24 Ağustos 2011 Çarşamba

          


■ Tek bir dakika içerisinde 1025 cm küplük havayı içimize
çeker 4 kilograma yakın kanı vücudumuz içinde devrederiz.


■ Parmak izleri gibi dil izleri de her insan için farklıdır.


■ Ortalama bir insanın kemiklerinin içindeki kanalların boyu toplam 80 kilometreyi bulur.


■ Normal bir insan vücudunda bulunan elektrik, 25 Wattlık bir lambayı dakikalarcayakabilir.


■ İnsan vücudunun en ağır organı, yaklaşık 3.2 kilo ile deridir.


■ İnsan vücudundaki en küçük kemik kulakta bulunur.


■ Karıncalaruyuyamaz.


■ Kutup ayıları solaktır.


■ Yunuslarbir gözü açık uyurlar.


■ Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur.


■ Kirpiler suda batmaz.

Fenilketonüri, toplumumuzda yeterince bilinmemekte ve tedavi edilmediği taktirde çocuğun ömür boyu özürlü kalmasına sebep olabilmektedir. Bu hastalıkla doğan bebekler tedavi edilmediğinde, kanda ve dokularda biriken fenilalanin, çocuğun gelişmekte olan beynini harab eder ve ileri derecede zeka geriliği gelişmesine, sinir sistemini ilgilendiren daha bir çok belirtilerin ortaya çıkmasına neden olur.Türkiye fenilketo¬nüri hast^ığının en sık görüldüğü ülkeler¬den biridir. Türkiye'de her 100 kişiden 4 ü bu hastalık açısından taşıyıcı durumun¬dadır ve her 5000 bebekten birinde fenilketonüri görülmektedir. Fenilketonüri hastalığı ile doğan bebeğin, beyni etkilenmeden, erken olarak tanın¬ması çok önemlidir. Bu amaçla geliştiril¬miş, heryenidoğan çocuğa uygulanabilen bir tarama testi vardır. Hasta bebek ha¬yatın ilk günlerinde tanındığında uygun diyettedavisi ile zekâ geriliği önlenebildiği için gelişmiş ülkelerde tüm yenidoğanla- rın fenilketonüri yönünden taranması zo¬runluluğu vardır. Yapılan tarama sonucu sadece tanı alan veya fenilalanin düzeyi yüksek bulunan bebeklerin ailelerine sağ¬lık müdürlüğü tarafından ulaşılmaktadır. Hayatın ilk bir kaç ayı içerisinde fenilketo¬nüri hastalığı olan bebekler sağlıklı bebeklerden ayırt edilemez. Fenilketo- nürili çocuklarda 5-6 aylardan sonra zekadaki gerileme belirgin hale gelir. Akranlarından farklı olarak oturma, yürüme ve konuşma gibi becerileri kazanamazlar. Ayrıca kusma, aşırı el, kol, baş hareketleri, havale nöbetleri, ciltte döküntüler, idrar ve terin küf gibi kokması hastalığın önemli belirtilerindendir. Has¬talık taşıyıcısında hiçbir belirti görülmez. Tedavisi gıdalar ile alınan fenilalanin miktarını azaltarak kan fenilalanin düze¬yini normal sınırlar içinde tutmaktır. Diyet tedavisi yaşam boyu devam etmektedir. Yenidoğan döneminde diyet tedavisi başlanmış fenilketonürili hastalar, yetişkin olduklarında diyeti bırakırlarsa algılamada güçlük, dikkat azalması gelişmektedir,

Dr. Selma AYDIN FELEK

22 Ağustos 2011 Pazartesi

ANKARA TIP KADIN DOĞUM YENİLENDİ



Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalının, birçok birimi yenilendi.



Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalının Doğum Katı tamamen yenilendi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Binası girişinde düzenlenen törene Üniversite Rektörü Prof. Dr. Cemal Taluğ, Fakültemiz Dekanı Prof. Dr. İlker Ökten, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ruşen Aytaç ve Fakülteden çok sayıda öğretim üyesi katıldı.







Merkezi Havalandırma Sistemi Kuruldu

Yenilenen Doğum Katı ile ilgili olarak bilgiler veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ruşen Aytaç, katın tamamının yenilenerek hizmete açıldığını söyledi. Prof. Dr. Aytaç şunları kaydetti: “Yenilenen “Doğum Katında”, hasta odaları, doğum salonları, ameliyathaneler, yüksek riskli gebelerin takip ve tedavisinin yapıldığı ünite (perinatoloji), yeni doğan canlandırma ünitesi ve diğer tüm çalışma alanları yenilendi. Ayrıca Merkezi havalandırma sistemi kuruldu.”

Yenileme çalışmaları ile eskiye oranla hizmet kalitesinin de yükseleceğini belirten Prof. Dr. Aytaç, “Teknik donanım ve tıbbi ekipman açısından en üst seviyeye ulaşılacak. Toplam iş hacminin eskiye nazaran birkaç kat artmasını bekliyoruz. Bu da daha çok hastaya modern koşullarda hizmet sunulması anlamına geliyor” dedi.







Zemin ve Duvarlar Özel Bir Antibakteriyel Madde ile Kaplandı

Yapılan bu yenileme çalışmaları kapsamında Doğum Katındaki tüm hasta odalarının yenilendiğini belirten Prof. Dr. Aytaç, “Doğum katındaki ameliyathane de günümüz koşullarında son teknoloji ile yapılandırıldı. Ameliyathenenin zemin ve duvarları çok özel bir antibakteriyel malzemeyle kaplandı. Bu malzeme Ankara’da sayılı hastanelerde kullanılıyor” diye konuştu.






21 Ağustos 2011 Pazar

GAZİ TIP’TA 27. MEZUNİYET

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, 27. dönem mezunları, Anadolu Gösteri Merkezi’nde yapılan törende Hipokrat yeminini ettikten sonra diplomalarını aldı.



Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 2010–2011 yılı mezuniyet töreni Anadolu Gösteri Merkezi’nde yapıldı. Törende 27. dönemin 197 öğrencisi, mezuniyet sevinci yaşadı. Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, genç doktorların başarılarında emeği bulunan ailelerine teşekkür etti. Ayhan mezunlardan her türlü ayrımcılığa karşı birlik içinde olmalarını istedi.



“5 Bin Doktor Gazi Tıp Mezunu”

Tıp Fakültesi Dekanı Peyami Cinaz ise 1920’lerde Türkiye’de 260 doktorun görev yaptığını hatırlatarak, “Bugün yüz binlerce doktor ülkemizde ve birçok farklı ülkede sağlık hizmeti veriyor. Bunlardan 5 bin kadarı da Gazi Tıp’tan mezun oldu. Şu anda 2 bine yakın öğrencimiz fakültemizde eğitimlerini sürdürüyor” diye konuştu.







“Hasta Hakları Tavan, Hekim Hakları ise Taban Yaptı”

Öğrencilere son derslerini veren Prof. Dr. Rana Olguntürk, yeterli alt yapı sağlanamadığı gerekçesiyle tıp fakültelerinin sayısının artmasını eleştirdi. Prof. Dr. Olguntürk, “Hasta hakları tavan, hekim hakları ise taban yaptı” dedi. Konuşmasının ardından, öğrencilere Hipokrat yeminini ettirdi.



“Doktorluk Koku Alma Duygusunun Kaybolmasıdır”

Dönem birincisi Mehmethan Doğan’ın konuşması ise konukları hem güldürdü hem de duygusal anlar yaşattı. Doğan’ın doktorluk mesleğini tanımlarken sarf ettiği, “Doktorluk koku alma duygusunun kaybolmasıdır.” En dikkat çekici sözlerdendi. Doğan, konuşmasının ardından mezuniyet kütüğüne plaket çaktı.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

HASTANEDE VEFAT EDENLERİN BORÇLARI TAHSİL EDİLMEYECEK

Sosyal güvencesi olmayıp hastane borçlarını ödeyecek mali durumu bulunmayan vatandaşların kamu hastanelerinde vefat etmesi halinde hastane borçları tahsil edilmeyecek.






Sosyal güvencesi olmayıp hastane borçlarını ödeyecek mali durumu bulunmayan vatandaşların kamu hastanelerinde vefat etmesi halinde hastane borçları tahsil edilmeyecek. Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Memet Atasever, konu ile ilgili Bakanlar Kurulu Kararının 02 Temmuz 2011 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlattı. .



Uygulama 1 Ocak 2011 Tarihinden İtibaren Geçerli

Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararında, “Üniversiteler dahil kamu hastanelerinde sağlık hizmeti almakta iken vefat eden ve herhangi bir sebeple hizmet bedeli Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanmayan veya herhangi bir sağlık güvencesinden yararlanmayanlardan, hizmet bedelini ödeme yükümlüsü olduğu halde ödeme gücü bulunmadığı tespit edilen kişilerden hizmet bedelleri tahsil edilmeyecek'' şeklinde ifadeye yer verildiğini dile getiren Atasever, uygulamanın 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren geçerli olacağını söyledi.



“Ödeme Gücünün Bulunup Bulunmadığını SOYBİS Tespit Edecek”

Hastanede vefat edenlerin daha önceki yıllara ait borçlarını affeden düzenlemeyi yapan Sağlık Bakanlığı'nın bu düzenleme ile önemli bir sosyal probleme kalıcı bir çözüm bulduğu değerlendirmesinde bulunan Atasever, Bakanlık Kamu hastanelerinde vefat eden kişilerin ödeme gücünün bulunup bulunmadığının SOYBİS'e (Sosyal Yardımlaşma Bilgi Bankası) göre tespit edileceğini kaydetti.






Atasever, şunları kaydetti: “Bilindiği gibi Sağlık Bakanlığı kısa bir süre önce yaptığı düzenleme ile Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde sağlık hizmeti alıp 31 Aralık 2010 tarihine kadar borçlarını ödeyemeyen vatandaşlara büyük kolaylık getiren düzenlemeyi yapmıştı. İlgili düzenleme ile 250 TL ve altındaki Sağlık Bakanlığı hastanelerine olan borçların tamamı affedilmiş, 250 TL üstündeki Sağlık Bakanlığı hastanelerine olan borçların yarısının ödenmesi halinde yarısının affedileceği belirtilmişti. Borç tutarının 500 TL ve altında olması halinde de 250 TL'nin üstünün ödenmesi halinde kalan tutarın tamamının affedileceği ifade edilmişti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığınca Türkiye'ye gönderilen Kıbrıslı vatandaşlarının da Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelere olan borcunun tamamı affedilmişti.”

19 Ağustos 2011 Cuma

SAHTE İLAÇLAR GERİ ÇEKİLDİ

İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, meme kanseri, hepatit ve romatoid artrit hastalıklarının tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlara, “piyasada sahtelerinin bulunması” nedeniyle 2. Sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uyguladı.



Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü, meme kanseri, hepatit ve romatoid artrit hastalıklarının tedavilerinde kullanılan bazı ilaçlara, piyasada sahtelerinin tespit edilmesi nedeniyle 2. sınıf B seviyesinde geri çekme işlemi uyguladı.

İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yer alan duyuruya göre, “Farmasötik ve Tıbbi Müstahzar, Madde, Malzeme ve Terkipleri ile Bitkisel Preparatların Geri Çekilmesi ve Toplatılması Hakkında Yönetmelik”e göre, 2. sınıf B seviyesinde (eczane, ecza deposu, hastane gibi) geri çekme işlemi uygulanan ilaçlar ve seri numaraları şöyle: “Meme kanseri tedavisinde kullanılan 'Herceptin 150 mg Tek Dozlu Liyofilize Toz İçeren Flakon' adlı müstahzarın, 'B1561B01' ve 'B1575B01' seri numaralıları.

Kanser ve romatoid artrit hastalığının tedavisinde kullanılan 'Mabthera Roche 500 mg/50 ml İnfüzyon İçin Konsantre Solüsyon İçeren Flakon' adlı müstahzarın, 'B6117B01' seri numaralısı.

Hepatit tedavisinde kullanılan 'Pegasys Roche Kullanıma Hazır Şırınga 180mcg/0,5ml' adlı müstahzarın, 'B1166B01' ve 'B1165B01' seri numaralıları.”



Roche'dan Açıklama

Roche Müstahzarları Sanayi AŞ'den konuya ilişkin yapılan açıklamada, geri çekme işleminin sadece bu seri numaralarıyla sınırlı olduğuna dikkat çekilerek, “Geri çekme uygulaması, piyasada çok az sayıda sahte ürünlerin bulunmasından kaynaklanmaktadır” ifadesi kullanıldı.


18 Ağustos 2011 Perşembe

TEMİNAT SÜRESİ 10 YILA ÇIKTI

Hekim sigortasında teminat süresi 10 yıla çıkarıldı.




Sağlık Bakanlığı yetkilerinin yaptığı açıklamalara göre hekimlerin zorunlu mali sigorta düzenlemesinde hekimler lehine önemli değişiklikler yapıldı. Söz konusu değişiklikler 19 Temmuz 2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlandı.

Tam Gün Yasası olarak bilinen 5947 sayılı Kanun ile kamu ve özel sağlık kurum ve kuruluşları ile sağlık birimlerinde çalışan tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar için mesleklerini ifade ederken açılabilecek davalara karşı zorunlu mali sorumluluk sigortası getirildi.



133 bin 341 Tabip, Uzman Tabip ve Diş Hekimi Sigorta Yaptırdı

Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Memet Atasever konu ile ilgili şu bilgileri verdi: “30 Temmuz 2010’da başlayan uygulama ile bugüne kadar 133 bin 341 tabip, uzman tabip ve diş hekimi sigorta yaptırdı. Risk gruplarına göre yılda 150 TL ile 750 TL ve yüzde 5 vergi olarak belirlenen sigorta primlerinin kamu veya bir işverene bağlı olarak çalışan hekimler yarısın,ı serbest çalışan hekimler ise tamamını ödeyerek zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırdı.



Azami Teminat Tutarı 300 Bin TL’den 400 Bin TL’ye Yükseldi

Mesleki sigortada düzenlemesinde yapılan değişiklerle her bir tıbbi hatalı uygulama için azami teminat tutarı 300 bin TL’den 400 bin TL’ye yükseltildi ve her durumda sözleşme kapsamında ödenecek yıllık tazminat miktarı için ise 1 milyon .800 bin TL olarak belirlendi. Sözleşme tarihinden önce bir yıl olan teminat süresi 30 Temmuz 2009’u geçmemek şartıyla on yıla çıkarıldı.



Tebliğde yer alan Risk Grupları arasında:



 Pedodonti uzmanlık dalının adı Çocuk Diş Hekimliği,

 Sitoloji (Sitopatoloji) uzmanlık dalının risk grubu 1. Grup olarak,

 Tıbbi Parazitoloji (Parazitoloji) uzmanlık dalının risk grubu 1. Grup olarak değiştirildi.

Ayrıca; 3. Risk Grubunda yer almak üzere “Restoratif Diş Tedavisi” uzmanlık dalı ve 2. Risk Grubunda yer almak üzere “Ağız ve Diş ve Çene Radyolojisi” ve “Gelişimsel Pediatri” uzmanlık dalları eklendi.”