20 Aralık 2011 Salı

Nesine? Hem Büyüğüne, Hem Garantisine!

Biliyorsunuz Yılbaşı Özel Çekilişi Türk Milleti için geleneksel bir heyecandır. Çekiliş yapılırken herkes ekran başına kilitlenir, sizin numaralarınızı taşıyan topların çekilmesi için dualar edilir. Biletinize sonuna kadar güvenirsiniz çünkü onu, uğurlu olduğuna inandığınız bayiden almışsınızdır. Lakin gelin görün ki hep amorti!

Biz de sevgili bloğunuz olarak araştırdık ve son 10 çekilişin 2 tanesinin büyük ikramiyesi Nesine.com’da satılan Milli Piyango biletlerine çıktığını gördük. Bu nedenle biz de dedik ki, neden bu blogda da Nesine.com biletlerinden satmıyoruz? Şanslı okurlarımızın ayağına kadar getirmiyoruz? Hatta bir de üzerine neden bomba gibi bir kampanya yapmıyoruz; 5‘er adet biletten oluşan Amorti garanti paketi alana 1 Amorti Garanti demiyoruz?

Sizce de buradan daha şanslı başka bir yer var mı? TIKLA, HEMEN BİLETİNİ AL!

Şansımız dönecek diye saatlerce kuyrukta beklerken aslında farkında olmadan şansımızı kaçırıyoruz. İnanın hiçbir şey sizi o kadar beklemez! Demem o ki; yılbaşında biletlerinizi benim bloğumdaki link üzerinden alın, siz kazanın biz de mutlu olalım!

Bir bumads advertorial içeriğidir.


19 Aralık 2011 Pazartesi

KEMOTERAPİDE SANTRAL VENE GİRİŞ KAPISI: “SANTRAL VENÖZ PORT”

Kemoterapi ilaçları perifer damarlardan verilirken damarlarda oluşan tahribata bağlı ağrı ve yanma hissi ve bazen de tedavinin aksamasına bile yol açabilen damar yolu problemlerini ortadan kaldıran “Santral Venöz Port İmplantasyonu” yöntemi ile onkoloji hastaları günlük hayatına devam ediyor, duşunu alabiliyor, hatta denize bile girebiliyor.

Kemoterapi, bazı durumlarda ağızdan verilebilse de genellikle damar yolundan verilmek zorunda ve tedavinin etkili olabilmesi için güvenli bir damar yolu sağlanması şart. Kemoterapi gören hastalarda, damar yolu problemleri ile sıklıkla karşılaşılıyor. Genellikle ön kol ve el sırtındaki çapı 2-4 mm olan ince periferik damarlar tercih ediliyor. Vücttaki toplar damarlardaki kan akımı çevreden merkeze doğru artış gösterir. Periferik damardan verilen kemoterapi ilaçlarının damar çapının dar olması ve kan akımının nispeten yavaş olması nedeni ile ilacın damar içerisinde yoğunlaşarak damarın içini döşeyen endotelde hasara neden olduğunu belirten Florence Nightingale Hastanesi Anesteziyoloji ve Reaminasyon Uzmanı Dr. Fikret Kutlu, bu sorunu ortadan kaldırmak için kemoterapi hastalarının tamamına uygulanabilen “Santral Venöz Port ” hakkında Sağlık Dergisi’ne bilgi verdi.

Kutlu şunları söyledi: “Kemoterapi ilaçları kan akımının yavaş olduğu ve damar lümeninin dar olduğu durumlarda orada yoğunlaşarak damar cidarına zarar verebiliir ve damarlarda ağrı ve yanmaya sebep olur. Dolayısıyla bu damarlar bir iki kullanımdan sonra normal yapısını kaybederek boru şeklinden adeta ip şekline dönüşür. Lümen denilen içindeki boşluk giderek daralır ve bazen de kaybolur. Bu durumdaki damar kullanılmaz hale gelir. Başka bir damar aranmak zorunda kalınır. Kemoterapi seanslarla devam eden bir tedavi olduğu için hastaların artık damarları bulunamadığı için tedavileri aksayabilir.

Damar Dışına Kaçan İlaçlar Cilt Nekrozuna Yol Açar

Karşılaşılan durumlardan biri de damar dışına kaçan ilaçlardır. Damar dışına kaçan bölgede ciltte ve cilt altında nekroza(doku ölümüne) neden olur. Doku kayıpları bazen bir dizi plastik cerrahi amleliyatları ile düzeltilmeyi gerektirebilir.

Ana Toplardamardan Verilen Kemoterapi Damar Cidarında Tahribata Neden Olmaz

İlaç, merkezi damarlardan verildiğinde damar çeperi geniş ve kan akımı daha hızlı olduğundan damarlar zarar görmeden ilaç hızlı şekilde kanın içinde dağılarak seyrelir ve hasta ilaç verilidiğini hissetmez, ağrı ya da yanmadan yakınmaz. Direk dolaşıma karışarak damar dışına diffüze olması, vücut ısısından etkilenerek aktivitesinin azalması gibi olumsuz etkiler olmaksızın hedef organlara ulaşır. Port implantasyonu lokal anestezi ile yapılan, kısa süren küçük bir işlemdir. Ciltten bir iğne yardımı ile ana toplardamara ulaşılarak bir kateter yerleştirilir ve bu kateter port adını verdiğimiz hazneye bağlanır. Port, göğsün sağ ya da sol tarafında köprücük kemiğinin atında cilt altına açılan cebe yerleştirilir ve cilt kapatılır. Dışarıdan bakıldığında sisteme ait hiçbir şey gözükmez geriye kalan 1,5 cm.lik bir cilt kesisidir ki iyileştikten sonra çıplak göz ile zor farkedilir.

Bu yöntemin damar içine kateter yerşetirildiği bölümü özel eğitim ve deneyim gerektirir. Pnömotoraks ve artere girme en sık görülen komplikasyonlardır.

Kemoterapi İçin Vücuda Port Yerleştiriliyor

Port hazne ve kalın silikon membrandan oluşur, membran yaklaşık 8 milimetre kalınlığındadır ve cildi geçtikten sonra iğne bu membrana batırılarak hazneye girilir. Özel yapısı ile yaklaşık 3 bin kere iğne batırılmasına izin verir. Membrana batırılan iğnelerin ucu mebranı deldiğinde zarar vermeyecek şekilde geliştirilmiş olup, porta sadece bu özel iğneler ile girilmelidir. Port vücutta ortalama 5 yıl kadar kalabilir. Sorun yaşanmadıkça bu süre daha da uzayabilir.

Özellikle 24-72 Saat Süreyle Verilen Sürekli Kemoterapi İlaçları İçin Gerekli

Bazı kemoterapi ilaçları 24-72 saat süre ile yavaş infüzyon şeklinde verilmesi gerekir. Sürekli kemoterapi, biberon adı verilen bir “rezervuar pompa” sistemiyle özellikle mide ve kolon tümörlerinde uygulanır. Hastaya günün her saatinde uzun süre ile ve hastane dışı ortamda gideceği için ilacın periferden verilmesi sakıncalıdır ve bu nedenle uygulama için port kullanılmalıdır.”

“KOMPLİKE VAKALAR ARTIK DAHA ÇOK KAZANDIRACAK”


Performans sisteminde fazla komplikasyonu olan hastalarda ücretlendirme sorununa çözüm getirileceği müjdesini veren SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Karaşen konu ile ilgili açıklamada bulundu: “Artık daha çok komplikasyonu olan hasta tedavisi daha fazla ücretlendirilecek.”

Global bütçe ile ilgili ekonomik koordinasyon grubunda kararlar alınırken, “global projeler”, geri ödeme kurumu olarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından gelişmiş ülkelerde olan düzenlemelerin önemli bir kısmını ülkemizde de uygulamak için kolları sıvadı.

Hekimlerin son dönemlerde en çok şikayet ettiği konulardan biri olan riskli hastalara daha fazla zaman harcayıp daha az kazanmaları üzerine SGK yeni tedbirler almaya hazırlanıyor. Durumu kritik olan hasta artık hekimlere daha çok kazandıracak. Bunun için Sağlık Bakanlığı ile performans sistemi üzerinde çalışmaların yapılacağını açıklayan SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Karaşen, hekimlerin riskli ve komplikasyonu olan hastaya harcadıkları zamanın karşılığını daha fazla alacağını belirtti.

“Daha Riskli Hastalara Bakan Hekimler Daha Çok Kazanacak”

Sağlık Dergisi’ne açıklamalarda bulunan Karaşen, hekimlerin ne kadar para kazanacağını sağlık hizmeti sunan kurumların belirlediği sistemle olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Hiçbir sorunu olmayan 20 yaşındaki birine yapılan apendektomi ameliyatı ile kalp, diyabet ve enfeksiyonu olan bir hastada aynı ameliyatı yapmanın arasındaki farkı belirleyeceğiz. Daha riskli hastalara bakan hekimler daha çok kazanacak. “Tanı ilişkili gruplamalar” denilen ve yurt dışında “DRC” denilen sisteme göre verilen hizmetin karşılığını verilecek. Daha kritik hastaya verilen emeğin daha fazla ücretlendirmek daha kolay hastalara ve işlemlere daha az ücretlendirmek yapılacak.“

Sağlık Harcamalarında İlaç Yüzde 40

İlaçta global bütçenin en çok üzerinde çalıştıkları konulardan biri olduğunu kaydeden Karaşen, “İlaca harcanan miktar bütün sağlık harcamaları içerisinde çok önemli bir yer edinmeye başladı. Buna ayırdığımız pay yüzde 40 ve bu çok büyük bir oran. Dolayısıyla asıl ilaca harcanan payı düşürerek diğer sağlık hizmetlerine daha fazla pay ayırmamız gerekiyor. Bunlarla ilgili “Akılcı İlaç Kullanımını” önemsiyoruz. Sağlık Bakanlığının yaptığı çalışmanın irrasyonel denilen gereksiz ilaç kullanımında çok sıkıntımız var. Bunun önüne geçecek tedbirler almaya çalışıyoruz. Hem maliyetleri azaltıp hem de kaynakları etkili kullanacağız.”

Avuç İçi Damar Haritası ile Muayene Olunacak

Avuç içi damar haritası testi sonrası provizyon verilecek. Sağlık karneleri kalktı şimdi TC kimlik numarası ile muayene olunması suiistimallere yol açtığını belirten Karaşen, “Kimlik numarası ile hasta gitmese de muayene, tetkik veya tedavi yapılmış gibi faturalar çıkıyor. Yeni sistem ile dünyada da belki ilk olacak,vatandaş sağlık hizmeti alacağı kuruma mutlaka gidip avuç içindeki haritasını okutturacak ve kimlik bilgileri ile kontrol yapılacak ve ondan sonra provizyon olacak. Avuç içindeki damar haritası rakamsal kodlara dönüşerek veri tabanına aktarılacak ve bunun karşılığındaki kimlik bilgileri daha sonra ki müracaatlarda kimlik doğrulamsı yapılarak muayene için provizyon verilecek” dedi.

Kimlik Numarası Suistimali Bitecek

Farklı kişilerin kimlik numarası ile muayene olanlar hatta doğum yapanlara rastlandığını doğan çocuğun hukuki olarak kime ait olduğu gibi sorunlarla bile karşılaşıldığına dikkat çeken Karaşen, avuç içi damar haritası okutma sisteminin 2012 yılının ilk yarısında ilk olarak özel hastanelerde uygulamaya başlanacağını söyledi.

SGK olarak ellerinde çok değerli verilerin olduğu çok kapsamlı data ambarı bulunduğunu ve data Madenciliği, risk odaklı denetleneme sistemi sayesinde , risk tespit edilen ve suistimale açık olduğu tespit edilen verilerden yola çıkarak bu riskli verilerle ilişkili hekimleri sağlık hizmeti sunan kurumları ve eczaneleri öncelikli denetleyeceklerini dile getiren Karaşen, “Örneğin suistimal olabileceği düşünülen bir ilacı o ilde en çok yazan 10 doktor, en çok veren 10 eczane ortaya konacak ve denetlemeler buralarda yoğunlaşacak. Bu şekilde suistimallerin önüne geçileceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Karaşen, tıbbi cihaz sektöründe yerli üretimi desteklemek için önümüzdeki günlerde yeni projeler hazırlamayı planladıklarını kaydetti.

18 Aralık 2011 Pazar

Erkekler, gülümseyen kadınlardan hoşlanıyor

Bir erkeğin ilgisini çekmenin en kolay yolu gülümsemesini bilmek. Erkekler, gülümseyen kadınlardan hoşlanıyor ve bu kural yıllar boyu hiç değişmiyor. 

Erkeklere göre kadınlar, kadınlara göre de erkekler anlaşılmaz birer varlık. Bu, kısmen doğru, kısmen yanlış. Evet, arada büyük farklılıklar var ve bundan dolayı da, iki taraf birbirini yanlış anlıyor ve yorumluyor.

Kadınların Mars’tan, erkeklerin de Venüs’ten geldiğini iddia eden Amerikalı yazar John Gray, “Mars ve Venüs Flört Ediyor” adlı kitabında, iki tarafa da önerilerde bulunarak, “sırlar” veriyor.

John Gray, katıldığı seminerlerde birçok kadının yanına gelip, başta “Ne denli harika bir ilişkileri” olduğunu söyledikten sonra, “ama bir türlü yürütememekten” yakındıklarını anlatıyor. Gray’a göre, kadınlar için erkekler hâlâ bir sır. Kadınların kendisine yönelttikleri sorulardan da genellikle erkekleri yanlış anladıklarını ve yorumladıklarını çıkarıyor.

Kadınların soruları genellikle hep aynı konuyu içeriyor; “Sevgi dolu ve yaşam boyu sürebilecek bir ilişkiyi nasıl sağlayabilirim?”

“Kadınlar bir ilişkide gereksinim duydukları şeyleri elde edeceklerinden emin olmak isterler,” diyor John Gray.

Yaklaşımlar farklı
Erkeklerin soruları, kadınlarınkinden oldukça farklı. Onların soruları, ilişkilerinde başarılı olmaya odaklanmış bulunuyor. Ve tabii onlar da kadınları yanlış anlayıp yorumluyorlar.

Kısacası, erkeklerin ve kadınların soruları, flört konusundaki farklı yaklaşımlarını gösterse de, ortak olan yanlarını da ortaya çıkarıyor. O da şu; erkekler ve kadınlar ilişkilerinin sevgi dolu olmasını isterler ama her iki taraf da birbirini kesinlikle anlayamaz. İşte uzmanlara göre birbirimizi yanlış değerlendirmemiz, ilişkilerimizin istemeyerek de olsa yıpranmasına neden oluyor. Kadın ilişkisini yanlış bir seçim olarak değerlendirip, sevgilisini tüm erkekler gibi evlilikten kaçan biri olarak görürken, erkek de sevgilisini; özgürlüğünü elinden almaya çalışan kadınlardan biri olarak görür.

Gray, kitabında bu farklılıklardan yola çıkarak iki tarafa da birbirlerini anlamalarını sağlayacak ipuçları veriyor.

Erkeğin ilgisini çekmek
İşte bizim ilgimizi çeken bir bölüm: “Erkekler gülümseyen kadınlardan hoşlanır”. Şunları söylüyor bu bölümde Gray:

“Bazen öylesine farklı bir şey olur ki, erkeğin bir bakışı, kadının ona yoğun ilgi duymasına neden olur. Aynı şekilde kadın gülümsediğinde ya da kahkahalarla güldüğünde erkeğin içinde bir takım duyguların uyanmasına neden olur. Adı konmayan bu şey açıklanabilir; erkeğin kendisini erkek gibi hissetmesine neden olan, kadının etrafa saçtığı enerjidir..

Kadın, erkeğin kendini daha fazla “erkek” hissetmesine neden olduğunda, erkeğin bedenini yoğun bir yakınlaşma duygusu sarar ve tüm benliğini bu amaç doldurur.

Kendini daha iyi hisseder ve kadının gereksinimlerini yerine getirme dürtüleri tüm benliğini kaplar, kadınla birlikte olmak, onu yakından tanımak ister ve gizemli bir şekilde yaşamı birden daha anlamlı olmaya başlar. Kadını kazanma umuduyla heyecanlanır ve ‘onu mutlu edebilirim’ düşüncesiyle özgüven kazanır.

Erkekler neyi sever neyi sevmez?
Kadın erkeğin yanında gerçek kimliğini sergilerse erkek bundan çok hoşlanır. Olaya erkeğin bakış açısından baktığımızda, kadının kendisinden farklı olması, kadını onun gözünde çok çekici kılar. Kadın dürüstçe kimliğini ortaya koyduğunda kadınca bir ışık saçar ve erkek de ışığın kendisini mıknatıs gibi çektiğini hisseder. Kadının rahat tavırları ve kendini özgürce ifade edebilmesi erkeğin ilgisini dorukta tutar. Kadın erkeğin yanında hiçbir yapay davranışa girmeden, olduğu gibi davranırsa erkek de onunla birlikte olduğunda değişmek zorunda olmadığı mesajını alır.

Kadın olduğu gibi davranmaktan vazgeçip, daha sevimli bir tavır takınmaya çalıştığında ise erkek ilgisini yitirir. Bu, erkeği olumsuz etkilemekle kalmaz, kadının yanındayken kendisinin de farklı davranmak zorunda olduğunu hatırlatır.
 

İyi hissettiren kötü alışkanlıklar

Bazı kötü alışkanlıkların yararlı da olabileceğini, mesela; abur-cubur, dedikodu gibi kötü alışkanlıkların mucizeler yarattığını biliyor muydunuz? İşte çikolata, dedikodu gibi iyi hissettiren bazı kötü akışkanlıklar…

Otururken bile kıpır kıpır olun

Çocukluğunuzdan beri vazgeçemediğiniz bir alışkanlığınız var. Oturduğunuz yerde hiç durmadan kıpırdanıyorsunuz. Bir araştırmaya göre, oturduğu yerde kıpırdananlar, hareketsiz oturmayı başaranlara göre daha fazla kalori yakıyor! Sakın yerinizde hareketsiz oturmayın.

Çikolatadan vazgeçmeyin

Kilo sorunu olan kadınların, çikolata yeme zevkinden kendilerini mahrum bırakmaları isteniyor. Oysa, çikolata yemenin diyabetliler dışında, zararlı sayılmaması gerekiyor. Çikolata, kalp sağlığını koruyan antioksidanlar bakımından çok zengin.

Dedikodu da faydalı

Ünlü psikiyatristler ve evlilik uzmanları, eşlerin karşılıklı oturup dedikodu yapmalarını sağlıklı bir alışkanlık sayıyor. Özellikle, eşlerin birbirlerine tanıdıkları kişilerden söz etmeleri, evliliği canlı tutmaya yarayan önemli bir etken.

Bir şeyler atıştırın

Kanadalı bilim adamlarının yaptığı bir araştırma, abur cubur konusunda yanıldığımızı ortaya çıkarttı. Uzmanlara göre, arada sırada bir şeyler atıştırmak yani abur-cubur yemek, sindirim sisteminin iyi çalışmasını sağlıyor.
 

İlişkinizin patronu kim?

Birlikteliğinizde kimin sözü geçiyor, kim daha baskın? Hemen kalem, kâğıt alın ya da bilgisayarda bir sayfa açıp not alın ve kendinizi test edin!..

1. Televizyon kumandası genelde kimde durur?
A. Bende.
B. Onda.

2. Alış veriş yapmak istiyorsunuz, sevgiliniz ise nefret ediyor…
A. Sevmese de benim için katlanmak zorunda
B. Tek başıma ya da arkadaşlarımla giderim

3. Sinemaya gidiyorsunuz. Siz bir komedi filmine girmek istediniz o da macera filmi istiyor. Sonuç?
A. Komediye gireriz.
B. Macera filmine gireriz.

4. Tatil planlarınızı yaparken genelde…
A. Gideceğimiz yerin seçimini bana bırakır.
B. İstediği yer konusunda beni ikna etmeyi başarır.

5. Kavga ettiğinizde genelde ilk adımı atan kim olur?
A. O tabii ki!
B. Ben giderim, uzatmanın anlamı yok.

6. Hiç hoşlanmadığınız bir arkadaşı var, görüşmemelerini ondan ister misiniz?
A. Birlikteysek böyle bir hakkım var, ya ben ya o. Bir tercih yapmalı.
B. Ondan böyle bir şey isteyemem, ona saygımdan dolayı sesimi çıkartmam.

7. Çok yoğun ve geç saatlere kadar çalışmasını gerektirecek ama çok zevk alacağı bir iş teklifi aldı.
A. Kabul edemez. Birlikte geçireceğimiz zaman daha değerli, zevk alıp daha az çalışacağı başka işler de bulabilir.
B. Gerçekten istediği bir işse bana sormadan karar verir zaten.

8. Hiç istemediği halde sadece size eşlik etmek için dans kursuna katılır mı?
A. Evet.
B. Hayır.

9. Uzun süre bir kafede oturup karşı tarafı beklemesi gereken bir kişi var bu siz misiniz, o mu?
A. O.
B. Ben.

10. Buluşma zamanlarınız genelde size göre mi ona göre mi ayarlanır?
A. Bana göre.
B. Ona göre.

Şimdi sonuçlara bakalım
A’lar çoğunluktaysa
İpler sizin elinizde. Baskın olan taraf sizsiniz. Genelde kararları, yapılması ve yapılmaması gerekleri siz belirliyorsunuz. Bu sizin açınızdan iyi bir şey olsa da dozunu iyi ayarlamanız da yarar var.

B’ler çoğunluktaysa
İpleri kaptırmışsınız! Genelde sizin değil onun istedikleri daha ön planda. Planlar ve yapılacaklar onun istekleri doğrultusunda yapılıyor. Biraz daha kontrolü ele almanızda yarar var!

İncenik olmanın püf noktaları

Her kadın, formda bir vücuda sahip olmak ve verdiği kiloları uzun yıllar geri almamak ister. Zarif ve İncecik bir vücuda sahip kadınların 12 sırrını uygulayarak bu isteğinize kavuşabilirsiniz. İşte ince ve zayıf olmanın püf noktaları…

Fazla kilolarınızdan kurtulmak uğruna sürekli aç mı yaşıyorsunuz? Aslında eziyet çekmeden ideal kilonuza kavuşabilirsiniz. Formda bir vücuda sahip olmak ve verdiğiniz kiloları uzun yıllar geri almamak için zayıf kadınların 12 sırrını öğrenmeniz yeterli!

Elinizden arkadaşlarınızın önerdikleri diyet listelerini düşürmüyor, üstelik buna rağmen tartıda gördüğünüz sayıdan hiç memnun kalmıyor veya verdiğiniz kiloları kısa sürede fazlasıyla geri mi alanlardan mısınız? Siz gün boyunca yarı aç dolaşırken, bazı kadınların ise hiç diyet yapmadıkları halde uzun yıllar formlarını korumaya devam etmesinin bir sırrı olmalı diye mi düşünüyorsunuz? Haklısınız! Onlar, zayıf kalmalarını sağlayacak sırlara sahipler. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu İnce’den, zayıf kadınların 12 sırrını öğrendik.

Az ancak sık besleniyorlar

Metabolizmalarının iyi çalışması ve şeker dengesinin kurulması için aç kalmamaya ve az beslenmeye özen gösteriyorlar. Bunun için günde 3 ana öğün 3 ara öğün besleniyor, böylece hem aç kalmadan, hem de metabolizmanın daha hızlı çalışmasını sağlayarak, kilo kontrolünü sağlayabiliyorlar.

Düşük kalori ve düşük yağ içeren beslenme programını takip ediyorlar

Yağlı besinlerden uzak durmaya ve çok kalorili besinlerle karınlarını doyurmamaya dikkat ediyorlar. Çünkü biliyorlar ki bu tür besinler içerdikleri yüksek kalorinin yanı sıra yağ ve karbonhidrat miktarının fazlalığından dolayı çabuk acıkmalarına ve açlık krizleri geçirmelerine neden oluyor.

Düşük glisemik indeksli besinler tercih ediyorlar

Patates, pirinç pilavı, beyaz ekmek, çay şekeri ve bal gibi kan şekerini hızlı yükselten ve ani iştah artışına neden olan yüksek glisemik indeksli besinlerden kaçınıyorlar. Bunun yerine kan şekerini hızlı yükseltmeyen ve tok tutan tam buğday, tam çavdar ekmeği, bulgur pilavı ve meyve gibi düşük glisemik indeksli besinleri tercih ediyorlar.

Besinlerin pişirme şekline dikkat ediyorlar

Kızartmaları ayda 1 veya 2 kez ile sınırlandırıyor, bunun yerine haşlama veya fırında pişirme şekillerini tercih ediyorlar. Patates kızartmasını çok sevseler de, baharatlandırarak fırında elma patates şeklinde hazırlıyorlar.

Yemekten önce çorba veya salata tüketiyorlar

Yemekten önce yenen çorba veya salata açlık hissini azaltarak, ana yemeğin daha az yenmesini sağlıyor. Onlar da bu kurala mümkün olduğunca uymaya çalışıyorlar. Tabii ki yenilen çorbanın içeriği de önem taşıdığını biliyor, düşük kalorili olanlarını yiyorlar.

Atıştırmak için düşük kalorili besinler yiyorlar

Hem açlık şikayetlerinin sonlanması hem de doygunluk sağlanabilmesi yemek aralarında acıktıklarında kalori değeri çok düşük olan sebzeler salata tüketiyorlar.

Dışarıda yemek yerken dikkatli oluyorlar

Davetlerde veya iş yemeklerinde; ızgara balık, tavuk, köfte veya yağsız et gibi seçenekleri, salata gibi düşük kalorili besinlerle birleştirerek hafif menüleri tercih ediyorlar.

Bol bol su içiyorlar

Vücudu bir kap gibi düşünürsek, bunun yüzde 60-70’ini su oluşturuyor. Su içmeye önem verilmediği takdirde ise vücuttaki yağ miktarı artabiliyor. Onlar da bunu önlemek için günde 10-12 bardak su içmeyi asla ihmal etmiyorlar.

Dengeli besleniyorlar

Her besin grubunu eşit olarak tüketiyorlar. Günlük öğünlerinin; et, balık, tavuk veya kurubaklagil gibi protein grubundan, süt ve süt ürünlerinden, tahıl grubundan ve sebze-meyveden oluşması gerektiğini çok iyi biliyorlar.

İçeceklerin kalorilerini göz ardı etmiyorlar

İçeceklerin kalori yönünden besinler kadar tehlikeli olduğunu biliyorlar. Bu nedenle içeceklerin üzerinde yazan kalorileri dikkate alıyor ve alkolden mümkün olduğunca uzak duruyorlar. Asitli ve enerjisi olmayan içecekleri de besinlerin sindirilme hızına etkisi olacağı için çok sık tercih etmiyorlar. Çünkü bunlar besinlerin emilimini hızlandırdığı için çabuk acıkmaya yol açıyor.

Düzenli spor yapıyorlar

Düzenli olarak spor yapmak kilo vermenin yanı sıra sıkılaşmaya ve formda kalmaya yardımcı oluyor. Zayıf kadınlar da ne kadar yoğun olurlarsa olsunlar, haftanın birkaç günü spor yapmayı asla ihmal etmiyorlar.

Haftada bir tartılıyorlar

Fazla kilolardan kurtulduktan sonra vücut ağırlığının düzenli takip edilmesi gerekiyor. Onlar da haftada veya 15 günde bir, aynı saatlerde tartılarak kilolarının kontrolünü sağlayabiliyorlar.