19 Kasım 2013 Salı

Veet ile Artık Herkes Hissettiği Gibi Giyiniyor!


Dünya depilasyon pazarının lider markası Veet, 80 yıllık tecrübesiyle ve kullanımı kolay ürünleriyle her yıl 30 milyondan fazla kadının güzelliğine hizmet ediyor. Farklı yaşlardaki ve yaşam tarzlarındaki kadınların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayabilmek için Veet, geliştirdiği ürünlerini 2001 yılından beri Türk kadınlarına da sunuyor.

Kadınların parlak ve ipeksi pürüzsüz bir cilde sahip olmalarını sağlayan ve güzelliğine ışık tutan Veet, üstelik Türkiye’de de her 10 kadından 9’unun tercihi!

Kadınların Veet ile kavuştukları pürüzsüz ve yumuşacık ciltleriyle istedikleri kıyafeti özgürce giyebilmeleri ve kendilerini her zaman bakımlı ve güzel hissetmelerinin ne kadar önemli olduğunu vurgulayan Veet, moda, güzellik ve bakım önerileriyle de her zaman kadınların yanında olmayı hedefliyor.

Bu sene Türkiye’nin en güzel ve bakımlı kadınlarından biri olan Bade İşcil Süalp ile sosyal medyada “Hissettiğin Gibi Giyin” adlı, stil dolu bir kampanya hayata geçiren Veet, her kadının hissettiği gibi giyinerek çok daha güzel ve alımlı görüneceğini söylüyor. Bu doğrultuda Veet, sosyal medya hesaplarından da her zaman hissettiği gibi giyinen Bade İşcil Süalp tarafından hazırlanan kadınlara özel paylaştığı moda, stil ve bakım önerileri ile de kadınların büyük beğenisini kazanıyor.



Veet ve Bade İşcil Süalp tarafından hazırlanan moda trendlerini, stil önerilerini ve kendini daha güzel hissettirecek bakım önerilerini öğrenmek ve göz kamaştırmak için hemen tıkla:
facebook.com/Veetturkiye
twitter.com/veettr
instagram.com/veettr

Bir bumads advertorial içeriğidir.

SAĞLIK TURİZMİNE YENİ BİR SOLUK GELİYOR

Sağlık turizminde önemli adımlar atan ve 6 farklı ülkede hizmet vermeye başlayan Hospitality hakkında bilgi veren şirketin Genel Koordinatörü  Ayşen Toksöz, bu çalışmaların hem hekimler hem de hastanelerin uluslararası açılım yapması için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. 

Sağlık turizmi alanında önemli adımlar atılıyor ve yurt dışından hastalar tedavi amaçlı ülkemize geliyor. Henüz gelişmeye başlayan sektörde hastaları doğru noktaya doğru fiyatla yönlendirmek sektörün geleceği açısından çok  önem taşıyor. Bu alana bakış açıları ve  çalışmalarıyla yeni bir soluk getirdiklerini belirten Hospitality Genel Koordinatörü Ayşen Toksöz, ülkemizin yüz akı olan  serbest çalışan hekimler ve hastanelerle anlaşma yaptıklarını söyledi.  Toksöz, anlamalı kurum veya doktorların uluslararası açılımını sağlamak adına 6 dilde hizmet sunan  www.hospitalitytr.com adresindeki  web portal aracılığı ile tanıtımı yaptıklarını ve portalın internet aramalarında ilk sıralarda çıkması için de ciddi bir destek programı başlattıklarını  kaydetti. 

Kamu Hastane Birlikleri ile Anlaşma Yapılıyor
Güney Marmara Bölgesi Kamu Hastane Birliği ile sağlık turizmi alanında iş birliği yapmak için anlaşmaya vardıklarını söyleyen Toksöz, kamu hastaneleri için ayrı bir fiyat listesi hazırladıklarını ve talepte bulunan hastalara bu seçeneği de sunduklarını ifade etti. Toksöz, hastaların isteklerine göre   uçak bileti  ve  otel rezervasyonları  konusunda yardımcı olduklarını, ofisleri olan ülkelerden  gelen hastaları kendi elemanları  tarafından uçağa bindirildiğini ve alanda  karşılanarak otele ya da  hastaneye hastayla aynı dili konuşan elemanları tarafından yerleştirildiğini dile getirdi. 

İskandinav Ülkelerinde de 12 Farklı Noktada Bağlantı Sağlanacak
Bugüne kadar  kendi çabalarıyla çalışmalarını sürdüklerini belirten Toksöz, büyümek için Ekonomi Bakanlığının teşviklerinden de faydalanmak istediklerini belirtti. Toksöz, “Her doktorun ya da hastanenin belli ülkelerde ofisinin olması her birinin ayrı ayrı portal hazırlayıp sürekliliğini sağlaması  pek mümkün değil , bizim  Almanya, İsveç, Kosova, Arnavutluk,  İngiltere ve Makedonya gibi birçok ülkede ofisimiz ve her ihtiyaca hizmet edecek geniş  bir web portalımız var. Sektördeki hizmet sunucuların bizden faydalanmaları  yurt dışına açılırken çok para ve zaman harcamamaları akıllıca olur.  Biz onların yerine çaba gösteriyor ve hastalardan gelen taleplere göre, bizimle anlaşmalı doktorlar ve hastanelere yönlendiriyoruz. Çalıştığımız kişi ve kuruluşlar için bu durum tanıtım ve hasta akışı açısından da büyük önem taşıyor. Kısa gelecekte İskandinav ülkelerinde de 12 farklı noktada bağlantı sağlayacağız” diye konuştu. 

Kamu Desteklemezse Bu İş İlerlemez!
Kamudaki yetkililerin sağlık turizminde  yol göstermesi ve çabaları doğru şekilde desteklemesi  gerektiğine dikkat çeken Toksöz, şunları söyledi: “Eğer, böyle bir sorumluluk üstlenilmezse sağlık turizminin ilerlemesi mümkün değil. Her ülkenin sağlık sigorta sisteminin zayıf noktaları  var. Bu noktalar iyi değerlendirilmeli ve her ülkeye yönelik ayrı bir strateji belirleyip çabalar o yöne yoğunlaştırılmalıdır. Bir iki örnek vermek gerekirse, Balkan ülkelerinde ciddi bir devlet güvencesi olmasa dahi başvuruya bağlı olarak hastanın masrafını devlet karşılıyor. Ancak çeşitli nedenlere bağlı olarak fiziki ve beşeri  olarak sağlık alanında imkansızlıklar içindeler. İngiltere’de teknoloji ve doktor var ancak sistem o kadar tıkanmış ki hastaya 6 ay sonrasına randevu veriliyor. Buna ne yazık ki kanser hastaları da dahil. İsveç’te “90 + 90”  kuralı var. Eğer hasta acil değilse  ilk muayene için 90 gün sonrasına randevu veriliyor.  İlk muayeneden  sonra da yapılacak işlem için yine 90 gün sonrası  için randevu veriliyor. Acil hizmetlerde son derece iyi olan sistem, acil olmayan vakalarda hastayı 6 ay sonrasına erteliyor. Bu fırsatları iyi değerlendirmek lazım’’ 

Yurt Dışında Yaşayan Türk Vatandaşları Yararlanabilecek
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, ülkemize geldiklerinde genelde kulaktan duyma tavsiyelerle tedavi olduğuna dikkat çeken Toksöz, “Ancak biz alanında uzman isimleri belirleyerek, hastalarımızı onlara yönlendiriyoruz. Uluslararası pazarda sağlık turizmi alanında başarılı olmak istiyorsak, gelen hastaları doğru noktada doğru fiyatla tedavi etmeliyiz. Gelen hastayı,  en az komplikasyonla göndermeliyiz. Bunlar sağlık turizmini büyütecek  önemli adımlardır. Yüksek fiyatla fırsatçılığa soyunur ve aslında çok da yapılmayacak operasyonlara talip olup  büyük komplikasyonlara neden olursak  kendi yolunuzu kendimiz tıkamış oluruz” şeklinde konuştu.  

Termal Tesisler Kamu Adına Kullanılabilmeli
Önümüzdeki yıl Kiev’de düzenlenecek olan sağlık turizmi fuarına katılacaklarını kaydeden Toksöz, konu ile ilgili şu bilgileri verdi: “Termal turizm ve 55 yaş üstü sağlık turizminde de hizmet vermek için yeni adımlar atıyoruz. Termal merkezlere hasta getirmek çok fazla işimiz değil, çünkü seyahat acentesi değiliz. Bizim için işin tedavi bölümü önemli .Hastalar termal merkezlerde fizik tedavi için başvuruda bulunuyorsa bu bizim ilgi alanımıza giriyor.Turistik amaçlı konaklamalarla ilgilenmiyoruz. Bu yüzden vatandaşlarının bu tür tedavilerini üstlenen hükümetlerle tek tek görüşmek istiyoruz. Ancak bizim olanaklarımız bu anlamda sınırlı, devletin bir şekilde bu tür anlaşmaları yapıp, şirketlere, o ülkelere  adım atması için yol açması gerekiyor.  Büyük sigorta şirketlerinden sağlık turizmi adına adım atılmasını bekliyoruz. Kamu ve özel sektör el ele vererek Türkiye'nin hem hizmet hem sağlık sektörlerini hem de doğal güzelliklerini birlikte pazarlayacak olan Sağlık Turizminde uluslararası bir isim olmasını sağlayabiliriz."

18 Kasım 2013 Pazartesi

Bebeğiniz bunları yapmıyorsa dikkat

Çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimini çok iyi takip etmemiz gerekiyor. 

Bağcılar Hastanesi'nin Çocuk Gelişim Uzmanı Sezen Aksu, çocukların yapamadığı bazı davranış biçimlerine bakarak anne babaların ciddiye alması gereken durumları şöyle sıralıyor:

'Çocuk Gelişim Ünitesi'ne Başvurulması Gereken Durumlar

0-3 ay arasındaki bebekler:
Karşısındaki konuştuğunda gülümsemiyorsa, agulama sesleri çıkartmıyorsa, yüzükoyun yatarken başını yerden kaldırmıyorsa, zil ya da çıngırak seslerine tepki vermiyorsa...

3-6 ay arasındaki bebekler:
Otururken önündeki oyuncağına uzanıp alamıyorsa, arkasından bir ses çıkarıldığında dönüp bakmıyorsa, otururken başını dik tutmuyorsa...

6-12 ay arasındaki bebekleri:
Küçük nesneleri iki parmağı ile kavrayamıyorsa, eline verilen yiyeceği yiyemiyorsa, bay bay yapamıyorsa, da-da-da gibi tek heceli sesleri çıkaramıyorsa...

10-12. aylarda:
Tek kelimeleri söyleyemiyorsa, sekizinci ayda desteksiz oturamıyorsa...

1-3 yaş arasında:
Tek kelimeler kullanarak konuşmuyorsa...

14 aylıkken:
Düzgün ve desteksiz yürüyemiyorsa, sorulduğunda hayvan ve nesneleri resimlerinden gösterip, adlandıramıyorsa, iki yaşında bebeksi olsa bile anlaşılır konuşamıyorsa...

3-6 yaş arasındaki çocuklar:
Düzgün cümlelerle konuşamıyorsa, zıt kavramları ve eş kavramları bilmiyorsa, geçmiş ve gelecek zaman cümleleri kuramıyorsa ve tek ayak üzerinde sekiz-on saniye duramıyorsa...

Erkeğin hep seks düşünmediği doğru mu?

Erkeklerin aklının hep “sekse takılı” olduğu veya “her 8 saniyede bir seksi düşündüğü” yolundaki önyargılarının yanlış olduğu bilimsel olarak kanıtlandı.

Ohio Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Terri Fisher, iki yardımcı asistanı ile birlikte 283 üniversite öğrencisini denek alarak kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Prof. Fisher ve asistanları, öğrencilerden bir hafta boyunca, akıllarına “seks, yemek ve uyku” geldiğinde bunu hemen not etmelerini istediler. Erkekler arasında bir gün içinde seksi düşünme ortalaması “19 kez” oldu. Halbuki, erkeklerin “her 8 saniyede bir seksi düşündüğü” ileri sürülürdü.

Popüler ‘yanlış’
Prof. Fisher, “Popüler algılama gerçeklikten bu kadar uzak olursa doğruları söylemenin zamanı gelmiştir” dedi. Araştırma, “Journal of Sex Research” dergisinde yayınlanacak. Ekibin çalışmasında hem erkek hem kadın öğrenciler yer aldı. Fisher, erkeklerin hep seksi düşündüğüne inanmanın, erkekleri küçük düşürücü olduğuna inandığını da söyledi.

Kadın ‘yemek’ dedi
Araştırma, her gün 19 kez seks düşünen erkeklerin günde 18 kez de yemek düşündüğünü ortaya koydu. Araştırmaya katılan kız öğrencilerin ise seksi günde 10 kez, yemeği ise 15 kez düşündükleri tespit edildi. Erkekler 11 kez, kadınlar ise 8 kez uykuyu düşündü. Prof. Fisher, erkeklerin cinsel arzularının en yüksek noktasının 20’li yaşlar, kadınların ise 30’lu yaşlar olduğunu söyledi.

Kaynak: HT Hayat

17 Kasım 2013 Pazar

Nabiz Gecis Zamani

Nabız Geçiş Zamanı

Nabız dalgasının arterin bir bölgesinden diğer bölgesine ulaşması için geçen süreye nabız geçiş zamanı (NGZ) denir (49). Başka bir ifadeyle NGZ, sol ventrikülden çıkan arteriyel nabız dalgasının perifere ulaşması için geçen süre şeklinde de tanımlanabilir. NGZ’yi hesaplamak için en sık kullanılan ölçüm yöntemi ayaktan ayağa (foot-to-foot) olan metottur. Ölçüm noktası olan ayak, dalganın çıkan kolunun keskin olarak yükseldiği ilk noktadır (50). Fotopletismografi (PPG) cihazından yararlanılarak NGZ hesaplanabilir (51). PPG; nabıza bağlı olan cilt kan akımındaki hacim değişikliklerini ölçmeye yarayan optik bir araçtır. PPG, kan oksijen saturasyonu ölçümlerinde, kalp monitorizasyonunda ve periferik vasküler ağacı değerlendirmede yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. NGZ ve nabız dalga hızını (NDH) ölçmek için PPG cihazı yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar (52). Bu yöntemde NGZ, genellikle eş zamanlı olarak yapılan EKG kaydındaki R dalgası ile periferde kaydedilen nabız dalgası arasında geçen sürenin hesaplanmasıyla yapılır. EKG’deki R dalgası tepe noktası ile nabız dalgasının ayak kısmı (foot) arasında geçen süre ölçülerek NGZ elde edilir.
Kan basıncında yükselme damar duvarında sertleşmeye neden olarak NGZ’yi kısaltacaktır. Buna karşıt kan basıncı düştüğünde damar duvarı gevşeyeceğinden NGZ uzayacaktır. Ayrıca yaşlanma, arterioskleroz ve diabetes mellitus gibi faktörler damar duvarında sertleşmeye neden olarak NGZ’yi kısaltırlar).

Nabiz Dalga Hizi Nedir

Nabız Dalgası

Nabız dalgası (ND), kan dolaşımında gözlemlenen kompleks fizyolojik bir olaydır. Kalp sistolü sırasında belli miktarda kan aortaya doğru pompalanır. Pompalanan kan potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüşmesiyle damarlarda ilerlemektedir.
Nabız dalgasının ilerlemesinden etkilenen arter segmentinde birbirleriyle uyumlu üç adet fenomen gözlenmektedir. Bunlar kan akımı, kan basıncında yükselme ve hacimde artıştır. Kan dolaşımı biyofiziği mekanik bir sistem üstünden açıklanabilir. Bu sistem piston ve içi sıvı dolu elastik bir hortumdan meydana gelmektedir. Piston (kalp modeli) belli miktarda sıvıyı (kan) hortuma (arter modeli) pompalar. Eğer hortumun yapısı sert ise, sıvının tamamı hareket edecektir. Ama hortumun elastik yapısı varsa ancak belli bir miktar sıvı hareket edecektir. Basınç artışıyla birlikte hortumda lokal genişleme olacak ve lokal olarak sıvı birikimi olacaktır. Elastik duvarın genişleyen kısmındaki tansiyon (gerginlik), basınca neden olarak, sıvıyı hortumun diğer kısmına itecektir. Aynı şekilde hortum genişleyecek ve basınç artacaktır. Bu süreç hortum boyunun sonuna kadar devam eder. Tanımlanan süreç hortum boyunca ilerleyen nabız dalgası şeklindedir.

İlerleyen dalga perifere doğru ilerler ve burada kaybolmaz fakat santral vasküler sisteme doğru geri yansır. Retrograd ilerleme sonucunda tekrar kan basıncında yükselme olur ve sabit dalga oluşur. İleri (forward) dalga ile yansıyan dalga arasındaki etkileşim sonucunda aortik nabız dalgası ortaya çıkar. Bu oluşan son dalga vasküler sistemde ilerler ve periferde nabız olarak algılanır. Bu iki komponent farklı faktörlerden etkilenmektedir. İleri doğru olan (forward) dalga ventrikül fonksiyonu ve aortanın elastik özelliğinden etkilenirken, yansıyan (retrograd) dalga ise bütün vasküler ağacın elastik özelliğinden etilenir.

Kardiyovasküler fizyolojide arteryal sertlik anahtar faktördür. Arteryal sistemin sertliğini değerlendirmek için kullanılan nabız dalga hızı ölçümü (NDH), invazif olmayan basit bir yöntemdir (13). NDH arteryal nabız dalgasının kalbin kanı aortaya pomplamasıyla oluşan ve arteryal sisteme doğru ilerleyen dalganın hızı olarak tanımlanır. Birbirlerine belli uzaklıktaki iki arter (karotis-femoral, brakiyal-radiyal arterler gibi) bölgesi üzerindeki cilt üzerine yerleştirilmiş iki ultrason ya da basınca duyarlı algılayıcılar arasındaki ölçülen mesafe (metre), iki nabız dalgası arasında ayaktan-ayağa ölçülen nabız geçiş zamanına (saniye) bölünmesiyle NDH hesaplanır (54,55). PPG yönteminde ise NGZ ölçme noktası ile suprasternal çentik arasındaki mesafenin saptanan NGZ’ye bölünmesi ile NDH hesaplanabilmektedir. Bu yöntemde EKG’deki R dalgası piki ile nabız dalga ayağı arasındaki hesaplanan süre nabız geçiş zamanı olarak kabul edilir.
Damar ile ilişkili elastikiyet katsayısı, duvar kalınlığı, damar çapı ve kan yoğunluğu gibi parametrelerle Moens ve Korteveg formülü kullanılarak NDH hesaplanabilir. Ancak bu parametreleri canlı bir dokuda değerlendirmek zordur. Moens ve Korteveg formülüne göre NDH; arter duvar kalınlığı ve elastik modül katsayısının karakökü ile doğru, arteryal lümen yarıçapı ve kan yoğunluğunun karekökü ile ters orantılıdır. Bu eşitliğe göre diğer faktörler sabit kalmasına rağmen damar çapı azalırsa (sempatik-vazokonstriktor etki) NDH artar.

Tilt Masa Testi Nedir Nasil Yapilir

Tilt Masa Testi Nedir

Tilt masa testi 1980’lerin sonunda kullanılmaya başlanmıştır. Bu testin amacı senkop veya presenkop semptomlarını provoke etmektir. Bu testte dikey pozisyona getirilmeye karşı iki tipte yanıt oluşur: (a) Yetersiz sempatik tonus ve baroreseptör fonksiyonuna bağlı hipotansiyon (masa kaldırıldıktan hemen sonra oluşur) ve (b) nörokardiyojenik mekanizmayı gösteren geç başlangıçlı (birkaç dakika sonra) hipotansiyon ve senkop.
Tilt masa testi nasıl yapılır
On dakika boyunca 60-80 derece dikey pozisyonda tutmaya karşılık gelişen normal cevap, sistolik kan basıncında geçici bir düşme (5-15 mm/Hg), diyastolik kan basıncında yükselme (5-10 mm/Hg), ve kalp hızında artış (10-15/dakika ) şeklindedir. Ani ve dirençli bir şekilde sistolik kan basıncında 20-30 mm/Hg’dan fazla, diyastolik kan basıncında 10 mm/Hg’dan fazla düşme olması, kalp hızının düşmesi veya artmaması anormal kabul edilir. Bu bulgular sıklıkla baygınlık ve bazen senkop ile bağlantılıdır. Bazı durumlarda, tartışmalı olmasına rağmen izoproterenol (1-5 mg/dk 30 dakika boyunca baş yukarıya tilt yapıldığında) infüzyonu hipotansiyon (ve senkop) yaptırmak için tek başına yapılan standart tilt masa testinden daha etkili olabilir.
Tilt masa testi sırasında gecikmiş bayılmanın varlığı yalnızca nörokardiyojenik bayılmaya karşı bir eğilimin göstergesidir. Bu yüzden testi tekrarlamak gerekir. Daha önce bayılmamış kişilerin bir kısmında test sırasında baygınlık oluştuğu için bu mekanizma ile son bayılma atağınının açıklanması tartışılmaz bir kanıt olarak ele alınmamalıdır.