muhabirlerine gerekli önem ve kontenjan verilmeli. Sağlık haberleri yerine doktorlar ya da hastaneler tarafından köşe hazırlanarak yapılmamalı.  Sağlık haberciliğinin 1980’li yıllarda başladığını belirten Hürriyet Gazetesi Sağlık Editörü Mesude Erşan, konu ile ilgili şunları söyledi: “Bir dönem hemen her gazetenin sadece sağlık ile uğraşan muhabirleri oldu. Sadece tek alanla ilgilenmek ciddi bir uzmanlığı beraberinde getirdi. Güzel işler yapıldı. Gazeteler kıymet verdi, kullandı. Ancak ne yazık ki sağlık muhabirlerinin sayısı giderek azalıyor. Gidenlerin yerine yenileri gelmiyor. Kurumlar yetişenleri ellerinde tutmak için nazlanıyor. Giderek daha fazla sayıda doktor sayfa yapıyor, köşe yazıyor. Hastanelere yazılar hazırlatılıyor. Gazeteler kendi yarattıkları yazar-doktorlara, kendileri tapmaya başlıyor. Haber servisleri giderek daralıyor. Bu da uzmanlaşmayı zorlaştırıyor. Buna gençlerin sağlık haberciliğine hevessizliği de eklenince branşın geleceği ile ilgili kaygı duyuyorum. 

Sağlık Haber Kaynak Ağı Çok Geniş
Kuşkusuz gazeteciliğin bütün alanlarında sorumluluk büyük. Ama sağlık haberciliğinde bu durum daha da büyük. Zira sağlık insanların çok hassas olduğu bir konu. Özellikle bazı hastalıklarda kanser, MS gibi hassasiyet çok daha fazla.  Abartmadan, çarpıtmadan, yanıltmadan, zamanından önce, yersiz umut yeşertmeden haberleri vermek lazım.  Sağlık haberlerinin kapsamı çok geniş. Hastalıklar, tedaviler (ilaç, ameliyat vs), tıbbi teknolojideki yenilikler, sektörün tüm aktörleri (Sağlık Bakanlığı, hekim ve diğer sağlıkla ilgili örgütler, dernekler vs), mevzuattaki değişiklikler,  ünlülerin sağlıkları-hastalıkları gibi birçok konu  sağlık haberi alanına girer.  Haber kaynak ağı da çok geniş. Hekimler, hekim örgütleri, tıp fakülteleri, tüm hastaneler, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kurumlar, dernekler, sendikalar, gazete ilanları, gelen mailler hatta Facebook ve Twitter bile haber kaynaklarımız arasında yer alıyor. 


İyi Bir Sağlık Muhabiri Anlatılanı Yorumlayacak, Değerlendirebilecek Kapasitede Olmalı 
Haber kaynağının güvenilir ve doğru olması önemli. Her anlatılan sağlık haberi olmaz. Anlatılanın doğru, bilimsel dayanağı bulunan hatta kanıta dayalı olması gerekiyor.  Yani bir bilgiyi bir öğretim üyesinin dahi vermesi yüzde 100 doğru olduğu anlamına gelmiyor. Burada deneyim çok önem kazanıyor. İyi bir sağlık muhabiri anlatılanı yorumlayacak, değerlendirebilecek kapasitede olmalı. Diğer önemli bir konu, doğru kaynak seçmek. Sadece “gazetede büyük yer alıyor, iddialı başlık veriyor” diye haber ya da röportaj yapılmaz. Daha az haber çıksın ama doğru çıksın… Ne yazık ki herkes gibi doktorlar, sağlık sektöründen insanlar da hata yapar. Alet olmamak lazım.  Benim kendime göre bir listem var. Bir kısmı çok ünlü olan ve okunan bazı kaynaklara asla güvenmem, görüşmem ve haber yapmam. Önem verdiğim bir diğer konu, konuyu doğru insanla konuşmak. Kolesterol ilaçlarını göğüs hastalıkları uzmanları değil, kardiyologlarla konuşmak gibi… 

Hangi Kaynağa En Kestirmeden Nasıl Ulaşacağını Bilmeli
Gazetecilikle ilgili standart özellikler dışında söyleyebileceğim birkaç özellik var. Klişe olacak ama bu alanı sevmek lazım. Sağlık zengin bir alan bu açıdan çok şanslıyız. Ancak sürekli yenilenen, gelişen ve dinamik bir alan olduğu için olan, biteni iyi takip etmek gerekiyor. Çok okumak şart. İlgili tüm birimlerin dergileri, web siteleri, internet üzerinden yayın yapan sağlıkla ilgili siteler gibi izlemek şart.  Telefon defteri isim, telefon ve mail adresi açısından çok zengin olmalı. En azından hangi kaynağa en kestirmeden nasıl ulaşacağını bilmeli.  


İyi Fotoğraf Haberin Kaderini Değiştiriyor
Sağlık muhabiri manipülasyonları fark edebilmeli, buna izin vermemeli. Kriteri, “haber değeri var” ve “kamu yararı” olmalı. İlişkileri kaynak-muhabir çizgisinde tutabilmeli, kaynaklarına borçlanmamalı.     Sonuç olarak haber de bir ürün. Elbette vitrine koyacak malzemeye ihtiyaç var. Başlık dahi çıkmayan malzemeden, haber yapmak zor.  Tabii ki herkesin anlayabileceği açıklık ve basitlikte yazmak önemli. Görsel malzeme en az yazı kadar önemli. İyi fotoğraf haberin kaderini değiştiriyor. Sadece fotoğrafları nedeniyle büyütülen işler var. Bunu çok önemsiyorum. Sağlık haberlerinde bazen grafik, çizim gibi de kullanmak haberin hem kolay anlaşılması hem de bakılması için ideal. 
Televizyon ayrı bir alan, hiç deneyimim yok. Ancak söylediğim konuların televizyonlardaki sağlık haber ve programları için de önemli olduğunu düşünüyorum. 

“İnterneti Çok Önemsiyor ve Buraya Özel Haber Yapmaya Çalışıyorum”
Sosyal medya ve internet ortamı hızı, sınırsızlığı, kolay yayılmasıyla beni heyecanlandıran bir mecra. “Neden hala girmiyorum” diye de kendime kızdığımı itiraf edeyim.  Şimdilik www.hurriyet.com.tr adresindeki haberlerimle yetiniyorum. Çok önemsiyor ve buraya özel haber yapmaya çalışıyorum. Şu bir gerçek ki gelecekte çok daha fazla yaygınlaşacak ve gelişecek. Sınırsız bir alan olması nedeniyle çok iyi bir oto kontrol gerektirdiğini düşünüyorum. Konservatif medya ile benzer hatta aynı etik kaygı ve kuralları olmalı. 

Bazen Okurlar Anlamak İstediklerini Anlıyor
Halkın sağlık haberlerini, okumasıyla ilgili çok ilginç deneyimlerim oldu bu konuda. Bazen haberde hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmadan açıkça söz edilse bile okurlar “Hangi doktor, hastane bu tedavi yapıyor” diye arıyor. Kısacası bazen okurlar anlamak istediklerini anlıyor… Bu nedenle dikkatli okunması şart. Gerek internet gerekse diğer mecralardan güvenilir yayınları izlemek en azından bir kalite garantisi verir. İnternet rahat bir mecra. Ağzı olan, satış yapmak isteyen herkes yalan-yanlış burada yer bulabiliyor. Temkinli olmakta yarar var.  


Hataları Önlemenin En Pratik Yolu Uzman Sağlık Muhabirlerinin Bulunması
Sağlık konulu yayınlara ilişkin bir denetim kurmak, pratik nedenlerden dolayı kolay değil. Bu yüzden hataları önlemenin en pratik yolu uzman sağlık muhabirlerinin bulunması. Kurumlara gelen bütün sağlık haberlerini bir de onların görmesi.  En azından kuşkulu olanlarla ilgili değerlendirme yapması istenebilir.  

Ajitasyon Yapan Fotoğraflardan Kaçınmak Lazım
Sağlık haberlerinde konuyu iyi anlatan fotoğraflar olmalı tabii ki… Fotoğrafın gücüne inancım sonsuz… Gazete sayfalarında kanlı ameliyat fotoğrafları koymak istemeyiz. Ancak gayet güzel ameliyathane fotoğrafları çekmek mümkün. Bilerek ajitasyon yapan fotoğraflardan kaçınmak lazım. 
Haberlerin altında kaynak belirtilmeli. Alıntı bir haberse mutlaka. Sonuç olarak ortada başkasının emeği var. Dünyanın her yerinde meslek etiği bunu gerektirir.”

Mesude Erşan kimdir?
İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu mezunu. Üniversiteden sonra 1990-91’de Hürriyet Vakfı Erol Simavi Özel İletişim ve Eğitim Merkezi sınavlarını kazandı. Bir yıllık eğitimden sonra Hürriyet Gazetesi istihbarat servisine stajyer olarak başladı ve kaldı. 1995-95 arasında yeni kurulan Akşam Gazetesinde çalıştı. 1995 Kasım’ında Hürriyet’e bu kez sağlık muhabiri olarak döndü.  Halen aynı görevde. 

Yağ yakıcı besinlerle zayıflayın

Bazı besinlerden ne kadar kıssanız da kilo veremiyor olabilirsiniz, ama bazı besinlerde yağ yakma özelliklerinden dolayı kilo kaybetmenize yardımcı oluyor.

Vücuttan en zor atılan, kilo vermeyi en zorlaştıran şeyler yağlardır. Kendinize uymayan diyet programları yüzünden ya da yanlış yemekleri yediğiniz için yağ yakamıyor olabilirsiniz. Ama bunun da doğal bir çözümü var. Bazı yağ yakıcı besinler sayesinde vücudunuzdan bir türlü atamadığınız kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. İşte o besinler;

Suyosunu: Düşük kalorili suyosunu için adeta ilaç tanımlamasını yapmak kesinlikle yanlış değil: içindeki vitamin ve minerallerle tiroid bezlerinin çalışmasını düzene sokuyor, metabolizmayı hızlandırıyor ve tüketilen besinler kolay yakılmasına yardımcı oluyor.

Ananas: Ananastaki bazı enzimler, balık ve kırmızı etteki proteinin daha kolay parçalanmasına yardımcı oluyor. Böylece protein, hücreler içinde daha kolay emilebiliyor, vücut bu proteinlerden daha fazla yarar sağlıyor. Ananas aynı zamanda vücudun enerjisini artırarak daha fazla yağ yakılmasını da sağlıyor.

Elma: Elmanın sağlımıza pek çok faydası olduğunu artık herkes biliyor. Bu faydaların arasında özellikle bir tanesi kilo vermenize yardımcı olabilir. Hangisi mi? Tabii ki iştah kapatması. Elmadaki pektin sizi uzun süre tok tutar ve gereksiz atıştırmaları önler. Üstelik bir tanesi ile doymazsanız bir ikincisini yemekte hiç sakınca yok!

Enginar: Enginarda bulunan “cynarin” isimli madde vücuttaki toksinlerin atımını kolaylaştırıyor. Karaciğerin dostu olarak bilinen bu sebze bol magnezyum içeriyor ve yağ yakımını hızlandırıyor. Ayrıca bağırsakların çalışmasını da düzene sokuyor.

Fasulye: Yağ oranı düşük ve protein açısından zengin fasulyenin her türü, zayıflamak isteyenlerin listesinde mutlaka bulunmalı. Tok tuttuğu için atıştırmayı da önleyen fasulye, Kolesterolü düzenliyor, metabolizmayı hızlandırıyor, yağ yakımın kolaylaştırıyor. Tüm bu özelliklerin, nohut ve mercimekte de bulunduğunu hatırlatalım…

Kırmızı acı biber: Bibere acı tadın veren “capsaicin” maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını artırıyor. Vücut yükselen ısıyı düşürmek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuyor ve böylece yağ yakımı kolaylaşıyor. Zerdeçal da, vücutta kırmızıbibere benzer etkiye sahip.

Yabanmersini: C vitamini bombası yabanmersini aynı zamanda çok güçlü bir antioksidan. Ona koyu rengini veren madde serbest radikalleri yok ederek, toksinlerin dışarıya atılmasını kolaylaştırıyor. Yabanmersini yağ hücrelerinin çözülmesine de yardımcı oluyor.

Rezene: Çok güçlü bir aromaya sahip bu bitkinin içindeki uçucu yağlar metabolizmayı hızlandırıyor, enzim oluşumunu artırıyor ve bu enzimler yağların vücutta depolanmasını önlüyor.

Tavuk eti: Derisinden ayrılan beyaz tavuk eti protein açısından zengin, yağ açısından ise son derece fakirdir. Tavuğun yanı sıra piliç, deve kuşu ve hindi eti de aynı özelliğe sahip. Ayrıca bu gıdalar zengin birer protein kaynağı olarak cildin yağ dokusunu güçlendirirler.

Salatalık: Hemen hemen hiç kalori içermeyen salatalık, potasyum, kalsiyum ve demir açısından çok zengin. Selülitlere karşı kullanabileceğiniz bu gizli silah, vücudun su ihtiyacını karşılamaya da yardımcı.

Zencefil: Zencefil de, içerdiği yağlarla, tıpkı kırmızı acı biber gibi kalori yakımını hızlandırır. Aynı zamanda midenin yeterli derecede enzim salgılamasına yardım ederek sindirimi kolaylaştırır.

İstediğiniz sonuca ulaşmak için öneriler

Sevgilinizin aklını başından almak, düşündüğünüz kadar zor değil. Yapmanız gereken tek şey, sizden ne istediklerini bilmek…

Erkekler seks yapabildikleri her anı sonuna kadar değerlendirmek ister ama rutine beklenmedik bir hareket getirdiğinizde akılları başlarından gider. Üstelik bunun için çok da çılgın şeyler yapmanıza gerek yok. İstediğiniz sonuca ulaşmak için aşağıdaki kurnaz önerilerimizden birini mutlaka deneyin.

Rahatlamadan önce canlanın
Ofiste geçen uzun bir günden veya sporda geçirdiğiniz yorucu saatlerden sonra tek isteğiniz eve gidip duş yapmak değil midir? Deneyimlerimizden biliyoruz ki, bu 15 dakika ile sonsuzluk arasında değişebilir. Teninizin duştan sonraki kokusu sevgilinizin hoşuna gitse de, üzerinize atlamak için zaman kaybetmek İstemez.

27 yaşındaki Taygun "Bir hafta sonu kız arkadaşımla gün boyunca bisiklete binmiştik. Eve geldiğimizde bitmiş bir haldeydik, hemen duşa gireceğini düşünürken beni yatak odasına sürükledi. Kesinlikle süperdi" diye anlatıyor.

Onun ateşli alarmı olun
Her erkek, bir kadın tarafından heyecanlı bir şekilde uyandırılmak ister. Bunun, sadece yaramazlık tarafı değil, yararlı tarafı onların ilgisini çeker. Zaten tetikte bekliyorlardır ama yine de bir sürprizin hiç de fena olmayacağını düşünürler. Cahit kendi deneyimini şöyle anlatıyor: "Kız arkadaşımın şimdiye kadar yaptığı en harika şey, bir pazar sabahı aşağılara doğru harekete geçmesiydi. Yarı yarıya uyanık olduğumdan başta olayın gerçek olup olmadığını kavrayamadım. Ama sonra, rüyalarımdan bile daha güzel bir deneyim yaşadığımı fark ettim."

Elbiselerinizin hepsini çıkarmayın
Erkeklere göre çıplaklık harika bir şey. Ama bazen seks esnasında üstünüzdeki bir parçayı çıkarmamak, onunla sevişmek için bir saniye bile bekleyemediğinizi gösterir. 27 yaşındaki Ali "Kız arkadaşım genelde beklenmedik sevişmelerden hoşlanır. O yüzden üstünden bazı şeyleri çıkarmadığı olur ve buna bayılırım" diye anlatıyor.

Işıkları söndürmeyin
Erkeklerin sevişme esnasında neden ışıkların açık olduğundan hoşlandığını Ercan'dan dinleyin: "Tutucu olduğunu düşündüğüm bir kız ışıkları söndürmememi söylemişti. Vücudunu net bir şekilde görmek çok hoşuma gitmişti. Ne yapacak diye meraklanmıştım" diyor. Kadınların çoğu sevişme sırasında vücutlarını göstermekten hoşlanmaz. Erkekler bunun aksi bir durumla karşılaştıklarında çok şaşırırlar. Bu ayrıca kendi çıplaklıklarının da sizin hoşunuza gittiğini düşünmelerini sağlar.

Her altı kadindan birinin derdi bu!

Her 6 kadından birinde vajinal bölgede aniden başlayan ağrı, yanma, batma ve kaşıntı ile kendini gösteren nedeni kesin olarak belirlenemeyen ''Vulvadini'' hastalığı görüldüğü belirtildi. 

Hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) 2. Başkanı, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ali Baloğlu, antidepresanlar ve ağrı kesici kremlerin kullanılabileceğini kaydetti.

Doç. Dr. Ali Baloğlu, tıpta 'Vulvadini' diye bilinen hastalığın vajina ve çevresinde görülen, zamanla kronikleşen bir hastalık olarak tanımlandığını vurgulayarak, "Dünya genelinde hastalığın görülme sıklığı yüzde 16-18'dir. Her 6 kadından biri, yaşamının bir döneminde, vajinal bölgede ağrı, yanma, batma ve kaşıntı şikayetleriyle hekime başvurmaktadır. Birçok kadın ise bu durumu saklamakta ve hekime başvurmamaktadır" dedi.

TAMAMEN YOK ETMEK MÜMKÜN DEĞİL
Vulvadini hastalığında şikayetlerin yeri ve derecesinin gün içerisinde dalgalanmalar gösterdiğini ifade eden Baloğlu, ağrıların kalıcı, dönemsel, yaygın ya da bölgesel olabileceğini söyledi. Baloğlu, Vulvadini'ye etki eden birçok faktörün olduğunu ancak kanıtlanmış bir neden bulunamadığını belirterek, vajinal bölgedeki sinirlerde zedelenme, mantar enfeksiyonlarına karşı aşırı hassasiyet, ped ve tuvalet kağıdı gibi çevresel faktörlere karşı alerji, idrar ve bölgedeki kasların yapısının en önemli etkenler olduğunu kaydetti. Hastalığı tamamen ortadan kaldırıcı bir tedavinin bulunmadığını ancak dönemsel olarak şikayetlerin giderilmesini sağlayan tedavilerin yapılabildiğini ifade eden Baloğlu, tedavide özellikle sakinleştirici özelliği olan antidepresanların kullanıldığını söyledi.

Baloğlu, antidepresanların hastalığa bağlı gelişen psikolojik bozuklukları önlediğini, sinir ve kas sisteminde rahatlama sağladığı için ağrılı bölgede gevşemeye neden olduğunu belirterek, şöyle devam etti: "Antidepresanlar, bu ve benzeri nedenlerden dolayı diğer krem ya da ağrı kesicilerden daha etkilidir. Bununla birlikte çeşitli ağrı kesici kremler, mantar ve enfeksiyon tedavisinde kullanılan antibiyotikler, adalelerin rahatlaması için fizik tedavi uygulamaları ve psikolojik davranışsal terapi yöntemleri uygulanmalıdır. Tedaviler, tek tek değil bir arada uygulanmalıdır. Bu yöntemlerle hastalığın tedavisindeki başarı oranı yüzde 60'ı geçmemektedir."

CERRAHİ TEDAVİ MÜMKÜN
Baloğlu, bu yöntemlerden sonuç alınamadığı durumlarda cerrahi yöntemin de bir seçenek olduğunu ifade ederek, "Ağrılı bölge ameliyatla çıkartılıyor ancak bu yöntemde de hastaların yüzde 10'unda bir süre sonra hastalık tekrarlıyor" diye konuştu.

Cerrahi müdahale sonrasında fiziksel bir deformasyonun da söz konusu olduğunu dile getiren Baloğlu, operasyon sonrasında hastaya psikolojik destek verilmesi gerektiğini söyledi. Baloğlu, hastalığın kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğine, sosyal yaşamdan, iş hayatından koparabildiğine ve cinsel yaşamdan uzaklaştırabildiğine dikkati çekerek, bu ve benzeri kısıtlamaların kadında güven kaybına yol açabildiğini kaydetti. Vulvadini hastalığına bağlı olarak cinsel yaşamında sorun yaşayan, bu nedenle eşinden uzaklaşan birçok kadının aile düzeninin bozulduğunu belirten Baloğlu, aktif yaşamdan kopan kadının bir süre sonra içine kapanmaya başlayabileceğini, öz güvenini yitirebileceğini söyledi.

ÖNERİLER
Vulvadini hastalığından korunmak için genital bölgenin çok sık yıkanmaması, temizlikte sabun kullanılmaması, bölgenin yıkandıktan sonra iyice kurulanması gerektiğini anlatan Baloğlu, şu önerilerde bulundu:
"- Parfümlü tuvalet malzemeleri kullanmayın,
- Genital bölgeye asla sprey ya da parfüm sıkmayın,
- Çamaşırlarınızı yıkarken daha önceden bilmediğiniz deterjanları kullanmayın,
- Yüzde 100 pamuklu iç çamaşırı tercih edin,
- Tayt giymekten kaçının,
- Sürtünmeye neden olacak bisiklete binme gibi aktivitelerden mümkün olduğunca uzak durun,
- Gece yatarken mümkünse iç çamaşırı ve pijama altı giymeyin."

Bitkisel çaylar zayıflatmaz mı?

Doğa mucizesi olan bazı bitkileri o kadar yanlış kullanmaya başladık ki "bitkisel tedavi" artık tedavi olmaktan çıktı. Önüne gelen herkes, her türlü "otu, çöpü, sapı, kökü" ilaç gibi öneriyor.

Çoğunun iyi niyetle yapıldığından hiç kuşku duymadığım bu bilimsel onaydan uzak tavsiyeler bazen tehlikeli olabiliyor. Nerede, nasıl yapıldığı kaç kişi üzerinde uygulandığı bilimsel olup olmadığı belli olmayan ön görüler insanlara onaylanmış güvenli sağlık bilgileri gibi anlatılınca fayda yerine zarar veriyor.

Biz de her yıl eskiden başımıza gelen olaylardan ders almadan yeni bir veya birkaç kötü örneği yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu bazen zayıflama tozlarıyla hayatını kaybeden Kahramanmaraşlı dondurmacı Ahmet Bey, bazen zayıflatıcı yosun kapsülleriyle genç yaşta öbür dünyaya göç eden basın camiasından bir arkadaş bazen de genç bir yavrumuz olabiliyor.

ÇAYLA, OTLA, ÇÖPLE KİLO VERİLMEZ! 

Mesela son yıllarda zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, prostatı iyileştirmek amacıyla kullanılan sebze suları böbrek iltihaplanması veya adet düzensizliklerini önlemek amacıyla kullanılan bitki karışımlarına bağlı karaciğer hastalıklarına çok sık rastlanmaya başlandı.

Karaciğer uzmanı doktor arkadaşlarımız (gastroenterologlar) infial içindeler. Söylediklerine göre bitkisel desteklerin veya ürünlerin yanlış kullanılmasına bağlı karaciğer hastalıklarında müthiş bir artış var. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı toksik kimyasalların karaciğer hücrelerine ciddi zararlar verdiğini söylüyorlar. Özellikle zayıflama çayları olarak satılan ürünlerden çok şikáyetçiler.

DOĞAL OLAN HER ŞEY ZARARSIZ DEĞİLDİR

Doğal olan her şeyin yararlı olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Doğada da birçok bitki zararlı veya zehirli kimyasallar içerebiliyor. Ayrıca düşük dozlarıyla faydalı olabilen bu bitkisel kimyasallar fazla miktarlarda ya da uzun sürelerle kullanıldıklarında zararlı olabiliyorlar. Bu nedenle bitkisel destekleri kullanırken de dikkatli olmakta onlara da ilaç muamelesi yapmakta fayda var.

Tıbbi bitkileri bile doğru kullanmak beceri istiyor. Eğer dikkat edilmezse bu doğal mucizeler bile bazen zararlı toksik maddelere dönüşebiliyor. İster ekinezya, sarıkantoron, zerdeçal, ister ginseng, deve dikeni, meyan kökü, ısırgan kullanın, bilgisizlik her zaman sorun yaratabiliyor. Bitkisel bir tedavi önerisi ya da koruyucu mucizesi ile karşılaştığınızda biraz "mütereddit" ve "ihtiyatlı" yaklaşmakta fayda var.

Spor yaparken en iyi enerji kaynağı

Spor yaparken yağ dokusunun kas dokusuna dönmesiyle vücut toparlanır ve incelir. Kilo düşüşü görmüyorsanız fazla kalori alıyorsunuzdur.


En iyi enerji kaynağı karbonhidrat mıdır?

Proteinlerin vücut için önemli görevlerinin olması onların enerji kaynağı olarak kullanılmalarını önler. Eğer vücutta yeterli karbonhidrat yoksa yağlar ve proteinler enerji olarak kullanılırlar. Ama bu yorgunluğa ve bulantıya neden olacak atık maddeler oluşturur. Yani karbonhidratlar spor yaparken en iyi enerji kaynağıdır.

Yüksek protein düşük karbonhidrat almak daha fazla yağ yaktırır mı?

Hiçbir diyet vücudun egzersiz sırasında yağ yakmasını sağlamaz. Yağ ancak 20 dakikalık egzersiz sonrasında kullanılır. Ve çoğu kişi 15-20 dakika yaptığı egzersiz sırasında yağ yakamaz, daha uzun süre devam edilmelidir. Karbonhidrat yerine proteini arttırmakla değil egzersizin süresini 20 dakikayı geçirdiğiniz sürece yağlar yanmaya başlamaktadır.

Vejeteryan diyetler sağlıklı mıdır, Sporu olumsuz etkiler mi?

Vejeteryan diyetler doğru beslenildiği sürece sağlıklıdır. Vücut için gerekli olan proteinin bitkisel kaynaklardan sağlanması ve doymuş yağ içeren et ve et ürünlerinin azaltılması sağlığı olumsuz etkilemez. Sadece B 12 vitamini kontrol edilmelidir.

Kramplar terleme ile fazla su kaybına bağlı olarak oluşmaktadır. Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası su içmek su kaybını önler.

Kafeinin performansa etkisi nedir?

Kafeinin uyarıcı, dikkat ve koordinasyonu arttırıcı özelliği vardır. Performansı arttırıcı etkisi de vardır. Fakat bu olumlu etkilerinin yanında diüretik özelliğiyle idrara çıkışı arttırmaktadır. Kafeinin egzersiz öncesi kan basıncını artırdığı da görülmüştür bu nedenle kan basıncı yüksek olan kişilerde dikkat edilmelidir. Çay ve kahve aynı zamanda demir emilimini azalttığı için çok içenler demir yetersizliği oluşabilir. Bu anemi ve yorgunluğa neden olur.

Kas dokusunda artış nasıl sağlanır?

Kas dokusunu arttırmak için beslenmenizde protein miktarını arttırmak yerine egzersizi arttırmak gereklidir. Eğer yiyecek artar egzersiz artmazsa yağ dokusu artar. Kasın artması için kuvvet antrenmanları yapılır ve diyete ek enerji eklenir. Ama bu aşırı protein yüklemesi ile değil!

Aminoasit suplemanları kullanılmalı mıdır?

Sporcuların yaygın bir şekilde kullandığı aminoasitler doğal olarak yiyeceklerden aldığımız aminoasitlerdir. Yiyeceklerle alınan, tablet veya toz olarak tüketilen aminoasitler vücutta aynı şekilde kullanılır. Yani dışarıdan alınan tablet şeklindeki aminoasitlerin etkisi yiyeceklerden alınandan farklı değildir. Fazla miktarda alınırsa bu proteinler su kaybına, idrarla kalsiyum atılmasına neden olur.

Sporcuların sıvı gereksinimi ne kadardır?

Vücudumuzda önemli görevleri olan su spor yaparken de çok önemlidir. Su ihtiyacı ısı, nem, aktivite yoğunluğu ve ortama sağlanan uyum gibi çeşitlere bağlı olarak değişir. Sıcak ve nemli havalarda sporcular terleme ile sıvı kaybına bağlı kilo kaybederler. ½ kg kayıp için 2 su bardağı su tüketilmelidir. Bu kadar zamanda yağ kaybı olmayacağı için spor öncesi ve sonrası kiloya bakılarak sıvı kaybı saptanmalıdır.

Kadınların meme kanseri riskine önlemleri

Meme kanserine yakalanma riskinin yaş ilerledikçe arttığı bildirildi.

 "Füsun Sayek Kültür ve Sanat Etkinlikleri" için Hatay’a gelen Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Genel Sekreteri Prof. Dr. Şuayib Yalçın, yaptığı açıklamada, kadınlarda kanser ölümleri arasında meme kanserinin ilk sırada yer aldığını söyledi.

Yaş ilerledikçe meme kanserine yakalanma riskinin artığını ifade eden Yalçın, şöyle devam etti: "Her yıl dünyada 1 milyondan fazla, Türkiye’de de yaklaşık 150 bin kişi meme kanserine yakalanıyor. Ayrıca yılda toplam 7 milyon 600 bin kadını kanser nedeniyle kaybediyoruz. 40-49 yaş arasında her 66 kadından 1’inde, 50-59 yaş arasında da her 40 kadından 1’inde meme kanserine yakalanma riski var. Bu risk yaş ilerledikçe daha da artmakta. Avrupa’da meme kanserinin daha yaygın olmasının nedeni de bu. Türkiye’de kadınların çalışma hayatına girmesi,doğurganlığın azalması nedeniyle gelecekte kansere yakalananların sayısında bir artış bekleniyor.

Şu an Avrupa’da 8, Türkiye’de de her 12 kadından 1’inin meme kanserine yakalanma riski var. Ancak Türkiye’de kadınların yaşam standartlarıyla ilgili bir takım önlemler alınmazsa bu risk artabilir ve Avrupa’nın önüne geçebiliriz."

Kadınların meme kanseri riskine karşı alışkanlıklarına dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Yalçın, "Türkiye’de nüfus hızla yaşlanıyor. Yaşlanma meme kanserine yakalanma riskini de beraberinde getiriyor. Bu hastalığa karşı riski azaltmak için beslenme alışkanlıkları ve sporla kadınlarımızı daha sağlıklı yaşlandırmalıyız" diye konuştu.

- "KENDİ KENDİNE MUAYENE" -

Kadınların meme kanseri konusunda çok bilinçli davranması gerektiğini vurgulayan Yalçın, "20’li yaşlardan itibaren her kadının kendi kendine muayene yapması gerekiyor. Çok basit olan erken tanı yöntemiyle kadınlar baş belası olarak düşünülen meme kanserinden korunabilirler. Ancak bazı kadınlar, kendi kendine muayenede eline kitle gelmesine rağmen, utandıkları için hekime başvurmuyor. Bu da hastalığın tüm vücuda yayılmasına, tedavi için çok geç kalınmasına neden olabiliyor" dedi.

Yalçın, kadınların 40’lı yaşlardan itibaren de yılda bir kez mamografi çektirmesi gerektiğini kaydetti. Yalçın 12 ilde kurulan Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezlerinde (KETEM) mamografinin ücretsiz çekildiğini, ayrıca kurum olarak da çeşitli kampanyalar düzenlediklerini belirterek, kadınların takibi elden bırakmaması gerektiğini söyledi.

- "ERKEKLER DE RİSK ALTINDA" -

Meme kanserinin sadece kadınlara özgü bir hastalık olmadığını belirten Yalçın, erkeklerin de bu konuda dikkatli olması gerektiğini söyledi. Erkeklerden meme kanserinin daha tehlikeli olduğuna dikkati çeken Yalçın, "erkeklerde meme dokusu olmadığı için hastalık tüm vücuda daha hızlı yayılır. Bu nedenle kadınların aksine erkeklerde geri dönüşü zor sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. Meme kanseri konusunda erkeklerin de kadınlar kadar dikkatli olması, kendi kendine muayene yapmaları önemli" görüşünü ifade etti.