7 Ekim 2013 Pazartesi

2013 NOBEL TIP ÖDÜLÜ HÜCRE TAŞIMA SİSTEMİNE VERİLDİ

2013 Nobel Tıp Ödülü insan hücrelerindeki hücre taşıma sisteminin veziküller tarafından gerçekleştirildiğini bulan James E. Rothman, Randy W. Schekman ile Thomas C. Südhof’un oldu.


Nobel Tıp Ödülü alan çalışmanın detayları için tıklayın.

Bu yıl Nobel Tıp Ödülü, hücrenin taşıma sistemini nasıl organize ettiğinin gizemini çözen üç bilim insanına verildi. Hücre fizyolojisindeki temel süreci ortaya çıkaran James E. Rothman, Randy W. Schekman ile Thomas C. Südhof, moleküllerin nasıl doğru zamanda doğru yere gönderildiğini buldu. Bilim insanlarının bulduğu, hücre içinde ve dışında maddelerin nasıl taşındığının anlaşılmasına olanak sağladı.

Hücre taşıma sisteminin gizemini çözen çalışma sayesinde, her hücrenin fabrika gibi moleküller üreterek, hücre dışındaki taşıma mekanizması ortaya çıkarıldı. Örneğin, insülin hücrede üretilip kana salınmak üzere paketlenir, aynı şekilde bir sinir hücresinden diğerine nörotransmitter adı verilen kimyasallar salınarak iletişim sağlanır. Bütün bu moleküller dışarıya salınmadan önce hücre içinde vezikül adı verilen küçük paketçikler içinde taşınır. Nobel ödülüne layık görülen bu üç bilim insanı bu hücre içi kargoların doğru zamanda doğru yere nasıl gönderildiğinin moleküler mekanizmasının temel prensipleri bulunurken, aynı zamanda tüm bu işlemlerin maya ve insan gibi farklı organizmalar içinde de aynı genel ilkeler dahilinde gerçekleştiği belirlendi.

Buna göre; sürekli faaliyet halindeki bir ortamda sistemin kurgulanma biçiminin de, doğru gönderimin doğru adrese zamanında ulaşması şeklinde olması gerekiyor. Hücreler de benzeri bir sorunla karşı karşıya bulunuyor: hormon, nörotransmiter, sitokin ve enzim adı verilen molekülleri üreten hücrelerde, söz konusu moleküllerin hücre içinde veya dışındaki diğer yerlere gönderilmesi gerekiyor. Zamanlama ve lokasyon, bu anlamda kilit önem arz ediyor; keza hormonlar söz konusu olduğunda metabolizmanın kontrolü, transmiter maddeleri söz konusu olduğunda da sinirlerin harekete geçirilmesi söz konusu oluyor.

Sistem, vesikül fizyonunun kontrol edildiği fizyolojik birçok süreç açısından da -beyine sinyal göndermekten, hormonların ortaya çıkmasına, bağışıklık sitokinlerine dek kritik önem arz ediyor. Bu taşıma işlemlerinin yanlış çalışması veya sekteye uğraması ise, nörolojik ve immünolojik açıdan birçok hastalığın yanı sıra, diyabet durumlarında gerçekleşiyor. Bu titiz örgütlenme süreci olmaksızın hücreler tam anlamıyla bir kaosa sürükleniyor.

Hücre Taşıma Sistemi Ne İşe Yarayacak?
Bulunan, sayesinde hücresel kargo teslimi kontrol sistemi ortaya kondu. Böylece bozuklukların zararlı etkileri ve nörolojik hastalıklar, diyabet ve immünolojik bozuklukların tedavisinde yol gösterici olacak.

Med-Index

6 Ekim 2013 Pazar

ZONGULDAK HASTANELERİNDE OTEL KONFORU YAŞANACAK

Daha iyi sağlık hizmeti verilmesi için Zonguldak Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği ve Zonguldak Dedeman Otel tarafından temizlik personellerine yönelik ‘Kat Hizmetleri’ eğitim protokolü imzalandı.

Zonguldak Dedeman Otel tarafından sosyal sorumluluk projesi kapsamında Zonguldak Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği ile 90 gün sürecek personel eğitim programı imzalandı. Dedeman Zonguldak Genel Müdürü Murat Yılmaz Zeren ve Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Dr. Korkut Eren tarafından ‘Kat Hizmetleri Eğitimi’ne dair protokol imzalandı. 

Sağlık hizmetlerinin sunum kalitesinin artırılması çalışmaları kapsamında yaptıkları proje hakkında bilgi veren Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Korkut Eren, Atatürk Devlet Hastanesi, Uzun Mehmet Göğüs Hastalıkları Hastanesi ve Kadın Doğum Hastanesi’nde kat hizmetleri personelinin Dedeman’ın kurumsal kimliği altında 90 gün boyunca eğitileceğini belirtti. Eren, “Kat hizmetleri protokolü ile hastanelerde hizmet veren temizlik personellerine yönelik olan eğitimle 2014 hedefimiz hastanelerdeki hasta odalarını, koridorlarını, salonlarını ve hastanelerin genel temizliğini, düzenini ve bakımını yapacak ekibin eğitimini kapsıyor” dedi. 


“Bu Uygulama Hastanelerde İlk”
Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Korkut Eren, Med-Index’e şunları söyledi: “Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamınsa hastanelerde Sağlık Otelciliği Birimi oluşturuldu. Bu bağlamda protokolün amacı otellerde Housekeeper olarak bilinen kat hizmetleri sisteminin sağlık sistemine entegrasyonunu sağlayarak vatandaşın verilen hizmetin daha etkin ve kaliteli olmasını sağlamak. Bu çalışmamız içerisinde 350 personelimizin kat hizmetleri eğitimi alması planlanıyor. Genel sekreterliğimiz tarafından yapılan bu uygulama hastanelerde ilk olup, hasta hizmetleri ve otelciliğe kurumsal kimlik oluşturup daha ileriye getirmede ivme kazandıracaktır. Hasta memnuniyeti bizim için olmazsa olmaz unsurlardan.” 

Med-Index

5 Ekim 2013 Cumartesi

"DÜNYANIN İKİNCİ BÜYÜK HEMATOLOJİ KONGRESİ ANTALYA'DA YAPILACAK"

4. Uluslararası Avrasya Hematoloji Kongresi 09-13 Ekim tarihleri arasında Antalya’da yapılacak. Bu kongrenin dünyanın ikinci büyük Hematoloji Kongresi olduğunu belirten Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, “Biz alternatif olmak istemiyoruz ama kendi bölgesinde Orta Asya’da, Balkanlar’da Avrupa bulunan doktorları bir araya getiren, eğitim anlamında, bilimsel anlamda birlikte çalışmayı yönlendiren, hematoloji alanında bilimsel bir kalkınmayı sağlayacak bir kongre düzenlemek” dedi.

 Orta Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Balkanlarda Hematoloji alanında yaşanan yeniliklerin ve gelişmelerin ele alınacağı 4. Uluslararası Avrasya Hematoloji Kongresi 09-13 Ekim tarihleri arasında Antalya Mardan Otel’de düzenlenecek. Hematoloji Uzmanlık Derneği ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, düzenledikleri kongrenin son yıllarda dünyada bilinen ve prestiji artan bir kongre haline geldiğini belirterek amaçlarının dost ve kardeş ülkelerde hematolojinin gelişmesini sağlamak olduğunu söyledi. 

Kongrenin geniş katılımı ve hitap ettiği coğrafya itibarıyla dünyanın ikinci büyük Hematoloji Kongresi olduğunu belirten Dinçer, “Hematolojideki hastalıkların hepsi ölümcül hastalıklar olduğu için ele alınacak konuların hepsi de çok önemli. Yeni tedaviler ve kök hücre tedavileri Türkiye’de çok gelişti. Bu yıl biz kök hücre tedavilerinde kullanılan, hücrelerin çoğaltılması ve geliştirilmesi konularına daha çok ağırlık vereceğiz. Çünkü bu konuda çok fazla gelişme yaşanıyor” dedi. 

4’üncüsü düzenlenecek olan Avrasya Hematoloji Kongresi özellikle yurt dışından çok sayıda bilim adamını misafir edecek. Kongre hakkında bilgi veren Kongre ve Hematoloji Uzmanlık Derneği Başkanı Prof. Dr. Süleyman Dinçer, kongre için şuana kadar 600’den fazla kişinin kayıt yaptırdığını belirterek, “Bu 600’den fazla kişinin yaklaşık 400 kişisi yurt dışından, 18 ülkeden geliyor. Moğolistan’dan tutunda Arnavutluğa kadar, geniş bir coğrafyadan konuşmacılar ve katılımcılar var. Gerçek bir Orta Asya, Avrasya kongresi diyebiliriz. Ayrıca kongremizde Rusça, İngilizce, Türkçe ve Arapça dilleri için çeviri yapılacak” diye konuştu.

“Hematoloji Alanında Dünyada İkinci Büyük Kongre”
Kendileri için en önemli konunun kardeş ve dost ülkelerin özellikle Balkanlar, Orta Asya, Kafkaslar ve Ortadoğu’daki hekimlerin hematoloji ve hematoloji onkoloji dallarında gelişmesini, eğitimini sağlamak olduğunu söyleyen Dinçer, şunları söyledi: “Dost ve kardeş toplumlarda ve ülkelerde hematolojinin, gerçek hematolojik tedavilerin yapılabilir olmasını sağlamak amacıyla bu kongreyi düzenliyoruz. Son yıllarda da bu kongre dünyada bilinen ve prestiji artan bir kongre oldu. Dünyada hematoloji alanında bir büyük kongre var, o da Amerika’da yapılıyor, bu kongre de ikincisi oluyor. Orta Asya, Balkanlar ve Avrupa’yı da içine alan bir kongre. Geniş katılımı itibarıyla dünyanın ikinci büyük Hematoloji Kongresi oldu. Geçen yıl Amerika’daki kongreye katılan bir profesör kongremizin Amerika’daki kongreye alternatif olduğunu söyledi. Biz alternatif olmak istemiyoruz ama kendi bölgesinde Orta Asya’da, Balkanlar’da Avrupa bulunan doktorları bir araya getiren, eğitim anlamında, bilimsel anlamda birlikte çalışmayı yönlendiren, hematoloji alanında bilimsel bir kalkınmayı sağlayacak bir kongre düzenlemek.”

Kongre sitesi: http://avrasyahematoloji2013.org/

Med-Index

4 Ekim 2013 Cuma

TÜRKİYE'NİN "KOMPOZİT DOKU NAKLİ MERKEZLERİ YÖNERGESİ" DÜNYAYA ÖRNEK OLDU

Türkiye'nin "Kompozit Doku Nakli Merkezleri Yönergesi" ile dünyaya da örnek olduğunu belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, bu konudaki kapsamlı tek mevzuat düzenlemesinin Türkiye'de olduğunu vurguladı.

Turgut Özal Üniversitesi'nin 2013-2014 eğitim-öğretim akademik yılı için düzenlenen törende, açılış dersini kol ve yüz nakline imzasını atan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan verdi.

Kompozit doku nakilleri üzerine bir sunum yapan ve kalp, pankreas, akciğer ve karaciğer nakillerinin hayat kurtaran operasyonlar olduğunu anlatan Özkan, kol, bacak, yüz gibi kişinin yaşam kalitesini artıran operasyonların da kompozit doku nakilleri olarak tanımlandığını bildirdi. 
Yaptığı başarılı kol ve yüz nakilleri hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Özkan, şunları söyledi: “Hayat kurtarıcı kalp, karaciğer, pankreas ve akciğer nakilleri var. Hayat kurtarıcı sayılabilecek böbrek nakilleri çok başarılı şekilde yapılıyor. Başlangıçta zorlukları oldu, bunların reddedilmemesi için birçok ilaçlar kullanıldı. Bu ilaçlar yüzünden cilt kanserleri, farklı enfeksiyonlarla karşılaşıldı. Son dönemlerde hem teknik alt yapı gelişti hem de 2000 yılından sonra bulunan ilaçların katkısıyla bu ameliyatlar çok daha verimli bir şekilde yapılmaya başlandı. Kol ya da yüzde yapılan operasyonlar hayati değil. Ancak, yüzü tandıra düştüğü için maske kullananlar, iki kolu dirsekten itibaren olmayan ve başkasına muhtaç olanlar var.” 

“Kadavradan Nakillerin En Fazla Olduğu Üniversite Unvanını Kazandık”
Özkan, organ nakillerinin sayısının artırılabilmesi için beyin ölümü bildirimlerinin önemine değinerek, beyin ölümünün yanlış anlaşıldığına dikkat çekti. Özkan, “Tam donanımlı hastaneler imkanlarını sonuna kadar kullanıyor ve beyin ölümü olanları 2 gün daha yaşatarak organları bir insana daha umut olsun diye çalışıyor. Kadavradan nakiller olduğu için yoğun bakımın çok iyi olması gerekiyor. Kadavradan nakillerin en fazla olduğu üniversite unvanını kazandık” diye konuştu.

Kapsamlı Tek Mevzuat Düzenlemesi Türkiye'de 
Dünya genelinde yapılan ilk nakillerinden örnekler veren Özkan, artık Türkiye'de de çok başarılı operasyonlara imza atıldığını vurguladı. Dünyanın ilk el nakli operasyonun Fransa’da gerçekleştirildiğini hatırlatan Özkan, Amerika'da da dünyanın ikinci el nakli operasyonu yapıldığını söyledi.



“Dünya Çapında Bu Zamana Kadar 70 Kol Nakli, 10 Merkezde Yapıldı”
1998 yılından sonra gelişmelerin çok hızlı olduğunu dile getiren Özkan, “Çin’de de birçok çalışma yapılıyor ancak biz bunları bilimsel anlamda takip edemiyoruz. Hiç yapılmaması gereken parmak nakilleri bile yapılmış olduğunu duyuyoruz. Çin’deki hastaların dahil edilmediği; Avrupa, Amerika ve Türkiye’deki tüm hastaların internet üzerinden kayıtları takip ediliyor. Dünya çapında 70 kol nakli, 10 merkezde yapıldı. Kompozit doku merkezleri arasında Fransa, İspanya, Amerika ve biz önde gidiyoruz” dedi. 

Kol Nakli Yapılan Hasta Normal Hayata Döndü
Kol naklini yaptığı ve normal hayatına dönen hastasının, kollarını kullandığını gösteren videoları izleten Özkan, Türkiye'de gerçekleşen kol, bacak, yüz ve rahim nakilleri operasyonlarının, dünyada takdirle karşılandığına söyledi. Daha birçok başarılı operasyonlara Türk bilim insanlarının imza atacağına inandığını sözlerine ekledi.

“Dünyada Böyle Bir Mevzuat Yok”
Kendisine başvuran hastalarının yaşadıklarını anlatan Özkan, böbrek ve karaciğer gibi organların nakillerinin mevzuatlara bağlı olduğunu belirtti. Özkan, kol, bacak ve yüz nakillerinin mevzuatının olmadığını ve başvuruda bulunduğunu iznini almak için beklediğini kaydetti. Türkiye'nin "Kompozit Doku Nakli Merkezleri Yönergesi" ile dünyaya da örnek olduğunu belirten Özkan, bu konudaki kapsamlı tek mevzuat düzenlemesinin Türkiye'de olduğunu ifade etti. 

“5 Bin Kadından Birinin Doğuştan Rahmi Yok”
5 bin kadından birinin doğuştan rahminin olmadığını kaydeden Özkan, “Bu kişiler evlendikten sonra çocuk sahibi olmak istiyorlar. İlk ameliyatında çocukla birlikte rahmini de kaybedenler oluyor. 2006 yılından bu yana rahim naklinin yapılması üzerine çalışıyoruz. Böbrek nakilleri olanlar da çok başarılı şekilde çocuk sahibi oluyor. Mevzuata, “çocuk sahibi olur” diye eklerseniz, rutin olmuş olur ve kötü amaçlı kullanılabilir. Ancak iyi bir örnek gerekir. Bu örnekten sonra mevzuatı da hazır. Sadece bu hastanın sağlıklı bir çocuk dünyaya getirmesi gerekiyor. Eğer bu başarılı olursa kimlere ve hangi durumlarda yapılacağı mevzuatı hazır olacak. Hastalarımızdan birine rahim naklini yaptık, rahmi olmayan yere koyuyorsunuz. Yumurtalar tamamen anneye ait, hiçbir genetik değişim yok. Çocuk olduğunda o anne ve babaya ait olacak. İşlem bitince de rahmi çıkartıyorsunuz. Sonrasında da ilaç almasına gerek kalmıyor. İki denememizden bir tanesi çok başarılı şekilde devam etti. Hatta 8. haftaya kadar da büyüdü ve kalp atışlarını izledik. Maalesef düşük oldu. Ancak rahmin gebe kaldığını, çocuğun canlandırılabildiğini burada gördük. Bundan sonraki denemelerimizde başarılı oluruz diye umuyoruz” şeklinde konuştu. 

Cenazenin Vücut Bütünlüğü Korunuyor
Dünyada yapılan yüz nakilleri hakkında bilgi veren Özkan, organlar alındıktan sonra cenazenin vücut bütünlüğünün korunduğunun göz önünde tutulduğu için bu konuda endişe duyulmaması gerektiğine dikkat çekti. Özkan, son dönemlerde yaptığı yüz nakillerinin sonuçlarını anlattı. 

“Artık Gelişme Dönemindeyiz”
Yeni öğretim yılında kuruluşunun 4. yılını kutlayan üniversitenin açılışında konuşan Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Oral, artık kuruluş aşamasını geride bırakarak gelişme dönemine başladıklarını ifade etti. Prof. Dr. Oral, nicelik ve nitelik bakımından kuruluş dönemi hedeflerinin fazlasını yakaladıklarının altını çizdi. Oral, üniversitelerinde çok sayıda ülkeden gelen öğrencilerin de bulunduğunu ifade ederek, her geçen gün geliştiklerini ve büyüdüklerini dile getirdi.

“Diğer Üniversitelerle Yarışacak Seviyeye Geldik.”
Üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı eski Başbakan Yıldırım Akbulut, üniversite’nin artık diğer üniversitelerle boy ölçüşebilecek bir noktaya geldiğini vurguladı. Dönemin rekabet dönemi olduğunu belirten Akbulut, “Rekabetin anlamı yarışın içinde olmaktır. Yarışın içinde olmamız için çalışma isteği taşıyan öğrencilere ihtiyacımız var. Bu isteği hisseden öğrencilere sahip olduğumuza inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Med-Index

3 Ekim 2013 Perşembe

AİLE HEKİMLERİNE UZAKTAN EĞİTİMLE UZMANLIK EĞİTİMİ İMKANI GELİYOR”

Kanun hükmünde kararname ile aile hekimlerine uzaktan eğitimle uzmanlık yapabilme hakkı verildiğini belirten Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Uzmanlığını alan aile hekimlerinin mecburi hizmetlerini aile hekimliği yaptıkları yerde yapmış kabul etme gibi bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz.” dedi.

Sağlık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından yürütülen 'Engelli Bireyler için Hizmetlerin Geliştirilmesi Projesi' kapsamında 'Toplum Ruh Sağlığı Hizmeti: Sosyal İçermeye Giden Yol' başlıklı uluslararası konferansın açılışı yapıldı. Konferansın açılışına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Temsilcisi Dr Maria Cristina Profili, AB Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Jean-Maurice Ripert katıldı.


Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, açılış konuşmasından sonra basın mensuplarının sorularını cevapladı. 

Bir gazetecinin "Bazı basın yayın organlarında yeni bir düzenleme ile aile hekimlerin uzmanlaşma imkanı tanıyan bir çalışma ile ilgili haberler yer alıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?" şeklindeki sorusuna Müezzinoğlu, çoğunluğu pratisyen hekimlerden oluşan aile hekimlerinin uzmanlaşmalarının teşvik edilmesi amacıyla torba kanunda önemli bir düzenleme yaptıklarını açıkladı. Torba kanunun önümüzdeki hafta genel kurula gelmesini ümit ettiklerini belirten Müezzinoğlu, "Bu ayın içinde olmazsa bayram sonrası gelecek. Bu torba kanun içinde aile hekimleri ile ilgili yeni bir düzenleme yapmayı planlıyoruz. Şu an YÖK'le görüşüyoruz. Kanun hükmünde kararname ile aile hekimlerine uzaktan eğitimle uzmanlık yapabilme hakkı vermiştik. Önümüzdeki dönemde uzaktan eğitimle uzmanlık yapabilmeleri için biraz daha teşvik edici olabilmesi için mecburi hizmetle ilgili bir düzenleme planlıyoruz. Uzmanlığını alan aile hekimlerinin mecburi hizmetlerini aile hekimliği yaptıkları yerde yapmış kabul etme gibi bir düzenleme üzerinde çalışıyoruz” dedi. 

2 Ekim 2013 Çarşamba

İLAÇ SEKTÖRÜNÜN KALBİ "SPEKTRUM"DA ATACAK

 İlaç ve eczacılık sektörünü ilgilendiren birçok konu hakkında son gelişmelerin paylaşıldığı Spektrum toplantılarının bu yıl üçüncüsü 9 Ekim 2013 tarihinde İstanbul Maslak Sheraton Otel’de gerçekleştirilecek.

Eczacılığın gündemindeki konular, yeni yasal düzenlemeler, ilaç sektörü ve eczane ilişkileri açısından önem taşıyan noktalar ve eczaneye yönelik yeni uygulamalarının tartışıldığı Spektrum Toplantılarının üçüncüsü 9 Ekim 2013 tarihinde İstanbul Maslak Sheraton Otel’de gerçekleşecek.

İsmi gibi ilaç ve eczacılık sektörünün tüm renklerini içinde barındıran Spektrum III toplantısında katılımcılar sektörle ilgili tüm güncel konuları takip edebilecek, bilgi ve deneyimlerini paylaşabilecek. 

Damla Çimen PTMS ( Pharma Tailor Made Services ) Spektrum Toplantıları Koordinatörü, Med-Index Yayın Yönetmeni Esra Öz’ün sorularını yanıtladı. 

Toplantı hakkında bilgi verir misiniz? 
Eczacılığın gündemindeki konular, yeni yasal düzenlemeler, ilaç sektörü ve eczane ilişkileri açısından önem taşıyan noktalar ve eczaneye yönelik yeni uygulamalarının tartışıldığı Spektrum Toplantılarının üçüncüsünü 9 Ekim 2013 tarihinde İstanbul Maslak Sheraton Otel’de gerçekleştiriyoruz. Spektrum III, ilaç sektörü ve eczacılığa dair tüm gündem konularının değerlendirildiği tarafsız bir eğitim ve tartışma platformudur. PTMS olarak Spektrum III Toplantısına Eczacı Odası Başkanları, akademisyenler, ilaç sektörü temsilcileri, dağıtım kanalları, hasta dernekleri ve eczacılarla birlikte 200’ün üzerinde katılımcı bekliyoruz.

Bu toplantıları yapmaya nasıl karar verdiniz?
PTMS ( Pharma Tailor Made Services ) olarak 13 yıldır sağlık sektörüne yönelik eğitimler ve projeler geliştirmenin yanı sıra sektörün ihtiyaçlarına ve gündemine özel konferansları da organize ediyoruz. Big Brain of Farma, Değişim Zirvesi, Nöromarketing Workshop, Dijital Sağlık Zirvesi bunların en önde gelenleri. Son 3 yılda gerek ilaç firmaları desteğinde gerekse eczacılardan gelen taleplerle 5 binden fazla eczacı ve eczane çalışanına eğitimler ve projeler geliştirdik. Sektörün tüm paydaşlarını buluşturan ilk ve tek eğitim, tartışma ortamını oluşturmak hem bizim hem de eczaneye dokunan tüm aktörlerin olumlu tepkisi ile karşılandı. Bu platform eczacılık mesleğinin geleceği ve ilaç sektörünün eczaneye yönelik daha verimli ve hedefe ulaşabilir stratejiler üretmesi açısından söyleyecek sözü olan herkese açık. Spektrum toplantılarının 3 yıldır devam etmesi de bunun en önemli göstergesi. 

Bu sene hangi konular ele alınacak? 
Bu yıl gündemimiz hem renkli hem de tüm paydaşların sektördeki geleceği açısından önemli görüş alışverişinin yapılacağı oturumlarla zenginleştirildi. Gündemin değişkenliği ve buna bağlı olarak ele alınacak konuların belirlenmesinde bir ilk uygulamayı daha gerçekleştirdik. Toplantı programını ve konuşmacıların seçimini yaparken danışma kurulu oluşturup kendilerinden destek aldık. Yaklaşık 10 aydır süren yoğun bir çalışma neticesinde oluşan gündem başlıklarımız;
• İlaç ve eczacılık alanında resmi düzenlemelerin ilaç sektörü ve eczacı gözüyle değerlendirilmesi
• İlaç sektöründen eczaneye bakış; OTC ve geleceğe yönelik projeler
• Sağlıkta dönüşüm programında “self medication”nun yeri ve OTC’nin geleceği
• Eczacı meslek örgütlerinin gündemi değerlendirmesi
• İlaç sektöründen başarı hikayeleri
• Eczanede marka yaratmak
• Sektörel tartışma platformlarında gündemin getirdikleri
• Eczacı kooperatiflerinin değişim sürecindeki stratejileri ve beklentileri
• Eczanede Nöromarketing
• Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet; Eczacılar ve ilaç sektörü bakış açısıyla
• Değişimle birlikte kriz yönetimi
• Toplumsal olaylarda “İnsan” olarak Eczacı
• Tüm bilinen ve bilinmeyenleri ile hasta – eczacı iletişim

Bu toplantıya kimler katılmalı? 
Spektrum III toplantısına eczaneye dokunan tüm paydaşlar katılmalıdır. İlaç sektörü yöneticileri açısından gelecek pazarlama ve satış stratejilerini oluşturma sürecinde birincil hedef kitlesini temsil edenlerle birebir network kurma, görüşlerini alma ve projelerini sunma boyutunda büyük bir fırsat doğarken, eczacılar ve meslek örgütlerinin de kendilerini çözüme yönelik önerileriyle ifade etmelerine zemin oluşturuyor. 
www.spektrumtoplantisi.com 

Med-Index

1 Ekim 2013 Salı

"DİYABET HASTASININ YILLIK MALİYETİ 10 BİN EURO AZALTILABİLİR"

Avrupa ve Amerika’da kontrolsüz bir diyabet hastasının yıllık maliyetinin 13-16 bin Euro civarında olduğunu belirten Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, “Mobil yöntemlerle kontrol altında tutulan bir hastanın maliyeti ise 3-5 bin Euro arasında oluyor. Yani, düzenli takip edilen bir diyabet hastasının yıllık maliyeti, ortalama 10 bin Euro azaltılmış oluyor” dedi.

Günün her saati, istenilen her yerde sağlık hizmeti alabilmenin en kolay yollarından biri haline gelen mobil sağlık uygulamaları, zaman kayıplarının önüne geçilmesi ve düzenli takiple hastalıkların kontrol altına alınması gibi kolaylıklar sunuyor. Digital Health Summit Turkey 2013′te Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, “Sağlık Hizmetlerinde İnovatif Bir Dönüşüm: Mobil Sağlık” konusunda bilgi verdi. 

Türkiye’de Acıbadem Mobil Sağlık uygulamasının en çok indirilen ve aktif kullanıcısı olan aplikasyonlardan biri olduğunu belirten Turgay, bu uygulama ile tek tuşla, bulunulan yere ambulans, doktor ve hemşire çağırılabildiğini kaydetti. 

Dr. Özgür Turgay, Med-Index Yayın Yönetmeni Esra Öz’ün sorularını yanıtladı. 

Mobil Sağlık Nedir?
Mobil sağlık, teknoloji entegrasyonuyla birlikte, sağlık hizmetlerinin taşınabilir, her yerde kolaylıkla ve hızla erişilebilir olmasıdır. Mobil sağlık, bireylerin günün her saati, istedikleri her yerde sağlık hizmeti alabilmesi, zaman kayıplarının önüne geçilmesi, düzenli kontrollerle hastalıkların kontrol altına alınması gibi etkili sonuçları olan gelişmiş bir sağlık hizmeti anlayışıdır. 

Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Değişen yaşam koşulları ile ortalama insan ömrünün uzadığı görülüyor. Nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak artan kronik hastalıkların kontrol altına alınabilmesi de uzaktan takip sistemiyle mümkün. Bireyselliğin ön plana çıktığı, teknolojinin her alanda konfor sağladığı bu çağda, sağlık hizmetlerine de konforlu ve kolay erişim sağlanması bekleniyor. Mobil sağlık artık bir lüks değil, ihtiyaç.

Sağlık sektöründe mobili kullanırken olmaması gerekenler nelerdir? Olması gerekenler nelerdir? 
Teknolojiyi yakından takip etmeyen bir mobil sağlık anlayışı mümkün değildir. Biz Acıbadem Mobil Sağlık olarak dünyadaki gelişmeleri yakından takip ederek, hizmetlerimizi yeni teknolojiye entegre etme konusunda öncü çalışmalar yürütüyoruz. Hizmet verdiğimiz alanın kalbi inovasyon. Statik olursanız, dinamik bir çalışma prensibi izlemezseniz, teknolojik çağın gerisine düşer ve mobil sağlığın gerekliliklerini yerine getiremezsiniz. Bu nedenle teknolojiyi yakından izleme ve yeniliklere adapte olma anlamında adımlar atmak gerekir.

Yurtdışında sağlık sektöründe bu alanda uygulamalar nelerdir? Ülkemizle karşılaştırmasını yapabilir misiniz?
Ülkemizde mobil sağlık henüz çok yeni. Mobil sağlığın kazandırdıklarını daha net gördüğümüzde sektördeki gelişimin daha da hız kazanacağını düşünüyorum. Mobil sağlığın en büyük artılarından biri, hükümetlerin üzerinde büyük baskı oluşturan sağlık maliyetlerini düşürebilmesidir. Avrupa ve ABD’de bu konuyla ilgili çalışmalar yapılıyor ve görülüyor ki; kontrolsüz bir diyabet hastasının yıllık maliyeti 13-16 bin Euro civarında iken, mobil yöntemlere kontrol altında tutulan bir hastanın maliyeti 3-5 bin Euro arasında oluyor. Yani, düzenli takip edilen bir diyabet hastasının yıllık maliyeti ortalama 10 bin Euro azaltılmış oluyor. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon diyabet hastası, 20 milyon hipertansiyon hastası bulunuyor. Dolayısıyla mobil sağlık, ülke ekonomimiz açısından da hassas ve önemli bir konu başlığı.

Sağlıkta sosyal medyayı mobil konusunda sizce nasıl kullanılmalı?
Mobil sağlık çalışmalarının temelinde teknoloji yattığı için sosyal medyayı da etkin bir şekilde kullanmakta fayda var. Sağlık sektörü kendini doğru bir şekilde bu yeni dünyaya entegre etmeli. Ülkemizde henüz yeni olan bu sağlık hizmeti anlayışını doğru şekilde ilettiğinde sosyal medyanın doğru bir iletişim aracı olduğuna inanıyorum. Teknoloji çağında yenilikleri takip edebilmek için, online olmak gerek.

Sağlık sektörünün mobil açısından sosyal medyaya bakışı nasıl olmalı? 
Bilinçlendirme çalışmalarında yararlı olduğunu düşünüyorum. Sosyal medya içerisinde hızlı bir haber ağı ve anlık bir akış var. Dolayısıyla bilgi bu şekilde daha kolay yayılıyor. 

Sağlık sektörü mobil uygulamalarla sosyal medyadan nasıl etkileniyor?
Sağlık hizmetlerinin mobilleşmesi, tüm mobil teknolojilere de adaptasyon gerektiriyor. Acıbadem Mobil Sağlık’ın akıllı telefon uygulaması, hayatı kolaylaştıran yenilikler ve pratik sağlık bilgileri içeriyor. Cep telefonunuzdan Acıbadem Mobil Sağlık uygulamasına girerek, ilk yardım bilgilerine, sağlıkla ilgili sorularınızın cevaplarına kolaylıkla erişebiliyorsunuz. Ayrıca tek tuşla, bulunduğunuz yere ambulans, doktor ve hemşire çağırmak mümkün. Bu uygulamamız, Türkiye’de en çok indirilen ve aktif kullanıcısı olan sağlık uygulamalarından biri oldu. Bu uygulamaların sosyal medyada ile etkileşimi, sağlıktaki yenilikleri izleyebilme açısından da önemli. 

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Ardından Bahçeşehir Üniversitesi’nde işletme alanında yüksek lisansımı tamamladım. 2008 yılında kurulduğundan bu yana, Genel Müdürlüğünü üstlendiğim Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri’nde görevime devam ediyorum.

Sağlık haberciliği hakkında düşünceleriniz nelerdir? Sağlık haberlerinde nelere dikkat ediyorsunuz?
Sağlık haberciliği toplumun bilinçlenmesinde, sektör çalışanlarının ise yenilikleri takip etmesinde önemli rol oynuyor. Sektör hakkında bilgi almak ve dünyadaki gelişmeleri izlemek için çok yararlı. Bunun yanı sıra hastalıkların tedavisi konusundaki gelişmeler de güncel olarak takip edilebildiğinden, sağlık haberlerinin özenli bir yaklaşımla sunulmasının hayati önem taşıdığı kanısındayım.

Sağlıklı iletişimin olmazsa olmazı size göre nedir?
Özel hayatta da, iş hayatında da dikkatli bir dinleyici olmak, tüm iletişim sorunlarını tedavi eder.