11 Mayıs 2009 Pazartesi

CİHANBEYLİ HAYALİNE KAVUŞUYOR

4 yıldır Cihanbeyli Devlet Hastanesinde Başhekimlik görevini yürüten Dr. Birol Tekgöz, empati kurarak yeniliklerini, hasta odaklı yapıyor.

84 personel ile hizmet veren Cihanbeyli devlet hastanesinin Başhekimi Dr. Birol Tekgöz, 2008 yılı itibariyle yatan hasta sayısı bin 36, 277 ameliyat, yatak doluluk oranı yüzde 21, doğum sayısı 352 bunlardan 34 tanesi sezeryan olduğun belirtti. 4 yıldır görev aldığı hastanede Sağlıkta dönüşüm çerçevesinde birçok yeniliğe kapısını aralayan Dr. Tekgöz, 29 yataklı hastanede 2004 yılında 32 bin olan hasta sayısı, 2008 yılında ise 151 bine ulaştığını kaydetti. Her geçen sene hasta sayısında ciddi artış olduğunu ancak personel sayısının nerdeyse sabit kaldığına dikkat çeken Dr. Tekgöz, hizmet kalitesini yükseltmeye odaklandıklarını söyledi. Hastanelerin odalarının koğuş sistemi olduğunu ifade eden Dr. Tekgöz, 1962 yılında Sağlık evi olarak kullanılan binanın hastaneye dönüştürülerek hizmet verildiğini dile getirdi.

Hasta Odaklı Hizmet
Kadın doğum, genel cerrahi, aile hekimi, üroloji, göz ve anestezi olmak üzere 6 uzman hekimin hizmet verdiği hastanede odaların koğuş sistemi olduğunu ve hiçbir odada tuvalet imkanının olmadığını kaydeden Dr. Tekgöz, “Hastaların yanındaki refakatçilerin kalabileceği şekilde koltuklar alındı, eski etajerleri yeniledik. Hemşire çağrı sistemimiz yoktu, artık yatan hastamız hemşireyi bankodan çağırabiliyor. Personellerimize her daim hizmet içi eğitimler verilerek, bilgilendiriyoruz. Bugün sağlık hizmeti sunuyoruz ancak yarın alan konumunda olabiliriz diye empati yaparak hareket ediyoruz. Hastalarımızı misafir gibi görerek, nasıl daha rahat ederler düşüncesi ile hareket ediyoruz.” dedi.


Özel Diyaliz Merkezi Gibi
Diyaliz hizmeti verdikleri bölümün yönetmelik gereği standartlardan uzak olduğunu bu konunun 2007 yılında yaptırdıkları yeni diyaliz salonu ile çözüme ulaştığını ifade eden Dr. Tekgöz, “Yeni diyaliz salonumuz özelleri aratmayacak şekilde tefriş edildi. 12 hastaya hizmet veren merkezimizde dijital uydu alıcılı LCD Tv ’nin, klimanın olduğu ferah ve rahat ortamlar oluşturuldu. Özel diyaliz merkezlerinde bulunacak kalitede hizmet sunulmaya başlandı. Hatta hastalar evlerinden servis aracılığıyla alınarak tedavileri yapılıyor ve evlerine tekrar bırakılıyorlar.” şeklinde konuştu.

Yenilikler Bitmiyor
Tıbbi ve evsel atıklar için depo yaptırdıklarını kaydeden Dr. Tekgöz hastanede yaptıkları yenilikleri şöyle sıraladı: “Hastanenin tüm odalarına klima takıldı. Diş polikliniğinde önceden sadece diş çekim hizmetleri mevcuttu, biz tedavi hizmetlerini de başlatmış olduk. Protez alım çalışmalarını da başladı. Diş polikliniğini ve üniteyi yeniledik, diş röntgen cihazı aldık.
İstirahat, sağlık kurulu raporları ve ilaç kullanım raporları bütün polikliniklerden verilir hale geldi. Göreve geldiğimde arşiv yoktu, hastanenin en önemli sıkıntısı mekan sıkıntısı olmasına rağmen doktor odasını ikiye bölerek, arşiv odası oluşturduk. Ameliyathanemizde anestezi cihazını ve tavan lambasını yeniledik, eskilerini ikinci bir ameliyathane oluşturarak orada kullanmaktayız. Röntgen ünitemizde kurşun kaplamadan dolayı ortam loş, itici idi bunun için odanın tamamını lambri kaplatarak daha nezih bir ortam sağlandı. Röntgen ünitemizin Türkiye Atom Enerjisi Kurumundan ruhsatını aldık. Acil polikliniğinin tefrişatını yeniledik. Hastanemizde eczane açtık. Yemekhanemizin fiziki şartlarında yenilikler yaptık. Personele şahsi dolap hazırlattık. Sanayi tipi bir çamaşır makinesi aldık. Tüm hasta yataklarını yeniledik. Emzirme odası oluşturduk. Servilere hemşire bankosu oluşturduk. Su tasarrufu ile ilgili düzenlemeleri yaparak, fotoselli batarya taktırdık.Hastane girişine tutunma barları yaptırdık. ALS denilen otomasyon sistemini kurarak, laboratuar önünde oluşan kuyrukları bitirdik. Hastadan hangi hekim tahlil istediyse, hasta o hekimden sonucunu öğreniyor. Kurdurduğumuz hasta sıra takip sistemi en gelişmiş model olup, hastalar kendi isimlerini ve sıra numaralarını polikliniklerin kapısındaki monitörlerden takip edebiliyorlar.”


Yeni Bina 2010’da Hizmete Girecek
2010 yılı Eylül – Ekim aylarında inşaatı bitecek olan yeni hastane binası hakkında Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e bilgi veren Dr. Tekgöz, “13 Kasım 2008 tarihinde TOKi tarafından ihalesi yapıldığı, ihaleyi alan firma 600 gün içerisinde teslim edecek. Yeni Hastanemizin proje çiziminde çok titiz davranarak tasarlandı. Poliklinikler kendi ihtiyaçlarına uygun birimlerle organize düşünüldü. Acil birimi ayrı bir giriş çıkış ile müstakil halde planlandı. Hastalarımızı misafir edeceğimiz odalarımız 2 yataklı olup her odada wc –banyosu olan merkezi sistem ısıtma ve soğutmalı yine merkezi sistem hasta başı ünitelidir. 3 ameliyathanesi, 2 yoğun bakım ünitesi, iç bahçeleri ile rahat ferah hastalarımızın hizmet alacağı hasta odaklı hizmet sunumumuza uygun şekilde planlandı. Yeni hastane binamızda teknolojik cihaz sıkıntımız olmayacak, norm kadromuz mutlaka değişecek, olmayan polikliniklerimiz eklenecek. Personel sayımız ve imkanlarımızın yanı sıra mekan sıkıntımızda olmayacak. Sözün özü hayallerimiz gerçek olacak.” dedi.

10 Mayıs 2009 Pazar

AKROMEGALİ GÜNÜ

Akromegali Günü dolayısıyla 15 Nisan tarihinde yapılan toplantıda, hastalık birçok açıdan ele alındı.

15 Nisan tarihinde ilk kez, Akromegali Günü için Ankara Kent Otel’de yapılan toplantıda 12 öğretim üyesi sunum yaptı. Toplantıda Akromegali’nin tarihçesinden başlayarak hastalığın kliniği ve tedavisi hakkında geniş bilgi verildi. Prof. Dr. Tomris Erbaş ve Dr. Mehmet Özden’in açılış konuşmasını yaptığı toplantıda akromegali’nin hipofiz tümöründen kaynaklanan bir hormon hastalığı olduğuna dikkat çekildi. Toplumda hastalığın nadir olarak görüldüğü için tanınmadığına değinildi. Akromegalili olmanın zorluğuna değinen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selçuk Dağdelen, “Akromegali görüntüye yansıyan bir hastalık olduğu için, hastada meydana gelen fiziksel farklılıklar dikkat çekiyor. Hastalığın nadir görülmesi de ülkemizde öteki olmaya itiyor.” dedi.

Hastalığın Belirtileri
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedia Gedik, “Hastalığın belirtileri arasında yüz şeklinde değişiklik, aşırı terleme ve halsizlik hastalığın aktif olduğu dönemlerde olur. Akromegali’de eller büyük ve kaba görünümdedir. Alt çene öne doğru gelir. Hastalık diş muayenesinde fark edilebilir. Deride kalınlaşma artmaktadır. Uyku bozuklukları ve solunum bozuklukları görülebilir.” şeklinde konuştu.

“Fotoğraflarla Tanı Konan Hastalıklardan”
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevim Güllü, “Akromegali tanısında, büyüme hormonunda yükselme, adenomun büyümesine paralel olarak insülin benzeri faktör-1 (IGF-1) takibi ve şeker yükleme sırasında hormonların izlenmesi önem taşımaktadır. Hipofizin görüntülenmesi tanıda yardımcı olur. Akromegali tıpta fotoğraflarla tanı konan hastalıklardan birisidir. “ bilgisini verdi.

Akromegali ve Sindirim Sistemi
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Başkal, “Akromegalik hastalarda kalın bağırsak daha uzun olur, besin geçişi ve dışarı atılması gereken zaman dilimi daha uzundur. Bu sebepten
bağırsaklarda varis denilen ve kanamaya yol açabilecek olan hemoroidler görülüyor. Hemoroidlere bağlı kansızlık ortaya çıkacağı gibi bağırsak içinde polipler gelişebiliyor. İç mukozanın dışa fırlamasıyla oluşan bu polipler, 50 yaş üzeri erkeklerde daha sık görülüyor. Yüz akromegali hastasının 20’sinde kalın bağırsakta polip bulunma olasılığı varken 100 sağlıklı kişinin sadece 3’ünde polipe rastlanıyor. Kolonoskopi ile bağırsaktaki polipler görüntülenebiliyor. Ayrıca tedavi edilmeyen 10 Akromegali hastanın birinde kanser olma riski var. Özellikle barsak kanseri görülme riski tedavi olmayan akromegalik hastalarda artabiliyor” dedi.

Tiroid ve Kalp Hastalıkları
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Nuri Çakır, akromegali’de oluşan tiroid ve kalp hastalıkları hakkında şöyle konuştu: “Tiroid hastalıkları arasında en sık görülen guatrdır. Akromegali’de en sık görülen tiroid hastalığı tiroid bezi büyümesidir. Yaygın olabileceği gibi, tiroid bezi içerisinde nodül denilen yumrularda oluşabilir. İleri derecede büyümedikçe bazen anlaşılmayabilir. Fizik muayenelerine ilave olarak ultrason ile nodüllerin saptanması önemlidir. Ayrıca kalpte büyüme olur, uygun tedavi ile büyüme durdurulabilir. Hastada çabuk yorulma, halsizlik, nefes darlığı, göğüs ağrısı, kan basıncı yükseldiğinde de enseden gelen bir baş ağrısı, baş dönmesi gibi belirtiler görülebilir. Belli araklıklarla kalp muayenesi yapılmalıdır.”

İlacın Etkisi
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Neslihan Başçıl Tütüncü, akromegali’de ilaç tedavisi hakkında bilgi verdi. ”Erken tanı ile tedavi edilebiliyor. Uzun etkili somatostatin analogları ve dopamin agonistleri olan ilaçlar tedavide kullanılıyor. Uzun etkili somatostatin analogları akromegali tedavisinde aylık enjeksiyonlar şeklinde uygulanmakta, hastaların yakınmalarını kontrol etmekte ve adenomun küçülmesini sağlamaktadır .”

“Adenomun Yeri, Yapısı Ve Cerrah Etkili”
Hastalığın cerrahi tedavisini anlatan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Ziyal şöyle konuştu: “Hipofiz, sella denilen bölümün içerisinde yer almaktadır. Cerrahi müdahale ile amacımız, adenomun tamamen çıkarılmasını veya çıkarılamayacak kadar büyük olanlarda ve çevre dokuya yayılmış olanlarda adenom boyutunun küçülmesini sağlamaktır. Cerrahi müdahale de adenomun nereye yapışık olduğu büyük önem taşımaktadır. Cerrahini başarısında adenomun yeri, yapısı ve cerrah tecrübesi önem arz ediyor.”

“Cerrahi Operasyona Alternatif”
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Zorlu radyo cerrahisi üzerinde durarak, “Radyo cerrahi uzun dönem ilaç tedavisine ve cerrahi tedaviye yardımcı bir şekilde uygulanan bir tedavidir. Hassas bir şekilde çok yüksek dozda ışın hedeflenen dokuya ulaştırılıyor” şeklinde konuştu.

www.akromegali.org.tr

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Noni hakkında Ahmet Maranki anlatıyor...

Önerilen hastalıklar: Bağışıklık sistemini uyaran noni, hasarlı hücrelerin yeniden onarılmasını sağlar. Yüksek tansiyonu dengeler, kanserden korunmada faydalıdır. Hafif depresyonda yararlı olabilir.


Kullanım şekli ve dozu:
Hapları yada suyu kullnılır.

Bazı hassas kişilerin ciltlerinde kızarıklık ve şişme belirtileri görülmüştür.


Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Musk hakkında Ahmet Maranki'nin kaleminden...



  • Yumuşatıcı bir özelliği vardır.
  • Soğuk mizaçlıların yüreklerini güçlendirir.
  • Zeferanla ezilmiş müşkü, yüz felci geçirenlerin burnuna devamlı damlatılırsa faydalı olur.
  • Balgamdan kaynaklanan baş ağrısına çok faydalıdır.
  • Beyni güçlendirici etkisi oldukça fazladır.

Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler

3 Mayıs 2009 Pazar

Mürver'in faydaları.. Ahmet Maranki'nin Şifalı Bitkiler kitabından...



Önerilen hastalıklar: Vücuttaki zehirleri dışarı atıcı özelliği vardır. Ateş düşürür, vücudun direncini artırır. İdrar söktürür, terleticidir. Gribe, öksürüğe ve nezleye faydalıdır. Soğuk algınlığını giderip, göğsü yumuşatır.

Maydanoz ile beraber kaynatılarak içilirse anne sütünü artırır. Çiçeği kaynatılıp suyu içilirse, mideyi temizleyip bağırsakları mülayim tutar, balgamı dışarı atar, rahim şişlerine olduka yararlıdır.

Kullanım şekli ve dozu: 50 gram mürver çiçeği, 50 gram naneyle karıştırılıp, 1 litre kaynar suya konularak demlenir. Bu karışımdan günde 3 fincan içilir. Toz haline getirilen mürver çiçeği, günde 3 defa 5 gram içilirse, kanlı basur için faydalıdır. Yaprakları merhem biçiminde ezilerek, burkulmalara ve yaralara karşı kullanılır.



Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler

Ahmet Maranki Mersin hakkında Şifalı Bitkiler kitabında bilgi veriyor...



Önerilen hastalıklar: Kabızlığı giderir. Mikrop öldürücü, iştah açıcı, kan dindirici ve yara iyileştirici olarak kullanılır. Antiseptik özelliği vardır. Şeker hastalığına şifadır. (Günde 10 damla kullanılır.) Panzehir özelliği etkilidir. Öksürüğe faydalıdır, balgamın atılmasını kolaylaştırır. Mideyi güçlendirir. Yaprağı kaynatılıp saçlar yıkanırsa, saçlar daha çabuk uzar ve siyahlaşır. Bedeni güçlendirir. Küçük çocukların öksürüğüne ve nefes darlığına çok faydalıdır. Kanlı ishallerde midenin güçlendirilmesinde kullanılır.


Kullanım şekli ve dozu:
Yaprakları kaynatılarak suyu kullanılır.



Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Ahmet Maranki Mate Yaprağı hakkında anlatıyor...



Önerilen hastalıklar: Bitkinin içeriğinde bol miktarda kafein olduğu için uyarıcı etkisi vardır. İdrar söktürücüdür. Aşırı iştahın dengelenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda antioksidan özelliği de vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Doğal bir besin kaynağıdır. Kanı temizleyici, kalbi rahatlatıcı, saçları kuvvetlendirici, gelişme bozukluklarını giderici, stres azaltıcı, mide iltihabını ve uykusuzluğu giderici özelliklere sahiptir.

Kullanım şekli ve dozu: Bitkinin kurutulmuş yaprakları üzerine kaynar vaziyette olmayan sıcak su dökülür. Bir iki dakika demlemeye bırakılır. Genellikle sade olarak içilmekle beraber, isteğe gçre süt, şeker veya limon ile farklı bir lezzet katılarak içilebilir.


Aşırı miktarda kullanılması sakıncalıdır.



Prof. Dr. Ahmet Maranki & Elmas Maranki
Kozmik Bilim Işığında Şifalı Bitkiler