27 Temmuz 2012 Cuma

"GÜL"DEN GELEN SAĞLIK

“Gül, Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri” kitabını yazan Prof. Dr. Ayten Altıntaş, “Gülü fark etmek yetmez, gülü fethetmek lazım” diyor

Yıllardır tıpta tedavi edici etkisi sebebiyle kullanılan kokulu gülleri bugünkü tıbba tanıtmak ve tıp tarihindeki bu serüveni günümüze taşıyan Prof. Dr. Ayten Altıntaş, Maestro Yayıncılıktan  “Gül, Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri” isimli kitabını çıkarttı. Gül geleneğinin tarihimizdeki vazgeçilemez önemine de değinilen kitap hakkında Altıntaş şunları söyledi: “Isparta’daki gülcülüğümüzün bugünkünden daha iyi düzeye ulaşabilmesi için bir şeyler yapabilmekti. Bugün dünyadaki en önemli gül üreticisi olan Türkiye, yarınlara daha büyük girmeliydi. Onu bekleyen tehlikeleri tarihimizin binlerce yıllık tecrübelerinden faydalanarak aşabilirdik. Kendi birikimimiz, kültürümüz ve geleneklerimizle bunu başarabileceğimize inanarak, çorbada tuzum olsun istedim.

Isparta’da gülle hazırlanan kozmetik malzemelerini gördüğümde çok heyecanlandım. Gülün tarihinde, güzellik için kullanılışının önemli bir yeri var. Gül, her coğrafyada güzelliğine önem veren kadınların baş tacı olmuş. Romalı soylu hanımlar, her gece kullandıkları güzellik malzemeleri için Mısır’dan gemiler dolusu gül getirtmişler. Isparta’nın yetiştirdiği güllerden kendi güzellik malzemelerini imal etmesiyle gül kozmetiğe geri dönmüş. Isparta’da, çeşitli güzellik malzemeleriyle dolu dükkânlar ve doğal gül yağı ile hazırlanan kozmetik ürünlerinin her gün artması, gelecek için ümit veriyor. Gülü fark etmek yetmez, gülü fethetmek lazım.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ayten Altıntaş, “Gül, Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri”  ile ilgili Esra Öz’ün sorularını yanıtladı.


Kitabınızı yazmaktaki etken nedir?
Osmanlı tıbbındaki tıbbi bitkileri çalışırken kokulu gülün önemli bir ilaç olduğunu fark ettim ve bu konuda çalışmalarımı yoğunlaştırdım. Bu çalışmalarım sırasında bizim geleneğimizde gülün çok önemli bir yeri olduğunu ve gül çiçeğinin insan belleğinde çok önemli bir yeri olduğunu da anladım. Bütün bu bilgilerin bugüne taşınması amacıyla belgelere dayanan bu kitabı hazırladım.


Kitapta vermek istediğiniz mesaj nedir?
“Gül, Gülsuyu, Tarihte, Tedavide ve Gelenekteki Yeri” isimli bu kitap Türkiye’de bu konuda yazılan ilk kitaptır. Bu sebeple her bilginin kaynağı hemen altta verildi. Kitap istek üzerine İngilizceye de çevrildi. Kendimize özgün bilgileri kapsadığı için Yurtdışında da önemli bulundu.  Bu kitap kokulu gülün bir ilaç olarak önemine değinirken, gülsuyunun tıpta ve geleneğimizdeki önemli yerini vurgulamaktadır. Gülün parfüm olarak kullanılması da çok önemlidir. Bu koku serüveni de kitapta anlatılmıştır. Özellikle güzelleşmek amacıyla gül ürünlerinin kullanılması da belgelere dayanılarak kitapta yerini almıştır. Kitabın yazılmasındaki en önemli etken de Türkiye ve özellikle Isparta ve civarının kokulu gül üretmede dünyanın çok önemli bir yerini işgal etmesidir. Senede 10 bin ton kokulu gül üretilen Türkiye bu ürününün önemini kavramasını istedim. Bugün sadece parfüm dünyası için hazırlanan gülyağı için üretilen bu güllerin gelecekte tedavide, kozmetikte de kullanılması amacımdır.

Bu kitapta  senelerin süzgecinden geçmiş bilgileri aktardım. Gülün uzun soluklu serüveninde Gül her zaman “Sevgi ve Güzellik” sembolü olmuştur. Gül İslam Dünyası için de çok önemli. Hz. Muhammed’in sembolü, kokusu onun kokusudur. Güller artık kokmuyor, O şık çiçekçilerin vitrinlerini süsleyen güllerin kokusu yok, gül kokusundan hoşlanmayan hatta o kokuyu tanımayan bir nesil var şimdi. İnsanlık belleğindeki gülü yitirmiş. Elinizdeki kitap bu belleğe ufak bir uyarı yapmayı amaçladı.



Okurlarınıza iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?
Okurlara kokulu gülü tanımalarını ve ne kadar önemli bir çiçek olduğunu fark etmelerini istiyorum. Gülün tarihinin insanlık tarihinden önce başladığını ve tarihin her döneminde çok önemli bir yerde olduğunu anlattım. İslamiyet’te de çok önemli bir yeri olduğu, Hz. Muhammed’in sembolü olduğu, bu sebeple kültürümüzdeki önemli yeri belirtilmiştir. Kokunun insanın serüvenindeki önemli yerini ve burada gül kokusunun önemi anlatılmaktadır. Kokulu gülün Osmanlı Tıbbındaki yeri ve nerelerde kullanıldığını kaynaklarıyla burada göreceksiniz. Kokulu gülün Isparta’ya gelişi, bu ziraatı başlatan İsmail Efendi ve sonraki gelişmeleri kaynaklara dayanarak bu kitapta bulacaksınız. Bu kitap her yönüyle kokulu gülün önemini belgelere dayanarak anlatmaktadır.
Gülle ilgili her şey bizden bir parça. Özellikle kokulu gül; “hem güzellik, hem sağlık hem de geleneklerimizi hatırlatmalı” diye düşünüyorum. En küçük taşra evlerinden, şehirlerarası otobüslere kadar elinize kolonya döküldüğünde, bunu gül suyu ikramının alkollenmiş şekli olarak düşünürseniz, bu kitap amacına ulaşmış demektir.


ÇEKİLİŞ BAŞLIYOR! 

Çekilişe katılmak için yapmanız gerekenler: 

Blogu izlemeye almak ( yan tarafta siteye katıl yazan yere tık)

Facebook sayfamı beğenmek (kullanmayanlar için zorunlu değil)

- Bu yazının altına yorum yazmak

Adsız yorumlar dikkate alınmayacak. Adınızı ve mail adresinizi yazarsanız memnun olurum.

2 Ağustos  Perşembe günü saat 23:00'a kadar yorum bırakabilirsiniz. Çekiliş sonucu 3  Ağustos Cuma sabahı buradan duyurulacaktır.


Çekilişi Rukiye D. kazandı. Adresini ilettiğinde kitabı göndereceğim. 

24 Temmuz 2012 Salı

5 Adımda Evde Manikür

Bir kadını gösteren en önemli unsurlardan biridir elleri. Asla saklayamaz, sürekli göz önündedir, bakımlı ve güzel olmalıdır. Manikür yaptırmak için kuaföre her ay bir ton para dökmeyin, evde hem daha steril, hem de daha pratik biçimde kendi manikürünüzü yapın!


1-Öncelikle, ellerinizi ve tırnaklarınızı bol su ve sabunla güzelce yıkayın. Ojeleriniz varsa temizleyin. Aseton tırnağa zarar verebilir, fazla ovmadan nazik hareketlerle silmeye çalışın.

İpucu: Eğer koyu renk ojeleri tırnaklarınızdan çıkarmakta güçlük çekiyorsanız, ojeyi sürmeden önce altına 1 kat şeffaf oje sürebilirsiniz. Dayanıklılığını da artırmış olursunuz.

2-Ellerinizi, 1 kap suya limon ve zeytinyağı hazırlayarak içinde bekletin. Zeytinyağı etleri yumuşatacak, limon ise tırnakları beyazlatıp daha sağlıklı bir görünüm verecektir.

3-Ellerinizi tekrar yıkadıktan sonra, tırnaklarınızı çok dipten olmamak üzere kesin. Kütikül dediğimiz, tırnak dibindeki etleri asla kesmeyin! Kütiküller, mantar enfeksiyonlarından ellerinizi korumaktadır. Tahta çubukla nazikçe tırnak dibine iterek görünmelerini engelleyebilirsiniz.

4-İşleminiz bittikten sonra nemlendirici, besleyici bir el kremini tırnaklarınıza ve ellerinize masaj yaparak yedirin.

5-Elleriniz nemlendiriciyi iyice emdikten sonra, ojelerinizi sürmeye başlayın! Daha uzun süre kullanmak istiyorsanız, altına ve üstüne birer kat şeffaf oje sürün.

İpucu: Ojelerinizi sürdükten sonra ellerinizi buzlu suda bekletmek, daha çabuk kurumasına yardımcı olur. Fakat bu işlem, ojenizin ömrünü azaltır!

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Sözün bittiği yerde öpmeler başlasın!

Sözün bittiği yerde öpmeler başlasın!Kavganın en hararetli yerinde sevgilinizin sizi biranda öptüğünü düşünsenize... Neler hissedersiniz?

Sevdiğinizle sizi yakınlaştıran en güzel durumlardan birisidir öpüşme. Mutluyken, kavga ettikten hemen sonra, özlem dolu bir kavuşmanın ardından öpüşmek her zaman olağandır. Ama artık bu sıradanlığı bozmanız ve öpüşmeyi ilişkinizin her bölümüne katmanız lazım... Emin olun ne siz nede o bu durumdan sıkılmayacaksınız.

Elini alın ve onun gözlerinin içine bakın, yavaşça onu yanağından öpün  ve elini kalbinizin üzerine yerleştirin.

*Üç küçük öpücük... Gözlerinin arasına, burnunun ucuna ve dudaklarına.
*Kulağının hemen altını öpün ve 'seni seviyorum' deyin.
*Saçlarını koklayın ve öpün.
*İşleri üzerine çalışırken hızlı ve samimi bir öpücük.
*Yemek yerken ona vereceğiniz peçeteyi kırmızı bir rujla öpüp öyle verin.
*Size Bir şey anlatırken daha cümlesi bitmeden onu öpün.
*Kırmızı rujunuzla arabasının dikiz aynasına hafif bir öpücük izi bırakın.
*Farklı öpüşme çeşitleri deneyin. 'Öpüşme Sanatı' isimli kitabı temin edebilirsiniz.
*Böylece bütün akşamı öpüşme stillerine çalışarak geçirebilirsiniz.
*Hiç beklemediği bir anda onu öpün.
*Avuç içlerini öpün.
*Güne öpücükle başlayın.
*Gülerken dudağının kenarını öpü.
*Konuşacak bir şey bulamadığınızda suskunluk esnasında öpüşün.
*Sevgilinizle beraber romantik bir film izleyin. Filmdeki karakterler her öpüştüğünde sizde *sevgilinizi öpün. Bu çok eğlenceli olacak.
*Dudağının kenarından hafifçe öpmek tarifi olmayan bir histir. Unutmayın tam dudaklarını değil sadece dudak kenarını.
*Araba kullanırken onu boynundan öpün... Her kırmızı ışıkta dudaklarına öpücük kondurun.
*Bir partideyseniz ve arkadaşlarıyla muhabbet halindeyse yanına gidin ve onu öpün. Dana sonra 'ay yanlış kişiyi öptüm' diyerek yanından uzaklaşın. Sonra geri dönüp ona gerçek bir öpücük verip şaka yaptığını belirtin.
*Ağzınızda şekerleme varken onunla öpüşün. Tadınız damağında kalacak.
*Ağzınıza çilek alın ve yarısını kendi dudaklarınızdan ona yedirin.
*Yeni uyandınız ve onunda uyanık olduğunu fark ettiniz. Onu öpün ve iyi bir gün dileyin.
*Aromalı ve tatlı bir ruj sürün. Sonra sevgilinizi öpüp 'tadım nasıl?' diye sorun.

Kaynak: HT Hayat
 

"Boyut" sorununa kesin çözüm

Erkeklerin cinsel hayatta en sık karşılaştıkları sorun, cinsel fonksiyon bozuklukları... 

Kimi zaman fonkiyon bozukluklarının dışında erkeklik ve güç simgesi olarak görülen boyut konusu da cinsel hayatı olumsuz etkiliyor. Ancak sadece 1-1,5 saat içinde bu sorun çözülebiliyor...

Penis büyütme operasyonlarının genellikle mantıklı ve olumlu sonuç alınabilen operasyonlar olduğunu söyleyen Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Erol Kışlaoğlu, kişinin kendi yağları ile uygulanan penis kalınlaştırma işlemi için genel anestezi ve hastanede yatmak gerekmediğini vurguladı. Prof. Kışlaoğlu’nun 10 yıllık tecrübeyle uyguladığı yöntemin uygulaması, ortalama 1-1,5 saat sürüyor ve hasta aynı gün evine dönebiliyor.

Sonuçlar Genellikle Olumlu

Uzmanlar, dünyada yaklaşık 155 milyon erkeğin cinsel fonksiyon bozukluğu sorunu yaşadığını söylüyor. Bu konuda kadınların eşlerine destek olmaları gerektiğini belirten uzmanlar, eşleri anlayışlı erkeklerin, sorunu çözme konusunda tedaviye daha yatkın olduğu konusunda da hemfikir… Sorunların gizlenip, görmezden gelinmesinin ise kimi zaman evlilikleri bitirme noktasına getirdiği uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta…
 
Erkekler kimi zaman ise fonksiyon bozukluklarının dışında erkeklik ve güç simgesi olarak gördükleri boyut konusunda estetik operasyona başvurabiliyor. Başvurulan uzmanın gerekli görmesi sonucu, kişinin psikolojik ve fizyolojik şartları da göz önünde tutularak operasyon uygulanabiliyor. Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Erol Kışlaoğlu, penis büyütme operasyonlarının genellikle mantıklı ve olumlu sonuç alınabilen operasyonlar olduğunu söyledi.

Kişinin Kendi Yağı Kullanılıyor

“Birçoğunuzun da bildiği gibi penisin kalınlığı daha önemlidir” diyen Prof. Erol Kışlaoğlu, “kişinin kendi yağı ile penis kalınlaştırma” metodunun gün geçtikçe yaygınlaştığını ifade etti.  Prof. Kışlaoğlu, “Son 10 senelik tecrübelerimize dayanarak bu yöntemi tavsiye ediyorum” diye konuştu.

Penis kalınlaştırma operasyonunun gerekliliğine değinen Prof. Erol Kışlaoğlu, şu bilgileri verdi: “Kadınların cinsel organları daha çok dış kısımlarında duyarlıdır  (klitoris ve dış dudaklarda olduğu gibi). İç kısımlar ise o kadar duyarlı değildir.

Regl dönemlerinde kullandıkları tamponlar, kadınları bu yüzden rahatsız etmez. Bu nedenle kalın bir penis, ince ve uzun bir penisten daha etkilidir.”

Prof. Kışlaoğlu’nun belirttiğine göre, 12-18 cm. boyundaki penisler normal uzunlukta kabul edilir.12 cm’den küçükler kısa, 18 cm’den uzunlar ise uzun olarak kabul edilir. Penis uzatmak için yapılan yöntemlerden tatminkâr bir sonuç elde edilmez.
 
Operasyon Sonrasi Hemen Taburcu Ediliyor

Kişinin kendi yağları ile uygulanan penis büyütme işlemi için genel anestezi ve hastanede yatmak gerekmediğini vurgulayan Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Erol Kışlaoğlu, lokal anestezinin en güvenli yol olduğunu ifade etti. Operasyon hakkında bilgi veren Prof. Kışlaoğlu, şunları söyledi: “İlk önce müdahale için yağın elde edilmesi ve hazırlanması gerekir. Kilolu insanlarda penis kökü veya pubik bölge dediğimiz bölge genellikle şişman olduğundan penis bunun içine gömülür ve olduğundan daha kısa gözükür. Bu nedenle yağın bu bölgeden alınması penisi daha çok ortaya çıkartacak ve gerçek uzunluğunu gösterecektir. Yağ özel bir yöntemle ve enjektörle herhangi bir kesiye gerek kalmadan alınıp özel olarak enjeksiyona hazır hale getirilip enjekte edilir.”

İşlemin ortalama olarak 1 ilâ 1,5 saat sürdüğünü belirten Prof. Kışlaoğlu, operasyon sonrası kişinin hemen evine dönebileceğini vurguladı. Prof. Erol Kışlaoğlu, daha iyi bir sonuç için 3 ay ara ile 3 defa yağ enjeksiyonunu tekrarlamak gerektiğini de sözlerine ekledi.
Prof. Kışlaoğlu, kendi yağımızla penis kalınlaştırma yönteminde kişinin kendi yağı kullanıldığı için hiçbir yan etkisi olmadığını, 3 ay ara ile 3 enjeksiyondan sonra penis çapının 1 cm kadar kalınlaştığını da bilgi notu olarak aktardı.

Erkekler de estetik çılgını oldu

Kadınların özellikle de son 20 yılda daha güzel olmak için estetik cerrahiden yardım aldıkları bir gerçek. Ancak son yıllarda erkeklerin de estetik ameliyatlara ilgisi bir hayli artmış durumda. Peki erkekler en çok hangi estetik uygulamalara rağbet ediyor?

Günümüzde estetik cerrahi sadece kadınları güzelleştirmeye yaramıyor. Artık erkekler de vücutlarında beğenmedikleri, kusurlu buldukları noktaları değiştirmek için estetik yöntemlerden yararlanıyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Estekik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Atilla Arıncı, estetik cerrahinin erkek nüfusu içinde hızla artan popülaritesine örnek olarak dünyada son iki yılda liposuction (yağ emme) uygulanan erkek hasta sayısının yüzde 82 oranında artmasını gösterdi.

Prof. Arıncı, bu artışın nedenini estetik cerrahinin erkekler arasında bu kadar popüler olmasının nedenini, günümüz toplumunda mesleki başarının genç ve dinamik bir görünümle özdeşleşmesi olarak açıklıyor. Prof. Arıncı, “40’lı-50’li yaşlarda alttan gelen genç ekip tarafından rekabete zorlanan bir grup erkek için, kariyerlerine destek verebileceğine inandıkları bir yenilenme sürecinden geçmek hiç de fena bir fikir değil gibi görünmektedir” diyor.

Peki böyle bir yenilenme sürecinden geçmek isteyen erkekler için ne gibi estetik uygulamalar söz konusu olabilir?

Liposuction (Yağ Emme):

Erkek vücudunda yağın depolandığı bölgeler kadınlara göre farklı bir yerleşime sahiptir. Özellikle kilo verilse de yok olmayan, karın ve gövdenin her iki yanındaki yağ kitleleri için ideal çözüm liposuction’dır. Böylelikle kısa bir süre içinde uzun ve yorucu bir spor programından elde edilebilecek sonuçlara ulaşmak mümkündür. Karın bölgesinin yanısıra, yine çoğunlukla erkeklere özgü bir problem olarak karşımıza çıkan, ense ve sırt bölgesindeki yağ birikiminin liposuction yöntemi ile giderilmesi de dinç bir görünüm sağlamaya yönelik sıkça uygulanan estetik girişimlerdendir.

Meme Küçültme:

Erkek vücudunda, memelerde büyüme iki dönemde gözlenir. Bunlardan birincisi çocukluktan gençlik dönemine geçiş sırasında meme dokusunun artışı ile karakterizedir. İkincisi ise daha ileri yaşlarda, vücut kitlesindeki artışa paralel meme yağ dokusunun artışına bağlı olarak gözlenir. Gençlik döneminde gözlenen meme büyümesi, delikanlılık çağındaki erkek çocuğun ruh sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratabilmektedir. Yine ileri yaşlarda, kişiyi dinç ve erkeksi bir vücuttan uzaklaştıran bu durum kendine güveni azaltarak, sosyal ve iş yaşantısında çekimserliklere neden olmaktadır. Meme küçültme operasyonlarının birçoğu yağ emme yöntemi ile herhangi bir iz bırakmadan gerçekleştirilebilirken, özellikle gençlik döneminde meme dokusunun artışına bağlı büyümelere yönelik operasyonlar, meme başı etrafından yapılan ve ilerleyen dönemlerde kaybolarak fark edilmez hale gelen küçük kesilerle gerçekleştirilmektedir.

Göğüs ve Baldır Protezleri:

Tamamen erkeğe özgü estetik girişimler arasında yer alan uygulamalardır.
Vücutla uyumlu ve izsiz yöntemlerle yerleştirilebilen özel göğüs protezleri ile aylarca vücut geliştirme salonlarında ter dökmüş gibi bir görüntüye sahip olmak mümkündür. Ayrıca, çok ince bacaklara sahip ve bundan rahatsızlık duyan erkeklere, baldır bölgesine uygulanan protezlerle daha atletik bir görünüm kazandırılabilmektedir.

Burun Estetiği:

Erkek burnu, kadın burnundan estetik ve anatomik olarak belirgin farklılıklar gösterir. Bu nedenle erkeğe yönelik bir burun düzeltme operasyonu, bu farkları göz önünde bulunduran ve uygun teknikleri kullanan bir Estetik Cerrah tarafından yapıldığı takdirde başarılı olacaktır. Örneğin, kadına hoş ve sevimli bir ifade veren hafifçe kalkık bir burun, erkekte kadınsı ve itici durabilir. Ancak bu özellikler göz önünde bulundurularak titizlikle gerçekleştirilmiş bir burun operasyonu, erkek yüzünde oldukça olumlu sonuçlar yaratabilecektir.

Yüz Gençleştirme:

Yaşla birlikte yüzün yağ dağılımı değişmektedir. Avurt bölgesindeki yağlarda belirgin bir erime gözlemlenirken, çene altı ve boyun bölgesinde yağ ve deri fazlalığı belirgin bir hale gelir. İşte değişen bu dengeyi yerine koyabilmek için fazlalık olan bölgelerdeki yağ ve deriyi çeşitli yöntemlerle toparlamak, eriyerek yaşlı bir görünüme neden olan yağları ise yine vücuttaki depolardan yenilemek yoluyla yüzde gençleşme sağlamak mümkündür. Bunun yanısıra göz ve ağız çevresi kırışıklıkları ile göz kapaklarındaki düşme ve torbalanmalar, yaş henüz çok ilerlemeden yapılacak basit müdahalelerle düzeltilerek erkek estetiğinde yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir.
 

Siz de "Mobbingzede" misiniz?

İşyerinde hayatınız kabusa mı döndü? Sürekli fırça atan bir müdürünüz mü var? Her sabah “Bugün başıma ne gelecek, acaba istifa etsem mi?” diyorsanız dikkat! Siz de bir ‘mobbing’zede olabilirsiniz…

Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi Uzman Psikolog Sinem G.Şahin konu ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Mobbing Nedir?

Bir kişiyi işten attırmak ya da kişiyi bezdirip istifa etmesini sağlamak amacıyla sistematik olarak yapılan psikolojik taciz mobbing olarak adlandırılıyor. Genelde yaş, ırk, cinsiyet ayırımı gözetmeden yapılan kötü davranışları, tacizleri ve alayları içeriyor. Cinsiyet ayırımı mobbing nedenlerinden biri olarak görülmese de istatistiklere bakıldığında buna en çok maruz kalanların kadınlar olduğu ve maalesef ki kadının kendi hemcinsi tarafından hedef seçilme oranının bir erkeğin kadını hedef seçme oranından fazla olduğu gözleniyor.

Araştırmalar her iş yerindeki on kişiden neredeyse üçünün mobbingzede olabileceğini gösteriyor. Bu durum, mutsuz çalışanın iş yerindeki verimini düşürerek ve sürekli çalışan değişimine yol açarak hem iş yerinin kazancını çok olumsuz yönde etkiliyor hem de kişileri psikolojik ve fizyolojik sağlığından ediyor.

Peki Mobbing Süreci Nasıl İşler?

Kişiler arasında ya da grupla kişi arasında herhangi bir konu üzerinden anlaşmazlık ya da bir çatışma ile başlar. Bu ilk süreçte henüz mobbing değildir. Ama ardından psikolojik saldırılar gelir, işte o zaman mobbing başlamıştır. Sonrasında yönetim devreye girer ve çalışanın kendini suçlu hissedip doğru ifade edememesi yada yönetimin farkındalığının olmaması yüzünden mobbingzede uyumsuz, zor yada ruhsal sorunları olan bir çalışan  olarak lanse edilir. Sonunda da işten çıkarılır veya kendisi dayanamayıp istifa eder. Ama süreç bunla da bitmez; bu olayın yarattığı stres bozukluğu devam eder ve kişide psikolojik ve fizyolojik bir yığın hastalıklar gözükmeye başlar. Ayrıca kişinin başka bir iş bulması da eski iş yerindeki kötü referansı sonucu riske girer.

Mobbingzede Olup Olmadığımızı Nasıl Anlarız?

Eğer iş ortamınızda sosyal ilişkilerinize bir blokaj konmuşsa; kimse sizinle konuşmuyor ve varlığınız reddediliyorsa, aynı zamanda arkanızdan konuşulup alay ediliyorsanız, yaptığınız iş mantıklı gerekçelere dayatılmadan sürekli olarak eleştiriliyor ve bu eleştiriler artık özgüveninizi zedeleyici bir boyuta ulaşıyorsa, özellikle yapmanız gereken, verimli olduğunuz iş dışında işlere yığılıyorsanız ve bu artık sizi hem psikolojik hem fiziksel olarak zorlamaya başladıysa durup düşünmenizde ve hatta bir uzmana başvurmanızda yarar var.

Her  İşyerinde Olabilecek Çatışmayla Mobbing Arasındaki Farkı İyi Ayırt Etmek Lazım
Kurum içerisinde oluşan her çatışmayı, her anlaşmazlığı, bireylerin birbirine yaptığı her eleştiriyi mobbing olarak değerlendiremeyiz. Farklı karakter ve düşüncelere sahip insanların bir arada iş yaptığı ortamda bu tür durumlar olasıdır. Bunun mobbing olduğunun sinyalini bize amacı, planlılığı ve sürekliliği gösterir. Eğer amaç o işin verimliliğini arttırmak ya da işle alakalı karşı görüşlerden kaynaklanan anlaşmazlığı vurgulamak adına girilen bir çatışma değil de kişinin işten uzaklaşmasını sağlamaksa, bu amaç doğrultusunda sistematik bir şekilde kişiye karşı onu ezici planlar yapılıyorsa ve kişi buna tesadüfen bir kere değil bir çok kere maruz kalıyorsa bu mobbingtir.

Hangi Kurumlarda Daha Sık Rastlanır?

Mobbing aslında tüm sektörlerde görülebilen bir durum. Özellikle ülkemizdeki gibi işsizliğin yoğun olduğu ve bu yüzden çalışanın değer kaybettiği durumlarda daha da artıyor. İş yerlerindeki bazı faktörler mobbingin ortaya çıkma olasılığını arttırabiliyor. Eğer iş ortamı çok fazla stresli ya da çok fazla monoton ise, kişiler bu stresi birbirine aktarabiliyor ve ya monotonluğu atmak için birini kendine hedef seçip onu yıldırmaya çalışırken eğlenebiliyor. Yönetim kadrosunda ve yapısında birden bire beklenmedik değişimler olduğunda da iç çatışmalar mobbingle sonuçlanabiliyor. Ya da idari kadrodakilerin iletişim becerileri zayıf, liderlik yetenekleri  kötü ise aynı şekilde mobbinge zemin hazırlanabiliyor. Araştırmalara bakıldığında özel sektörde yüzde 30, kamu sektöründe yüzde 40 oranında mobbing olduğu ve bunun özellikle eğitim ve sağlık alanında toplandığı görülüyor.

Mobbingzedelerin Genel Özellikleri

Mobbingzedelerin karakterlerine yönelik bir genelleme yapılamasa da işlerine bakış açılarında benzerlikler görülmüştür. Hemen hemen hepsi işini mükemmel yapmaya çalışan, iş yerine bağlı, yaratıcı ve çoğunlukla yetenekleri mobbing uygulayan kişiden daha üstün görüldüğü için hedef seçilen kişilerdir. Bu kişiler iş yerine bağlılıklarından veya başka bir yerde iş bulamayacağını düşündüğünden, özgüven eksikliğinden veya bu olanların suçunu kendisinde aramasından dolayı mobbinge katlanma eğilimindedirler.

Mobbing Uygulayanların Yapısı

Dr. Leymann, mobbing uygulayanların özdeğerleriyle ilgili sorunları olduğunu vurguluyor. Özdeğer sorununun yarattığı kendine güvensizliği, aşağılık kompleksini ve kıskançlığı saklamak için giriştiği çabalar ise kişide aşırı kontrolcü, alıngan, kavgacı ve iktidar hastası bir imaj yaratıyor. Bu kişilerin duygularını kabul ve ifade etmekte zorlanan kişiler oldukları görülüyor.

Mobbing Psikolojimizi Nasıl Etkiler?

Mobbingin çalışana etkisi, iş yerindeki mutsuzluktan çok daha öteye gitmektedir. Kişilerde özgüven zedelenmeleri ve öz değer kaybıyla başlayan süreç, içe kapanmaya ve ağır depresyonlara kadar varabilmektedir. Müdahale edilmemiş ve süreci ilerlemiş mobbing vakalarında travma sonrası stres bozukluğu, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları görülebilmekte, kişilerde fizyolojik rahatsızlık olarak beliren ( özellikle mide ve ciltte) ama kökeni psikolojik olan çeşitli psikosomatik rahatsızlıklar oluşabilmektedir. Maalesef en uç noktada sonu intihara kadar varabilen mobbing durumları vardır. Dr. Leymann bir çalışmasında İsveç’te intiharların yüzde 15’inin mobbing kaynaklı olduğunu ortaya koymuştur.

Nasıl Önlenir?

Mobbingi önlemenin ilk basamağı onunla ilgili farkındalıktan geçiyor. Mobbinge maruz kalan kişinin öncelikle onu olağan iş yeri çatışmalarından ayırıp bunun taciz boyutuna varan bir durum olduğunu fark etmesi gerekiyor. Sonrasında bu durumun kendisinden tamamen bağımsız olduğunu, psikolojik bir kavram olarak tanımlandığını ve başkalarının da başına gelebildiğini anlaması ve suçu kendinde aramayı bırakarak harekete geçmesi gerekmektedir. İlk eylem bunu uygulayan kişilere sözel ve davranışsal tacizlerine son vermelerini direk belirtmektir. Bu konuyla ilgili kendisine tanıklık edebilecek bir iş arkadaşı olması ona yarar sağlayacaktır. Verilen gereksiz işlerin ve oluşan olayların yazılı bir dokümanda olması bunu üst makamlara bildirirken elinde delil oluşturması açısından önemlidir. İşyerinde gerekli yerlere (insan kaynakları yada üst yönetim gibi) başvurma konusunda geç kalınmaması mobbingin yaratacağı tahribatın azamiye indirilmesi açısından önemlidir. Bu zorlu bir süreç olduğundan psikolojik destek almak yararlı olacaktır.

Bireysel çabaların ötesinde, ülkemizde artık bu kavram daha dikkate alınarak kurumsal düzenlemeler yapılmalı,iş yerlerinde mobbing tanımlanmalı, işveren ve çalışan bu konuda bilinçlendirilip net yaptırımlar oluşturulmalıdır.

Güzelliğin yanlış bilinenleri

Gerek bu konularda artan televizyon programları, gerekse yaygın internet kullanımı sayesinde neredeyse hepimiz cilt bakımı konusunda uzman olduk ve söyleyecek çok fikrimiz var. İşte böyle düşündüğümüz sürece hataya düşmemize sebep olacak güzellik mitleri…

İşte güzellik konusunda yanlış bildiğimiz mitler ve doğruları:

“Hemoroit kremi göz şişliğini dindirir”

Tam tersi göz etrafında Preparation H kullanımı kuru ve kızarık cilde sebep olur. Kendi kullanım alanında hüküm sürmeye devam etmesi en iyisi.

“Cilt gözenekleri açılır ve kapanır”

Gözenek bir kapı ya da pencere değildir, açılıp kapanmazlar. Ama ölü bir cilt gibi bir şey gözeneği tıkarsa, genişleme yaratabilir. Bu yüzden de cilt temizliği ve ölü derilerden arınmak çok önemlidir.

“Salatalık göz şişkinliklerine iyi gelir”

Salatalığın kendisi şişkinliği dindirmez. Ama salatalıklar dolapta olmadıkları zamanlarda da uzun süre serinliklerini muhafaza edebilen sebzelerdir ve işte o soğukluk şişliklere iyi gelen esas nedendir; gözlerimizin etrafındaki damarların daralmasına sebep olur.

“Sabun cilt için kötüdür”

Sabunlar kül suyu ve hayvan yağı içerirken bu mit doğruydu. Ama bugün sabunlar daha az sert ve içlerinde nemlendiriciler de var.

“Her gece yüzünüze vazelin sürmek kırışıklıkları önler”

Petrol kırışıklıkların daha az görünmesine sebep olabilir ama yaşlanmayı önleyemez.

“Alkolsüz daha iyidir”

Her alkol kurumaya sebep olmaz. Yağlı alkoller de vardır ve yağlı yumuşatıcı demektir ve yumuşatıcı da daha yumuşak bir cilt.