19 Ocak 2009 Pazartesi

Astım ve Alerjik Astıma Karşı Bitkisel Kür


Kür: Genel nefes darlığı, alerjik nefes darlığı ve soğuk alerjisi durumunda
Orta büyüklükteki keçiboynuzundan 6-7 tanesini önce soğuk su altında yıkayınız. Daha sonra bunları küçük küçük (3-4 cm uzunluğunda) kırarak, kaynamakta olan yarım litreye yakın suyun içine atınız. Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız. Soğu- duktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz. Buzdolabında en fazla üç gün bekletebilirsiniz.
Hergün sabah kahvaltı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir. Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçiboynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan korunabilir. Her üç günde bir, taze olarak hazırlamanız gerekecektir. Hiç ara vermeden 20 gün uygulayınız. Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara vermeden 15 gün devam ediniz. Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız, sabah kahvaltınız arasında ve akşam yemeğinden önce birer çay bardağı içiniz. Keçiboynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.
Dikkat: 5 ile 12 yaş arasındaki çocuklarda nefes darlığı veya allerjiye bağlı nefes darlığı söz konusu ise, bu taktirde uygulama 1’ e göre sadece bir çay bardağı sabah kahvaltısı arasında içilecektir. Akşam yemeklerinde içilmeyecektir
.
Dikkat: Bu kürü uygularken kahvaltıda ayrıca bal tüketmeyiniz. Daha güçlü olur diye bir çay kaşığından daha fazla bal ilave etmeyiniz.

Not: Bu amaçla pekmezi veya öğütülmüşü uygun değildir. Etkisi çok azdır.Not:Hekim kontrol ve önerilerini ihmal etmeyiniz.

www.saracoglu.at

Saç Dökülmesine Karşı Bitkisel Yöntem


Saçları gürleştiren şifalı bitkiler: 2 litre sirke içine 100 gram dulavrat otu kökü, 100 gram ısırgan otu kökü, 60 gram şimşir ağacı yaprağı, koyun. Sekiz gün sıcak bir yerde dinlendirin ve ardından süzün. Elde ettiğiniz sıvı ile kafa derinize masaj yapın. Çok kısa süre içinde saçlarınızın gürleştiğini farkedeceksiniz.

Saç Dökülmesi: Saç diplerinize defne yağı sürerek masaj yapın. Sarımsak yağı ile buğday yağını karıştırarak saç diplerinize masaj yaparak uygulayın.

Saçkıran (Kellik) : 5 ölçü çöven, bir ölçü tuz ve yeteri kadar sirke ile macun yaptıktan sonra problemli bölgeye sürün.

Saç Büyümesi: Biberiye, sedir ağacı/jojoba, defne yağı ile saç diplerinize akşam yatmadan önce masaj yapın.

Sarı Renk Saçlar İçin: İki avuç dolusu şimşir ağacı yongasını yarım saat kaynattıktan sonra saçlarınızı elde ettiğiniz su ile yıkayın. On gün süre ile uygularsanız saçlarınızın sarı bir renk aldığını hayretle görebilirsiniz.

Siyah Renk Saçlar İçin : 100 er gram Ceviz içi, meşe odunu külü, asma dalı külü, defne yaprağı, meşe palamudu, katır tırnağı, selvi yongası, adaçayını 4 litre sirke içine koyarak yarım saat bekletin. Süre bitince süzün. Akşam yatmadan önce saçlarınızı bu sıvı ile yıkayın. Sıvıyı soğuk olarak muhafaza edin .Bu uygulamayı bir süre tatbik ettikten sonra saçlarınızın siyah renk aldığını görebilirsiniz. Kaynak..www.mucizeiksirler.blogspot.com

18 Ocak 2009 Pazar

İbrahim Saraçoğludan Topuk Dikeni için kuru üzüm pul biber kürü

Topuk dikeni kürü

Topuk dikeni kürü her biri üç gün uygulanacak üç aşamadan oluşmaktadır
  • Üç gün süre ile;Üç yemek kaşığı Orta acı (çok acı olmayacak) Kırmızı pul biberi havanda ezdikten sonra akşam yatmadan önce bir tülbent veya gazlı bezle topuğunuza sarın. Sabah sökün.
  • Üç gün süre ile; 3 yemek kaşığı çekirdekli siyah kuru üzüm çekirdekleri ile beraber dövdükten sonra akşam yatmadan önce bir tülbent veya gazlı bezle topuğunuza sarın. Sabah sökün.
  • Üç gün süre ile; Orta acı (çok acı olmayacak) Kırmızı pul biber ve çekirdekli siyah kuru üzüm çekirdekleri ile birlikte dövdükten sonra akşam yatmadan önce 3 yemek kaşığı kadarı bir tülbent veya gazlı bezle topuğunuza sarın. Sabah sökün..
    Not: Bu kürün faydalı olması için kırmızı pulbiberin ebter (kısır) tohumdan üretilmemiş olması gerekmektedir

    İbrahim Saraçoğlu Bu kürün % 60 oranında fayda sağladığını açıkladı.

mucizeiksirler.blogspot.com

İbrahim Saraçoğlu'dan Adet Düzensizliği için Civanperçemi Kür

Civanperçemi kürü regl döneminin başlamasına 3 gün kala uygulanmaya başlanır ve regl döneminin sonuna kadar devam edilir.

Yapılışı: Bir tutam civanperçemi (yaklaşık beş gram) yarım litre kaynamakta olan suyun içine atılır. Ağzı kapalı olarak hafif (kısık) ateşte 3 dakika demlenir. Soğuduktan sonra süzülür.

Regl döneminin başlamasına üç gün kala hergün sabah ve akşam bir su bardağı içilir.

Hergün taze olarak hazırlanır. Reglinin bitimine kadar devam edilir. Bu kür her regl döneminde beş-altı ay uygulanır.

Adet sancıları çok şiddetli ise, bu taktirde adet başlamadan bir hafta önce kür uygulamaya başlanır.

Civanperçemi

Civanperçemi ilaç gibi kullanılabilen, çok değerli bir şifalı ottur. Birçok bilimsel kanıtıyla alternatif tıpta, bir antiseptik *( cilde ve dışarı açılan boşlukların mukozasına dıştan uygulanarak kullanılan antimikrobik madde), antipasmodik *( spazmı önleyen veya yok eden madde), astrenjan *( vücutta yumuşak dokuların kasılmasını sağlayan, kanamayı ve salgılamayı kontrol altına alan madde), karminatif *( mide ve bağırsaklardaki aşırı gazı yok eden madde), diyaforetik *(terlemeyi arttıran madde), sindirimi kolaylaştırıcı, uyarıcı *( psikiyatride; beyin ve sinir sisteminin işlevini hızlandıran kimyasal madde), tonik ve vazodilator *( damar düz kasını gevşeterek damarı genişleten) olarak kullanılır. Civanperçemi, soğuk algınlığı, kramplar, ateşlenmeler, böbrek düzensizlikleri, diş ağrılarına karşı, tahriş olmuş cilde, kanamalar ve kadınların adet dönemini düzene sokmak için kullanılır. Safra akışını uyarıcıdır ve kanı temizler. Şifalı çayı, şiddetli soğuk algınlıkları ve gripler için, mide ülserleri için, mide krampları, apseler, travma ve kanamalar için ve iltihap azaltıcı olarak kullanılan çok iyi bir ilaçtır.

mucizeiksirler.blogspot.com

İbrahim Saraçoğlu'dan Adaçayı kürü(Bademcik,faranjit,diş eti iltihabı için)

Ada Çayı Kürü

Bir su bardağı suda bir poşet adaçayı veya bir tatlı kaşığı taze adaçayı on dakika demlenir. Günde 2-3 defa gargarası yapılır. Beraberinde bir ay boyunca hergün bir çay bardağı adaçayı içilir. Demleme bittikten sonra bitkiyi daha fazla suda bekletmeyiniz mutlaka süzüp ayırınız.

Not: Adaçayını aktarlardan almanız tavsiye edilir. Hem ucuz hem de amacınıza daha uygundur.

Not: Doktorunuzun verdiği ilaçlar var ise mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Bilinmesi gereken nokta, kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda doktorunuzun görüşünü alınız.

saracoglu.at

16 Ocak 2009 Cuma

ROMATOLOJİ ve TIBBİ REHABİLİTASYON GÜNLERİ

Romatoloji ve Tıbbi Rehabilitasyon Günlerinin ikincisi yapıldığı toplantıda, yaşam kalitesinin üzerinde durularak, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte yapılması gerekenler konuşuldu.

Romatoloji ve Tıbbi Rehabilitasyon Günleri 27 - 28 Kasım tarihleri arasında Ankara Swissotel’de yapıldı. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı ve Türk Tıbbi Rehabilitasyon Kurumu Derneği’nin ortaklaşa yaptığı toplantıya 200 kişi katıldı. “Ölçme ve Değerlendirme” başlığı altında yapılan toplantının başkanlığını yapan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zafer Hasçelik, “Neyi, neden, nasıl ölçmeli ve yorumlamalıyız” konusunda konuştu.

Yaşam Kalitesine Dikkat
“21. yüzyıl birçok şeye gebe, bunların içerisinde sedanter yani durağan yaşam biçimi geliyor. Yaşam kalitesi ve buna dair ölçütler oluşmaya başladı. Her gün için, zaman dilimleri değerlendiriliyor. Haftalık çalışma süreleri 32 saate düşürülecek ama önemli olan zaman dilimlerinin bir kısmını sedanter yaşam biçiminin getirdiği sonuçlardan korunmak için harcanmasıdır. Yaşam kalitesinin ölçütlerinin artması, insan yaşamına verilen değerin artması ve beklenen yaşam süresinin uzaması önemli bir konuyu gündeme getirdi. İnsanlar yaşlandıkça kas ve iskelet sistemleri sorunlarına daha fazla maruz kalıyor. 2000-2010 yılları arası Dünya ‘Bone And Joint Decade’ (kemik ve eklem dönemi) ilan edildi” diyen Prof. Dr. Hasçelik, The International Classification of Functioning(ICF) fonksiyon kayıplarını önceleyen bir sınıflama sisteminin üzerinde, dünya sağlık teşkilatında 1980 yıllarından itibaren çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Tıpta profesyonellik konusunda gelişmeler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Hasçelik, alınan diploma ve sertifikaların ömür boyu sürdürülebilmesi gibi bir geçerliliğinin olmamasının üzerinde durdu. Dünyada alınan bir diploma ile ömür boyu meslek yapılamayacağını, 15 sene sonra hala hasta bakılmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hasçelik, performans sisteminde çalışılan saat kadar kazanılacağını ayrıca, mesleki tıp eğitimi ve becerilerini geliştirme için çalışmaların sonuçlarına göre para teklif edileceğini söyledi.

ICF’ten Yeni Hipokrat Yeminine ...
Günlük yaşamı etkileyen fonksiyonel bozukluklar başladığı zaman genellikle hekime gidildiğini vurgulayan Prof. Dr. Hasçelik, hekimlerin ana görevinin, hastanın sıkıntısını giderip, sonra tedavi edersiniz felsefesinden ayrılarak, ICF’in belirlediği yeni başlıklar altında olması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Hasçelik, “ICF modelinde fonksiyon, aktivite ön plandadır. Yaşam harekettir diye bir takım sloganlarda var. Vücut fonksiyonları ve etkinlikler konusunda ortaya çıkan değişimler, katılım ve özellikle çevre faktörleri dikkate alınıyor. Kişisel, fiziksel, emosyonel ve sosyal bir takım bariyerlerden söz ediliyor” diye konuştu. Ayrıca ICF’in yayınladığı yeni Hipokrat yemininin üzerinde duran Prof. Dr. Hasçelik, yeminin içeriğinin yanı sıra güncel durumu da yansıtarak, diplomaların akreditasyonunu kapsayan yeni bir bakış açısı getireceğini kaydetti.


Yaşlı Nüfus Oranı Artıyor
2010 yılında 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfusun ikiye katlanacağını dile getiren Prof. Dr. Hasçelik, Japonya’da 100 yaş üzerinde 23 bin kişi olduğunu vurguladı. Amaç veri toplamayı sistematize etme, kaynak aktarımını gözden geçirmektir. Kas ve iskelet sistemine verilen ağırlığın, yetersizliğini hepimiz biliyoruz” dedi. Bu tip hastaların daha iyi tedavi edilmesi için tüm anabilim dalı ders saatlerinin arttırılması yönünde, isteklerini belirten Prof. Dr. Hasçelik, gelişmelerin gözden geçirilmesi sonucunda kanıta dayalı tıpın gündeme geldiğini kaydetti.

Tıbbi Rehabilitasyonun Temeli Yaşam Kalitesidir
Ölçme değerlendirme ile gelecek standartların arasında; mobilite, oryantasyon, fiziksel bağımsızlık, ekonomik bağımsızlık, herkesin bir mesleği bağımsızca uygulayabilme şansının sağlanması, topluma entegrasyon gibi konularda bariyerlerin ortadan kaldırılması ve rehabilitasyonun asıl esasının buna dayandığını kaydeden Prof. Dr. Hasçelik, yaşam kalitesinin fırsatlarla beklentiler arasındaki denge olduğunu söyledi. Prof. Dr. Hasçelik, paraplejik hastanın yaşamdan beklentisi ile toplantıdaki bir hekimin, elindeki fırsatları ve beklentisinin birbirinden çok farklı olduğunu ifade etti.

Toplantı sonrası görüşünü aldığımız Prof. Dr. Zafer Hasçelik toplantı hakkında şöyle konuştu: “Her yıl bir konuyu işliyoruz. Meslekte güncel olan hasta bakımı ve ödeme sistemleri konusunda önceliklerimiz var. Toplantımızda her yerde konuşulan konulardan çok işlenmeyen konuları işlemeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin birçok yerinden gelen katılımcılar arasında hedef kitlemiz araştırma görevlileri ve genç uzmanlardır. Retrospektif Araştırma ve Çalışmalar yapılırken standart veriler olmadığında yorum yapmakta zorlanılıyor. Önümüzdeki yıl sempozyumu daha çok deneysel çalışmalara ayırmayı planlıyoruz. Yaşlanan insan vücudundan kendini yenilemeyen organlar var.”

"Çalışmalara Seyirci Kalıyoruz"
Kök hücre, mühendislik ile ilgili gelişmeler arasında kas-iskelet sistemiyle ilgili 20 yıllık çalışmaların sürdüğünü kaydeden Prof. Dr. Hasçelik, temel çalışmaları yapabildiklerini ancak üst düzey çalışmalarda kaynak oluşturmak ve geliştirmekte oldukça zorlandıklarını dile getirdi. Kamu kaynaklarının kullanımı konusunda araştırma, geliştirme faaliyetlerinin Türkiye’deki payının çok arzulanan noktada olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Hasçelik, “Dolayısıyla bu tür temel çalışmaları biz ancak seyrediyoruz ya da uluslararası gruplarla çalışma yapıyoruz, bu da bize zaman kaybettiren ve adımızı duyurmada ikinci planda kaldığımız bir tablo oluşuyor. Hücre kültürü ve kök hücre çalışmalarına öncülük eden ve 1987 yılında başlanan çalışma gerçekleşmiş olsaydı, bugün Oregon’da kıkırdak transplantasyonu konusunda, kök hücre çalışmalarının vardığı noktaya biz onlardan önce varmış olacaktık. Aynı düşünceden yola çıkan arkadaşlarımız orada 17 kişilik bir grupla aynı zamanda başladıkları çalışmada bugün hayranlık uyandıracak ve Nobel ödülü getirecek gelişmeler ortaya çıkardı” dedi.

"Ülkemiz Mekanik Çöplüğe Mi Dönüyor"
Toplantı sırasında özellikle üzerinde durulan sorular arasında yer alan ‘Ülkemiz mekanik çöplüğe mi dönüyor’ sorusunu da cevaplayan Prof. Dr. Hasçelik, “Stratejik hatalardan bir tanesi de hizmet öncelikli değil, araştırma öncelikli bir takım komplike ve çok pahalı cihazlar alınıyor. Bu cihazların araştırmalarda kullanılması belli bir kültür ve deneyim gerektirir. Mesela, izokinetik üzerine çalışma yapılacaksa, bu cihazların olduğu yerlerle ortak yapılmalı. Çünkü, cihazların verimli kullanılması uzman kişilerce, aletlerin ortaya koyduğu verilerin doğru değerlendirilmesine duyarlıdır. Birçok çözümleme yapılıyor, sonuçların doğru yorumlanıp yorumlanmadığı konusunda her zaman sıkıntılar var. Onun içinde öncelikle temelde yapılması gerekenlerin yapılmadan üstüne bir şeyler eklenemediğini vurguluyoruz” şeklinde değerlendirdi.

15 Ocak 2009 Perşembe

TOTAL KALÇA PROTEZİNE UZANAN YOL

Eklem hastalıklarında öncelikle ameliyat dışı yöntemlerin denendiğini dile getiren Prof. Dr. Bülent Erdemli, Total Kalça Protezi ameliyatı öncesi ve sonrası hakkında bilgi verdi.

Total Kalça Protezi, kalçayı etkileyen pek çok problemde giderek etkinliği artan ve sıkça tercih edilen bir cerrahi yaklaşımdır. Bu yöntem kalça hareketlerinin düzelmesini ve ağrının ortadan kaldırılmasını sağlar. Ülkemizde her yıl giderek artan sayıda hasta total kalça protezi ameliyatından yararlanıldığını belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Erdemli, eklem aralığında meydana gelen daralmadan kaynaklanan ağrının hastalığın önemli bir belirtisi olduğuna dikkat çekti.

Esra Öz: Kalça eklemi hakkında bize bilgi verebilir misiniz ?
Prof. Dr. Bülent Erdemli:
Kalça eklemi top ve yuva tarzı bir eklemdir. Top parçasını uyluk kemiğinin başı oluştururken, yuva ise kalça kemiğinin bir parçasıdır. Topun yuva içerisindeki dönüşü bacağınızı içe, dışa, öne, arkaya ve daire biçiminde oynatmanıza izin verir.Sağlıklı bir kalçada top ve yuva yüzeyleri düzgün bir kıkırdakla (hyalin) kaplıdır. Yüzeyin düzgün olması topun yuva içerisinde kolayca kaymasını sağlar.


E.Ö.:Kalça eklemini tutan hastalıklar ne gibi şikayetlere yol açabilir ?
B.E.:
Kalça eklemini tutan dejeneratif osteoartrit (kireçlenme), kalça çıkığı, romatoid artrit (romatizmal) gibi hastalıklarda eklem aralığında daralma olur. Eklem mesafesindeki daralma sebebiyle kalça ekleminin hareketleri kısıtlanacaktır. İlk aşamada hastalar ağrı duyacaklardır. Bu ağrı genellikle kasık bölgesinde bazen kaba et bölgesinde hatta dizin iç yüzüne doğru da duyulabilmektedir. Hissedilen ağrı künt karekterde olup, hastalığın başlangıç aşamalarında özellikle yol yürürken rahatsızlık verir. Daha sonraki aşamalarda ağrının şiddeti giderek artar ve istirahat halinde iken bile duyulmaya başlar. Hatta geceleri hastalar uykudan uyandırabilir. Ağrı ve eklem hareketlerindeki kısıtlılık, hastaların merdiven inip-çıkma, çorap giyme, oturup kalkma gibi fonksiyonlarının giderek bozulmasına yol açar.

E.Ö.:Eklem hastalıklarında protez dışı tedavi yöntemleri de var mıdır?
B.E.:
Tedavi de öncelikle ameliyat dışı yöntemler denenmelidir. Kilo verme, baston ya da koltuk değneği kullanılması o ekleme gelen yükleri azaltacaktır. Analjezik-antiinflamatuar ilaçlar ağrının azalması ve hareketlerin daha iyi olmasını bir müddet sağlayabilmektedir. Fiziksel tıp ve rehabilitasyon yöntemleri, ameliyat kararı vermeden önce mutlak suretle denenmelidir. Ameliyat dışı yöntemlere cevap vermeyen, günlük yaşamı etkileyen şiddetli ağrı, hareket kaybı ve neticesinde fonksiyon kaybı olan hastalarda Total Kalça Protezi düşünülmelidir.

E.Ö.:Kalça protezi ameliyatı için en çok tercih ettiğiniz anestezi yöntemi nedir?
B.E.:
Hastalarımda çoğunlukla bölgesel anestezi yöntemini tercih etmekteyim.Bu yöntemde belinizdeki omurlar arasından ince bir kateter yerleştirilir. Bu kateter vasıtasıyla süreli olarak epidural mesafeye ağrıyı ortadan kaldıran ilaçlar gönderilir, böylelikle ameliyat süresince hiç bir şey hissetmezsiniz. Ayrıca size sedatif yani sakinleştirici ilaçlar da verilmektedir. Genellikle protez ameliyatı hastadan hastaya değişmekle beraber, ortalama 1-1.5 saat sürmektedir.

E.Ö.:Kalça eklemi protezinde yapılan işlem nedir?
B.E.:
Hastanın kalçasına yerleştirilen protez, yuvaya konacak parçaya kap, uyluk kemiğinin içine konan parçaya da kök (stem) denmektedir. Bu parçaları kemiğe tutturmak için birçok yol vardır. Örneğin çimentolu bir total kalça protezinde parçalar kemiğe kemik çimentosu ile tutturulmaktadır. Çimentosuz total kalça protezinde ise kemik dokunun protez çevresine doğru büyüdükçe bağlanma gerçekleşir.

E.Ö.:Ameliyat sonrası hastalar ne zaman yürüyebiliyorlar ?
B.E.:
Cerrahiyi takiben 24 saat sonra ameliyat yerine yerleştirilen kan toplayıcı tüp çıkartılır ve bunu takiben asistanlar tarafından hastalar yatak kenarına oturtulup pozisyon değişikliği sağlanmaktadır. Bu esnada olabilecek baş dönmesi ya da bulantı kusma endişelendirmemelidir. Daha sonra bir yürüteç (walker) ya da koltuk değneği yardımıyla hastalarımızı ayağa kaldırılmaktayız. İlk yürüme zor olabilir. Unutmayalım ki, kalça bölgesi ağrılı-şiş durumdadır. Ancak her geçen gün hastalar daha rahat yürüdüklerini hissedeceklerdir. Bu ameliyatı geçiren hastalar özellikle ilk 6 hafta süresince alçak yerlere oturmamaya özen göstermelidirler.

E.Ö.:Bu tür ameliyatlardan sonra pıhtı oluşumu görülüyor mu ?
B.E.:
Total kalça protezi ameliyatından sonra bacak venlerinde pıhtılar oluşabilir.Bunlara derin ven trombuzu (DVT) denir.Nadir olarak oluşan bu pıhtılar akciğerlere gidip ölümcül olmayan ya da olabilen sorunlara emboliye yol açabilir. Biz tüm hastalarda pıhtı ve emboli oluşumunu azaltacak önlemler alırız. Bu amaçla bacak kaslarını sıkıştırarak toplar damarlardaki kanı akış halinde tutacak mekanik aygıtlar kullanılabilir. Ayrıca kanı sulandıran düşük molekül ağırlıklı heparin (DMAH) gibi ilaçlar belli bir süre kullanılmaktadır. Önerilen süre kalça protezi ameliyatından sonra 28 ile 35 gündür. Ancak bacak bölgesinde aşırı şişlik ve gerginlikle birlikte ağrı duyulması durumunda pıhtıyı saptamak için Doppler ultrasonografi gerekebilmektedir.