16 Ekim 2008 Perşembe

İLK PORTATİF LAZER CİHAZI

Ülkemize yeni getirilen ve lazer ile parmaktan kan alınmasını sağlayan Doktor Lazer hakkında bilgi veren Doğa-Tek Teknik Endüstri firması Genel Müdürü Atıl Ünal, cihazın kullanım kolaylığı sebebiyle sağlık personeli ve son kullanıcılar, tarafından tercih edileceğini söyledi.

2002 yılında kurulan Doğa-Tek Teknik Endüstri firması, laboratuar cihaz ve ekipmanları, radyoloji cihaz ve donanımları ile sarf malzemelerine ek olarak kan bankalarına yönelik kan ürünleri alanlarında da hizmet sunuyor.
Ülkemize yeni getirilen Doktor Lazer, iğnesiz olarak parmaktan kan almayı mümkün kılıyor. Lansete alternatif olan bu cihaz sayesinde tıbbi atık sorunu tamamen ortadan kalkıyor. Doktor Lazer özellikle çocuk ve yetişkin diyabet hastalarında şeker ölçümünün yanı sıra, hemoglobin ölçümü, kan grubu tayini, pediatri alanında rahatlıkla hematokrit ve diyabet gebelikleri gibi parmaktan kan alınmasını gereken tüm işlemler için rahatlıkla kullanılabiliyor. Cep telefonu büyüklüğündeki ve tamamen dijital olan cihaz, iki bölümden oluşuyor. Bunlar lazer bölümü ve şeker ölçüm bölümüdür. Lazer ışını nokta atışı yaparak parmakta delme işlemini gerçekleştiriyor. Lazer kısmına takılan lens cover sarf malzemesi her birey için tek kullanımlık oluyor. Strip takılan bölümden de şeker ölçümü gerçekleştirilebiliyor. Lazer ışınının seviyesi ayarlanabilen cihaz, şarjlı pil ile çalışıyor ve bir kez şarj edildiğinde 50-60 kez kullanılabiliyor.

Diyabet Hastaları Tercih Edecek
Bazı merkezlerde cihazı tanıttıklarını, özellikle çocukların ve diabet hastalarının çok ilgi gösterdiğini dile getiren Doğa-Tek Teknik Endüstri firması Genel Müdürü Atıl Ünal, özellikle diabet hastalarında bireysel kullanım için çok fazla talep olduğunu söyledi. Kore’den ithal edilen cihazın Türkiye’de ilk ve tek olma özelliği taşıdığını belirten Ünal, bu cihazın tüm Dünya ile aynı zamanda Türkiye’de kullanılmaya başlandığını; akut tedavi merkezlerinde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, tıbbi laboratuarlarda, özel hekim muayenehanelerinde ve sağlık taramalarında tercih edileceğini kaydetti.

Diyabet cihazlarının ülkemizde çok yaygın olduğunu ve fiyatlarının çok yüksek olduğunu belirten Ünal,lazer teknolojisine sahip bu cihazın fiyatının son kullanıcıya 460 $ civarında ulaşacağını ve yanında 50 kullanımlık lens cover ve strip verdiklerini vurguladı. Ayrıca lens cover ve şeker ölçüm stripinden oluşan bir setin son kullanıcıya 37 $ gibi bir fiyatla ulaşacağını, bunun da diğer cihazlarda kullanılan stripler ile eşdeğer fiyatta olduğunu ayrıca kullanım yoğunluğunun fiyatları daha aşağı çekebileceğini belirtti. Sarf malzemesinin ücretinin makul bir fiyat olduğuna dikkat çeken Ünal, “Şeker hastalığı ömür boyunca süren bir hastalık. Bu sebepten dolayı uzun süre kullanılabilecek ve kaliteli cihazımızı uygun fiyatla piyasaya sunduk. 1 yıl garantili olan cihazın, lazer ünitesi kısmı ithal ettiğimiz firma tarafından sürekli kullanımda 2000 yıl ömürlü olduğu söylendi” dedi.

Kan Almayı Kolaylaştıracak
Ünal, ER:YAG tipi lazer kullanıldığını, tüm test ve kalite kontrollerinden geçirilerek insan sağlığına hiçbir zararının olmadığının kanıtlandığını belirterek, lazerin parmak delme sırasında bir zarar vermediğini, bununda özellikle diyabet hastalarında ve diyabet gebelerde yarayı çok çabuk iyileştirmesi açısından çok önem arz ettiğinin altını çizdi. Sağlık çalışanlarının korunması anlamında da çok büyük katkı sağladığını ileten Ünal, özellikle hastadan kan alırken yaşanan kazaların önüne geçmede yardımcı olacağına dikkat çekti.

Gümrükte sıkıntı yaşamadıklarını, tüm izin ve kalite belgelerinin bulunduğunu ifade eden Ünal, resmi kurum ve kuruluşlara da bu cihazı kullandırmayı hedeflediklerini ancak hedeflerinin perakendeye ve son kullanıcıya hitap edeceğini kaydetti. Türk-Moğol Kan bankasını 2008 Mayıs ayında anahtar teslim kurduklarını belirten Ünal, yurt dışında anahtar teslim projeler yaptıklarını vurguladı. 2007 ve 2008 yıllarında yurt dışında 5 proje bitirdiklerini kaydeden Ünal, 2009 yılı hedefleri içerisinde yeni ve en son teknolojilere yönelik farklı ürünlerle beraber daha fazla ihracatlarının olacağını ve yakında projelerini açıklayacaklarını söyledi.

15 Ekim 2008 Çarşamba

MEDİKAL SORUNLARA IŞIK TUTULDU

TÜDER üyeleri ile Çalışma Bakanı Faruk Çelik, medikal sorunlar ve çözüm önerileri üzerine Bakanlıkta toplantı gerçekleştirildi.

Çalışma Bakanı Faruk Çelik, 2 Eylül tarihinde TÜDER üyelerini makamında kabul etti. Toplantıya, TÜDER Başkanı Mustafa Daşcı, Tasarımmed Genel Müdürü Kadir Sadi, TST Genel Müdürü Ahmet Fethi Polat ve Tokra Genel Müdürü Mehmet Tuğrul’un katılımlarıyla gerçekleştirildi.

TÜDER üyelerinin personel çalıştıran ve vatandaşlık görevlerini en iyi şekilde yapan, ticari firmalar olduğunu belirten TÜDER Başkanı Mustafa Daşcı, SGK borcu, maliyeye vergi borcu olmayan şirket olmalarının yanında üreterek ülkemize katkıda bulunduklarını söyledi. Önceden 12 bin dolar olan protezin şimdi üretiminin yapılmasıyla birlikte 3 bin dolara kadar düştüğüne dikkat çeken Daşcı, “1200 dolarlık bir çivi şimdi 300 dolara düştü. Ancak bir sorunumuz var. 3. dünya ülkelerinden gelen ürünler şu anda üretimlerimizi ciddi bir şekilde olumsuz olarak etkilemeye başladı. Bu durumun son bulmasını istiyoruz. Devletimizin verdiği desteği yadsımıyoruz ancak, bizde hem teknik-teknolojik üretimle katkıda bulunurken hem de yüksek fiyatla satılan ürünleri bugün çok düşük fiyatlara çekilmesini sağladık” dedi.

SGK Ödemeleri
Tasarımmed Genel Müdürü Kadir Sadi, 40 yıldır bu sektörde ortopedik implantlar ürettiğini ifade ederek, “Dışarıdan ithal ürünler muhteşem fiyatlarla geldi, önce ithalat mı yapılsa dendi ancak, zamanla bizde üretmeye başladık. Üretime başlayınca fiyatlarda düşüş yaşandı. CE belgesine ve İngiltere’nin kalite belgesine sahibiz. Ancak bizi sıkıntıya sokan konu ödemeler, ürünü sattığımızda paramızı alamıyoruz, bizden peşin vergiler isteniyor. SGK’dan alacaklarım var, eğer peşin vergiyi ödemezsem, ihaleye giremiyorum. Borcu yoktur yazısı alamıyorum” şeklinde konuştu. Uzak doğudan ürünler geldiğini ve ülkemizdeki birçok büyük firmanın bu sebepten battığını belirten Sadi, Türk firmalarının batmasıyla düşen fiyatların tekrar yükseleceğini kaydetti. Teknik olarak yurtdışından gelen ürünlerin denetlenmesi gerekliliğinin üzerinde duran Sadi, “Devletten bu konuda destek bekliyoruz. Uzak Doğu’dan getirtilen ürünler ihaleye bizim verdiğimiz fiyatın yarısını veriyorlar. İhaleyi onlar kazanıyor ancak Türkiye’nin büyük firmaları batıyor” değerlendirmesini yaptı.

Sadi, SGK’dan alacaklarının olduğunu ve 2007 yılı Ekim-Kasım aylarından alımın gerçekleşmesinin kendilerini çok zor durumda bıraktığına bildirdi. Yaşananların çok kötü bir durum olduğunu dile getiren Bakan Çelik, bununla ilgili tedbirlerin alınacağını söyledi. KMedikal sektörün işlerini düzene koymanın yolunun devletten tahsil edecekleri alacaklarına bağlı olduğunu kaydeden Bakan Çelik, “Tıbbi cihazların tam olarak denetlenmediği kanaatindeyim. Ancak bunun üzerinde duracağız” dedi.

Uzak Doğu Ürünleri Revize Edilmiyor
Her ürüne tek fiyat verilmesi gerektiğini ifade eden TST Genel Müdürü Ahmet Fethi Polat, ürünleri hastaneye sattıklarını, hastanede SGK’dan parayı alarak kendilerine verdiklerini, ancak bu durumun uzun vadede gerçekleşmesinden duydukları sıkıntıyı dile getirdi. Uzak Doğu’dan getirilen ürünlerin kısa vadeli olduğunu ancak, kendilerinin ülkemizde üretim yaptığına işaret eden Polat, “Bu ülkede silah kadar ortopedik implantalarında olması gerekir. Çin’e, Güney Asya’ya karşı korunmalıyız. AB ülkeleri Çin’den mal alıp kullanmıyor çünkü bu konuda tedbirlerini almışlar. Çin’den ithalat yapan firmalara da belli yasalar uygulanmalı. Ürünün CE belgesinin olup olmaması tartışılabilir. Ayrıca ülkemizde yetkilisi olmadığından bir kez kullanılan implant bir daha bulunamıyor. İmplant sökülmek istendiği zaman hekim o implantın çekme, çıkartma setini bulamıyor. Revizyon için yedek implantını bulamıyor. Çin’den ithalat yapıldığında 5 yıl boyunca bu ürünün getirtileceğine dair teminat verilmeli. Çin’den gelen ürünlerin yedeği bulunmuyor. Ama bize her zaman ulaşılabilir” şeklinde konuştu.

Denetim Getirilecek
Yetkili kişinin bulunmamasının hem hastaya hem de devlete çifte zarar verdiğini dile getiren Sadi, Bakanlık düzeyinde bir heyet oluşturulması durumunda, derneklerinden de bir kişinin katılımıyla destek verebileceklerini, çünkü firmaların ve ürünlerin denetlenmesinin şart olduğunu söyledi.

Dünya piyasa şartları içerisinde rekabetin önemli bir yeri olduğunu belirten Bakan Çelik, rekabet aşamasın da tedbir alınmamasını da doğru bulmadığını kaydetti. Makro düzeyde ekonomi ile ilgili olduğunu ifade eden Çelik, bu durumun hükümet düzeyinde bir kez daha ele alınacağını ve neler yapılacağının üzerinde durulacağını söyledi.

Konu Ele Alınacak
3. Dünya ülkelerinin AB ürünü gibi ülkemize giren Çin mallarının, Gümrük müsteşarlığı ve Dış ticaret müsteşarlığı ile koordineli çalışılması gerektiğini dile getiren Gümrük müşaviri Tokra Genel Müdürü Mehmet Tuğrul ise, “Çin’den mal alıyorlar, etiketini değiştirip vergisini ödeyerek, ülkemize getiriyorlar. Dolaşıma giren Uzak Doğu ürünleri AB üretimi gibi getiriliyor.Bunun önüne geçilmeli” dedi.

Bakanlıklar arasında yapılan değişikliklerin tüm kurumlarda görüldüğünü belirten Çelik, artık gümrüklerde bu sistemin oluşturulduğunu ve nelerin ülkeye girdiğinin gösterileceğini kaydetti. Bakan Çelik, denetim açısından da birlikte çalışmayı istediklerini dile getirdi.

13 Ekim 2008 Pazartesi

YETERSİZ KOŞULLARDA YETERLİ HİZMET

Fiziki şartlar eksik olduğu için sadece 7 branşta hizmet vermek durumunda kaldıklarını anlatan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç Dr. Murat Polat, ‘Sağlık Kampüsü’ projesi ile bu sorunların ortadan kalkacağını söyledi.

5 yıldır görev yaptığı hastanede 4 yıldır Başhekim olarak çalışan Doç Dr. Murat Polat, 264 yatak kapasitesine sahip olan hastanenin, 300’ü acil olmak üzere toplam poliklinik sayısının günlük 1200-1300 civarında, yatak doluluk oranlarının ise yüzde 90’ın üzerinde olduğunu belirtti. Personel sayısının 515’i memur, 300’ü ise hizmet alımı kapsamında çalışan olmak üzere 800’ün üzerinde olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Polat, hastanelerinde çoğu branşın olmadığını, bu nedenle ciddi sıkıntı yaşadıklarını kaydetti. Şu anda 7 branşta hizmet verdiklerini ancak, yeni branşların açılması için Bakanlıkla görüştüklerini vurgulayan Doç. Dr. Polat, yatak ihtiyacı olmayan veya mevcut yatakları kullanma olanakları olan 3 branşta daha hizmet vermek için talepte bulunduklarını söyledi. Eğitim hastanesi oldukları için Çanakkale’nin Anadolu yakasının yanı sıra Kütahya, Balıkesir, Yalova ve Bilecik’ten de gelen hastalara hizmet verdiklerini söyledi. Başarı oranlarının yüksek olduğunu ve eğitim veren 7 branşta bölgede referans hastane olarak görüldüklerini ifade eden Doç. Dr. Polat, hekim seçme hakkını başasistan ve uzman sayısının yetersizliği nedeniyle hastanelerinde henüz uygulayamadıklarını, bu durumun da bakanlığa bildirildiğini belirtti. Hasta odalarının çoğunluğunun çift kişilik, bir kısmının ise tek kişilik olduğunu ifade eden Doç. Dr. Polat, 38 yoğun bakım yatağının bulunduğu hastanelerinde kamera sistemiyle yoğun bakım hastalarının yakınlarının, hastalarını izleyebildiklerini ve şuuru açık hastalarla aynı anda telefonla konuşabildiklerini ifade etti.



Tüm Branşlar Olmadığından Hastalar Mağdur Durumda
Otomasyonda düzenleme yaparak randevu sistemine geçtiklerini, bu sayede aynı sayıda hastaya yığılma ve gereksiz bekleme olmadan daha iyi hizmet sunduklarını kaydeden Doç. Dr. Polat, ayrıca görüntü kirliliği oluşturan eski prefabrik binaların enkazının kaldırılarak bu alanların yeşil alan ve otopark olarak düzenlendiğini belirtti. Acil servisi yenilediklerini, eskisine göre fiziki alanını 2 kat artırdıklarını, böylece acil serviste hizmet verilen hasta sayısının da 3 kart arttığını ifade eden Doç. Dr. Polat, laboratuarlar 4 ayrı yerde bulunurken hepsini tek yere toplayarak modern bir merkez laboratuarı kurduklarını dile getirdi. Başta son sistem bir anjiyo cihazı olmak üzere çeşitli cihazlar alarak hastanenin teknolojik altyapısının geliştirildiğini Doç. Dr. Polat, malzeme yönünden yeterli durumda olduklarını ve görüntüleme hizmetlerini hizmet alımı şeklinde yürüttüklerini kaydetti. Doç. Dr. Polat, hasta odalarını yenilediklerini ve odaların çoğunda klima, buzdolabı ve televizyon bulunduğunu belirtti. Hastane dış duvarlarında bulunan klima ünitelerinin görüntü kirliliği oluşturduğunu ancak merkezi havalandırmaya geçmek için kapsamlı bir tadilat yapılması gerekeceğini ifade eden Doç. Dr. Polat, Sağlık Bakanı’nın bizzat gelerek hastanelerini incelediğini ve binanın yeterli olmadığını tespit ederek, uygun kamu arazisi bulununca ‘Sağlık Kampüsü’ projesi çerçevesinde hastanenin taşınacağını ifade ettiğini sözlerine ekledi. Bu beklenti içerisinde olunduğu ve birkaç yıl içinde taşınılması öngörüldüğü için ek binaya da kapsamlı tadilat yapılmadığını dile getiren Doç. Dr. Polat, hastanenin genel mali yapısının iyi olduğunu ve ödeme sıkıntısı yaşamadıklarını vurguladı. Ayrıca genel cerrahi, üroloji, kardiyoloji, kalp damar cerrahisi, kulak burun boğaz, ortopedi ve dahiliye branşlarında eğitim verdiklerini kaydeden Doç. Dr. Polat, anestezi ve reanimasyon, 2. kalp damar cerrahisi ve nefroloji kliniklerinin yıl sonuna kadar faaliyete geçeceği bilgisini verdi.

12 Ekim 2008 Pazar

ANTİOKSİDAN ÇEŞNİ BAHAR

Halk Çeşni Bahar Ekmeğini formüle eden Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Durak, antioksidan doğal gıdaların sağlığımız üzerine olan etkileri konusunda yaptıkları araştırmaları Sağlık Dergisine anlattı.

20 yıldır hastalıkların oluşmasında vücudun oksidan/antioksidan dengesini aydınlatmak amacı ile çalışmalar yapan Prof. Dr. İlker Durak, bazı hastalıkların oluşmasında oksidan stresin ve kontrolsüz oksidasyon reaksiyonlarının önemli rolü olduğunu söyledi. Antioksidanlar ile bazı hastalıkların engellenebileceği veya hastalık ortaya çıkmış ise hastaların tıbbi tedavilerine destek olunabileceğini ifade eden Prof. Dr. Durak, bu amaçla antioksidan karakterli E ve C vitaminlerinin etkilerini uzun bir süredir deneysel olarak çalıştıklarını kaydetti. Prof. Dr. Durak, antioksidan içeriği zengin bazı gıdaların benzer etkilerinin olduğunu, deneysel çalışmalar ile ortaya çıkardıklarını ve bu karakterdeki gıdaların bazı hastalıkların önlenmesinde ve tedavisinde ciddi katkılarının olabileceğini gördüklerini söyledi. Ankara Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalında beslenme, hastalık oluşumu ve tedavisi üzerine yapılan çalışmaların halen devam ettiğini belirten Prof. Dr. Durak, bu konular üzerine uluslararası tıp dergilerinde 200’e yakın bilimsel çalışmalarının yayınlandığını ve bu çalışmalara 1500 civarında atıf yapıldığını ifade etti.


Sarımsağın Ateroskleroza Etkisi
Kalp damar hastalıklarının başta gelen nedenlerinden olan aterosklerozun oluşmasında oksidan stresin önemli payı olduğunu belirten Prof. Dr. Durak, yüksek kolesterole ek olarak, LDL’nin oksitlenmesiyle modifiye kolesterolün oluştuğunu ve bunun da ateroskleroz oluşumunda anahtar rol oynadığını ifade etti. “Oksitlenmiş LDL damar çeperine (endotel arasına) nüfuz ederek burada birikiyor ve damar yapısını bozuyor. Buna bağlı olarak damar içerisinde daralma ve plak oluşmasıyla tıkanma oluşuyor. Ateroskleroz denilen hastalığın temel oluşum mekanizması böyle oluşuyor, bu durum daha da ilerlerse kalp damarlarının tıkanmasıyla sonuçlanabiliyor ve kalp krizi oluşabiliyor” diyen Prof. Dr. Durak, yaptıkları bazı çalışmalarda antioksidan özelliği yüksek olan sarımsağın aterosklerozlu ve yüksek tansiyonlu hastalar üzerindeki etkilerini araştırdıklarını söyledi. Daha önce yaptıkları bir çalışmada bir grup tavşana 4 ay süre ile yüksek kolesterol yedirilirken bir diğer gruba da yüksek kolesterol ile birlikte sarımsak ekstresi verdiklerini bildiren Prof. Dr. Durak, 4 ay sonunda sarımsak ekstresi verilen grupta ciddi bir plak yapısı oluşmazken, diğer grupta damarların büyük oranda tıkandığını ifade etti. Elde edilen deney sonucunda başka bir çalışma daha yaptıklarını ve bu defa tavşanların tıkanan damarlarının sarımsak ekstresi verilerek izlendiğini kaydeden Prof. Dr. Durak, tıkanıklıkta önemli ölçüde gerileme görüldüğünü ve bu plakların geri dönüşümlü olabildiğini belirtti. Aterosklerozun oluşmasında oksidan stresin önemli rol oynadığını dile getiren Prof. Dr. Durak, “Sarımsak ekstresi oksidan stresi azaltarak ateroskleroz oluşumunu engelleyebilmektedir. Ayrıca, sarımsak ekstresi tüketimi kan lipit düzeylerini düzenlemekte, kan basıncını düşürmekte ve vücudun antioksidan gücünü arttırmaktadır. Düzenli kullanıldığında iyi huylu prostat büyümesinde ve prostat kanserinde de faydalı sonuçlar vermektedir” şeklinde konuştu.

Bazı İlaçlar Böbrekte Oksidasyona Yol Açıyor
Tedavide kullanılan siklosporin, sisplatin, metotreksat gibi ilaçların böbrek dokusunda oksidan reaksiyonları hızlandırarak böbrekler için zararlı olabildiğini belirten Prof. Dr. Durak, bu ilaçlarla birlikte antioksidan özelliklere sahip oldukları bilinen domates ve siyah üzüm tüketilmesinin, ilacın bu zararlı etkilerini kısmen engellediğini tespit ettiklerini kaydetti. Prof. Dr. Durak, “Siklosporin, Adriamisin gibi ilaçların yan etki olarak böbrek, karaciğer ve kalp toksisitesi yaptığını gördük. Oluşum mekanizmasında ise bunun oksidasyonla oluştuğunu ve buna karşılık yağda çözünen bir vitamin olan E vitaminin ve suda çözünen vitamin olan, C vitaminin kısmen koruyucu özellik gösterdiğini tespit ettik” dedi.

Çeşni Bahar İle Kalp Hastalarına Takviye
Çeşni bahar, tam buğday ununun kullanılması ile yapılan doğal bir ekmek. Yapısında tam buğday ununa ilaveten soya proteini, çavdar, arpa, yulaf ve antioksidan muhtevası yüksek baharat ve bitki türleri var. Temel amacın kan kolesterolünü düşürmek, antioksidan güç sayesinde damar yapılarını oksidasyona karşı korumak ve damar cidarında oksitlenmiş birikintiler ve plaklar oluşmuşsa bu durumu durdurmak veya geriletmek olduğunu belirten Prof. Dr. Durak, “Bu ekmek, lifli yapısından dolayı bağırsakları hareketlendiriyor, kolesterol emilimini engelleyebiliyor” dedi. Yapısında bulunan soya unu (proteini) zengin bir amino asit, mineral ve B kompleksi vitaminleri kaynağı. Arpa, çavdar, yulaf unlarının özellikle kepek kısımlarında bulunan bir takım bileşenler hem bağırsaktan kolesterol emilimini engelliyor hem de kolesterol metabolizmasını hızlandırabiliyor. Prof. Dr. Durak, “Hem kan kolesterol düzeyinin düşmesi hem de antioksidan katkısından dolayı bu ekmeğin tüketilmesinin damar yapılarında düzelme meydana getirebileceğini ve bu sebeple hastaların tıbbi tedavilerine destek olabileceğini ” söyledi. Bazı baharatların sahip oldukları yüksek antioksidan güç ile oksitlenmiş lipid yapılarını indirgeyebileceğini kaydeden Prof. Dr. Durak, oksidan stres sebebiyle meydana gelen modifiye LDL oluşumunun çeşni bahar ekmeğindeki bazı bileşenlerde olduğu gibi antioksidan muhtevası yüksek gıdaların tüketimi ile kısmen engellenebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Durak, “Oksitlenmiş LDL damarlarda plak oluşumundan sorumlu tutulan temel faktörlerden birisidir. Çeşni Bahar Ekmeği posalı yapısından dolayı bağırsak hareketlerini hızlandırdığı için kabızlığı da iyi geliyor. Toplumun neredeyse yarısı kalp ve damar hastası olmaya meyilli. Genetik yapımıza ilave olarak beslenme alışkanlığımızın düzgün olmaması, günlük tüketilen gıdaların hormonlu, ilaçlı, aşırı derecede gübrelenmiş ve bazılarının genetiğiyle oynanmış olması ciddi problemlere sebep olmaktadır. Bunlara bir de hareketsiz hayat tarzımız eklenince metabolizmamız iyice hantallaşıyor” dedi. Kalp ve damar hastaları başta olmak üzere bütün hastaların hekimlerin tavsiyelerine uymaları gerektiğini ve hiçbir şekilde tıbbi tedavilerini aksatmamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Durak, gıdaların sadece tıbbi tedaviye destek olabileceğini, tıbbı tedavi olmadan gıdaların veya bu kategoride yer alan doğal ürünlerin tek başına tedavi edici güçlerinin fazla anlamlı olamayacağını vurguladı.

Uluslararası Kitap
Doç. Dr. Erdinç Devrim, Doç Dr. İmge Ergüder, Doç. Dr. Aslıhan Avcı ve Dr. Mehmet Altuğ’un katkılarıyla hazırlanan kitabın editörlüğünü Prof. Dr. İlker Durak yaptı. Uluslararası alanda, İngilizce yayınlanan kitap, çeşitli başlıklardan oluşuyor. Kardiyovasküler Hastalıklar, Kanser ve Hemoroid’in ana konuları ve bu hastalıklarda doğal ürünlerin ve besinsel moleküllerin etkilerine yönelik araştırma sonuçları yer alıyor. Ayrıca elma, sarımsak, üzüm ve domatesin kardiyovasküler hastalıklarda koruyucu özelliği anlatılıyor. Kanserde nutrasötiklerin etkisi, üriner sistem rahatsızlıklarında sarımsağın koruyucu rolü, domates ve kanser, ısırgan otu ile prostat hastalıkları, son olarakta hemoroidde flavonoid kullanımının etkilerini içeren kitap güncel literatürle desteklenmiş bulunuyor.

11 Ekim 2008 Cumartesi

BİLECİK’E YENİ YATIRIMLAR YOLDA

3 senedir görev yaptığı Bilecik’e yenilikler getiren İl Sağlık Müdürü Dr. M. Ali Fidan, 2008 yılının Aile Hekimliği yılı olacağını söyledi.

2005 yılından bu yana İl Sağlık Müdürü olarak görev yapan Dr. M. Ali Fidan, tıp eğitimini tamamladıktan sonra, 1996 yılında mecburi hizmet için Bilecik’e geldi. Geldiği günden bu yana hizmet veren Dr. Fidan 2007 yılında İşletme alanında Sakarya Üniversitesi İİBF’de yüksek lisansını tamamladı. Dr. Fidan, Bilecik’te 3 devlet hastanesi, 3 ilçe hastanesinin yanı sıra 2 ağız diş sağlığı merkezinin olduğunu dile getirerek, Bilecik ve Bozüyük Devlet Hastanelerinde, hasta yoğunluğunun olduğunu ifade etti. Dr. Fidan, 82 pratisyen hekim, 67 uzman hekimlerinin olduğunu söyleyerek “Nisan, Mayıs, Haziran aylarının istatistik verileri, Bozüyük Devlet hastanesinin 48 bin 167, Bilecik Devlet Hastanesinin 68 bin 232 poliklinik sayısına sahip olduğunu, ayrıca Ağız Ve Diş Sağlığı Merkezi’miz özel klinik gibi hizmet vermekte olup ; her hekimin bir muayene odası vardır” bilgisini verdi.

2008’de İki Yeni İnşaat
2007 yılını bakım onarım yılı olarak değerlendiren Dr. Fidan, birçok sağlık ocağı, sağlık evi ve hastaneleri bakım onarımdan geçirerek modernize ettiklerini söyledi. Dr. Fidan, Bilecik Devlet Hastanesine yeni ek bina olarak planlanan Bilecik Sağlık Meslek Lisesi binasının 3 katının bakım onarımı tamamlanarak hizmet vermeye başlayacağını kaydetti. Yeni sağlık ocağı çalışmalarının başladığının müjdesini veren Dr. Fidan, Bilecik merkeze yapılan sağlık ocağının Eylül ayının sonu gibi teslim edileceğini ve Ekim ayı gibi hizmete başlayacağını söyledi. 2008 senesinin Aile Hekimliği yılı olacağını dile getiren Dr. Fidan, çalışmaların sürdüğünü, pratisyen ve uzman hekim eğitimlerinin Ağustos ayında tamamlandığını ve aile hekimliğine geçmek için Sağlık Bakanlığı’ndan talimat beklediklerini söyledi. 2008 yılı projeleri içerisinde, Ağustos ayında ihalesi yapılan Osmaneli İlçe Hastanesinin yanı sıra , İnhisar Merkez ve Bozüyük Merkez Sağlık Ocaklarının yapılacağını belirten Dr. Fidan, “Hazırlıklar ve projeleri tamamlandı, Bayındırlık Müdürlüğü tarafından yaklaşık maliyet çalışmaları yapılıyor. Bu sene ihalelerini yaparak en kısa süre içerisinde hizmete açmaya çalışacağız” dedi.

Sağlık Çalışanları Toplantısı
Bilecik’in Talasemi riskli illerden biri olduğunu söyleyen Dr. Fidan, Talasemi Tanı Merkezi kurduklarını ve evlenecek çiftlere tarama yapılarak, bilgilendirdiklerine dikkat çekti. Bilecik’ten Eskişehir, Bursa ve Adapazarı’na hasta sevki olduğunu söyleyen Dr. Fidan, il dışındaki eğitimlere personellerini göndermelerinin yanı sıra kendileri de bazı konferans ve paneller düzenlediklerini dile getirdi. Dr. Fidan, ayda bir defa hastane başhekimleri, sağlık grup başkanları ve hastane müdürlerinin katılımıyla farklı bir ilçede değerlendirme toplantıları yaptıklarını ifade ederek, “Böylece her ilçenin çalışmasını yerinde görmüş oluyoruz. Hem de bir araya gelip sorunlarımızı masaya yatırarak çözüm sunmaya çalışıyoruz. Sağlık yöneticilerinin birimleriyle ilgili sorunları ve ihtiyaçları, aynı durumdaki tüm çalışanlarla değerlendiriliyor” şeklinde konuştu. Sağlık Bakanlığı, ‘Sağlıkta Dönüşüm’ projesiyle çok fazla yeniliklere imza attığını dile getiren Dr. Fidan, “Bakanımızın da ifade ettiği üzere ülkemizde yeterli sayıda hekimimiz olmasa da, son 5 yılda verilen hizmet kalitesi kat kat arttı. Hasta ve çalışan memnuniyet anketleri bu başarıyı gözler önüne sermektedir. Ancak vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinde beklentileri arttı, bu doğrultuda sağlıkta dönüşüm, Bakanımızın önderliğinde bütün hızıyla, globalleşen dünyaya uygun bir şekilde devam edecek” dedi.

10 Ekim 2008 Cuma

ÇORUM, EĞİTİM HASTANESİ YOLUNDA

Çorum Devlet Hastanesi, ildeki 3 hastanenin birleşmesiyle birlikte gücüne güç katarak yoluna devam ediyor. Hastanenin çalışmaları hakkında Sağlık Dergisi Yazı İşleri Müdürü Esra Öz’e bilgi veren Başhekim Op. Dr. Arslan Erkan hastaneyi eğitim ve araştırma hastanesi standartlarına taşımayı hedeflediklerini dile getirdi.

Çorum Devlet Hastanesi, ildeki 3 hastanenin birleşmesiyle birlikte yeniliklerinin süreceğini dile getiren Başhekim Op. Dr. Arslan Erkan, yataklı servislerin kapasitesinin 850 yatağa ulaştığını söyledi. Yatak doluluk oranının yüzde 75 olduğunu belirten Dr. Erkan, “Son derece konforlu halde hizmet veren hasta odalarımızın çoğunda TV, telefon, buzdolabı, tuvalet ve banyo bulunmaktadır. Yataklı servisimizin yeni açılan 250 yataklı bölümünde ameliyathaneler ve yoğun bakımlarda merkezi oksijen ve gaz sistemi mevcuttur. Hastanede, 1020’si kadrolu, 520’si de hizmet alımıyla istihdam edilen toplam 1570 personel bulunmaktadır. 125 uzman hekim ve 22 pratisyen hekim ile hizmet verilirken bazı branşlardaki uzman hekim eksiğimizin giderilmesi için Bakanlık nezdinde girişimlerde bulunduk” şeklinde konuştu.

Polikliniğe müracaat eden günlük hasta sayısının 4 bin olduğunu bildiren Dr. Erkan, 2007 yılında polikliniklerden hizmet alan hasta sayısının 654 bin, yatan hasta sayısının 19 bin ve ameliyat sayısının 12 bin 500 olduğunu bildirdi. 12 yataklı birinci basamak ve 9 yataklı ikinci basamak yoğun bakım ünitesinin yanında 16 yataklı koroner yoğun bakım ünitesi ve 30 yataklı yeni doğan ünitesi bulunduğunu kaydeden Dr. Erkan, “İlimiz ve çevresine özellikle travmatoloji alanında acil hizmeti ve yoğun bakım hizmeti veren tek hastane konumundayız. İlimizdeki Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı ile ilgili hizmetler de sadece hastanemizde yürütülmektedir” dedi.


Her Yenilikte İlk Olan Hastane
“Hasta Hakları Birimi, Yaşlı Polikliniği ve Kanser Erken Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) kurulan ilk hastanelerdeniz” hastanede yapılan yenilikler hakkında bilgi veren Dr. Erkan, 2004 yılında hastanelerinde Diş Tabibi tedavi merkezini modernize ettiklerini dile getirerek, “Sürekli geliştirilen ve iyileştirilen merkez artık müstakil bir hastane olarak bünyemizden ayrıldı. 2005 yılında Hekim Seçme Hakkı uygulamasını başlatarak her uzman hekimimize bir muayene odası tahsis ettik. Böylece hastalarımız istediği hekime muayene olma imkânı buldu. Görüntüleme hizmetlerinde çağın teknolojilerini kullanmak amacıyla 2005 yılında, hizmet alımı yoluyla MR ve Nükleer Tıp birimlerini hizmete açtık. Kan merkezimizde yapılan iyileştirmeler ile kan ürünlerini ayrıştırır hale geldik” şeklinde konuştu.

Hastane Çorum ve civarına hizmet veren en kapsamlı merkez özelliğin taşıdığına dikkat çeken Dr. Erkan, son teknoloji cihazları, eğitimli ve deneyimli personeli ile sürekli iyileştirme anlayışının göstergesi olarak 2006 yılının sonunda ISO 9001 2000 Kalite Yönetim Sistemi belgesini aldıklarını belirtti. Büyük yatırımlarla yeniledikleri ve modern cihazlarla donatılan ameliyathane, yoğun bakım ve yanık üniteleri 2008 yılının ilk aylarında hizmete girdiğini kaydeden Dr. Erkan, “Hastanemizde, bilgisayar tabanlı Hastane Bilgi Yönetim Sistemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Radyoloji görüntüleme hizmetlerinin konvansiyonel halden dijital hale dönüştürülmesi işlemleri sözleşme aşamasındadır. Son derece modern bir yapıda planladığımız mutfak ve radyoloji görüntüleme hizmet birimlerinin projeleri hazırlandı. İhale sürecinin çok kısa sürede sonuçlanması için gayret gösteriyoruz. Hastanelerin birleşmesi ile iş yükü çok artan Acil Servis’in alt yapı ve cihaz takviyeleri devam etmektedir. Zira Acil Servisimiz ilimiz ve çevresine hizmet veren en büyük servistir. Hastanemizde yapılan laboratuar tetkik sonuçlarına Internet aracılığı ile web sitemizden ulaşılmasını sağladık. Organ bağışı çalışmalarımızdaki yoğun gayretimizin sonucu, 2007 yılında doku ve organ nakline döner sağlayan kuruluşlar içerisinde dördüncü sırada yer aldık” dedi.

Borcu Yok Nakdi Var
İyileştirme çalışmalarının büyük bir kısmını kendi imkânları ile başardıklarını ifade eden Dr Erkan hastanelerinin borcunun olmadığını, hatta bankada bir miktar paralarının olduğunu ve 2007 yılında ameliyathane, yoğun bakım ve merkezi sterilizasyon ünitesi için yaklaşık 6 milyon dolar harcadıklarını söyledi. Ayrıca, Birleşme sonucunda artan yükü karşılamak için gerekli tıbbi ve idari hizmet birimlerinin tamir ve tadilatlarını kendi imkânları ile yaptıklarını belirten Dr. Erkan, bu harcamalarda kamu menfaatine ve mevzuatlar uygunluğa çok dikkat ettiklerini ifade etti. Dr. Erkan, 2003 yılından bu yana Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edilen ihale sayısının 3 olduğuna dikkat çekerek, 2009 yılı hedeflerini de şöyle açıkladı: “Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi ve Kadın Doğum Ameliyathanesi bulunan ek bina yapmak. Hastanemizde özellikle hamileler için olmak üzere, bütün hasta yakınları için otelcilik hizmeti sunmak. Kanser hastalarının planlanmış kemoterapilerinin yapılacağı üniteyi kurmak.”

BİLECİK DEVLET’E EK BİNA

Bilecik Devlet Hastanesine ek binanın açıldığı dile getiren Hastane Başhekimi Op. Dr. Mehmet Karataş, hastaneyi daha da genişletmeyi hedeflediklerini söyledi.

17 yıldır çalıştığı hastanede, 5 yıldır başhekimlik yapan Başhekim Op. Dr. Mehmet Karataş, 155 yataklı hastanenin Haziran ayı poliklinik sayısı 23 bin 640 olduğunu dile getirdi. Günlük yatan hasta sayısının 60 olduğunu ancak aylara göre bu sayının değiştiğini vurgulayan Op. Dr. Karataş, 260 personel ve 130 hizmet alımı yoluyla çalışanın olduğu hastanede 32 uzman, 13 pratisyen hekimle hizmet verdiklerini belirtti. Özellikle Göz, KBB ve kadın doğum branşlarında açığın olduğunu dile getiren Op. Dr. Karataş, Tam Gün Yasası ile açığın artabileceğini belirtti.

Op. Dr. Karataş, 1954 yılında 50 yataklı olarak kurulan hastanenin, zamanla geliştiğini kaydetti. Ek binalarının bakım ve onarımı yapılan binada özel hastane konforunda hizmet vereceklerini söyleyen Op. Dr. Karataş, her hekime bir poliklinik sistemine geçtiklerini, ek bina ile toplam 32 poliklinik sayısına ulaştıklarını dile getirdi. Odaların bir ya da iki kişilik banyolu olduğunu vurgulayan Op. Dr. Karataş, refakatçi koltuğu aldıklarını ancak odaların küçük olduğu için yerleştiremediklerine dikkat çekti.

Hizmet Alımı ile MR
2 radyoloji uzmanı bulunan hastanede bu yıl hizmet alımı ile MR hizmeti vereceklerini dile getiren Op. Dr. Karataş, “Aciller için tomografi daha önemli MR ameliyatlar için önem arz ediyor. Dopler, Kemik dansitometresi, ilaçlı film ve tomografi hastanemizde bulunuyor, yakın zamanda da MR hizmeti vereceğiz” dedi. Hastanelerinde yeni doğan yoğun bakımı olmadığını ifade eden Op. Dr. Karataş, tüm yoğun bakımlarda 24 saat doktor bulunması gerektiğini söyledi. Op. Dr. Karataş, “Doktor bulunduramadığımız için ünitemiz var ancak verimli çalışamıyoruz. Ventilatörlerimiz ve gerekli cihazlarımızın hepsi mevcut. Acilde ve 122’de 3 hekim her gün bulunduruyoruz, yoğun bakım içinde hekim bulundurmamız gerekiyor” dedi.

Yeni dönem de ek binanın üst katını da alıp, Dahiliye kliniklerini taşımayı hedeflediklerini ifade eden Op. Dr. Karataş, yatak sayısını arttırmaktan öte daha çok odaların daha kaliteli hizmet sunabilecek şekle dönüştürmeyi hedeflediklerini söyledi. Yeni bir hastaneye ihtiyaç duyulduğunu hatırlatan Op. Dr. Karataş, “Bilecik bugün 45 bin nüfuslu bir şehir ve daha da büyüyecek.3 organize sanayi bölgesinin dışında yeni üniversite kuruldu. Şuan ki şartların yetersiz olduğu konumdayken ilerde daha da yetersiz hale gelecek. Bu durum için yeni binaya taşınmak çok daha güzel hizmet vermemizi sağlayacak” şeklinde değerlendirme yaptı.